Özellikle ayak başparmağının birinci ekleminde aniden ortaya çıkan yoğun eklem ağrısı (olguların yaklaşık yüzde ellisinde)
Serum ürik asit düzeyinin yükselmesi
Akut ağrılar arasmda sakin (belirtisiz) dönemler
Eklem sıvısında ürat kristallerinin bulunması
Kol ve bacak eklemlerinde ve eklemlerin çevresinde, deri altı dokusunda, kemiklerde, kıkırdaklarda ve diğer dokularda ürat kristallerinin birikmesi.
Damla hastalığı olarak da bilinen gut, vücut sıvılarında artan ürik asidin (DNA ve RNA birimlerinden biri olan pürin'in son ayrışma ürünü) birikmesi nedeniyle oluşan yaygın bir artrit türüdür.
Gut hastalığında ürik asit kristalleri (monosodyum üraf), eklemlerde, tendonlarda, böbreklerde ve diğer dokularda birikip önemli iltihaplanmalara ve hasarlara neden olur.12 Eklemlerdeki ve tendonlardaki ürik asit birikimi yüzünden gut hastalığı hareketsizliğe ve halsizliğe neden olabilir. Böbreklerin etkilenmesi halinde böbrek yetmezliği ortaya çıkabilir.
Gutun ilk atağı, genellikle sadece bir eklemde, yoğun ağrı ile olur. Olguların yaklaşık yansında, ilk olarak ayak başparmağının birinci eklemi etkilenir. Gut hastalığı olan insanların yüzde doksanından fazlası zaman zaman bu eklemde ağrı hisseder. Atak ilerlerse ateş ve titreme ortaya çıkar. İlk nöbet genellikle gece olur ve çoğu zaman, fazla yemek, alkol, ya da bazı ilaçların kullanımı (özellikle kemoterapi ilaçları, bazı idrar söktürücüler, yüksek dozda niya-sin) veya travma ve cerrahi müdahaleler gibi belirli olaylann ardından görülür.
Gutun tanımı, kendisi de bir gut hastası olan İngiliz hekim Sydenham tarafından 1683 yılında yapılmıştır. Aradan geçen üç yüz yıl içinde gutun klinik görünümünde çok fazla bir değişim olmamıştır. Sydenham'ın yaptığı tanım şöyledir:
Kurban, sağlıklı bir şekilde yatar ve uyur. Sabahın ikisine doğru, ayak başparmağında, seyrek olarak da topuğunda, ayak bileğinde veya ayağının üstünde şiddetli bir ağnyla uyanır. Ağn, çıkık ağnsına benzer, ama sanki parçalann üzerine soğuk su dökülüyor gibidir. Ardından bir ürperme ve titreme, biraz da ateş gelir. Başlangıçta orta şiddette olan ağnlar giderek şiddetlenir. Ağnlann şiddetlenmesiyle birlikte titreme ve ateş de artar. Bir süre sonra doruğa ulaşan ağnlar, ayak bileğinin ve tarak kemiğinin bağlanna yerleşir. Ağn önce bağlan gerip kopartıyor gibidir. Ardından bağlan kemiriyor ve sonra da ezip sıkıyor-muş gibi hissedilir. Etkilenen kısmı o kadar hassas, nazik ve canlı hissedersiniz ki çarşafın ağırlığına veya odada gezinen birinin gürültüsüne tahammülünüz kalmaz. Gece; işkence, uykusuzluk, etkilenen kısmın sıkıştırılıyormuş gibi hissedilmesi ve yatakta sürekli yer değiştirmek ile geçer. Vücudun oradan oraya atılması, işkence gören eklemdeki ağnlar kadar süreklidir ve nöbet geldiğinde daha da kötü olur. Ağrıyı biraz olsun azaltmak için vücudun şeklini sürekli değiştirerek harcanan çabalar boşunadır.
Nöbetin tekrarladığı sık görülür. Gut hastalarının çoğu bir yıl içinde tekrar nöbet geçirir. Ancak yaklaşık yüzde yedisi bir daha nöbet geçirmez. Diyet tedavisinin bulunması ve ürik asit düzeylerini düşürücü ilaçlar nedeniyle günümüzde kronik gut çok nadir görülür. Gut hastalarının yaklaşık yüzde doksanında ürik asit birikimi nedeniyle kısmi böbrek yetmezliği oluşur, böbrek taşı riski daha yüksektir.