Tüm Kategoriler
CİNSEL ÜRÜNLER CİNSEL ÜRÜNLER
YEŞİLEX AFRODİZYAK YEŞİLEX AFRODİZYAK
YEŞİLEX ÜRÜNLERİ YEŞİLEX ÜRÜNLERİ
BİTKİSEL KAPSÜLLER BİTKİSEL KAPSÜLLER
BİTKİSEL İLAÇLAR BİTKİSEL İLAÇLAR
AKCİĞER HASTALIKLARI AKCİĞER HASTALIKLARI
AKDENİZ ATEŞİ AKDENİZ ATEŞİ
ALERJİ PROBLEMİ ALERJİ PROBLEMİ
ALKOLÜ BIRAKMA ALKOLÜ BIRAKMA
ALT ISLATMA ALT ISLATMA
ANAL FİSSÜR ANAL FİSSÜR
ANEMİ ANEMİ
ANKİLOZAN SPONDİLİT ANKİLOZAN SPONDİLİT
ANTİOKSİDANLAR ANTİOKSİDANLAR
ARTRİT ARTRİT
ASTİM ASTİM
AŞIRI TERLEME AŞIRI TERLEME
AYAK BAKIMI AYAK BAKIMI
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
BAL VE ARI ÜRÜNLERİ BAL VE ARI ÜRÜNLERİ
BALLI KARIŞIMLAR BALLI KARIŞIMLAR
BANYO ÜRÜNLERİ BANYO ÜRÜNLERİ
BASUR (HEMOROİT) BASUR (HEMOROİT)
BAŞ DÖNMESİ BAŞ DÖNMESİ
BEBEK VE ÇOCUK BEBEK VE ÇOCUK
BEHCET BEHCET
BEL FITIGI BEL FITIGI
BEL SOĞUKLUĞU BEL SOĞUKLUĞU
BEYİN HASTALIKLARI BEYİN HASTALIKLARI
BİTKİSEL ÇAYLAR BİTKİSEL ÇAYLAR
BİTKİSEL SULAR BİTKİSEL SULAR
BİTKİSEL YAĞLAR BİTKİSEL YAĞLAR
BOY UZATMA BOY UZATMA
BOYUN FITIĞI BOYUN FITIĞI
BÖBREK HASTALIKLARI BÖBREK HASTALIKLARI
BÖBREK TAŞI BÖBREK TAŞI
BÖBREK YETMEZLİĞİ BÖBREK YETMEZLİĞİ
BRONŞİT & SOLUNUM BRONŞİT & SOLUNUM
CİLT ÜRÜNLERİ CİLT ÜRÜNLERİ
CİNSEL SOĞUKLUK CİNSEL SOĞUKLUK
DAMAR TIKANIKLIĞI DAMAR TIKANIKLIĞI
DERİ HASTALIKLARI DERİ HASTALIKLARI
DİŞ VE AĞIZ BAKIMI DİŞ VE AĞIZ BAKIMI
EGZAMA EGZAMA
ERKEN BOŞALMA ERKEN BOŞALMA
FELÇ FELÇ
FİBROMİYALJİ FİBROMİYALJİ
GÖĞÜS BÜYÜTÜCÜ GÖĞÜS BÜYÜTÜCÜ
GÖZ SORUNLARI GÖZ SORUNLARI
GRİP GRİP
GUATR GUATR
GUT HASTALIĞI GUT HASTALIĞI
GÜL HASTALIĞI GÜL HASTALIĞI
HEPATİT B_C HEPATİT B_C
HİPERTROİT HİPERTROİT
HORMONAL BOZUKLUK HORMONAL BOZUKLUK
İŞTAH AÇICI İŞTAH AÇICI
İYİLEŞMEYEN YARALAR İYİLEŞMEYEN YARALAR
K.B.B.  HASTALIKLARI K.B.B. HASTALIKLARI
KADIN HASTALIKLARI KADIN HASTALIKLARI
KALP-DAMAR HAS. KALP-DAMAR HAS.
KANSER KANSER
KARACİĞER HAS. KARACİĞER HAS.
KAS & KEMİK EKLEM HAS. KAS & KEMİK EKLEM HAS.
KAS GEVŞETİCİ KAS GEVŞETİCİ
KAŞINTI KAŞINTI
KEMİK ERİMESİ KEMİK ERİMESİ
KIL DÖNMESİ KIL DÖNMESİ
KISIRLIK KISIRLIK
KİLO ALDIRICI KİLO ALDIRICI
KİREÇLENME KİREÇLENME
KOLESTEROL KOLESTEROL
KREMLER KREMLER
KRONİK YORGUNLUK KRONİK YORGUNLUK
KULAK ÇINLAMASI KULAK ÇINLAMASI
KURT DÖKÜCÜ KURT DÖKÜCÜ
LİKEN PLANUS LİKEN PLANUS
MACUNLAR MACUNLAR
MANTAR MANTAR
MENİSKÜS MENİSKÜS
MİDE & BAĞIRSAK HAS. MİDE & BAĞIRSAK HAS.
MİGREN MİGREN
ORUÇ VE SAĞLIK ORUÇ VE SAĞLIK
ÖDEM HASTALIĞI ÖDEM HASTALIĞI
ÖZEL SETLERİMİZ ÖZEL SETLERİMİZ
ÖZEL ÜRÜNLER ÖZEL ÜRÜNLER
PAKET BİTKİLER PAKET BİTKİLER
PROSTAT PROSTAT
PSİKOLOJİK RAH. PSİKOLOJİK RAH.
ROMATİZMA HAS. ROMATİZMA HAS.
SAÇ BAKIMI SAÇ BAKIMI
SAFRA KESESİ SAFRA KESESİ
SARA HASTALIĞI SARA HASTALIĞI
SEDEF SEDEF
SİGARA BIRAKMA SİGARA BIRAKMA
SİNÜZİT SİNÜZİT
SİSTİT SİSTİT
SİYATİK SİYATİK
SPERM ARTTİRICI SPERM ARTTİRICI
SPORCU DESTEK SPORCU DESTEK
STRES & DEPRESYON STRES & DEPRESYON
SÜT ARTTIRICI SÜT ARTTIRICI
ŞEKER HASTALIĞI ŞEKER HASTALIĞI
TÜY DÖKÜCÜ TÜY DÖKÜCÜ
UÇUK UÇUK
UNUTKANLIK UNUTKANLIK
UYKU SORUNLARI UYKU SORUNLARI
VARIKOSEL VARIKOSEL
VARİS HASTALIĞI VARİS HASTALIĞI
VİTAMİNLER VİTAMİNLER
VİTİLİGO VİTİLİGO
YANIK YANIK
YAŞLILIK YAŞLILIK
YORGUNLUK GİDERİCİ YORGUNLUK GİDERİCİ
YÜKSEK TANSİYON YÜKSEK TANSİYON
ZAYIFLAMA ÜRÜNLERİ ZAYIFLAMA ÜRÜNLERİ
ZİHİN AÇICI ZİHİN AÇICI
ZONA ZONA

Akapunktur Genel

 

Klasik Çin tıbbında insan yaşayan evrenin bir parçası olarak kabul edilir ve herşeyin içinde varolan evrensel gücün insanın da içinde bulunduğuna inanılır. “Chi” adı verilen bu enerji insan vücudunda “meridyen” denilen kanallarda dolaşır. Akupunktur yöntemi ile bu kanallarda meydana gelen enerji dolaşım engelini ortadan kaldırarak dengeyi sağlamak ve bu şekilde hastalığı önlemek amaçlanır. İnsan vücudunun kendi kendini onarım gücü çok yüksektir. Vücudumuzda bu gücü harekete geçiren belli uyarı noktaları vardır ki, bunlara “akupunktur noktaları” denir. Bu noktalar uyarılarak vücudumuzdaki enerji dolaşımı normale döndürülür ve hastalık hali ortadan kaldırılır. Böylece organizma ilaç tedavisine gerek kalmadan, kendi olanaklarıyla hastalığın ortadan kalkmasını sağlar. Hastalığın belirtilerine değil, nedenine yönelik bir tedavi metodudur. Hipokrat canlıların kendi kendilerine iyi olma kudretlerinden ve iç hekimden bahseder. Paracelcus, “Hiçbir hayat sadece dış hekimin çabalarıyla varolamaz; dış hekim, iç hekime yardımcı olabilir.” der.

