Tüm Kategoriler
CİNSEL ÜRÜNLER CİNSEL ÜRÜNLER
YEŞİLEX AFRODİZYAK YEŞİLEX AFRODİZYAK
YEŞİLEX ÜRÜNLERİ YEŞİLEX ÜRÜNLERİ
BİTKİSEL KAPSÜLLER BİTKİSEL KAPSÜLLER
BİTKİSEL İLAÇLAR BİTKİSEL İLAÇLAR
AKCİĞER HASTALIKLARI AKCİĞER HASTALIKLARI
AKDENİZ ATEŞİ AKDENİZ ATEŞİ
ALERJİ PROBLEMİ ALERJİ PROBLEMİ
ALKOLÜ BIRAKMA ALKOLÜ BIRAKMA
ALT ISLATMA ALT ISLATMA
ANAL FİSSÜR ANAL FİSSÜR
ANEMİ ANEMİ
ANKİLOZAN SPONDİLİT ANKİLOZAN SPONDİLİT
ANTİOKSİDANLAR ANTİOKSİDANLAR
ARTRİT ARTRİT
ASTİM ASTİM
AŞIRI TERLEME AŞIRI TERLEME
AYAK BAKIMI AYAK BAKIMI
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
BAL VE ARI ÜRÜNLERİ BAL VE ARI ÜRÜNLERİ
BALLI KARIŞIMLAR BALLI KARIŞIMLAR
BANYO ÜRÜNLERİ BANYO ÜRÜNLERİ
BASUR (HEMOROİT) BASUR (HEMOROİT)
BAŞ DÖNMESİ BAŞ DÖNMESİ
BEBEK VE ÇOCUK BEBEK VE ÇOCUK
BEHCET BEHCET
BEL FITIGI BEL FITIGI
BEL SOĞUKLUĞU BEL SOĞUKLUĞU
BEYİN HASTALIKLARI BEYİN HASTALIKLARI
BİTKİSEL ÇAYLAR BİTKİSEL ÇAYLAR
BİTKİSEL SULAR BİTKİSEL SULAR
BİTKİSEL YAĞLAR BİTKİSEL YAĞLAR
BOY UZATMA BOY UZATMA
BOYUN FITIĞI BOYUN FITIĞI
BÖBREK HASTALIKLARI BÖBREK HASTALIKLARI
BÖBREK TAŞI BÖBREK TAŞI
BÖBREK YETMEZLİĞİ BÖBREK YETMEZLİĞİ
BRONŞİT & SOLUNUM BRONŞİT & SOLUNUM
CİLT ÜRÜNLERİ CİLT ÜRÜNLERİ
CİNSEL SOĞUKLUK CİNSEL SOĞUKLUK
DAMAR TIKANIKLIĞI DAMAR TIKANIKLIĞI
DERİ HASTALIKLARI DERİ HASTALIKLARI
DİŞ VE AĞIZ BAKIMI DİŞ VE AĞIZ BAKIMI
EGZAMA EGZAMA
ERKEN BOŞALMA ERKEN BOŞALMA
FELÇ FELÇ
FİBROMİYALJİ FİBROMİYALJİ
GÖĞÜS BÜYÜTÜCÜ GÖĞÜS BÜYÜTÜCÜ
GÖZ SORUNLARI GÖZ SORUNLARI
GRİP GRİP
GUATR GUATR
GUT HASTALIĞI GUT HASTALIĞI
GÜL HASTALIĞI GÜL HASTALIĞI
HEPATİT B_C HEPATİT B_C
HİPERTROİT HİPERTROİT
HORMONAL BOZUKLUK HORMONAL BOZUKLUK
İŞTAH AÇICI İŞTAH AÇICI
İYİLEŞMEYEN YARALAR İYİLEŞMEYEN YARALAR
K.B.B.  HASTALIKLARI K.B.B. HASTALIKLARI
KADIN HASTALIKLARI KADIN HASTALIKLARI
KALP-DAMAR HAS. KALP-DAMAR HAS.
KANSER KANSER
KARACİĞER HAS. KARACİĞER HAS.
KAS & KEMİK EKLEM HAS. KAS & KEMİK EKLEM HAS.
KAS GEVŞETİCİ KAS GEVŞETİCİ
KAŞINTI KAŞINTI
KEMİK ERİMESİ KEMİK ERİMESİ
KIL DÖNMESİ KIL DÖNMESİ
KISIRLIK KISIRLIK
KİLO ALDIRICI KİLO ALDIRICI
KİREÇLENME KİREÇLENME
KOLESTEROL KOLESTEROL
KREMLER KREMLER
KRONİK YORGUNLUK KRONİK YORGUNLUK
KULAK ÇINLAMASI KULAK ÇINLAMASI
KURT DÖKÜCÜ KURT DÖKÜCÜ
LİKEN PLANUS LİKEN PLANUS
MACUNLAR MACUNLAR
MANTAR MANTAR
MENİSKÜS MENİSKÜS
MİDE & BAĞIRSAK HAS. MİDE & BAĞIRSAK HAS.
MİGREN MİGREN
ORUÇ VE SAĞLIK ORUÇ VE SAĞLIK
ÖDEM HASTALIĞI ÖDEM HASTALIĞI
ÖZEL SETLERİMİZ ÖZEL SETLERİMİZ
ÖZEL ÜRÜNLER ÖZEL ÜRÜNLER
PAKET BİTKİLER PAKET BİTKİLER
PROSTAT PROSTAT
PSİKOLOJİK RAH. PSİKOLOJİK RAH.
ROMATİZMA HAS. ROMATİZMA HAS.
SAÇ BAKIMI SAÇ BAKIMI
SAFRA KESESİ SAFRA KESESİ
SARA HASTALIĞI SARA HASTALIĞI
SEDEF SEDEF
SİGARA BIRAKMA SİGARA BIRAKMA
SİNÜZİT SİNÜZİT
SİSTİT SİSTİT
SİYATİK SİYATİK
SPERM ARTTİRICI SPERM ARTTİRICI
SPORCU DESTEK SPORCU DESTEK
STRES & DEPRESYON STRES & DEPRESYON
SÜT ARTTIRICI SÜT ARTTIRICI
ŞEKER HASTALIĞI ŞEKER HASTALIĞI
TÜY DÖKÜCÜ TÜY DÖKÜCÜ
UÇUK UÇUK
UNUTKANLIK UNUTKANLIK
UYKU SORUNLARI UYKU SORUNLARI
VARIKOSEL VARIKOSEL
VARİS HASTALIĞI VARİS HASTALIĞI
VİTAMİNLER VİTAMİNLER
VİTİLİGO VİTİLİGO
YANIK YANIK
YAŞLILIK YAŞLILIK
YORGUNLUK GİDERİCİ YORGUNLUK GİDERİCİ
YÜKSEK TANSİYON YÜKSEK TANSİYON
ZAYIFLAMA ÜRÜNLERİ ZAYIFLAMA ÜRÜNLERİ
ZİHİN AÇICI ZİHİN AÇICI
ZONA ZONA

