Tüm Kategoriler
CİNSEL ÜRÜNLER CİNSEL ÜRÜNLER
YEŞİLEX AFRODİZYAK YEŞİLEX AFRODİZYAK
YEŞİLEX ÜRÜNLERİ YEŞİLEX ÜRÜNLERİ
BİTKİSEL KAPSÜLLER BİTKİSEL KAPSÜLLER
BİTKİSEL İLAÇLAR BİTKİSEL İLAÇLAR
AKCİĞER HASTALIKLARI AKCİĞER HASTALIKLARI
AKDENİZ ATEŞİ AKDENİZ ATEŞİ
ALERJİ PROBLEMİ ALERJİ PROBLEMİ
ALKOLÜ BIRAKMA ALKOLÜ BIRAKMA
ALT ISLATMA ALT ISLATMA
ANAL FİSSÜR ANAL FİSSÜR
ANEMİ ANEMİ
ANKİLOZAN SPONDİLİT ANKİLOZAN SPONDİLİT
ANTİOKSİDANLAR ANTİOKSİDANLAR
ARTRİT ARTRİT
ASTİM ASTİM
AŞIRI TERLEME AŞIRI TERLEME
AYAK BAKIMI AYAK BAKIMI
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
BAL VE ARI ÜRÜNLERİ BAL VE ARI ÜRÜNLERİ
BALLI KARIŞIMLAR BALLI KARIŞIMLAR
BANYO ÜRÜNLERİ BANYO ÜRÜNLERİ
BASUR (HEMOROİT) BASUR (HEMOROİT)
BAŞ DÖNMESİ BAŞ DÖNMESİ
BEBEK VE ÇOCUK BEBEK VE ÇOCUK
BEHCET BEHCET
BEL FITIGI BEL FITIGI
BEL SOĞUKLUĞU BEL SOĞUKLUĞU
BEYİN HASTALIKLARI BEYİN HASTALIKLARI
BİTKİSEL ÇAYLAR BİTKİSEL ÇAYLAR
BİTKİSEL SULAR BİTKİSEL SULAR
BİTKİSEL YAĞLAR BİTKİSEL YAĞLAR
BOY UZATMA BOY UZATMA
BOYUN FITIĞI BOYUN FITIĞI
BÖBREK HASTALIKLARI BÖBREK HASTALIKLARI
BÖBREK TAŞI BÖBREK TAŞI
BÖBREK YETMEZLİĞİ BÖBREK YETMEZLİĞİ
BRONŞİT & SOLUNUM BRONŞİT & SOLUNUM
CİLT ÜRÜNLERİ CİLT ÜRÜNLERİ
CİNSEL SOĞUKLUK CİNSEL SOĞUKLUK
DAMAR TIKANIKLIĞI DAMAR TIKANIKLIĞI
DERİ HASTALIKLARI DERİ HASTALIKLARI
DİŞ VE AĞIZ BAKIMI DİŞ VE AĞIZ BAKIMI
EGZAMA EGZAMA
ERKEN BOŞALMA ERKEN BOŞALMA
FELÇ FELÇ
FİBROMİYALJİ FİBROMİYALJİ
GÖĞÜS BÜYÜTÜCÜ GÖĞÜS BÜYÜTÜCÜ
GÖZ SORUNLARI GÖZ SORUNLARI
GRİP GRİP
GUATR GUATR
GUT HASTALIĞI GUT HASTALIĞI
GÜL HASTALIĞI GÜL HASTALIĞI
HEPATİT B_C HEPATİT B_C
HİPERTROİT HİPERTROİT
HORMONAL BOZUKLUK HORMONAL BOZUKLUK
İŞTAH AÇICI İŞTAH AÇICI
İYİLEŞMEYEN YARALAR İYİLEŞMEYEN YARALAR
K.B.B.  HASTALIKLARI K.B.B. HASTALIKLARI
KADIN HASTALIKLARI KADIN HASTALIKLARI
KALP-DAMAR HAS. KALP-DAMAR HAS.
KANSER KANSER
KARACİĞER HAS. KARACİĞER HAS.
KAS & KEMİK EKLEM HAS. KAS & KEMİK EKLEM HAS.
KAS GEVŞETİCİ KAS GEVŞETİCİ
KAŞINTI KAŞINTI
KEMİK ERİMESİ KEMİK ERİMESİ
KIL DÖNMESİ KIL DÖNMESİ
KISIRLIK KISIRLIK
KİLO ALDIRICI KİLO ALDIRICI
KİREÇLENME KİREÇLENME
KOLESTEROL KOLESTEROL
KREMLER KREMLER
KRONİK YORGUNLUK KRONİK YORGUNLUK
KULAK ÇINLAMASI KULAK ÇINLAMASI
KURT DÖKÜCÜ KURT DÖKÜCÜ
LİKEN PLANUS LİKEN PLANUS
MACUNLAR MACUNLAR
MANTAR MANTAR
MENİSKÜS MENİSKÜS
MİDE & BAĞIRSAK HAS. MİDE & BAĞIRSAK HAS.
MİGREN MİGREN
ORUÇ VE SAĞLIK ORUÇ VE SAĞLIK
ÖDEM HASTALIĞI ÖDEM HASTALIĞI
ÖZEL SETLERİMİZ ÖZEL SETLERİMİZ
ÖZEL ÜRÜNLER ÖZEL ÜRÜNLER
PAKET BİTKİLER PAKET BİTKİLER
PROSTAT PROSTAT
PSİKOLOJİK RAH. PSİKOLOJİK RAH.
ROMATİZMA HAS. ROMATİZMA HAS.
SAÇ BAKIMI SAÇ BAKIMI
SAFRA KESESİ SAFRA KESESİ
SARA HASTALIĞI SARA HASTALIĞI
SEDEF SEDEF
SİGARA BIRAKMA SİGARA BIRAKMA
SİNÜZİT SİNÜZİT
SİSTİT SİSTİT
SİYATİK SİYATİK
SPERM ARTTİRICI SPERM ARTTİRICI
SPORCU DESTEK SPORCU DESTEK
STRES & DEPRESYON STRES & DEPRESYON
SÜT ARTTIRICI SÜT ARTTIRICI
ŞEKER HASTALIĞI ŞEKER HASTALIĞI
TÜY DÖKÜCÜ TÜY DÖKÜCÜ
UÇUK UÇUK
UNUTKANLIK UNUTKANLIK
UYKU SORUNLARI UYKU SORUNLARI
VARIKOSEL VARIKOSEL
VARİS HASTALIĞI VARİS HASTALIĞI
VİTAMİNLER VİTAMİNLER
VİTİLİGO VİTİLİGO
YANIK YANIK
YAŞLILIK YAŞLILIK
YORGUNLUK GİDERİCİ YORGUNLUK GİDERİCİ
YÜKSEK TANSİYON YÜKSEK TANSİYON
ZAYIFLAMA ÜRÜNLERİ ZAYIFLAMA ÜRÜNLERİ
ZİHİN AÇICI ZİHİN AÇICI
ZONA ZONA