Akupunktur organizmanın kendi kendini tedavi ettiği bir metottur ve en önemli özelliği yan etkisinin olmamasıdır. Bu tedavi metodunu üç ana başlık altında toplayabiliriz:

Çeşitli hastalıkların tedavisi
Analjezi-anestezi
Alışkanlık tedavisi

Özellikle Uzakdoğu ülkelerinde kullanılan ilaçsız tedavi yöntemi akupunktur, Türkiye’de de hızla yaygınlaşmaktadır. Üniversitelerde ders olarak okutulan akupunktur, alternatif tıp olarak değerlendirilmemelidir; binlerce yıllık geçmişiyle akupunktur tıbbın kendisidir.

Akapunktur Felsefesi

Batı düşüncesi olayları sebep-sonuç ilişkisi içinde değerlendirir. Çin düşüncesine göre ise, çeşitli olgular bir bütünlüğün parçasıdır ve birbirleriyle ilişki içindedir.

Düşünce temelindeki bu farklılıklar, tıbbi uygulamada da kendini gösterir. Batı tıbbı analitiktir; derin nedensel bağlantılara girer, ayrıntılı sınıflamalar yapar. Çin tıbbında ise, semptomlar ve bulgular hep birlikte değerlendirilerek toparlanır ve bir bütüne varılmaya çalışılır. Çin tıbbına göre hastalık belirli bir zamanda, belirli bir kişide ortaya çıkan bir olgudur. Hastalık değil, hasta ön planda değerlendirilir. Buna göre, Tradisyonel Çin Tıbbı’nda mental (zihinsel), emosyonel (duygusal) ve fiziksel bulgular birlikte ele alınır.

Vücutta Yin ve Yang adı verilen birbirine zıt, ancak uyum içinde iki eneji vardır. Bunu gösteren ambleme Taiji (Büyük İkilem) denir. Siyah Yin’i, beyaz Yang’ı simgeler. Ancak, Yin’in içinde Yang, Yang’ın içinde de Yin vardır. Yin ve Yang’ın dengelenmesi normalliğe, dengenin bozulması anormalliğe yol açar. Dengesiz Yin ve Yang, denge arayışı içerisinde sürekli kendilerini değiştirirler. Bu dengenin sağlanması için doktor iğneler ile, ilgili akupunktur noktalarını uyararak hastayı tedavi eder.

Akapunktur Tarihçesi

Çin’de iğne ve ısı anlamına gelen “Chen-chin” ile adlandırılan bu tedavi yöntemi, Batı’da akus (iğne) ve punctura (batırmak) sözcükleri birleştirilerek, “akupunktur” olarak adlandırılmıştır.

Tradisyonel Çin Tıbbı (TCM), yaklaşık 3000 yıllık bir süre içerisinde gelişmiştir. II. Shang Hanedanı dönemine ait arkeolojik kazılarda tıbbi konuların anlatıldığı taşlar ve akupunktur iğneleri bulunmuştur. Noktaların yerleşimini gösteren şemalar ilk olarak İ.S. 317-581 yılları arasında çizilmiştir. Avrupa’da ise akupunktur ile ilgili ilk kitapların yazılması 1600’lü yıllara rastlar.

1972’de ABD Başkanı Richard Nixon beraberindeki büyük bir heyet ile Çin’e resmi bir ziyaret yapmıştır. Bu ziyaret programı içinde Çinli doktorlar Amerikalı heyete “akupunktur anestezisi altında yapılan cerrahi bir operasyon” izletmişlerdir. Bu olaydan sonra, akupunkturun Batı’da popülaritesi artmış; uygulanması ve incelenmesi bütün dünyada yaygınlık kazanmıştır.

Uyarı noktaları Ve Uyguluma
Uyarı noktaları
İnsan vücudunun kendi kendini onarım gücü çok yüksektir ve bu gücü harekete geçiren belli uyarı noktaları vardır. İnsan vücudunda bin kadar uyarı noktası vardır ve bu noktalardan 650-700 tanesi kullanılır. Her hastalık için ayrı program ve ayrı noktalar bulunmaktadır. Önemli olan doğru bir teşhisle, hangi noktaya nasıl bir uyarı yapılacağıdır (lazer, iğne ya da hangi iğne); bu çok iyi bilinmelidir. Akupunktur tedavisinde sırt, boyun, el, kulak ve vücudun diğer bölümleri kullanılır. Birçok hastalığa ilişkin en çok uyarı noktasının bulunduğu uzuvlar ise eller ve kulaklardır.

İnsan vücudundaki belirli akupunktur noktalarına iğneler sayesinde yapılan uyarılarla organizmanın hemen her yerine ulaşabilecek haberler iletilmektedir. Bu iletişim, akupunktur noktasını oluşturan hücrelerden lokal hücresel uyarıların sinir terminallerine ve son olarak da beyne ulaşır. Beyin de bu uyaranı gerekli organlara ulaştırır ve ilgili organ ve uzuvlardaki enerji dengesi düzelir. Dolayısıyla hastalık da ortadan kalkmış olur.

Lazerle akupunktur

Lazer bir ışıktır. Bildiğimiz, kullandığımız ışığın konsantre edilmiş hali olduğu söylenebilir. Bazı hastalıkların tedavisinde ya da kimi zaman hastanın tercihi doğrultusunda iğne yerine lazer kullanılmakta, iğne batırılarak uyarı yapılacak noktaya lazerle uyarı verilmektedir. Özellikle ameliyatlar ve kazalar sonrası kalan izlere karşı lazerle akupunktur son derece etkili sonuçlar vermektedir. Ayrıca, çocukların tedavisinde iğneye alternatif olmaktadır.

Nasıl iğne ?

Eskiden Çinliler sivri taş parçaları kullanmaktaydı. Bangkok’ta ise bu amaçla bambu kamışının kullanıldığı biliniyor. Akupunktur yöntemi ile tedavide önceleri altın kullanılmıştır. Altının elektirik potansiyel farkını alışı ve düzeltişi çok önemlidir. Bu yüzden altınla tedavi uygulanan hasta çok daha kolay ve çabuk iyileşme göstermektedir. Ancak bütün bu olumlu özelliklerine karşın altının oldukça pahalı ve yumuşak bir madde olması dolayısıyla akupunktur sırasında vücuda uygulanması, gereken noktalara batırılması zor olmaktadır. Buna bir çözüm yolu bulmak amacıyla, altını iğne haline getirirken içine bazı metaller konmuştur. Altının pozitif bir etkisi vardır. Gümüş de çok iyi bir akupunktur iğnesi olmasına rağmen, biraz negatifliğe yönelik bir özellik göstermektedir. Günümüzde ise, dünyada altın ya da gümüş iğne kullanılmamaktadır. Elektriği altın kadar iyi ileten standart bir çeliğin üretilmesi ile bütün dünyada bu yeni metal kullanılmaya başlanmıştır.

Akapunkturda Kulağın Önemi

Kulakta bedenin hemen hemen her uzvuyla ilgili bir akupunktur noktası bulmaktadır. Örneğin, insanın bağırsağı, kalbi, karaciğeri ile ilgili noktalar kulağında mevcuttur. Bu yüzden akupunktur tedavisinde vücutla beraber veya tek başına kulaktaki noktalar kullanılmaktadır. Öte yandan kulağın bu özelliği, hastalığın belirlenmesine, deteksiyona yardımcı olmaktadır.