Bioenerji Genel

Bir bioenerji uzmanı olarak, yirmi yılı aşan hizmet süresini doldurdum. Bilimde daima daha ilerisini aradım. Hep yenilikçi bir  zihniyetle çalıştım. Bu anlayışla , bioenerji tıbbında mevcudun daha ötesinde bir kalite ortaya koymak amacıyla kendi özgün ekolümü kurdum. Bu ekol ile bioenerji tıbbını zenginleştirdim. Üç ilmi aynı seansta ve birlikte uygulayarak üçlü ekolümü ortaya koydum ; Bioenerji + Açık Hipnoz + Psikoterapi. 

 

Kurucusu olduğum bu üçlü tedavi ekolüne , “Bioenerjetik Arındırma” adını verdim. Çalışmalarımda, konuklarımın hem düşünce cephelerini, hem de fiziksel cephelerini birlikte arındırıyorum. Böylelikle “bütünsel bir tedavi” anlayışıyla tüm bedenlerini negatif enerji birikimlerinden arındırıyorum. Yapmakta olduğum işlem ; “vücudun bütünsel olarak AKORT edilmesi” dir. Bu muhteşem tedavi sonunda konukların düşünce dünyalarında büyük olumlu değişimler görülmektedir. Hayata daha güçlü bir yürüyüş halinde merkezimizden taburcu olmaktadırlar.Adeta , hayatlarının yeni açtığımız dönemine ve çok farklı bir kişilikle başlamaktadırlar.

