Özellikle bu yıl okula başlayacak çocukların, sık sık
hastalanacakları bir gerçek. Evin koruyucu ortamından ilk kez ayrılan
çocukların bağışıklık sistemi dışardaki çeşitli mikroplara karşı onları
yeterince koruyamayabilir. Okula yeni başlayan çocukların büyük bir
çoğunluğu, özellikle ilk aylarda hastalıklardan kurtulamazlar. Ama bir
süre sonra çocuklar yeni ortama uyum sağlayınca bağışıklık sistemlerinin
çalışması hızlanır ve hastalık şikayetleri de azalır.
Evde çocuklarınızı hava koşullarına uygun bir şekilde
giydirebilirsiniz. Terlediği zaman soğuk su içmesini önlersiniz.
Üşüdüğünü hissedince sırtına bir ceket giydirebilirsiniz. Ama çocuk
okulda yalnızdır. Onun üzerine titreyen annesi yoktur. Eğer çocuğun bazı
alışkanlıklar edinmesi sağlanmışsa, kendini dış etkenlerden korumayı
başaracaktır. Ama bunu yapabilen çocukların sayısı o kadar az ki. Bu
nedenle okullar açılınca çocukların sık sık hastalanmalarına hazırlıklı
olmalısınız.
Grip, nezle ve soğukalgınlığı çocukları en fazla tehdit eden
sorunlar. Bunların dışında bilinen çocuk hastalıklarının da sıraya
dizilmeleri mümkün. Çocuklara küçük yaşlarda karma aşı uygulanmasına
rağmen klasik çocuk hastalıkları onları yatağa düşürüyor.
Neler yapılmalı?
Çocuğunuz sabahları kahvaltı etmeden evden çıkmasın. Ona her sabah bir bardak portakal suyu içirmelisiniz.
Hemen antibiyotik tedavisi uygulamaya kalkışmayın. Nezlenin belli
bir süresi vardır. Bu süre içinde çocuğun iyi beslenmesine dikkat
edilmeli. Bol bol su içirilmeli ve yanında bol miktarda kağıt mendil
bulundurması sağlanmalı. Burnunu tuzlu su ile temizleyin.
Eğer çocuğun ateşi yükselmişse, yatak istirahatı uygulanmalı. Ve
geceleri aspirin verilmeli. Bu arada vitamin takviyesi yapılmasının da
yararı var.
Nezle çocuğun göğsüne inmişse yani öksürüyorsa, doktora başvurulmalı. Çocuğa rasgele öksürük şurubu verilmesi doğru değildir.
Gribe yakalanan çocuk yatak istirahatine zorlanmalı.
Bol sıvı verilmeli. Sulu yiyeceklerle beslenmeli.
Ateşini düşürmek için vücuduna aspirin tozu, limon suyu ve tuz
karışımından oluşan ev ilacını sürüp terlemesini beklemek yerinde olur.
Eğer çocuğun ateşi hemen düşmezse, hiç vakit kaybedilmeden doktora
başvurulmalı.
Grip ilaçları tehlikeli mi ?
GEÇTİĞİMİZ günlerde tüm medya organlarında Amerikan kökenli bir
haber yer aldı. Bu haberde, grip ilaçlarının içinde bulunan
fenilpropanolamin adlı bir maddenin zararlı görüldüğü yazılıyordu. Bunun
üzerine herkesi bir telaş aldı. Bütün yayınlar bu ilacın yasaklanması
konusunda baskılar yapmaya başladılar. Sağlık Bakanı'mız ’’30 yıldır bu
ilacı kullanıyorum’’ deyince, basında ’’Durmuş hapçı çıktı’’ diye başlık
bile atıldı. Maalesef medyamızın bir hastalığı var. Konuyu uzmanlarına
danışmadan, kaynağından ayrıntılı araştırmadan, kulaktan dolma bazı
bilgilerle, eksik haber yaparak insanların kafasını
karıştırıyorlar.Olayın gerçeği araştırılırsa, bir bardak suda fırtınalar
koparacak boyutta bir sorun olmadığı anlaşılıyor.Fenilpropanolamin adlı
madde özellikle soğukalgınlığı ilaçlarında kullanılıyor. Öncelikle
burun olmak üzere solunum yolundaki içzarların şişliğini ve salgılarını
azaltmak amaçlı olarak bazı soğukalgınlığı ilaçlarının yapısına
katılıyor. Bu madde, başta Amerika olmak üzere bazı ülkelerde iştah
kesici ilaç olarak da kullanılıyor.