Akapunktur ve zayıflama
Şişmanlık
Şişmanlık nedir ?
Dünyada şişmanlık
Neden kilo almak/vermek istediğimizde zorlanırız ?
Vücut-Kitle indeksi nedir ?
Akupunktur ve zayıflama
Akupunkturla neden daha kolay ve kalıcı zayıflanır ?

Şişmanlık (Obezite)

Şişmanlık, vücutta yağ dokusunun normalden fazla olmasıyla karakterize bir hastalıktır.

Şişman bir kişi ayrıntılı tetkiklerden geçirildiğinde, bazen hiçbir anormalliğe rastlanmayabilir. Bazen fiziksel olarak da bir belirti yoktur. Ancak, diğer yandan tip II şeker hastalığı tanısı konmuş hastaların % 60’ı şişmandır. Yine, vücuttaki yağ dokusunun artması ile, hormonal-metabolik hastalıkların ve kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkması ya da ağırlaşması arasında doğrudan bir ilişki olduğu bilinmektedir.

Pekiyi, öyleyse neden gereğinden fazla besin tüketiriz? Şişmanladığımızı göre göre neden buna devam ederiz? Bu soruların yanıtları araştırılmış ve obez kişilerin yemek yeme konusunda daha çabuk uyarıldıkları, damak tatlarının daha gelişmiş olduğu, daha geç doydukları ve yemek yeme işinin günlük yaşamları içinde kafalarını daha fazla meşgul ettiği gözlenmiştir.

Genetik, metabolik, hormonal ve sinirsel birçok karmaşık sistem şişmanlığın oluşmasında rol oynar. Aile yapısı, beslenme alışkanlıkları, yaşam tarzı, psikolojik sorunlar bu karmaşık sistemin herhangi bir basamağında etkili olarak şişmanlığa giden yolu açar.

Obezite bir hastalık olduğu için, bir diyet uygulayıverip bırakmakla ortadan kaldırılamaz. Yeni beslenme alışkanlıkları ve yeni bir yaşam şekli gerektirir. Obezitenin de, şeker hastalığı ya da yüksek tansiyon gibi, yaşam boyu takip edilmesi gerekir.

Şişmanlık sıklığı dünyada gittikçe artmaktadır. Ortalama sıklık % 25 olarak verilmektedir; bu yüzdeye şişman olmayıp ideal kilosunun üzerinde olanlar da katılınca oran % 50’ye ulaşmaktadır.

Obezite sıklığının artmasının nedenleri:

- Sosyo-kültürel faktörler,
- Biyolojik faktörler,
- Davranışsal faktörler,
- Gıda çeşit ve alımının artması ve kolaylaşması,
- Alkol tüketiminin artması,
- Teknolojinin ilerlemesi ile günlük eneji tüketiminin azalması,
- Özellikle çocukluk çağında bilgisayar ve televizyon karşısında geçerilen zamanın artması ile yağlı ve katkılı yiyecek tüketiminin artması.

Yenilen besinler, vücudumuzda metabolik olaylar sonucunda yakılır ve bu yanmadan elde edilen ısı ve eneji, hayatsal fonksiyonların işlemesi için kullanılır. Metabolizma hızını, vücut kendisi ayarlar; Yani vücut az ya da çok enerji harcayabilme yeteneğine sahiptir. Ancak, harcanacak eneji miktarı vücudun alışık olduğu kilosunu korumaya yönelik olarak ayarlanmıştır. Bu nedenle kilo vermek amacıyla az kalori alındığında, metabolizma hızı düşer ve bünye kilo kaybetmemek için kendini korumaya çalışır. Vücudumuz, kendi alışık olduğu kilosunu koruma çabasındadır.
Diyet yapan birçok kişi çok az yedikleri halde, çok yavaş zayıfladıklarından yakınırlar ve çoğu zaman da sabredemeyerek diyete son verirler. Bundan sonra da eskisi gibi yemeye başlayınca, verilen kilolar çok daha hızlı bir şekilde geri alınır ve eski kiloya ulaşılınca kilo artışı durur.

Bunun benzeri bir durum kilo almak isteyenlerde de görülür; günlük gıda miktarlarının iki veya üç katını yeseler bile çok az kilo alabilirler.

Vücudun kilo vermeye gösterdiği bu direnç, insanoğlunun binlerce yıllık geçmişinde yaşadığı doğal afetler, savaşlar, hastalıklar nedeniyle aç kalmaktan ortaya çıkmıştır. Ne yazık ki, 20. yüzyılın sonunda bile dünyada açlık çeken bölgeler vardır.

Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz:

Kilo vermek için çok aceleci olmamak gerekir. Haftada 15 kg. verdiren mucize diyetler son derece sakıncalıdır ve bu derece hassas çalışan bir metabolizmayı bozmaktan başka işe yaramaz. Günlük 1000 kalori altındaki diyetler kalp kasında hasarlara neden olacak ölümlere yol açabilir. Haftada 0.5-1 kg. vermeyi sağlayan diyetler güvenli olduğu kadar, kalıcı sonuçlar da sağlar. Daha hızlı kilo vermek isteyenler, bunu biraz egzersiz yaparak gerçekleştirebilirler.

Pratikte şişmanlığın ölçümü için kullanılan çok basit iki yöntem vardır:
1. BMI (Beden Kitle İndeksi) = Vücut ağırlığı (kg.) / boy² (m²)
<19
zayıf

19-25
normal

25-30
fazla kilolu

30-40
şişman (obez)

>40
çok şişman (morbid obez)

2. Bel çevresi ölçümü:

Erkeklerde 102 cm., kadınlarda 88 cm. üzeri riskli görülmektedir.
Beden kitle indeksi ve bel çevresi ölçümü arttıkça, ortaya çıkacak tıbbi sorunların en önemlileri şunlardır:
- Kalp-damar hastalıkları
- Tip II şeker hastalığı
- Hipertansiyon
- Safra taşları oluşumu
- Karaciğer yağlanması
- Uyku ve solunum problemleri
- Eklemlerde dejeneratif değişiklikler; özellikle bel, diz, kalça gibi vücut yükünü taşıyan eklemlerde kireçlenme.

Akupunktur ve zayıflama

Bilindiği gibi akupunktur alışkanlık tedavilerinde kullanılır. Kilo verme de beslenme alışkanlıklarının ve yaşam tarzının değiştirilmesi ile mümkün olduğuna göre, bu yeni alışkanlıkların edinilmesi sırasında, akupunktur hastaya çok büyük kolaylıklar sağlar.

İştahı düzenler ve yemeklere saldırma güdüsünü ortadan kaldırır.
Mide asiditesi kontrol altına alınarak, mide kazınması, yanması gibi sorunlar engellenir.
Düşük kalorili beslenmeden dolayı yaşanabilecek halsizlik önlenir.
Metabolizma hızını düzenler. Akupunkturla tedavi gören hasta, kendi kendine yaptığı diyetlerden daha kolay kilo vermeyi başarır.
Akupunktur tedavisi sırasında, vücutta serotonin ve endorfin seviyeleri artmaktadır. Bu hormonlar diyet yapan kişiye huzur verir, sedasyon sağlar. Böylece diyet yapan kişi, eski yemek yeme zevkinin kısıtlanmasından dolayı huzursuzluk ve tedirginlik yaşamaz.
30-40 kg. fazlası olan hastaların tabii ki uzun bir zaman diyet yapmaları gerekir. Ancak, çoğu insanda böyle bir sabır olmadığı için, her pazartesi başlanan diyetler, her cumartesi sona erer. Böylece sık sık yapılan diyet denemeleri sonucu her geçen günkilo vermek daha da zorlaşır. İşte, bu gibi hastalarda akupunktur inanılmaz başarılar sağlar ve hasta 1 yıla kadar uzanan bir zaman diliminde onlarca kilo verebilir. Hastanın uzun süre diyete dayanabilmesinin nedeni, akupunkturun yarattığı sedatif ve trankilizan etkiden dolayıdır. Ayrıca hasta kilolarının eridiğini gördükçe daha çok motive olup, bu işe dört elle sarılmaktadır.