 

Uzun yıllardır BİOENERJETİK  ARINDIRMA  ekolü ile çalışmak, bu süre zarfında yüzlerce kişinin düşünce dünyalarındaki problemleri çözmek, doğal olarak bende kalan bilgi birikimleri dolayısıyla beni de çok geliştirdi. Bioenerji ilminde yirmi seneyi aşan bir hizmet birikimine ulaştım. Konuklarımın ağır kişilik problemlerinin çözümlerini yapmak,  elbette bu arada beni de çok hırpaladı. Ama; yıllar içinde bu yorgunluğun bende kalan muhteşem bir bilimsel armağanına sahip oldum.Çok çetin , ağır, yorucu, yıpratıcı, meşakkatli geçen çalışma hayatım, bana topluma sunabileceğim yeni bir hizmet konusunu armağan etti.Bu armağan  “hayat danışmanlığı”dır.Ben, yüzlerce yaşanmış örnekleri dağarcığında biriktirmiş bulunan bir ilim adamı olarak, gerçek anlamda bir “hayat danışmanı”yım.

 

 Fakat, hemen belirtmek isterim ki ; öyle… televizyonların magazin programlarında dolaşan, medya yıldızı haline gelmiş “yaşam koç”larından biri değilim. İngilizce olarak yazılışı nasıldı ?... Galiba, coach olacaktı…Yani ; ne acınacak bir durum… Güzel Türkçemizde  “danışman, rehber , müşavir, mürşit” gibi pek çok karşılığı varken , bir kimsenin kendisine “coach” diye unvan vermesi ancak aşağılık duygusunun eseri olabilir. Türk olmanın haysiyetini kavrayamamış halde bulunmanın belirtisidir. Ben , “hayat danışmanıyım”. Yaşam koçu değilim !

 

 Bu arada ; toplum adına çok sakıncalı saydığım bir oluşumu da  okuyucularımın dikkatine sunmak istiyorum :  Kısaca , “bilimin istismar edilmesi” şeklinde isimlendirilebilecek  üzüntü verici bir konu…Bilimin, ilim adamının, emeğin, bilim merakının çirkince yağmalanması…Ben bunlara kısaca,  “kap-kaç kurslar” diyorum. Buralarda katılımcılara gerçekte bilimsel değere sahip bir şey öğretilmiyor, aksine O’nlara , “bir şey öğrendikleri zannettiriliyor”.Son yıllarda ülkemizde halkın yoğun olarak ilgisini çeken “bioenerji” gibi, “hayat danışmanlığı” gibi değerli bilimsel konularda böyle uygulamalara üzülerek şahit oluyorum. Hem de pek fazla sayıda… İnsanların bu konulara ilgi duymalarını fırsat bilen birtakım para canlısı kişiler ; sadece beş gün süren, bir hafta süren, onbeş gün süren “ sözde eğitim kursları” düzenleyerek, katılımcılara belge dağıtmaktadırlar. Dağıttıkları bu belgelerin bilimsel bir değeri ve geçerliliği de yoktur. Üstelik, bunlar fahri nitelikli ( para alınmadan yapılan ) eğitim amaçlı işler de değil, çok yüksek katılım ücretleri ödeniyor. Bu uyduruk kursları alan ve önemli ücretler ödeyen kişiler ise , bir şey öğrendiklerini sanarak havaya giriyorlar.Bir bilimsel unvana hak kazandıklarını sanarak halkımızın önüne çıkıyorlar.Doğal olarak da,  gerçek bilimden tamamen uzak uygulamalarıyla milletimizi incitiyorlar. İnsanlara zarar veriyorlar. Bunu bilerek söylüyorum, çünkü, öyle kişilerden “sözde” hizmet satın alarak büsbütün kargaşaya düşen insanlardan bana gelenler oluyor. İnsanlık adına üzülüyorum…Ne vardı, insanlar kendi bildikleri iş ile meşgul olsalardı da, hem kimseye zarar vermeseler, hem de kendi haysiyetlerini para için ayak altına aldırmasalardı… Meşhur sözdür ; “yanlış yanlışı getirir”.