                            ŞİFALI TAŞLAR VE ŞİFALI TAŞLARLA TEDAVİ

 Kristalinizi programlayamazsınız ya da başkalarına kötülük yapmak veya cezalandırmak gibi amaçlarla da kristali kullanamazsınız. Çünkü kristal, böyle kötü niyetler karşısında kendini programlamaya kapatarak size izin vermeyecektir. Kristalden nasıl titreşimler yayılıyorsa sizden de titreşimler yayılmaktadır. Niyetiniz ile kristale ulaştırdığınız titreşimleriniz, kristal tarafından ayırt edilir ve olumsuz isteklerde sizinle beraber çalışmazlar.

Kristalinizi programlamadan önce kendinizi arındırmalı ve enerjisel olarak dengelenmelisiniz. Rahatlamak ve dingin bir Tuh haline bürünmek için bir bardak sıcak bitki çayı içebilirsiniz. Aynı zamanda, programlama yapacağınız ve öncesinde içinde bulunduğunuz mekanda, çeşitli aromatik mumlar ve tütsüler yakarak mekanın enerjisini de dengeleyebilirsiniz.

KRİSTALKristal Programlama Tekniği


İlk olarak programlayacağınız kristalinizi alın. Rahat ve sırtınız dik bir şekilde oturacağınız bir pozisyona geçin.Elinizden hangisi güçlü enerjili ise kristalinizi programlamak için kristali o elinize alabilirsiniz. Avuç içinize oturacak şekilde kristalinizi yerleştirin ve diğer elinizin avuç içiyle kristalinizin üzerini kapatın. Eğer kristaliniz, avucunuza sığmayacak kadar büyükse önünüze alacağınız bir masa üzerine yerleştirin. Avuç içleriniz üstüne gelecek şekilde kristali iki elinizle tutun.

Kristalinizi mümkünse kalp hizasına gelecek şekilde yerleştirebilirsiniz.Gözlerinizi kapatın. Kristalden size gelecek enerjisel titreşimlere ve niyetinize odaklanın. Öncelikle kristalinize içtenlikle teşekkür edin ve kendinizi tanıtın.


Kristalinize mutlaka "onu programlamak istediğinizi ve bunun için size izin verip vermediğini" sormalısınız. Ardından kristalden gelecek titreşimleri bekleyin. Kristaliniz, programlama için size izin veriyorsa eğer mutlaka titreşimsel olarak fiziksel bedeninizde hissedersiniz. Bu titresimler iğne batması, gıdıklanma ya da artan - azalan kalp atışları şeklinde olabilir. Eğer kristalinizden size yanıt gelmiyorsa sorunuzu tekrarlayın ve bekleyin.