Akapunktur Ve Sigara Bırakma
Akupunkturla Sigara Bırakma Tedavisi
Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir ?
Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir ?
Akupunktur ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir ?
Sigarayı Neden Bırakalım ?
Sigara neden zararlı ?
Sigarayı bırakan bir insanın vücudunda ne gibi olumlu gelişmeler olur ?
Sigara içen bir kişiyi bırakmaya iten nedenler nelerdir ?
Sigarayı bırakma yolları nelerdir ?
Sigarayı bırakmak isteyenlerin yaşadığı tipik kaygı ve sorunlar nelerdir ?

Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir ?

Yapmanız gereken tek şey sigarayı bırakmaya karar vermektir. Bu, insanın yaşamında alabileceği en önemli kararlardan biridir. Bu kararı verdikten sonra, akupunktur, size sigarayı bırakmanızda büyük kolaylık sağlayacaktır.

İnsanlarda serotonin ve endorfin adı verilen iki madde vardır. Bunlar beyinde bulunur ve rahatlık, hoşluk, keyif ve huzur gibi duygular ile ilgilidirler. Normalde insanlarda kahkaha atınca, mutlu bir haber alınca ya da çikolata veya güzel bir tatlı yiyince, bir yeriniz acıyınca serotonin ve endorfin düzeyi yükselir. Ancak sigara içenlerde serotonin – endorfin salgılama işini sigara üstlendiğinden vücut otonomisini kaybetmiştir. Hani keyiflenince de, dertlenince de sigara içilir ya, işte, açıklaması budur.

Sigarayı bırakanlarda ilk hafta beyin serotonin salgılama işini gerçekleştiremediğinden vücut oldukça zor anlar yaşar. Beyin ancak 72 saat sonra eski görevini yapmaya başlar.
Bu 72 saatlik süre içinde, hastanın yoksunluk belirtileri önlenirse, sigarayı bırakması çok kolaylaşır. Akupunktur ile tedavi, kişinin sigara içmemekten dolayı oluşabilecek şikayetleri ortadan kaldırır. Böylece sigara içmemeye karar vermiş olan kişi, bunu hiç zorlanmadan başarır; çünkü, akupunktur tedavisi beyni yeniden sigaraya gerek duymadan serotonin ve endorfin salgılaması için uyarır ve bundan sonra da beyin eski otonomisini kazanır.

Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir?
Üç gün üst üste 20 dk.lık 3 seans tedavi uygulanır. Toplam 1 saat süren bir tedavidir. Böylece 72 saatlik en zor geçen dönemde vücut kontrol altındadır. Daha sonra hastanın bağımlılık derecesiyle bağlantılı olarak ek seanslar yapılabilir, ama genellikle buna gerek kalmaz. Tedavi süresince tek bir sigara bile içilmemesi ve nikotin preparatları kullanılmaması gerekir. Aksi halde, başladığımız noktaya geri döneriz.

Akupunktur tedavisi ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir?
%90 – 95 gibi yüksek bir başarı oranı vardır.

Sigara neden zararlı?

Tütün kullanımı yaklaşık 200 yıl öncesine kadar gidiyor. İlk zamanlarda tütünün sağlığa iyi geldiği düşünülüyordu. Sigaranın zararları 1950’li yıllara kadar çok fazla bilinmiyordu. Ancak, daha sonraki yıllarda yapılan araştırmalar, sigaranın insan sağlığına gerçekten zararlı olduğunu ortaya çıkardı. Sigara dumanında sağlık açısından zararlı yüzlerce (bu sayı abartılmamıştır) madde bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse, bunların en çok bilinenlerinden birkaç tanesi ; amonyak, terebentin, kadmiyum, insektisitler, naftalin, aseton, arsenik, formal, hidrojen siyanür, radon, polenyum, deterjanlar…
Bunların bir çoğu kanserojendir. Ayrıca tütün ve sigaranın sarıldığı kağıdın yanmasından dolayı açığa çıkan maddeler ve katran da yine konserojen maddeler arasındadır.
Kalıp – Damar sağlığı açısından özellikle tehlikeli olan maddeler ise nikotin ve karbonmonoksittir. Nikotin kalp artışlarını hızlandırır, tansiyonu yükseltir, kan pıhtılaşmasını arttırır. Yani kalbin yükünü ve oksijen ihtiyacını arttırır. Bütün yanma olaylarında açığa çıkan zehirli bir gaz olan karbonmonoksit ise, kandaki oksijen ile birleşerek kanda bulunan oksijen miktarını düşürür. Sonuç olarak nikotin nedeniyle oksijene gereksinimi artmış olan kalp, kanda yeterli oksijeni bulamaz ve işi çok daha zorlaşır.

Sigara kullanımı ile doğrudan ilişkisi olduğu kanıtlanmış hastalıkları şöyle sıralıyalım:
Ağız kanserleri, sindirim sistemi kanserleri, solunum sistemi kanserleri, akciğer hastalıkları, kalp ve damar hastalıkları, ülser, mesane kanseri.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünyada 1 milyar 100 milyon insan sigara içiyor. Erkekleri %47si, kadınların %12’si sigara tiryakisi. Ayrıca, son yıllarda sigara içen kadınların sayısında nispeten daha fazla bir artış olduğu gözlemlenmektedir. Bu da dünyaya yeni gelecek nesillerin sağlığını direkt olarak etkileyecektir. Son rakamlara göre, dünyada yılda 3 milyon kişi sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle ölmektedir.
Şimdi hemen yeri gelmişken önemli bir konuya değinmek gerekiyor. Örneğin; akciğer kanserinin sigaraya bağlı olarak meydana geldiği heryerde söyleniyor. Fakat siz daha geçen ay akciğer kanserinden ölen bir tanıdığınızın hiç sigara içmediğini biliyorsunuz ve uzmanların biraz fazla abarttığını düşünüyorsunuz. Bunun açıklaması şöyle: Akciğer kanserinin 4 türü vardır; hatta bunların da alt grupları vardır. Bunların içinde sigara kullanımı ile doğrudan ilgili olanlar (%60) zaten en sık görülen kanser türleridir. Sigara ile ilgisi olmayan ise, çok daha az oranda görülen bir kanser türüdür.

İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre günde 20 sigara’dan fazla içenlerin %40’ı, daha emeklilik yaşına gelmeden ölmektedir. Oysa sigara içmeyenlerde bu oran %15’dir.

Bir de pasif içici kavramı var. Sigarayı içen kişi, eğer filtreli sigara içiyorsa, bu filtre bir miktar zararlı maddenin geçişini engelleyebilir. Halbuki sigaranın ucundan havaya karışan duman hiçbir süzgeçten geçmediği için daha tehlikelidir. Yani uzun süre bu dumana maruz kalan ve pasif içici denilen kişiler de tehlike altındadır. Ayrıca unutmamak gerekir ki, sigarayı içen kişi de havaya yayılan bu dumanı yine solumaktadır. Sigara içilen evlerdeki küçük çocuklarımız bronşit ve zatürre gibi solunum yolu hastalıklarına daha sık yakalanırlar. Pasif içici olduklarından akciğer kanseri açısından risk grubundadırlar ve ileride sigara içmeye daha çok eğimli olurlar.
Özellikle gelişmiş ülkelerde kamuoyuna yansıyan bu sonuçlar ve alınan tedbirler sonucunda sigara kullanımı %50 ye varan oranlarda azaltılmıştır. ABD, İngiltere, Kanada bu konuda başarılı ülkeler arasındadır.

Öte yandan, aynı zamanda sigara üreticisi olan bu ülkeler, gelişmekte olan ülkelerde edindikleri pazarlarını büyütme çabası içindedirler.