 

 Değerli okuyucularımı düşünmeye davet ediyorum…İnsan bir haftalık bir kurs ile, şöyle, tiryakisine “eline sağlık” dedirtecek kadar güzel bir kahve pişirmeyi bile öğrenemez.Güzel kahve pişirme  işi  de, itina göstermek, konunun  birtakım  ince unsurlarını  iyice kavramak, bizzat işin ağız tadına vakıf olmak gibi kazanımlardan sonra başarılır, zaman ister.Hal böyle iken; bioenerji tıbbı gibi çağımızın “ileri tıp yöntemi” mevkiindeki bir bilim konusunu üç-beş gün içerisinde nasıl öğretebilirler, katılımcılar ise yıllar süren ağır bir eğitimle ancak kazanılabilecek olan bu ileri tıp yöntemini nasıl öğrenebilirler ? Yine, hayat danışmanlığı gibi ; ancak uzun yıllar içinde sahip olunabilecek , kazanılması büyük emeklerle sağlanabilen  bir bilimsel yeterlilik konumuna, beş-altı günlük bir kurs alarak nasıl ulaşabilirler ?  Ne seviyesiz bir anlayış… Ne seviyesiz bir uygulama…Bilime ve gerçek bilimcilere karşı ağır bir saygısızlık teşkil eden çok üzücü bir durum. Artık , daha başka ne söyleyebileceğimi gerçekten bilemiyorum.

 

Fakat  ; şurası muhakkaktır ki ; bir yağmalama olayında daima iki suçlu vardır… Biri, yağma girişiminde bulunan ve diğeri de buna izin veren kişidir. Böyle kap-kaç kursları düzenleyenler ve bu kurslara bir makam sahibi olacaklarını sanarak büyük paralar ödeyerek katılanlar… İki taraf da bu bilim istismarının ( bilim yağmasının ) suçlularıdırlar. Yine de; böyle kurslara katılanların, bilime duydukları merakları nedeniyle istismara uğradıklarını düşünerek “gerçek suçlular” sayılamayacakları kanaatini belirtmek istiyorum. Fakat, ne yazık ki ; zarara uğruyorlar. Hem halkın huzurunda mahcup duruma düşüyorlar, çünkü bilim dağarcıklarında bir şey bulunmuyor… Hem de , çok büyük paraları  sonuçsuz bir şey uğrunda kaybediyorlar…                                          

 

 

Herkesçe bilinmelidir ki; gerçek ilim ile gösteriş yapma çabası aynı insanın bünyesinde birlikte olarak bulunamaz. Bu, tabiata aykırı bir haldir. Bunlardan biri varsa, diğeri olamaz aynı kişide. Bir kişi şayet gerçek ilim sahibi ise ; asla gösteriş yapmak çabası içerisinde  olmaz. Ne bildiğini, neleri halletmeye gücünün yeteceğini  uygulamalarıyla ve sadelik içerisinde ortaya koyar. Yani “ hal lisanı” ile konuşur, dil lisanı ile değil. Çünkü ; ilim zaten o kadar ışıltılı bir kavram, o kadar güzel bir kıymettir ki ; onun ayrıca süslenmeye ihtiyacı yoktur. Dolayısıyla, kendilerinde halka sunabilecekleri gerçek bir ilim olmadığını bilen kişiler,bilgi dağarcıklarındaki bu açıklarını kapatabilmek amacıyla, bilim fukaralıklarını halktan saklamak maksadıyla , muhtelif gösteri ve gösteriş hareketlerine, göz alıcı  lüks dekor ve mekanlara bürünmeye, anlaşılmaz karmaşık sözlerle konuşmaya, hareketli magazin programları içerisinde araya kaynamaya çalışırlar. Böyle boş şeylere başvurmak zorunda kalırlar. Hep maske ile dolaşmak zorunda hissederler kendilerini.

 

Oysa ki; gerçek bir ilim adamı halka hitap ederken adeta “çocuk dilinden” konuşur, mümkün olduğunca sadeliğe bürünür. Çünkü ; hedefi bilgilerini en anlaşılır şekilde hizmetine giriştiği kişiye aktarabilmektir,  O’na “hava atmak” değildir. Halka hitap ederken  konuşmasında birtakım  mesleki terimlere, yabancı  dillerden alınmış kelimelere yer vermez. Çünkü; halk bu mesleki terimleri bilmek ve anlamak zorunda değildir.Halk , bilimciden hizmet almak durumundadır ve o amaçla gelmiştir, hepsi o kadar. Bu durumda , halka saygılı olan gerçek bir ilim adamı için, halkın anlayamayacağı kelimelerle onlara hitap etmek utanılacak bir haldir. Mesleki terimleri sadece kendi meslektaşlarıyla konuşurken kullanmalıdır, o ortamlarda kullanılması elbette  doğaldır.