En az 3 kere sorunuzu tekrarlamanıza rağmen kristalden herhangi bir yanıt alamadıysanız programlamaya ara verebilirsiniz. Bir yarım saat süreyle bekledikten sonra tekrar deneyebilirsiniz.Yaptığınız tekrarlarla kristalinizden hiç yanıt gelmemesi, kristalin bu programlama ile sizinle beraber çalışmayacağını gösterir. Başka programlarınız için aynı kristali tekrar deneyebilirsiniz. Ya da o kristali, her kim için programlıyorduysanız başka biri için programlamayı düşünebilirsiniz.

Bununla beraber, böyle bir durumda şunu da yapabilirsiniz. Kristalinize, onu hangi amaçla programlayabileceğiniz! sorabilirsiniz. Soruyu yönelttikten sonra sakin kalın ve bekleyin. İçsel biliş yoluyla yani kendi iç sesinizle, bir düşünce şeklinde size yeni amacınız gelebilir. Gelen yeni bilgiyle kristalinize onu programlama isteğinizi yineleyin. Büyük ihtimalle bu defa kristalden size onay veren titreşimler akmaya başlayacaktır.

Kristalinizden gelen onay cevabı ile vücudunuzda yayılmaya başlayan titreşimleri, çok şiddetli veya çok hafif olarak hissede-bilirsiniz. Bunun bir önemi yoktur, önemli olan kristalinizin size cevap veriyor oluşudur. Bu esnada vücudunuzda titreşimlerin yayıldığı bölgelere dikkat edebilirsiniz. Çünkü kristaliniz, bu titreşimleriyle en iyi ve en çok hangi bölgelerde çalışacağını da size kendi üslubuyla gösterir. Enerjisel olarak blokajların bulunduğu alanlar bu titreşimlerle açığa çıkıyor.
Kristalinizin size izin vermesinin ardından programlamaya geçebilirsiniz. Ne amaçla kristalinizi kullanmak istiyorsanız, bunu kendi duyacağınız kadar yüksek bir sesle tekrarlayın. Tek bir defa söylemeniz yeterlidir ancak bu sayıyı istediğiniz kadar da arttırabilirsiniz. Tüm samimiyetinizle, yüzünüze güzel bir tebessüm oturtarak ve kendi cümlelerinizle bunu yapabilirsiniz. Programlama esnasında en çok, olumsuza odaklı kelimeler kul-lanmamaya özen göstermelisiniz. Mesela; ile ilgili korkmak istemiyorum" yerine ile ilgili cesaretle dolmak istiyorum" diyebilirsiniz. Niyetinizi gözünüzün önünde canlandırmanız da programlamanızı destekleyici niteliktedir.

Ardından tekrar bekliyorsunuz. Kristaliniz, avuç içinizden başlamak kaydıyla kendi enerjisini tekrar sizin üzerinize salarak programı aldığını belli edecektir. Bu titreşimler sona erene kadar bekleyebilirsiniz. Vücudunuza yayılan titreşimler sonlanınca kristal programlamanızı başarıyla tamamlamış olursunuz. Bu işlemden sonra kristalinize ve tüm yüksek kristal bilincine, kendi öz varlığınız da dahil olmak üzere teşekkür etmelisiniz.
Aynı anda sadece tek bir kristal programlayabilirsiniz. Birden fazla sayıda kristali peş peşe programlayacaksanız eğer mutlaka yanınıza bir not defteri almalısınız. Kristali programlama esnasında kristalin hangi bölgelerde yoğun çalıştığını dikkatle not alırsanız, o kristalle devam eden günlerdeki çalışmalarınızı da bu gelen bilgiler doğrultusunda düzenleyebilirsiniz.

Mineral ve Mineral Olma Özellikleri Nelerdir?

Bir cismin mineral olabilmesi için aşağıdaki özellikleri göster-mesi gerekir.
1. Tabiat ürünü olarak oluşmuş olması gerekir. Yani fabrika-larda elde edilen cisimler mineral kapsamına girmezler.
2. Homojen olmaları gerekir. Büyük bir parçadan kopartılan küçük bir parça, o büyük parçada görülen renk, sertlik, yoğunluk gibi özellikleri küçüğünün de gösterme-si gerekir.
3. Mineraller çoğunlukla katı olarak bulunurlar ve belirli bir kristal sistemine dahildirler. Fakat Civa (Hg) sıvı olarak bulunabilir ve Zinober (HgS) mineralinden elde edilir.
4. Her mineralin belirli bir kimyasal formülü vardır. Örneğin Kalkopirit CuFeS2, Kuvars SİÜ2 gibi...
5. Genellikle inorganiktirler. Seyrek olarak organik olanlarına da rastlanır. Organik olanlara örnek olarak Kehribar'ı (Amber) verebiliriz.
Bu 5 maddeyi kapsayan cisimlere mineral denir. Mineraller, (.mumlanmış bir kimyasal bileşimi ve düzenli bir iç atomik yapısı olan, doğal ve homojen katı cisimler olup genellikle inorganik olarak meydana gelirler.
Buna göre, Kalsit (CaC03) ve Galenit (PbS) birer mineraldirler. Bu minerallerden Galenit'in bileşiminde bulunan Kurşun (Pb) ise bir metaldir. Bir mineralden metal çıkarmak eğer ekonomikse, o minerale maden denir. Dolayısıyla Galenit'e Kurşun madeni de denir. Bütün mineraller maden değildir. Mineralden metal elde ediliyorsa madendir. C, Pb, Fe, Cu doğada tek atomlu bulunabilirler.