İngilizce yazılışının kısaltılmışı olarak PPA diye adlandırılan
bu maddenin bazı sağlık sorunları yaratma ihtimali, 1980'li yılların
başında belirdi. Yapılan araştırmalar bu maddeyi suçlamaya yetmediği
için çalışmalara devam edilmesi kararı alındı. Geçtiğimiz günlerde
sonuçlanan araştırmalar, PPA maddesini içeren ilaçları kullanan genç
kadınlarda beyin kanaması riskinin, ilaçları kullanmayanlara oranla daha
yüksek olduğunu ortaya koydu. Bu risk özellikle 75 mg. veya daha yüksek
dozda PPA içeren ilaçlar için söz konusu. Fenilpropanolamin,
soğukalgınlığı ilaçlarında 12,5-25 mg. civarındaki dozlarda
kullanılıyor.PPA ile yapılan çalışmalarda erkeklerde bir risk artışının
söz konusu olmadığı Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) yetkilileri
tarafından açıklanıyor.İlacın hangi mekanizma ile beyin kanaması riskini
arttırdığı henüz bilinmiyor. Tedavinin başlangıcında geçici olarak
tansiyon yükselmesi olduğu biliniyor ancak beyin kanamasının bu nedenle
mi olduğu henüz belirlenememiş. FDA yetkilileri, dünya üzerinde çok
yaygın olarak kullanılan bu ilaç nedeniyle ortaya çıkan beyin kanaması
riskinin çok düşük olduğunu ancak çok seyrek de olsa ortaya çıkan tablo
ciddi olduğu için uyarı yapmak zorunda kaldıklarını duyuruyorlar.
Amerika şişman oranı yüksek bir toplum olduğu için yüksek dozda PPA
içeren bu ilaçlar zayıflama amaçlı olarak da yaygın kullanılıyor.
Amerika'da gerek iştah giderici ve gerekse soğukalgınlığı tedavisi için
bu ilaçlar reçetesiz satılıyor.
Bu nedenle satışını kontrol edemeyecekleri düşüncesiyle, soğuk
algınlığı ilaçlarında bu yönden riski bulunmayan pseudoefedrin adlı
madde kullanılmasını önerdiler. Gerek erkekler için bir risk artışının
söz konusu olmayışı ve gerekse ülkemizde iştah kesici ilaç olarak yüksek
dozlarda kullanılmayışı nedeniyle, ülkemiz için önemli bir risk yok.
Tabii ki söz konusu olan insan yaşamı olunca, en küçük risklerin bile
göze alınmaması gerekiyor. Ancak böylesine fırtınalar koparılacak da bir
durum da yok.
Benim medyaya uyarım, yazımın başında da belirttiğim gibi haber
yapacakları konuyu iyice öğrenmeleri. Tıp jargonu da öğrenmeleri gereken
başka bir alan. Bir hekim 'bu ilacı kullanıyorum' diyorsa, bu
'hastalarımın tedavisinde kullanıyorum' demektir. Bir hekimin 'bu ilacı
30 yıldır kullanıyorum' demesi üzerine o hekimi 'hapçı' olarak
nitelendirmek, en azından yanlış başlık kullanmaktır.Halkın doğru
bilgilenmesi konusunda 'biraz daha', hele konu sağlıksa 'çok daha'
dikkat etmek gerekiyor.
Grip için öneriler
Öpüşme işi inanılmayacak kadar zararlı bir hale geldi.
Eskiden böyle bir gelenek yoktu. Önüne gelen önüne geleni sarılıp öpmezdi.