Sigarayı bırakan bir insanın vücudunda ne gibi olumlu gelişmeler olur ?

20 dk sonra tansiyon ve nabız normale döner.
8 saat sonra vücut kendini yenilemeye başlar. Kan oksijeni normal düzeye çıkar.
24 saat sonra kalp krizi riski azalmaya başlar. 1 yıl sonra yarıya düşer.
48 saat sonra duyu organları iyi çalışmaya başlar. Tat ve koku duyusu düzelir. Cilt kendini yeniler.
72 saat sonra Akciğer kapasitesi artar, solunum rahatlar.
2 hafta sonra efor kapasitesi artar (Yürüme, merdiven çıkma…).
1-9 ay içinde akciğer hücreleri yenilenir. Akciğer hastalıkları (zatürre gibi) riski azaltır. Öksürük, nefes darlığı düzelir.
5 yıl sonra ağız, boğaz, yemek borusu kanserleri riski %50 azalır.
Pankreas, mesane, rahim kanseri riski azalır.
Sindirim sistemi ülseri riski azalır.
Sigara gebelikten önce ya da gebeliğin ilk 3 ayında bırakılırsa erken doğum riski ve düşük doğum kilolu bebek doğurma riski, içmeyenlerdeki düzeye iner.
Koroner kalp hastalığı riski sigaranın bırakılmasından 15 yıl sonra sigara içmeyenlerin düzeyine iner.
Aynı evde yaşayan küçük cocuklar ve bebeklerin, solunum yolu hastalıklarına yakalanma riski azalır.

Sigara içen bir kişiyi bırakmaya iten nedenler nelerdir ?

Sigaraya bağlı bir hastalığın ortaya çıkması.
Fiyatın pahalı gelmesi.
Sigaranın zararları hakkındaki yayınlar.
Çevresi tarafından bırakmaya yönelik teşvik, kınama.
Kapalı yerlerde sigara içiminin yasaklanması.

Gelişmiş ülkelerde sigaranın zararları hakkındaki yazılar, sigaranın fiyatı, kınama ve yasaklamalar etkili olmaktadır; ancak, bizim insanımızı bir hastalığın ortaya çıkması daha çok etkilemektedir. Örneğin, kalp krizi geçirmiş veya by-pass ameliyatı olmuş hastaların sigarayı bırakma oranları yüksektir ve başarılıdır.

Sigarayı bırakma yolları nelerdir ?

Akupunktur,
Grup Terapisi,
Hipnoz,
Kişisel çaba ile bırakma,
Farmokolojik tedavi.

Sigarayı bırakmak isteyenlerin yaşadıkları tipik kaygı ve sorunlar nelerdir ?

Sigarayı azaltmak mı, tamamen bırakmak mı? Yoksunluk belirtilerinin daha uzun sürmesine neden olur. Çoğunlukla başarısızlıkla sonuçlanır. Sigara miktarı yine arttırılır.

Ara ara sigara içmek: Vücuda tekrar nikotin etkisini hatırlatır. Zamanla düzenli olarak içmeye dönüşür. Halbuki sigara içilmemesine alışmak daha kolaydır.

Çevre baskısı: Sigarayı bırakanların çoğu çevresi tarafından adeta tekrar içmeye zorlanır. Bu, sigara içenlerin bir kişiyi daha kaybetmelerinden kaynaklanan ilginç bir psikolojik durumdur. Ancak kısa bir zaman içinde arkadaşlarınız da sigara içmediğinizi kabullenip sizi rahat bırakacaklardır.

Katran ve nikotin düzeyi düşük (light) sigara içmek: Bu durumda genellikle günlük sigara adedi arttırılarak eski nikotin düzeyi tutturulmaya çalışılır. Zaten “tehlikesiz sigara” yoktur.

Sorumluluğu başkasına yıkmak: Çoğu kişi sevdiği birisi onu desteklemezse sigarayy bırakmaktan kaçar. Hatta deneyip de başarısız olursa başkasını suçlar. Oysa sigarayı bırakmak öncelikle kişisel bir sorundur, mutlaka kendinize güvenmeyi başarmalısınız.

Şişmanlama korkusu:

Gerçekte sigarayı bırakanların sadece 1/3’ü kilo alır ve bu fark gerçekte 3-4 kg. kadardır. Bundan daha fazla alınan kilolar kendine güvensizlikten kaynaklanan, sigarayı elde ve ağızda tutmak alışkanlığının yerini alan, abur cubur atıştırma alışkanlığıdır. Oysa, gerçekte sigarayı bırakmaktan dolayı ilk günlerde açılan iştah, kısa bir süre sonra normale döner.
Yoksunluk belirtileri: Şiddetli nikotin arayışı, gerginlik, kızgınlık, huzursuzluk, sinirlilik, uyku kalitesinin bozulması, iştah artışı ve benzeri belirtiler olabilir. Bu belirtiler geçicidir ve vücudun kendini onardığını gösterir. Örneğin, öksürük ve balgam artışı, solunum yollarındaki titrek tüylerin zehirli maddeleri atmak için görevlerini yerine getirmeye başlamasından kaynaklanır. Yoksunluk belirtileri sigara bırakanların 2/3’ünde görülür. Belirtiler, ilk 72 saat içinde şiddetlidir. 7-10 gün içinde azalarak ortadan kalkar.



Akupunkturu Açıklama Girişimleri

Akupunktur araştırmaları, uzmanın ve özellikle araştırmacının kişisel eğilimlerine göre çeşitli eksenlere yönelmiştir.Gelenekselci olanlar araştırmalarını eski metin-lerin yorumu ve yeni çevirilerini hazırlama üstünde yoğunlaştırırlar.Psikosomatik yaklaşım kurma eğiliminde olanlar akupunkturun fiziksel ve maddesel etkisinden çok ruhsal etkisini incelemeye çalışırlar. Akupunkturun "silahlı psikoterapi" olduğundan sözeden kimileri çalışmayı, olayın gerçeklerinden uygulayıcı-hasta ilişkilerine yaymak isterler. Bazı bedensel davranışların ruhsal ve karşılıklı olarak davranışlara yolaçtığı "meridyen-işlev" denilen ilişkiyi de incelemişlerdir ("Rokou tansiyonunu (KB 4) yaratan sıkılmış yumruk, fiziksel ve ruhsal kabızm yansımasıdır. İğneyle dağıtılması hem bedeni hem ruhu gevşetir" (Lepestre ve Donnars).)Bilimsel araştırmacılar Çin ve Batı tıpları arasında bir köprü kurmaya çalışırlar.

Bu doktorlar ve fizyologlar için ilk güçlük, tüm ortak örüyü ve temel verileri oluşturan metinleri hesaba katma gereğidir. Üstelik bunlar, her okulla birlikte yeniden ele alınmış ve değiştirilmiştir. Ancak enerji kavramı, meridyen kanalları, noktalar ve tedavide kullanımları gibi bazı mutlak değişmezler varlıklarını korumuşlardır. Araştırmacılar, bu konuda bir mantık, tüm rasgele formülleri ve "reçete" leri reddeden bir kanıt bulmak amacıyla çalışırlar;klinik bakımdan doğrulanmış klasik verileri istatistiklere dayanırlar. ,Her şeyden önce, araştırmaların yakın dönemlere tarihlenemediğini söylemek gerekir. 19. yüzyılda elektriğin keşfinin hemen ardından başladı. Konuyla ilgilenenler, akupunkturun elektrik fenomeni olduğunu düşünüyorlardı (Sarlandiére, daha önce meridyenlerin belirli noktalarına batırılmış iğnelere galvanik akımlar verdiğini açıklamıştı).