 

İçerisinde “Hayat Danışmanlığı” hizmeti de vermekte olduğum Bioenerjetik Arındırma  Seanslarımda, bugüne kadar yaptığım  uygulamaların süzülmüş bilgi getirilerini, bilimsel itina ile tam bir sadelikle ve halkımızın öz dilinden konuşarak konuklarımın hizmetine sunuyorum. Düşünsel problemlerin, kişilik problemlerinin, kişisel ilişkilerde yaşanan problemlerin çözüm yolları artık bilgi dağarcığımda adeta birer matematiksel formül şeklinde yer almaktadır. Konunun aritmetiğini çözmüş konumda olan bir uzmanım. İşte bunları en kısa ve anlaşılır yollarla konuklarıma sunuyor ve öz benliklerine kazandırıyorum. Benden aldıkları Bioenerjetik arındırma seanslarının içerisinde hayat danışmanlığı hizmeti de almış bulunan  konuklarımın problemlerini , sebep ve sonuç ilişkilerini kendilerine  tam anlamıyla göstererek temelinden çözüyorum. Artık geriye gidişi olmayacak şekilde, tam bir kavrayış ve özgüvenle benim danışmanlığımdan sonra açılan yeni hayat dönemlerine başlıyorlar.

 

 

Kimse  bize ; “ bu dünya güllük gülistanlıktır, çok kolaydır.Yollar hep dümdüzdür. Bu dünyada hiçbir  problem  yoktur” filan demedi…Bu cümledeki ifade, oluşturulabilecek en kuyruklu yalandır. Uluslar arası bir yalan uydurma yarışması düzenlenecek olsa, bu ifade derhal altın madalyayı alır. Buna hiç şüphem yoktur.

 

Evet…Hayatta problemler vardır , fakat  çözülmek üzere vardır.Altında ezilmek üzere değil…

 

Bilim ve adaletin aydınlığında yapacağımız ekip çalışmasıyla problemlerinizin güven dolu çözümlerini ortaya koyarak,  onları ; benden sonra  başlayacak olan yeni , etkin ve mutlu hayat döneminiz için birer “bilgi notu”na dönüştürmek dileğiyle, size de “hayat danışmanlığı” yapmak  istiyorum.

 

 Ben, uzun yıllardır “Bioenerjetik Arındırma Seanslarım” içerisinde “Hayat Danışmanlığı” sanatını en güzel şekilde  icra etmekteyim. Bu bilimi en ileri derecede, bir sanat halinde uyguluyorum. Konuklarıma ilmin aynasını tutuyorum. O’nlara ilmin aynası oluyorum. Böylece kendilerini gerçek halleriyle görmek imkanına kavuşturuyorum. O sayede davranışlarını düzenlemek üzere önümüze bir yol açılıyor  ve  açılan bu yolda gereğince çalışarak hayatlarını düzenliyorum. Konuklarımın “hedefsizlik” haline son veriyorum, hayata ait ve yapılarına uyan hedeflere sahip oluyorlar. Konuklarıma ; önceden farkında olmadıkları için kullanamadıkları güçlerini ve saklı kalmış yeteneklerini ortaya çıkarıp kullanma imkanını kazandırıyorum. Gerçek bir özgüven hissine ulaşmalarını sağlıyorum. Bu çok değerli hizmeti,  uzun yılları kapsayan çalışmalarımla hak ettiğim ve saygıyla sahibi olduğum bilimsel bir liyakatle yapıyorum…Böylece, benim  “Bioenerjetik  Arındırma Seanslarıma” giren konuklarım ; aynı zamanda benden  en yetkin derecede “ Hayat Danışmanlığı” hizmeti de almış oluyorlar…


BİYOTERAPİ NEDİR?