Ama son yıllarda bu merak neden bu kadar yaygınlaştı bilemiyorum.
Kuşkusuz gelenekler güzeldir ve korunmalıdır.
Çünkü gelenekler, toplumların yaşam imbiğinden süzülüp gelen ve onun kimliğini oluşturan alışkanlıklardır.
Ama her karşılaştığımızda birbirimizi öpme alışkanlığının getirdiği zarar bu geleneğin güzelliğini de gölgeledi.
Şaka değil, bugün yirmiye yakın ilde okullar grip nedeniyle tatil edildi.
Bu öpüşme belası toplumda öylesine yaygın hale geldi ki
karşılaştığınız bir arkadaşınızı sarılıp öpmediğiniz zaman size gönül
koyuyor.
Oysa uygar ülkelerde böyle bir alışkanlık yok.
Oralarda insanlar sevgilerini öyle şapur şupur öpüşerek değil, birbirlerine dürüst ve saygılı davranarak gösterirler.
Ve uygar ülkelerde grip milyonlarca insanı yatağa sermez.
Uzmanlar gribi, ‘‘Influenza’’ virüsünün neden olduğu solunum yolu enfeksiyonu olarak açıklıyor.
Hastalık, hapşırma, öksürme hatta konuşma yoluyla havaya saçılan
virüslerin, o ortamda bulunan kişinin solunum yollarına geçmesiyle
bulaşıyor.
Aksırıkla, öksürükle damlacıklar halinde havaya yayılan ve iki
saat etkin kalabilen grip virüsü, daha çok insanların toplu olarak
yaşadığı yerlerde ve kapalı mekánlarda görülüyor.
Uzmanlar, sanıldığı gibi üşütmenin grip hastalığının temel nedeni
olmadığını, sadece hastalığa yol açan virüslerin yerleşmesini
kolaylaştıran yardımcı bir faktör olduğunu söylüyorlar.
Bu bilgilerden de anlaşıldığına göre grip virüsü taşıyan bir insanla öpüşmeniz halinde gripten korunmanız mümkün değil.
Sonra bu aldığınız virüsü, yakın çalışma arkadaşlarınıza, eşinize, çocuklarınıza bulaştırmamanız da mümkün değil.
Aynı kural yakınlarınız için de geçerli. Onlar da başkasından aldıkları hastalığı size ve yakınlarınıza geçirebilir.
Öpüşme geleneğini kaldırdığımız zaman bu yayılmanın ciddi nedenlerinden birinden kurtulmuş oluruz.
Grip son yıllarda öldürücü hastalıkların nedeni de olmaya başladı.
Uzmanlar da bunu doğruluyor ve gribin özellikle küçük çocuklar,
yaşlılar, kalp, astım, böbrek ve şeker hastaları için daha tehlikeli ve
öldürücü olabileceğini söylüyorlar.
Yurdumuzda her yıl ne kadar insanın gribe yakalandığı konusunda kesin bir bilgi yok.
Ancak 1.8 milyon kişinin doktora başvurduğu biliniyor.
Türk insanının doktora başvurma konusunda pek titiz olmadığını
düşünürsek gribe yakanan kişi sayısının korkunç boyutlarda olduğunu
söyleyebiliriz.
Uzmanlar bunların dışında çok daha önemli bir uyarıda bulunuyorlar.
Grip, pnömoni olarak bilinen zatürree hastalığına da yol
açabiliyor. Soğuk algınlığı ve grip hastalığı sırasında ileri derece
zayıflayan vücut direnci, vücuda giren fırsatçı mikroplara karşı
savunmasız hale geliyor.
Böylece akciğer iltihaplanmasına yol açabiliyor.
Çok ağır seyreden zatürreenin ölümlere neden olduğuna son zamanlarda sık sık tanık olduk.
Bütün bunlar öpüşme geleneğini artık bırakmamız gerektiğini zorunlu hale getiriyor.
Birbirimize olan sevgimizi başka türlü gösterelim.