1825'te "elektropunktur" teriminin yaratıcısı Dr. Sarlandiére, bir yandan elektrik ve akupunktur arasındaki ilişkiyi araştırma bir yandan da aku-punkturla deney yapma yolunu açtı. Bu bakımdan akupunktur yöntemiyle analjezi yapmanın babası olarak değerlendirilebilir. Mémoires sur électropun-ture, le moxa et l'acupuncture (Elektropunktur, Moksa ve Akupunktur Üstüne Bildiriler) adlı yapıtının 55. sayfasında şunları yazıyordu: "Akupunktur yoluyla savaş açılan lumbagolar, büyük yorgunluklardan sonra omuzlar arasında dolaşan ağrılardır. Düzensiz eklem ağrılarının bir kısmı bu ortamı, geri dönmemek üzere kolaylıkla terkeder."

Yöntemini farklı iğneleme derinlikleri kullanarak çeşitli hastalıklarda uyguladı. Çalışmalarını yıllar süren deneylerden sonra yayımladı. Şöyle diyordu: "Bugüne dek tanıtmakta geciktiysem, bu, çok sayıda bir olay kitlesini eleştiriyle karşı karşıya getirmek istediğimdendir. Her zaman yeni keşiflere kimi kez kıskanç kimi kez de kılı kırk yaran bir Pi-ronculukla saldırmakta ya da bilginin gelişimini önleyen çıkar motiflerini zorla benimsetmekte acele davranılır. Çünkü bu tür yaklaşımlar, halkın ya da ilgililerin konuya gösterdikleri güveni sinsi düşünçelerle yıkmaya çalışarak sarsarlar. İtiraf etmek gerekir ki, mesleğini seven ve her şeyin ötesinde dürüstçe ilerlemeyi amaç edinenler için güçlü bir silah olan gülünç duruma düşürme ve şarlatan olmakla suçlanma korkusu "Meduza'nın başı"dır. Bilim adamı, sonuçta kalabalık bir gazeteci topluluğunun ya da tek becerisi ulaşılan her şeyi karalamak olan bir yazar karşısında donup kalır."

Ancak Batılı doktorların büyük çoğunluğu için akupunktur bir refleksoterapi, yani tepkeye dayanan bir tedaviydi. Yine birçoğu, nedenini ve nasılını aramaksızın şu hastalıkta şu noktayı kullanıyordu.
Fizyologlar ve doktorlar şu üç sorun üstüne eğildiler:

1. Noktaların Fiziksel ve Elektriksel Özelliklerinin Açıklanması - Dr. Niboyet ile Dr. Grall'in deri impedansı üstüne araştırmaları, üstün ölçüde verimli çok sayıda tıp doktorası tezinden esinlenilerek gerçekleştirildi.Canlı maddedeki elektrik olguları uzun süren önce ortaya kondu; bunun en önemli göstergeleri, otuz yılı aşkın bir süredir kullanılan elektrokardi-yogram ve elektroansefalogram aygıtlarıdır. Her biyolojik olgu, bir iyonlaşma ve kutuplaşma olgusudur. Deri dokusu, akupunktur noktalarına uygun nitelikte daha düşük dirençli bölgelerin keşfine yarayan birçok deneyin konusu oldu. Dağıtma ve güçlendirmenin rolü, işte bu şekilde açıklanabildi.

Bedenin herhangi bir noktasına bir iğne batırıl-dığında, bedene giren kısım belirli bir sıcaklık kazanır. Böylece, uç ile havayla temastaki metal bölüm arasına bir sıcaklık yerleşir ve termoelektrik olgu nedeniyle, uçta bir kutuplaşmaya yolaçar.Sözkonusu artı elektrot, eksi iyonları kendi çevresinde odaklaştınr. Böylece elektrolitlerin yoğunluğu azalır, dolayısıyla bölgesel ohm direnci azalır ve elektrik iletimi artar.

Bu, iyonların çeşitli şekillerde dağılımına elverişli bir ortam oluşturur; iğne batması yeni bir durum yaratmıştır.Güçlendirme, yukarıdaki olayın tersine gelişir. Olay, elektrolitik yönelimin, sinüzoidal bir dalgaya göre yayılan kutupsal ayrılma-kutupsal birleşme uygulamasına katılmasıdır. Uyarı bir meridyen noktasına yapılırsa, meridyenin elektriğe daha az direnç gösterdiği bölgeye doğru, kendi uzunluğu bo-yunca meridyeni izler.

Bu, iğneyi ısıtmayı (moksa) ya da enerjiyi aramak için, iğneyi deriye soktuktan sonra kendi çevresinde döndürmeyi öneren eski metinlere de uygun düşen bir olaydır.
Çeşitli metabolizma etkinlikleri, artı ve eksi iyonların sürekli hareket durumunda dolaştığı hücreleriçi ve hücrelerarası sıvılar nedeniyle, insan bedeni bir "elektrolit kesesi" olarak nitelendirilebilir.
Deri dokusuna metal iğneyle giriş, aşağıda belir-tildiği gibi elektrolitik bir dağılım değişikliği üretir.Amerika'da Becker, yüzeyde polarimetre ile deri aşılama işlemini iyileştirme çalışmaları yaparken akupunkturculara, yüzyıllardan beri bilinmekte olan doğrusal deri kanallarını saptama olanağı verdi.

2. Pülsoloji - En eski araştırmalar Japonya'da sifigmometre yardımıyla gerçekleştirildi. Son yıllarda ise, reoloji araştırmalarında yeni aygıtlar, kol nabızlanndaki en küçük değişiklikleri ışıklı değişimler vererek gösteren elektronik sfigmometreler kullanılmaktadır.

3. Tüm Alanlarda, Çok Sayıda Araştırma Yapıldı - a) Biyometereoloji atmosfer olaylarını, insan bedenindeki sıvı değişmezlikleri (kan iyonogramı), atardamar tansiyonu (barometre verilerine ve dış sıcaklığa göre, akupunkturdan önce ve sonra elektrokardiyogram yapılması) ile ilişkisini inceler.

b) Kronobiyoloji organların uyumunu, metaboliz-maları ile sirkadyen ve sirkanyen ritmleri araştırır.
c) Sibernetik ve elektronik geri-bildirim feno-menlerine (Yin-Yang ikikutupluluğu) dayanan bütünlüklerin kurulması ve yerleştirilmesi ile ilgilenirler. Gate controli.*) kuramı akupunkturun anas-tezideki rolünü açıklar.

Termografi de akupunkturun etkilerini denetlemede kullanılan bir araştırma aletidir.

d) Fizyopatoloji ise araştırmalarını insan vehayvan organizması üstüne yöneltir
.Bazı kronik hastalıklarda organizma anerji durumundadır. Burada saldırgan, mikroplu, sarsıcı ya da yozlaştıncı süreçler karşısında tepki eksikliği sözkon usudur.

Akupunkturcunun iğnesi, zararlı bir uyarana dönüşerek organizmanın tepki gücünü uyandırır. Olay doğrudan gerçekleşebilir; yani ağrılı uyan duyusal yollar boyunca beyin kabuğuna dek çıkar ve bunu, devindirici, salgılayıcı ya da metabolizmaya ilişkin bir yanıt izler. Limbik iniş ve orbito-rrontal korteks bağlantı kurucu işlevi yoluyla da gerçekleşebilir; yani hasta az ya da çok bilinçli şekilde, iğnenin zararlı bir uyarıya yolaçtığını kavrayınca nöro-organik bir tepki başlatır. Bir süre önce SSCB'de düzenlenen Fizyopatoloji Kongresi'nde H. Laborit, kuruntudan kaynaklanan ve orbito-frontal korteks bağlantı kurucu işlevinden doğan organik tepkiden sözetmiştir.

(*) 1965'te Melzack, Wall tarafından ortaya atılan Kapı Kontrol kuramı, akupunkturun etkilerini nörolojik yönden açıklamayı amaçlar (ç.n).
 