1. Kristal Nedir?

Minerali oluşturan atomlar belli bir düzeni takip eder şekilde sıralanmışlardır. Yönlere göre özellikleri değişen minerallere "anizotrop mineraller" denir. Anizotrop cisimler, düzgün olarak büyüyebilirlerse düzgün yüzeyli, çok köşeli ve kenarlı şekillerde olurlar. Böyle şekillere "kristal" denir.

Kristalleşmiş maddeler daima ideal şekillerinde bulunmıı/lnr Onlar gözle görünmeyen içyapıları nedeniyle birçok faktörlerin etkisi altında kalarak çeşit|i şekillerde bulunurlar. Kristal olduğu ancak mikroskopta görülebilen böyle maddelerin yığıntılarına "kristal agregatı (topluluğu)" denir. Kuvars ve Kalsit çoğunlukla kristaller şeklinde; Jips ise kristal agregatı olarak bulunurlar.
Doğadaki bütün kristal malzemeler 7 kristal sistemine uyarlar. Bunlar aşağıdaki gibidir.
a. Kübik
b. Tetragonal (kare prizma)
c. Ortorombik (dikdörtgen prizma]
d. Rombohedral
e. Hegzagonal
f. Monoklinik
g. Triklinik


Kristallerin Oluşumu ve Büyümesi


Sıvılarda ve gazlarda bulunan bir madde katı duruma geçerken kristaller oluşur. Örneğin; havadaki su buharı, atmosferdeki ısının düşmesiyle birlikte kar kristaline dönüşür. Çoğunlukla kristaller bir veya birkaç maddenin bir araya gelmesiyle oluşurlar. Bir buharda (eriyikte) kristallenme olayının olabilmesi için o buharın ve eriyiğin doymuşluk sınırını aşarak üst doymuşluk sınırına gelmiş olması gerekir. Üst doymuşluk durumuna gelen eriyikteki iyonlar birbirine yaklaşmış olduklarında pozitif yüklü olanlar negatif yüklü olanlarla birleşerek ilk kristalcik meydana gelmiş olur.
Bu kristalciğin çevresinde bulunan eriyik maddesini kısmen bu kristalciğe vermiş olduğundan kristalcik çevresindeki üst doymuşluk durumu kaybolmuş olur. Kristalciğin çevresindeki bu alana kristallenme alanı denir.

TAŞLAR NASİL KORUR / IYİLEŞTÎRİR?

Bu soruya şöyle cevap verebiliriz: Bitkiler nasıl bazı hastalık-lardan koruyor veya hastalığı iyileştiriyorsa öyle. Artık herkesin ka¬bul ettiği gibi her meyve veya sebze bir veya birkaç hastalıktan ko¬rumakta (önleyici tedavi) veya bu hastalıkları iyileştirmektedir.

TAŞLAR
Birkaç örnek vermek gerekirse;

Elma, böbrekleri temizlemekte ve düzenli çalışmasını sağla-maktadır. Sindirim sistemini düzenlemekte, sindirimle ilgili rahatsız-lıkları kontrol etmekte, örneğin kabızlığı ortadan kaldırmaktadır.

incir, cinsel gücü artırmakta ve enerji vermekte, kabızlık halinde bağırsakları çalıştırmaktadır.

Kayısı, cilt ve saç hücrelerini yenilemekte, bu suretle tazelik ve güzellik vermektedir. Kan yapıcı özelliktedir. Bünyesin¬de bulunan karotenoid nedeniyle kanseri önleyici etkisi de bulunmaktadır.

Portakal, soğukalgınlığına bağlı hastalıklara karşı koruyu¬cu ve iyileştiricidir. Ayrıca kalp hastalığından ve felçten korun¬maya yardım etmektedir.

Üzüm, karaciğeri temizlemekte, böbreklerin ve kan dolaşım sisteminin düzenli çalışmasını sağlamak¬ta, siyah üzüm kabukları ve çe-kirdekleriyle birlikte hücreleri yenilemektedir. Siyah üzüm çekirdeğinin kırılarak yen¬mesi ayrıca sinir sitemine ı de yararlıdır.