Bugün kullanılan tıbbi tedavi yöntemlerinin yanısıra insanlar, birçok sebeplerden dolayı, (örneğin farmakolojinin aşırılığı), hastalıklarının tedavisi için halk tıbbından da yararlanma arayışlarına girmişlerdir. Bunların içinde özellikle elle tedavi (manual therapy) ve biyoenerji ile tedavi yöntemi, en doğal ve etkili olanıdır.

20. yüzyılın başında Sovyetler Birliğinde, V.İ. Behterev ve diğer bazı bilim adamları, insanın bir biyoenerji alanına sahip olduğunu farketmişler, bu konuda araştırmalar yaparak birçok kitap ve makaleler yazmışlardır. Başlangıçta başarıyla sürdürülen bütün bu çalışmalar, bir süre sonra "Marksizm-Leninizm e uygun olmadığı için" yasaklanmış ve açılan fakülteler kapatılmıştır. Dolayısıyla uzun bir zaman biyoenerji ile ilgili hiçbir bilimsel araştırma yapılmamıştır. Hatta basında çıkan biyolojik alan ve bağlantılı olaylarla ilgili makaleler de alay konusu olmuştur.


Bugün ise, bilim adamları ve kamuoyu artık biyolojik alanın varlığını kabul etmektedir. Parapsikoloji ve biyoenerji konularıyla ilgili çalışmalar dünyanın her tarafında yapılmakta ve sonuçları insanların yararına sunulmaktadır. Çok eski doğu kültürlerinde halk doktorları, insan vücudunda "Çİ" adı verilen bir enerjinin varlığını keşfetmişlerdir. Bir yaşam enerjisi olan "Çİ" nin açıklanması zordur. Çjen-tsü terapisi uzmanlara göre "Çİ", tüm vücut enerjisinin, birleşik fonksiyonudur. Bu enerji alanında sinir merkezleriyle ilgili enerji dağıtım merkezleri de bulunur ki, bunlara "çakra" adı verilir. Bu çakralar bel kemiği boyunca sıralanmıştır. Bugün belkemiği boyunca yerleşik enerji merkezlerindeki (çakralardaki) enerji sirkülasyonunu engelleyen patolojik bozukluklar giderilebilmektedir.


Doğu ve batı parapsikoloji ekollerinde yer alan ve insandaki biyolojik alan ve onun düzeltilmesi konusunda yapılan çalışmalara gelince. Günümüzde olağanüstü parapsikolojik olayları (elle tedavi dahil) açıklayabilen, sonuçlanmış tek bir bilimsel çalışma yoktur. Bugün dünyada yüzden fazla üniversite kürsüsünde bu olayın araştırması yapılmaktadır. Modern bilimde ana araştırma dalları şunlardır: Elektromanyetik, jeofizik ve psikofizik modelleri, elektronik ve rastlantısal süreçler ile ilgili düşünceler, değişim modelleri, kuantum mekaniği ve holistik modeller.


Öte yandan doğuya baktığımızda durum farklıdır. Eski yoga felsefesinde ve Çin tıbbında biyoenerjinin önemi büyüktür. M.Ö.1000 yıllarında makrokozmos (evren) ve mikrokozmosun (insan, organizma), ilke olarak, tek bir şemaya göre yaratıldığına ilişkin düşünceler vardır. Bu sistemin ana hatlarını 5 temel unsur oluşturmaktadır. Bu unsurlar ateş, su, toprak, ağaç ve metaldir. Bunlar olmadan yaşam mümkün olmaz. Makro ve mikrokozmosun aktif faaliyetleri sonucu iki güç ortaya çıkmaktadır. Bu güçlerden biri erkek güç "YANG" ve diğeri dişi güç "YİN" dir. Bu iki gücün birleşimi dev bir yaratıcılık etkisi (impuls) doğurmuş ve sonuçta dünyanın ve varlıkların temelini oluşturmuştur.Yapısal birlik, evrensel cevher "Çİ" aracıyla gerçekleşmektedir. "Çİ", bir enerji, "yaşam enerjisi" olarak izah edilebilir. Ve "Çİ" yi tek bir tanımla anlatmak mümkün değildir.