Gripe bitkisel ilaç
Gelen telefon ve fakslar nedeniyle geçen yıl anlatmış olduğum
reçeteyi tekrar yazıyorum. Şimdi bu reçetenin ne olduğunu anlamayanlar
için kısa bir açıklama yapsam iyi olacak.
Efendim, geçen sene hatırlayacağınız üzere grip salgınından helak
olduğumuz bir sırada bizim yazı işlerinden Doğaner'in bana vermiş
olduğu reçeteyi hepinizle paylaşmıştım. O sıralarda grip beni de
yakalamıştı. Fakat, ben son derece hafif atlatmıştım. (Her zaman olduğu
gibi!)
Ama yine de Doğaner'in önerdiği ilacı hazırlayıp içtim. Ne de
olsa tamamen doğal bir içecekti. Üstelik şifalıydı. İçimi biraz zor
olmakla birlikte gırtlağımı yakarak geçip mideme daha ulaşırken bütün
bedenimi öyle kuvvetle ısıtmıştı ki, sanırım bu nedenle gribi hafif
atlatmıştım.
Şimdi bu formülü ayrıntılarıyla yazmadan önce sizi uyarmak
istiyorum. Çünkü, içimi gerçekten pek kolay değil. Oldukça sert bir
içecek. Kendinizi ikna etmeli ve hazırladığınız bu bitki çayını (Bir
kupa dolusu) bitirmeye gayret göstermelisiniz.
Aslında önceleri içimi oldukça sert gelmekle birlikte düzenli
olarak içmeye çalışırsanız bir süre sonra daha rahat içebilir hale
geliyorsunuz. Ayrıca ne de olsa bu bir ilaç. Ve de şifa niyetine içerken
daha kolay yutabilirsiniz.
Şayet yapabilirseniz başlangıçta gün içinde üç-dört 'kupa'
denilen büyük fincanlarla için. Fakat, hoşunuza giderse daha fazla da
içebilirsiniz, zararı yok. Eh ne de olsa sözü edilen bitkiler hemen
hemen hepimizin adını bildiği bitkiler.
Üstelik üst solunum yolu enfeksiyonlarına bire bir geliyor.
Soğukalgınlığı sonucu oluşan bronşit benzeri hastalıklarla daha kolay
başa çıkabiliyorsunuz. Ayrıca gribal enfeksiyonlara da iyi geliyor ve de
sizi bir güzel terletiyor. Tabii bu sırada büyük bir dikkatle
korunmanız gerekiyor. Yani terli terli dolaşmayın. Mutlaka
çamaşırlarınızı değiştirin.
Bu şifalı çayın formülü şöyle;
Havlıcan tozu 3 ölçek,
Zencefil tozu 3 ölçek,
Karanfil tozu 2 ölçek
Herhangi bir aktardan alacağınız bu bitkilerin tozlarını işaret edildiği miktarlarda iyice birbirine karıştıracaksınız.
Sonra bir kabın içinde kaynattığınız suyu büyük bir fincanın
içine boşalttıktan sonra karıştırıp harman yaptığınız bu karışımdan bir
tatlı kaşığı alıp içine karıştıracaksınız. Bu içeceği tatlandırmak için
bal veya şeker atabilirsiniz.
Havlıcan, zencefil ve karanfil tozları ne kadar ince öğütülmüş
olsa da suyun içinde tamamen erimediği için, içerken devamlı
karıştırmanız gerekiyor. Ve de bunları içmeniz gerekiyor. Tabii şifasını
görmek istiyorsanız...
Kışın son günleri
Eğer soğukalgınlığı ve gripten doğal yollarla korunmak
istiyorsanız, her gün antioksidan kürü yapabilirsiniz. Yani A, E, C
vitaminleri almalısınız. Yemeklerinizi sarmısak, kekik, reyhanla
pişirin. Dinlenmeye vakit ayırmak için hastalanmayı beklemeyin. 15
dakika önce uyanın ve yürüyüş yapın. Sizi strese sokan faktörlerden uzak
kalmaya çalışın.