Burada gayemiz bit kilerin yararlarını anlat-1 mak değildir. Bunun için başka kaynaklara bakılması gerekir.
 
ŞiFA TAŞLARLA SAĞLIKLI YAŞAM

Bitkilerin bu yararlarının kaynağı, bünyelerinde bulunan mineraller, vitaminler ve diğer enerji kaynaklarıdır. Taş dediği¬miz varlığın bilimsel adı da mineral veya mineraller bileşiğidir.

Genellikle maden adı verilen altın, gümüş, kömür, çinko, demir gibi maddeler de mineraldir; gaz adı verilen hidrojen, oksijen bileşikleri de mineraldir, taş adı verilen turkuvaz, elmas, akik, zümrüt, yakut da. Ancak bunlardan bir kısmı saf olarak tek elementten oluşurken, bir kısmı da bileşik veya karışım halindedir. Mineral benzen diye adlandırılan inci, mercan, kehribar, sedef gibi maddelerin bünyesinde de yine mineral bulunmaktadır. Dolayısıyla içtiğimiz su, soluduğumuz hava, bastığı¬mız veya dokunduğumuz toprak veya taşlar ya saf mineraldir, ya da mineraller bileşkesidir.

Bunu şöyle bir örnekle açıklayalım:

Çeşitli nedenlerle be-denimiz elektrikle yüklü hale gelebilir. Bu elektrik yüklenmesi farkında olmadan bizi rahatsız eder, stresli hale gelmemize neden olur, hatta hastalandırır. Bedenimizdeki bu elektrik yükünün bir kısmını bindiğimiz aracın metal kapısına dokunarak da boşaltabiliriz, toprağa dokunarak da, elimizi suya tutarak da.

Ancak toprağa dokunduğumuzda acı duymazken, metale dokunduğumuzda elektrik çarpmışçasına titrer ve acı duyarız. Oysa üzerimizde tenimize temas eden bir kehribar, bir opal, bir akik, bir turkuvaz... taşı varsa, kapısına dokunsak bile aracımız bizi çarpma ya çaktır. Zira üzerimizde bulunan taşlar, bedenimizin elektrikle yüklenmesine engel olacak veya her yüklendiğinde dışarıya atacaktır.

BEDENİMİZ: MİNARELLER BİLEŞİĞİ

Bedenimiz, büyük ölçüde farklı oranlardaki minerallerin bileşkesidir. Olgunlaşmış bir insanın dörtte üçü sudur, yani 2 hidrojen ve 1 oksijen elementinin bileşkesinden oluşan su minerali.


Bunun dışında oranları değişken olmakla birlikte demir, bakır, çinko, kurşun, magnezyum, manganez, titanyum, selenyum, iyot, kalsiyum, potasyum, uranyum, fosfor, sodyum, kükürt gibi mineraller bulunmaktadır. Şöyle de diyebiliriz: Doğada hangi mineraller bulunuyorsa insanda da aynı mineraller vardır. Zira ilk insan topraktan yaratıldığı gibi, bizim yaratılışımız da aynı mayadandır.

Mineraller de vitaminler gibi mikrobesinler grubundandır ve hayatımızın, sağlığımızın, hareket kabiliyetimizin temel taşlarıdır. Minerallerin varlığı binlerce yıldır biliniyor. 1 1. yüzyılda Salerno okulunda arsenik ve antimon içeren oral preparatlar hazırlan-maktaydı. Uzun yıllar boyunca cıva biklorid, bakır ve gümüş tuzları başlıca dezenfektanlardı. Antimon, arsenik, bizmut, cıva ve altın gibi eser elementler cüzzam ve sifilis tedavisinde kullanıldı.


Normal metabolizma ve yaşamsal fonksiyonların sürdürülebilmesi için gerekli inorganik maddeler olan mineraller, metabolik olaylara katılarak pıhtılaşma, kas liflerinin uyarılması gibi biyolojik reaksiyonlarda görev alırlar. Sinirler üzerinde de özel bazı etkilen vardır. Mineraller, insan organizması için ge-rek yapısal gerekse işlevsel açıdan son derece önemlidirler. Ayrıca iskelet ve dişte, hormonlarda, hemoglobin ve hücre çekir-değinin yapısında yer alırlar.

Taşların etkisini anlamak için mineralleri iyi tanımak gerekmektedir. Zira sebze ve meyvelerdeki mineraller fiziksel ve ruhsal bedenimizde
hangi etkiyi gösteriyorsa, taşlardaki mineraller de aynı etkiyi göstermektedir.Ancak aralarında küçük bir fark vardır: Sebze ve meyveyi yiyerek tükettiğimiz halde taşlar tükenmemektedir.Görünür şekilde sürekli birlikte olduğumuz ve alışkanlıkla-rımızdan biri haline geldiği için basit gördüğümüz su minerali olmasaydı bedenimizin ne hale geleceğini bir düşünün. Bede-nin yüzde yetmiş beşi yok olur ve ezilip büzüşürdü. Yaşamak mı? Su olmayınca kimin umurunda...