Hint terminolojisinde "Çİ" nin karşılığı, "PRANA" dır. Teozofi ve antropozofide ise sema veya "semavi cisim"dir. A.İ Kobzev "Çİ" yi şöyle tanımlıyor: "Çİ" genel, dinamik, ruhsal ve maddi cevherdir. Bu tanım "Çİ" nin enerjik özelliklerini ortaya koymakta ve doğudaki biyoenerji kavramının anlaşılmasında büyük rol oynamaktadır. "Çİ" nin bu enerjik özellikleri, tüm Çin tıbbının ana temelini oluşturmaktadır.


"Çİ" gücünün yanında eski Çinliler dünyanın yaratılmasıyla ilgili bir ilke daha ortaya çıkardılar. İkilik ilkesi. Bu, ikincil bir ilkedir ve dünyanın oluşumunun anlaşılmasında önemli bir rol oynamaktadır.


Görüldüğü gibi, varlığın üst düzeylerinde ikilik yasası geçerlidir. "Enerji-şekil" varlıkların durumunu gösteriyor. "YİN-YANG" ise şekilsiz enerjik durumlardan ortaya çıkan global, yasal bağları temsil eder. "YİN-YANG" burada gerçek, doğal, harikulade olan olaylardır ve yaşamı bağlayıcı doğa yasalarına uygundur. Bu ikiliğin her parçası birbirine geçmekte, birbirini koşullandırmakta, ayrı olamamakta, böylece karşıtlar arasındaki birlik ve savaş oluşmaktadır. Teklik ve ikilik ilkelerine göre dünyanın oluşumunun tablosu da ortaya çıkıyor. İnsan da bu tabloda yerini almıştır. Yaşam enerjisi "Çİ" organizmada engelsiz dolaşır. Bu hareket çok düzenli ve dengelidir. "Çİ" nin hareketindeki değişiklikler ise hastalık belirtisidir. Demek ki "Çİ" organizmadaki tüm süreç ve fonksiyonların dış çevre ile birbirini etkilemesinin başlıca belirleyicisidir. İnsan vücudundaki yaşam enerjisi "Çİ" nin gerçek adı, "KKKÇİ" dir. Bu enerji nefes ve gıdanın bir toplamıdır. Bundan dolayı Hindistandaki yogiler ve Çinliler "Çİ" toplamak için, nefes egzersizlerine çok önem verirler. "Çİ" vücuttaki tüm süreçleri hızlandırabilir.Örneğin bağırsak tembelliğini "Çİ" enerjisini toplayarak düzeltebilirsiniz. Bu arada birçok kitapta "meridyen" terimini de görebilirsiniz. Bizim için meridyen, "Çİ" enerjisinin vücuttaki geçiş yollarıdır. Bu, ana meridyende oluşan bir komünikasyon sistemidir. İnsan vücudundaki her ana meridyen 12 organdan biri tarafından yönetilmektedir. Bunlar akciğer, kalın bağırsak, mide, dalak, kalp, ince bağırsak, idrar torbası, böbrek, perikard, safra kesesi ve karaciğer meridyenleridir.


Twitter Share  



Untitled Document
Biyoterapi Nedir? ile ilgili Tüm başlıklar
Biyoterapi Nedir?Biyoenerji hangi Hastalıkları Tedavi Eder? BİYOFEEDBACK EĞİTİMİ
Bioenerji Genel

    


Afrodizyaklar | Müşteri Hizmetleri | Garanti ve İade Şartları | Teslimat Şartları | Gizlilik Taahhüdü ve Güvenlik Politikası | Yardım | İletişim | Ana Sayfa  

Copyright © 2009 Şifa Market | www.sifamarket.com

 0224 224 55 92 (pbx)

 
Bu sitedeki açıklamalar sadece bilgilendirmek amacıyla verilmiştir. Ürünler ilaç değildir, tıp ve sağlık profesyonellerinin tavsiye ettiği ilaçlar ile eşdeğer değildir. Ürün bilgileri ambalajlardaki açıklamalardan ve üreticilerin tanıtım broşürlerinden alınmıştır. Üreticilerin ürünleri hakkında verdiği bilgilerden ve yazım hatalarından kaynaklanan sorunlardan ve şikayetlerden sifamarket.com sorumlu değildir. Ürünlerin kullanımı ve sağlık sorunlarınız için öncelikle bir sağlık uzmanına, hekime, eczacıya danışınız.