|

Gizli Guatr Belirtileri
" Gizli guatr belirtileri ve bitkisel tedavi yöntemleri hakkında bilgiler. "
Gizli guatr belirtileri ve bitkisel tedavi yöntemleri hakkında bilgiler bu makalede yer almaktadır. Gizli guatr belirtileri ile ilgili tüm açıklamaları bu makalede inceleyebilirsiniz...
Tiroid bezinin iltihabi ve tümoral olmayan büyümelerine ‘guatr’ denir.
İyileşmesi mümkün olan bir guatr giderek geciktirilirse ya da ilaç
tedavisine cevap alınamazsa cerrahi müdahale gerekebilir.
Hastanın şikayetleri ayrıntılı olarak dikkate alınmalıdır.
Guatr muayenesinde; sadece elle muayene ile boğaz bölgesindeki tiroid
bezesi değil, aynı zamanda boyundaki lenf zincirleri, gözler,
cilt,saçlar ve kalp başta olmak üzere hastanın tümüyle ele alınması
zorunludur.
Adeta "pencerden bakarcasına" sadece hastanın boğaz bölgesine bakmak
bazen yanıltıcı olabilirGuatr hastalığının tanısını doğru koymak,
tedaviyi doğru yapmak için bir ön şarttır.
Doğru tanı için de muhakkak modern tanı yöntemleri eksiksiz olarak kullanılmalıdır.
Her hastada ilk tanı aşamasında kullanılması gereken tanı yöntemleri: 1-kanda tiroid hormonlarının ölçümü,
2- tiroid ultrasonografisi,
3- tiroid sintigrafisidir.
Bu üç yöntem de birbirinden farklı bilgiler verdiğinden üçünün de yapılması şarttır.
Tedaviden sonraki takip döneminde en çok kan hormon ölçümleri ve
ultrasonografi tercih edilebilir. Bazı durumlarda takipte de daha seyrek
aralıklarla sintigrafiyi de kullanabiliyoruz.
bakılması gereken hormonlar ; Serbest T3, Serbest T4 ve TSH ilk tercih edilmesi gereken hormonlardır.
Bazı durumlarda, bunlara ilaveten Total T3, Total T4, tiroglobulin ile tiroid antikorlarını da ölçmemiz gerekebilir.
Ülkemizde en yaygın ölçülen hormonlar Total T3 ve Total T4’tür; ancak bu
ölçümler her ne kadar daha ekonomik de olsa bu ölçümlerle elde edilen
hormonlar "bağlı" hormonlar olduğu için tek başına kanda dolaşan serbest
hormon düzeyini belirtmez.
Bu nedenle önce total T3 ve total T4 ölçüp sonra serbest tiroksin
indeksini hesaplamak gibi zor yollara girmek yerine tüm dünyanın tercih
ettiği şekliyle yani direk olarak serbest T3 ve serbest T4 hormonlarını
ölçmeyi tavsiye ediyoruz.
tedavisine gelince...
Guatr’ın bir çok çeşidi vardır. Her bir guatr türünde tedavi seçeneği
birbirinden farklı olabilir. Ancak her tür guatr’da tedavi öncesi akılda
tutulması gereken iki önemli husus vardır:
1-Guatr tanısının doğru ve eksiksiz yapılması
2-Kanser olasılığının muhakkak belirlenmesi.
Bu aşamadan sonra önümüzde üç temel tedavi aracı vardır:
1) ameliyatsız radyoaktif iyot (RAI) tedavisi :
Zehirli guatr ve otonom sıcak nodül türü guatr hastalarında en etkili,
en ekonomik, en kesin, en konforlu ve en kalıcı yöntemdir. Nodülsüz
zehirli guatr ve otonom sıcak nodül türü zehirli guatr’da en başarılı
sonuçları verir. Ameliyata göre bir çok üstünlükleri vardır:
Örneğin; ameliyat öncesinde hastanın tiroid hormon düzeylerinin normale
düşürülmesi zorunlu iken bu tedavide böyle bir zorunluluk yoktur:
hastalarda hormon düzeyleri yüksekken de bu tedavi başarı ile ve risksiz
uygulanır. Ameliyatın aksine, bu tedavi ayrıca, ses tellerine giden
sinirlere ve kalsiyum bezelerine zarar vermez. Bu tedavide, hastaya
düşük doz radyoaktif iyot (RAI) kapsülü vermekteyiz. İsmi radyoaktif
olmasına rağmen, hastaya ve çevresindekilere verdiği radyasyon çok
düşüktür.
2) ameliyat :
Nodülsüz zehirli guatr’da ameliyat bir çok Batı ülkesinde artık terk
edilmiştir. Bunun bir çok nedeni vardır. Bunlara örnek olarak; bu
hastaların artık daha ekonomik, daha etkili, daha konforlu ve daha
kalıcı bir yöntem olan RAI kapsül ile tedavi olanağının bulunmasıdır.
Bu hastalarda ameliyat sonrasında hastalığın tekrarlaması sıktır.