DEMİR (Fe)

Vücuttaki demir eksikliğinin en önemli sonucu anemi hastalığı yani kansızlık olarak ortaya çıkar. Demir eksikliği bulunan kadınların yüzünde karanlık renkli halkalar belirecektir. Soğuktan kolay etkilenen, nefes darlığı, kalpte çarpıntı, sindirim sisteminde problemler, baş dönmesi, kemiklerinzayıflaması, saç dökülmesi kolay kilo alma, bellek karışıklığı ve zayıflığı, gibi durumlar da diğer sonuçları.

insan vücudunda yaklaşık 4 gram kadar bulunan demirin üçte ikisi, kandaki alyuvarlara kırmızı rengi veren hemoglobin molekülünü oluşturur. Hemoglobin, ihtiyacımız olan oksijeni akciğerden alarak dokulara taşır ve hücre solunumunu ger-çekleştirir. Yine doku ve hücrelerdeki karbondioksiti alarak ak-ciğerlere ulaştırır ve solunumla dışarı atılmasını sağlar. Demir mineralinin kalan kısmı, kaslarda miyoglobin molekülü halinde bulu-nur, enzim sistemlerinde veya protein metabolizmasında görev alır. Bir gram kadarı ise depo halindedir ve gerektiğinde devreye girer. Demir minerali, ayrıca kanda bulunan bakterilerle ve virüslerle sava-şan korpuskülleri kuvvetlendirmektedir.

Bedendeki yeterli demir, anti-oksidan niteliği sebebiyle yorgunluğu ortadan kaldıracak, dinç bir beden sağlayacak, düşünsel konsant-rasyonu artırarak sağlıklı bir algılama yeteneği verecektir. Ayrıca has-talıklara karşı vücudumuzu koru-yan bağışıklık sistemimiz (immunite sistem) güçlenecek, enerjik bir yapı oluşacaktır. DNA sentezinde de rol oynayarak üremeyi, büyüyüp gelişmeyi, yaraların çabuk iyileşmesini sağlar.

İnsan vücudunda yaklaşık yüz - yüz elli gram kadar bulunan bakırın onda doku-zu kanda, onda biri de karaciğerde ve beyinde bulunur. Demir mineraliyle birlikte alyuvarlardan hemoglobin molekülünü oluştururlar. Hemoglobindeki demirin korunması ve C vitamininin vücut tarafından kullanılabilmesi bakıra bağlıdır.

Bakır minerali, kalbin düzenli çalışmasını, beyin sinirlerinin ve bağ dokusunun sağlıklı işlev yapmasını sağlar, vücut dokusunun yeniden oluşmasında rol alır. Dolayısıyla merkezi sinir sisteminin düzenli çalışması bakıra bağlıdır. Hücrelerin solunumunda ve enerji oluşumunda vazgeçilmez öneme sahiptir. Dokuların şişmesini ve kızarmasını önler. Kemik yapısının sağlamlığı büyük oranda ona bağlıdır. Troid bezinin çalışmasında önemli yeri vardır. Kan dolaşım sisteminde kan düzeyini ayarlar, bu suretle alerjileri önler. Kırık kemiklerinin kaynaması da ona bağlıdır.

Vücutta bakır mineralinin yeterli düzeyde olmaması, kansızlığa (anemiye), dişler, tırnaklar başta olmak üzere kemiklerde bozulmaya, halsizliğe, solunum problemlerine, iltihaplanmaya, büyüme eksikliğine, mide ve bağırsaklarda rahatsızlıklara, saçların dökülmesine, kalp çarpıntılarına, kolesterol yüksekliği nedeniyle damar tıkanıklıklarına, yaraların yavaş iyileşmesine, tiroit bezi rahatsızlıklarına, immunite (bağışıklık) sisteminin görevlerini yapamaz hale gelmesine yol açabilir.


  

AMOZONİT

Kimyasal Bileşim: KAI Si3 08
Renk: Yeşil ve yeşil-mavi tonlarındadır.