4. Hayvanlar Üstünde Akupunktur - Deneyim ve fizyopatoloji ile ilişkisi bakımından veteriner akupunkturu büyük bir önem taşır.Çin hükümeti 1950'de, "Birinci Toplu Sağlık Konferansı"nın ardından halk sağlığına yönelik bir program başlattı. Program adını, amaçları aşağıda sıralanan Dört Temizlik ve Beş Yoketme Kampanyası'ndan alıyordu:

- Dört temizlik: yiyecekler ve mutfaklar; tuvaletler ve domuz ahırları; giysiler ve yatak takımları; yollar, evler ve avlular;
- Beş yoketme: sinekler, sivrisinekler, pireler, fareler, bitler.

Bu büyük kampanya hayvan sağlığını da, özellikle ahırlarda beslenen domuzların bakımını kapsıyordu. Ülkenin duvarlarını çok sayıda afiş ve basit desenler kapladı. Kimileri hayvanların tutulabileceği çeşitli hastalıkları ve tedavi biçimlerini, kimileri de evcil hayvanlardaki, özellikle sığır, domuz ile atta bulunan, hatta ördek ve tavuk gibi kümes hay-vanlanndaki bazı akupunktur noktalarını gösteriyordu.
Hayvanlarda bu noktaların varlığı, yetersiz bilgi sahibi doktorların kanısına karşıt olarak akupunkturun basit bir telkin hekimliği olmadığını gösterir. Psikosomatikten daha öte etkiye sahip bir tıp dalıdır. Böyle olmasaydı, bir kümes hayvanı kolayca, psikolojiye karşı duyarsız olmakla suçlanabi-lirdi (!)

Fransa'da Fransız Akupunktur Birliği'nde (1946) ve Uluslararası Akupunktur Derneği'nde, kuruluşlarından beri Dr. Millin tarafından yönetilen bir veteriner kolu oluşturuldu. Dr. Millin Maisons-Alfort Ulusal Veteriner Okulu'nda ve muayenehanede, atlarla köpeklerdeki akupunktur noktalarının yerlerini bulmak amacıyla sayısız araştırma yaptı. Birçok hayvan incelendi ve genç köpeklerdeki Carré hastalığının^) sekellerinde eklemlere ilişkin çok iyi sonuçlar elde edildi.

Akupunktur atlarda, özellikle yarış atlanndaki tendinit olaylarında başarılı sonuçlar verir. Kimi zaman doping amacıyla kullanılmıştır. Dahası, yarış kuruluşları tarafından kabul edilmiş ilaç dışı doping olduğunu da söyleyelim. Bu bilim dalı için veteriner çalışmalarının önemi, çok sayıda yayın ve tez aracılığıyla ortaya konmuştur. Sözkonusu çalışmalar akupunkturla alınan başarılı sonuçların kanıtlarını oluşturmakla kalmaz, fizyolojik araştırmaların amacını da oluşturur. Bu arada şu tezleri belirtmeden geçmeyelim: 1950'de Lepetit'den Essais d'acupuncture sur les animaux (Hayvanlar Üstünde Akupunktur Denemeleri), 1954'te J. Bernard'dan Conctribution à l'étude de l'acupuncture chez les carnivores (Etoburlarda Akupunktur Araştırmasına Katkı) ve çok yakınlarda- Dr. Frédéric Molinier tarafından hazırlanan Contribution à l'étude des potentiels du tissu conjonctif sous-cutané et relations avec acupuncture (Derialtı Bağdokusunun Potansiyelleri Ve Akupunkturla İlişkileri Araştırmasına Katkı).Ayrıca son zamanlarda, akupunkturun tavşanlar üstündeki analjezi etkisi Fransa'da, Çin'de ve Japonya'da sürdürülen deneylerle araştırıldı.

Özellikle Showa Üniversitesinden (Japonya) Chifuya Tageshige, çapraz dolaşıma bağlanmış iki tavşanda akupunkturla analjeziyi gerçekleştirdi. Biri iğneleniyor, öteki aynı belirtileri gösteriyordu; bu, kan yoluyla bir özün salınmasını düşündürüyordu.

(*)   Köpeklerde görülen bedenin çeşitli bölümlerini tutan bulaşıcı ve çoğunlukla öldürücü "gençlik hastalığı" (ç.n.)
Benzer deneyler Çin'de gerçekleştirildi. Uluslararası Akupunktur Birlikleri'nin temsilcisi Dr. Roustan, biri at üstünde olmak üzere, çok sayıda akupunkturla veteriner anestezisi çalışmalarına tanık oldu.
Bilgisayara yüklenmiş klinik verilerin istatistik incelemeler, akupunkturla ya da akupunktursuz tedavi edilmiş birçok hasta grubu üstünde yürütülmüş alıştırmalar (Lariboisiére Hastanesi) akupunktur yönteminin, düşüncesinin ve bilimsel değerinin anlaşılmasına katkıda bulundu.
Tüm bu çalışmalar uygulama yönünden noktalan saptayan tıp aygıtlarının üretilmesine yolaçtı. Bu aygıtlar, enerji değişikliklerini sesli ya da optik sistemler aracılığıyla büyüterek, noktaların yerini belirlemeyi kolaylaşırdılar ve böylece daha kesin bir tedaviye olanak sağladılar. Moral yönden ise akupunkturun bir gerçek, çağdaş bilimlere dayanan bir gerçek bir tedavi olmasına yolaçtı. "Yaşamanın sınırları var" ise de bilginin yoktur. Sözü bitirmeden önce, uzmanların şu sıralardaki güncel çalışmalarını belirtelim ve keşiflerini saygıyla analım.- Fransa'da: Çok sayıda araştırmacıdan, Uzay Tıbbı Araştırmaları Merkezi eski başkanı Cantoni ve arkadaşları Borsarello, Sens, Roche-Bruyn nabızları kaydetme ve uygulamalı biyoloji sorunlarını incelediler ve Becker'ın çalışmalarını açıkladılar. Nabız parametrelerine göre iğne batırılacak noktaları veren bir akupunktur bilgisayarı yaptılar.

Roche-Bruyn de aynı şekilde akupunkturla tedavi konusunu araştırdı. Moindre réistance à l'électricité de surfaces puncturées et de trajets cutanés correspondant aux points et aux méridiens (İğnelenen Yüzeylerdeki En Küçük Elektrik Direnci Ve Noktalara Ve Meridyenlere Karşılık Gelen Deri Kanalları) adlı bir bilimsel doktora tezinin sahibi Ni: boyet, derinin Çin noktaları düzeyindeki elektrik özellikleri üstüne elde edilmiş bilgileri destekledi.

Grall, 1962'de Cezayir kentinde hazırladığı Contribution à l'étude de la conductibilité électrique de la peau (Derinin Elektriksel İletkenliğinin Araştırılmasına Katkı) başlıklı tezinin ardından, Paris Tıp Fakültesi Biyofizik Laboratuvarı'nda asistan olarak, deri impedansı hakkındaki çalışmalarını sürdürdü ve impedans haritaları çıkarttı.Vincent, de Tymowski, Lapeyronie, akupunkturun biyoelektrik ve biyomanyetizma ile ilişkilerini incelediler.

Pellin, çeşitli çalışmalardan sonra, piyasada birçok modeli bulunan nokta dedektörleri geliştirdi.Limoge, Fransız Akupunktur Birliği'nden bir araştırma grubuyla (Monnier, Darras, Kespi, Mus-sat) birlikte, özellikle elektriksel analjezi sorununu inceledi.Lyon Nöroloji Hastanesi elektroansefalografi servisinden Antonietti, Nei Goann gibi, belirli noktalara iğne batırıldıktan sonra beyinsel kan akışının genlik değişimlerini inceledi ve bu değişimleri . pletizmografa kaydetti.