Özellikle genç hastalarda tekrarlama şansı çok yüksek, tekrarlama için
geçen süre bazen aylarla ifade edilecek kadar kısadır.
Ülkemizde tiroid cerrahisi yapan bir çok cerrah nodülsüz zehirli
guatr’da ameliyat seçeneğine artık eskisi kadar sıcak bakmıyor.
Ayrıca, bu hastaların anestezi sırasında kalp sorunları (fibrilasyon)
nedeniyle veya tiroid krizi nedeniyle ölümü görülebilen
komplikasyonlardandır. Her ne kadar bu hormonlar, ameliyat öncesinde
kullanılacak anti-tiroidilaçlarla normale döndürülüp hastalar ondan
sonra ameliyata alınsa dahi bu komplikasyon olasılıkları tamamen
"sıfır"lanamamaktadır.
Ameliyatlarda görülebilen en yaygın sorun, ses tellerine giden
sinirlerin kazaen hasarlanması sonucunda görülen ses kısıklığı ve uyku
apnesidir. Ayrıca, tiroid ameliyatlarında bazen görülebilen kalsiyum
bezelerinin (parathormon bezeleri) çıkarılması sonucunda hastanın ömür
boyunca kalsiyum tableti kullanması gerekebilir. Bu grup sorunlar
deneyimli tiroid cerrahları tarafından yapılan ameliyatlarda düşük bir
olasılıktır.
3) uzun süreli ilaçla tedavi :
Zehirli guatr’da anti-tiroid ilaçlar ülkemizde yaygın olarak
kullanılmaktadır. Bu ilaçlarla kontrol edilen zehirli guatr hastalarında
kısa süre veya uzun süre sonra hormonların yükselmesi (hastalığın
tekrarı) söz konusu olur.
Bazı hastalarda hormon düzeyini düşürüp ilacı kestikten bir ay sonra
bile hastalık tekrarlarken diğer bazı hastalarda ise 5-10 yıl hiç bir
tekrarlama gözlenmeyebiliyor. Nodülsüz zehirli guatr’da bu ilaçlarla
hormon düzeyini düşürmek daha zordur. Ayrıca, yine bu grup hastalarda
hastalığın ilaç kesildikten sonra tekrarı daha kısa sürede
olabilmektedir.
Bu ilaçlarla tedavide geçici ve kalıcı bazı yan etkiler de söz konusu
olabilir. Karaciğer fonksiyonlarında bozulma, beyaz kan hücre üretiminde
azalma, kaşıntı ve ciltte döküntüler en yaygın olanlarıdır. Bu yan
tesirler genellikle ilacın kesilmesinden sonraki 2-6 ayda düzelir ancak
yıllarca kullanılması durumunda bu yan tesirler daha ciddi ve kalıcı
olabilir. Kaşıntı ve cilt döküntüleri uzun süre devam edebilir.
Bu tedavi kararında akılda tutulması gereken en önemli husus; hastada
hormonlar kontrol altına alınması geciktikce ve hastalık uzun sürdükçe
zehirli guatr’ın hastanın vücudunda bırakacağı harabiyetin de daha
kalıcı ve daha geniş çaplı olacağıdır.
Ayrıca, hastaların şikayetlerini azaltmak amacıyla yukarıdaki
ilaçlarlara ilaveten beta bloker türü ilaçlar (örn.Dideral, Beloc) gibi
ilaçlar da verilebilir. Bunların da yan etkileri olmakla birlikte hem
ilacı kullanmaya devam ettikçe bir süre sonra azalırlar hem de ilacı
keser kesmez ortadan kalkarlar. Genellikle kalıcı yan etkileri yoktur.
guatr tedavi edilmezse, guatr’ın çeşidine ve tedavi edilmeden ne kadar
süre beklendiğine bağlı olarak bazı sonuçları beklemek gerekir.
Örneğin zehirli guatr tedavi edilmediği takdirde kalp büyümesi, kalp
yetmezliği, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kemik erimesi görülebilir.
Soğuk nodüllü guatr ameliyat edilmediği ve İİAB ile kontrol edilmediği
takdirde tiroid kanseri riskini görmezlikten gelmiş oluruz. Diğer
nodüllü ve nodülsüz guatr’lar tedavi edilmediğinde hem nodül sayısı
artabilir hem de mevcut nodüllerin boyutları büyüyebilir. Nadiren guatr
olduğu gibi kalabilir de.
Tiroid hormon yetersizliğinde (hipotiroidizm) ise şişmanlık, kabızlık,
kan kolestrol düzeyinin çok yüksek olması kaçınılmaz olup bu durumda
kalp hastalıkları olasılığı artar.
Iyotlu tuz kullanimi bir çok tiroid hastalığının önlenmesinde önemlidir.
Bu açıdan her ailenin evinde iyotlu tuzu kullanması önerilir. Ancak,
zehirli guatr’li hastalarin iyotlu tuz kullanımını önermiyorum.
benim size önerim ; bizzat bir endokrinoloji uzmanına muayene olmanız ,
gerkli tetkikleri yaptırdıktan sonra uygun olan tedaviyi görmeniz
olacaktır.
|
|