Element: Su

Kimyasal Grubu' Silikat
Bağlı Olduğu Grup Potasyum Feldspar
Diğer Grup Üyeleri Ortoklaz, Albit
Alt Türleri
Kristal Sistemi2
 Triklinal/Triklinik
Kimyasal Formülü K Al Si3 08 + Cu, Na, Pb
Bileşiğindeki Elementler Potasyum, Alüminyum, Silisyum, Oksijen + Bakır, Kurşun, Sodyum
Sertliği3  6 - 6,5
Özgül Ağırlığı 2,56 - 2,57
Rengi Yeşil ve yeşilimsi mavi renkte farklı gölgeler görünümü
Çizgi Rengi" Beyaz
Parlaklığı Camsı
Yapısal Görünümü Opak veya yarısaydam, çok az da saydamı bulunur.
Flüoresans Özelliği5
Fosforesans Özelliği 6 -
Karıştırılabileceği Taşlar Zümrüt, Turkuvaz, Yeşim (Özellikle bu taşlar diye piyasaya sürülür)
Sembolü Olduğu Hususlar -
Özdeşleştiği Sayı Özdeşleştiği Ay Aralık
Özdeşleştiği Hayvan Geyik veya Karaca
Özdeşleştiği Burç Başak
Özdeşleştiği Çakra 7 Gırtlak
Özdeşleştiği Unsur Toprak
Çıkarıldığı Başlıca    brezilya 

AMOZONİT

Mikroklin ve ortoklaz grubu minerallerindendir. Magmatik kayalar, pegmatitler, granitler, siyenitler, riyolitler ve trakitlerin; birçok metamorfik kayaların, gnayslar ve şistlerin; bazı cevher oluşumlarının;
arkozik sedimanter kayaların yaygın olarak bulunan minerallerindendir. Yüksek sıcaklıkta oluşarak, trakit ve riyolit gibi volkanik kayalarda fenokristaller halinde bulunur.
Ortoklaz, magmatik ve metamorfik kayaların yaygın olarak içerdiği potasyum feldspat mineralidir. Mikroklin, düşük sıcaklıkta oluşur ve granitlerde, pegmatitik granitlerde, hidrotermal damarlarda, şist ve gnayslarda bulunur. Tüm bu minerallere, sedimanter kayalar içinde detritik taneler halinde de rastlanabilir. Yeşil renkli mikrokline, "amazonit" veya "amazon taşı" adı verilir. Sertlik derecesi 6-6,6 tir.

Amazonit'in zihni sakinleştiren etkisi oldukça hızlı ve etkilidir. Düşünce kirliliğinden kurtulmanızda yardımcıdır.Sinir sistemini tedavi edici özellikte enerjileri yayar. Depresyon, anksiyete gibi şikâyetleri olanlar için idealdir.
 

Depresyon başlangıcında veya ilerlemiş evrelerinde Amazonit kullanılırsa, kişi kendisini daha sakin ve dengede hissetmeye başlar. Bunun için gün içerisinde Amazonit'i yarım saat süreyle avuç içine alarak sakince oturmak yeterlidir. O esnada kristalin yumuşak titreşimleri, kişinin bedenine yayılmaya başlıyor.Bununla beraber, geçmişte yaşanmış acı olayların üzerinizde bıraktığı olumsuz etkilerden arınmanıza yardım ediyor. Kalbinizi ağırlaştıran, nefesini kesen ve boğazınızda yumrular oluşturan acı hatıraların ve deneyimlerin sindirilmesine yardımcıdır.

Hüzün ve kederden sizi özgürleştirerek kalbin esas doğasına yani neşeye, sevince, mutluluğa ve özgürlüğe sizi taşır. Sevgi alışverişinde yaşamış olabileceğiniz muhtemel sıkıntıların üstesinden gelebilmenizde etkilidir. Sevemeyen ve kendini sevmeme eylemine programlamış kalplerin yumuşamasına yönelik etkili olabilir. Böylece kişi, koşulsuz yani karşılıksız sevgiye açılarak kendini dengeleyebilir.Kendinizi ifade ediş kabiliyetinizi arttırır. İş görüşmelerinde, aile ve arkadaş toplantılarında özelikle yanınızda bulundurabilirsiniz. Duygu ve düşüncelerinizi bastırmaktansa ifade özgürlüğünüzü kazanabilirsiniz. Akıcı konuşabilirsiniz. Amazonit'ten yayılan titreşimler kalp, boyun ve boğaz alanında oldukça etkilidir ve bu bölgelere evrensel şifa enerjisini iletir. Bu nedenle tiroid rahatsızlığına, kekemeliğe ve kronik tonsillit çok iyi gelir.
 

Amazonit; kadın hastalıklarında da kullanılabilir. Eğer gün içerisinde yarım saat süreliğine karın bölgesine yerleştirilirse ve bu işleme ara vermeden birkaç hafta devam ederseniz adet düzensizliğine ve çeşitli kadın hastalıklarına iyi gelebilir. Menopoz öncesinde yaşanan şiddetli gerilim ve ateş basmalarında kadınlara çok yardımcı olur. Menopozda yaşanılan dengesiz halleri hızla dengeleyerek, kişi üzerinde rahatlayıcı hisler oluşturabilir ve bu evrenin geçişini kolaylaştırabilir.

Amazonit (Amazon Taşı), adını Amazon Nehrinden alır. Ancak bu nehir yakınlarında çıkarıldığı için değil, şekil ve yapısı Amazon Nehrine benzediğindendir.