- Romanya'da: Akupunktura çok büyük ilgi vardı. Bükreş'teki Coltzea Hastanesi Deney Merkezi'n-de Gheorghiu, Gracium, Patiu, Gluk gibi profesör-lerce kan, dolaşım aygıtı, sindirim aygıtı, dölyatağı-nın dinamiği ve içsalgılar üstüne araştırmalar ger-çekleştirildi. Dr. Ionescu-Tirgoviste'nin ekibi, hipo-fiz-beyin kabuğu-böbreküstü eksen bölgesinin eozi-nofili ve Thorn testi ile ilişkisinde iğnelerin etkisini araştırdı.
- SSCB'de: Leningrad Nöroloji Enstitüsü'nden Bn. Dr. Tikkoçinskaya da, sonuncusu çocuklardaki astım tedavisi olmak üzere, çok sayıda kuramsal ve uygulamalı araştırma yaptı.
- ABD'de: Akupunktur tıp çevresine güçlükle girdi. Ülkedeki Çin kolonisi arasında, ancak tek tük uygulama görülüyordu; hatta Amerikalı Çinliler bile bu yöntemden pek az yararlanıyorlardı. Bununla birlikte sanat çevrelerinde, seçkin ortamlarda biliniyordu. Avrupa'ya, Asya'ya yolculuk yapan Aldous Huxley, Kennedy ailesi, California sinema çevresinden ünlüler, tedavilerini düzenli olarak bu yöntemle yaptırıyorlardı.

Vietnam Savaşı Çin'in önemini artırdı ve Batı dünyasına girişi çok sayıda makalenin yazılmasına yolaçtı. Sonuçta Amerikan kamuoyu Uzakdoğu, Çin tıbbı ve aynı derecede anesteziyle ilgilenmeye başladı.
Başkan Nixon'in Çin'e hareketinden önce Amerikan hükümeti, hem yöntem hakkında bilgi edinmek hem de ABD'de uygulanmasına izin verme kararı almak üzere bir anket yaptı. 6-7 Aralık 1971'de Uluslararası Akupunktur Derneğinin üç üyesi, Paris'ten Dr. de Tymowski, Viyana'dan Dr. Bischko, Londra'dan Dr. Mann, konuyu yetkililer ve Amerikan doktorlanyla tartışmak için Bethesda'daki Ulusal Sağlık Enstitüsüne çağrıldı.

Bu konferanstan sonra akupunktur bir tedavi olarak kabul edildi. Ancak resmi çevrelerdeki kuşku sürüyordu: Uygulama yalnızca tıp doktorlarına mı bırakılacaktı ya da paramedikal çevreler ve Uzakdoğu'dan gelen akupuntur uzmanlarınca mı yapılacaktı?

11 Şubat 1973'te New York'ta düzenlenen 167. Tıp Birliği Konvansiyonu'nda bütün bir gün akupunktura ayrıldı ve 2000 Amerikalı doktor çözüm olasılıklarını tartıştı.New York Üniversitesi Down Tıp Merkezi'nden Dr. Fox, sonradan ilk akupunktur birliklerinden birini kuracak olan Dr. Gao ile bağlantı kurdu ve yöntemle ilgilenen Amerikan doktorlarının çekirdek topluluğunun oluşturulmasında etkili oldu.
Amerikalılar çabuk yolaldılar; birkaç ay içinde konuya ilişkin iki Amerika dergisi yayımlanmaya başladı. Tüm bu çabaların yanı sıra akupunkturun gelişmesi isteniyorsa, iyi akupunkturcuların yetişmesi için dikkati Atlantik-ötesinden ayırmamak gerekir.

Son dönemlerde alınan bir karar, akupunktur-culara büyük ümit verdi. Merkezi Cenevre'de bulunan Dünya Sağlık örgütü (WHO), Temmuz 1979'da Paris'te toplanan VI. Dünya Akupunktur Kongresi'-ne bir gözlemci, M. Torfs'u gönderdi. Üçüncü dünya ülkeleri kadar, sağlık harcamalarının aşırı boyutlara ulaştığı zengin ülkeler için de akupunkturun etkili ve ekonomik bir yöntem olarak getirilebileceği tüm yararlan dikkatle incelendi. Dokuz dilde hazırlanan yayın organı Sante du Monde'un Aralık 1979 sayısını tümüyle akupunktura ayırdı. Bu tedaviye yanıt verebilecek 44 bozuklukla hastalığın listesini yayımladı. Örgütün bu tutumu akupunkturu benimsemesinin bir göstergesidir. WHO akupunktura ve geleneksel doğu hekimliğine verdiği desteği 5-8 Aralık 1980 tarihinde Paris'te düzenlenen son Dünya Akupunktur Kongresi'nde de sürdürdü.
 
SONUÇ
 
Tedavi alanındaki büyük keşifler döneminde akupunkturun yaran şaşkınlık verecek boyutlara ulaşmıştır. Bunun nedeni, kaynağını belki de bireysel ve kişisel bir doktorluk olduğunu gösteren göre-lilikten almaktadır.
Eski hekimlik sanatı akupunktur, dolambaçlı yollardan geçerek, görkemli ve kötü günler görerek en az üç bin yıldan bu yana varlığını korudu. 1822' de Mançu Qing Hanedanı yönetimince ve 1929'da Kuomintang hükümetince tıp dışı, politik gerekçelerle yasaklandı. Tarafsız gözlemciler için en garip olanı, bu dönemlerde Çin topraklarında akupunkturun güçlüklerle savaşması; buna karşın Batıda ve Fransa'da uygun bir gelişme ortamı bulmasıdır.Avrupa akupunktur okulu ve özelikle Fransız okulu uygulamalı araştırmalar, analiz ve sentez çalışmaları yoluyla Çin düşüncesinin kaynağını tanımayı başardı.Avrupa, çok kesin bir anatomik tanıma dayanan noktaları gösteren eksiksiz bir katalog hazırladı. Bu, ilk dedektörlerin ortaya çıkışına yolaçtı.

Doğu-Batı arasındaki uluslararası değişimler sayesinde ve Çinli, Japon, Koreli akupunkturcuların işbirliği ile, hastaların en iyi koşullarda tedavilerine ilişkin bilgilerin artacağına inanıyoruz.Bu yöntemin araştırmasına giren iki önemli kavramdan daha sözetmek gerek: yaşam enerjisi ve bunun çevresel etmenler aracılığıyla üstlendiği rol, yani çevre. Günümüzde Taocu düşüncelerle öncü araştırmacılar arasında açık bir yaklaşma vardır. 
 


Twitter Share  



Untitled Document
Akupunkturu Açıklama Girişimleri ile ilgili Tüm başlıklar
Akapunktur Noktaları NelerdirAkupunktur Nedir?Herkes İçin Akupunktur
AKUPUNKTURAkupunktur TarihçesiAkupunktur Temel Kavramlar
Hastanın Muayenesi Ve TanıAkupunkturun EndikasyonlarıAkupunkturu Açıklama Girişimleri
Akapunktur GenelAkupunktur Migren TedavisiAkupunkturla Migren Tedavisi

    


Afrodizyaklar | Müşteri Hizmetleri | Garanti ve İade Şartları | Teslimat Şartları | Gizlilik Taahhüdü ve Güvenlik Politikası | Yardım | İletişim | Ana Sayfa  

Copyright © 2009 Şifa Market | www.sifamarket.com

 0224 224 55 92 (pbx)

 
Bu sitedeki açıklamalar sadece bilgilendirmek amacıyla verilmiştir. Ürünler ilaç değildir, tıp ve sağlık profesyonellerinin tavsiye ettiği ilaçlar ile eşdeğer değildir. Ürün bilgileri ambalajlardaki açıklamalardan ve üreticilerin tanıtım broşürlerinden alınmıştır. Üreticilerin ürünleri hakkında verdiği bilgilerden ve yazım hatalarından kaynaklanan sorunlardan ve şikayetlerden sifamarket.com sorumlu değildir. Ürünlerin kullanımı ve sağlık sorunlarınız için öncelikle bir sağlık uzmanına, hekime, eczacıya danışınız.