Amazonit,   Feldspatmineralinin   cevher formundaki bölümüdür.  Diğer Feldspatlardan mavimsi yeşil rengiyleÇok değerli bir taş olmamakla birlikte, mücevher yapımında veya dekoratif amaçlı oymacılıkta, şaşırtıcı biçimde yaygın olarak kullanılan bir taştır. Aşırı duyarlıdır, sıcaktan çabuk etkilenir, hatta fazla dokunulursa bozuma uğrar, solgunlasınBenzeşme nedeniyle, özellikle zümrüt veya yeşim diye piyasaya sürülmektedir. Bazı Turkuvaz formlarına da benzemektedir.

Amazonit taşıyla aşağıdaki yararlar özdeşleştirilir (Derinliği olan koyu renk, etkisinin fazla olmasını sağlar):

Aşırı heyecanları, kızgınlığı, öfkeyi ve diğer duygusal çıkışları sakinleştirir, sinir-leri yatıştırır, negatif enerjiyi dağıtır, stresi (gerginliğin ve yorgunluğun sıkın-tısını) hafifletir veya tümüyle ortadan kaldırır.
Yaratıcı düşüncelerin açığa çıkmasını sağlar, kendini doğru ve açık ifade etme yeteneğini artırır. Akıl gücünü ve anlayışı/kavrama gücünü artırır. Yeteneklerimizi takviye eder ve başkalarıyla birlikte uyumlu çalışabilme becerisi verir. Kas spazmlarını giderir.
Bedenin kalsiyum dengesini normal seviyesinde tutar. Kalsiyum yetersizliğini giderir. Diş çürümelerini önler. Gözü hastalıklardan korur, hastalanmışsa tedavisine yardımcı olur. Ateşli hastalıkların tedavisinde etkilidir. Beden suyunun (neminin) normal seviyesinde tutulmasında yardımcıdır.

Doğumu kolaylaştırır, ağrılarını hafifletir. Aşk ve sevgi ile ilgili iletişim becerisini artırır. Fiziksel ve eterik beden arasında denge oluşturur, bunları aynı düzeye getirir. Eril ve dişil enerjileri dengeler. Bütün çakraları sükunete kavuşturur. Enerji tıkanmalarını açar, blokajları dağıtır. Genel sağlık için yararlıdır. Metabolik faaliyetleri düzenler.

Ayrıca Amazonit taşının diğer yararlarını öğrenmek için Potasyum, Alüminyum, Silisyum, Bakır, Sodyum minerallerinin fonksiyonları ile azlığı ve fazlalığı halinde ne gibi sorunlara yol açtığına bakınız. Bedendeki kurşunu da dengeleyecektir.

 


Twitter Share  



Untitled Document
Amozonit ile ilgili Tüm başlıklar
AkuamarinAmozonitAmber (Kehribar)
AmetistAmetrinAngelit
ApatitArgonitAteş Opal
Aventurin (Yıldız Taşı)AytaşıAzurit
BaritDiyoptazDumanlı Kuvars
FluoritGalenitGarnet (Lal Taşı)
HematitİnciJasper
KalsedonKalsit (Kireç Taşı)Kaplan Gözü
Kırmızı AkikKaya Tuzu (Halit)Kırmızı Agat
Kristal KuvarsKrizoprasKunzit
LabradoritLapis LazuliMagnetit (Manyetit, Lodo Taşı)
Malakit (Malahit)MercanMoldavit
ObsidyenOniksOpal
Pembe KuvarsPeridotPirit
RodokrozitRutilRutilli Kuvars
SafirSelenit (Jips,alçı taşı)Sitrin
SodalitTopazTurkuvaz
TurmalinUnakitYakut
Yeşil AkikYeşimZirkon
Burçlara Göre TaşlarKan TaşıŞahtere Lifi Nasıldır

    


Afrodizyaklar | Müşteri Hizmetleri | Garanti ve İade Şartları | Teslimat Şartları | Gizlilik Taahhüdü ve Güvenlik Politikası | Yardım | İletişim | Ana Sayfa  

Copyright © 2009 Şifa Market | www.sifamarket.com

 0224 224 55 92 (pbx)

 
Bu sitedeki açıklamalar sadece bilgilendirmek amacıyla verilmiştir. Ürünler ilaç değildir, tıp ve sağlık profesyonellerinin tavsiye ettiği ilaçlar ile eşdeğer değildir. Ürün bilgileri ambalajlardaki açıklamalardan ve üreticilerin tanıtım broşürlerinden alınmıştır. Üreticilerin ürünleri hakkında verdiği bilgilerden ve yazım hatalarından kaynaklanan sorunlardan ve şikayetlerden sifamarket.com sorumlu değildir. Ürünlerin kullanımı ve sağlık sorunlarınız için öncelikle bir sağlık uzmanına, hekime, eczacıya danışınız.