Grip aşısı
* 4 aylık hamileyim. Şu anda grip
salgını var. Ailemden iki kişi şu anda grip ve ben de grip olmaktan çok
korkuyorum. Grip aşısı yapıldığını duydum. Ben de yaptırabilir miyim?
Kışları
gebelerin genellikle en çok korktukları şey nezle olmaktır. Nezle ile
mikrobun çocuğa geçip sakatlıklara neden olacağından korkarlar. Yapılan
çalışmalar grip mikrobunun çocukta sakatlık yapmadığını göstermiştir.
Grip aşısı var olan bir grip salgınından korumak için genellikle
yapıldığında işe yaramakta ve kısmen de olsa bu salgından sizi
korumaktadır. Fakat siz gebe olduğunuzdan ve yapılan bu aşının özellikle
de gebeliğin ilk üç ayında çocuğunuza zarar verebileceğinden dolayı bu
aşıyı yaptırmanızı önermiyorum. Soğuk algınlığı geçiren kişilerden uzak
durun ve bol sulu gıdalar ile beslenin.
Gribe dikkat
Gaziantep Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Necati Bilgin,, kış mevsimine girildiği bu
günlerde
havaların sıcak gitmesine aldanan ve kendini iyi hisseden vatandaşların
birkaç saat içinde aniden hastalanabileceklerini belirtti.
Kış ayları ile birlikte
akla ilk gelen hastalıklardan olan grip rahatsızlığının, influenza
virüsü denilen bir tür mikrobun meydana getirdiği solunum sistemi
enfeksiyonu olduğunu ve mikrobun özellikle kalabalık ortamlarda daha
kolay bulaştığını ifade eden Dr. Bilgin,
"İnfluenza virüsü, nezle ve
soğuk algınlığı etkeni olan virüslerden daha şiddetli hastalık
belirtileri ve komplikasyonlar meydana getiriyor. Özellikle yaşlılarda,
bağışıklık sistemi yetersizliği olanlarda ve süreğen hastalıkları
şiddetli seyreder ve komplikasyon oluşturma şansı çok yüksektir'' dedi.
Virüslerin, enfekte kişilerin aksırık, öksürük ve hatta konuşmaları sırasında etrafa
saçtıkları
damlacıklarla havaya geçtiklerini, havada asılı kaldıklarını vurgulayan
Dr. Bilgin, bu damlacıkları içeren havanın solunması ile bulaşma
olduğunu belirterek,şunları anlattı:
''Hava sıcaklıklarının düşmesi ile artış gösteren grip ani başlar.Kendini iyi hisseden
kişi
birkaç saat içinde hastalanabilir. İlk belirtiler, ateş, üşüme,
terleme, kas ağrısı, baş ağrısıdır. İlk belirtilere takiben, burun
akıntısı, öksürük, boğaz ağrısı, gözlerin sulanması, gözlerde ışığa
hassasiyet gelişebilir. Bu ani belirtiler 3-7 gün kadar sürer.
Genellikle 48-72 saat sonra yavaş yavaş düzelme başlar.''
Grip mikrobunun özellikle
kalabalık ortamlarda kolay bulaşabildiğini, sonbahar ve kış aylarında,
sıcaklıklardaki ani artış ve azalışın, vücudun dengesini kolayca
bozabildiğini vurgulayan Dr. Bilgin, şöyle devam etti:
''Bu aylarda, insanlar
grip, nezle gibi hastalıklara kolayca yakalanabilirler. Bu bakımdan
özellikle okul, işyeri, toplu taşıma araçları gibi insanların yakın
temas halinde bulunduğu yerlerde daha dikkatli olunması gerekiyor. Grip
hastalığından korunmak için düzenli uyku ve dengeli beslenmeye özen
gösterilmeli, alkol ve sigaradan kesinlikle uzak
durulmalı. Şeker,
kalp, böbrek, bronşit gibi kalıcı rahatsızlıkları bulunanlar, yaşlılar
ve çocuklar, gribal enfeksiyonlara karşı daha da duyarlıdırlar. Risk
grubunda olanların
aşı yaptırmaları faydalı olacaktır.''
Dr. Bilgin, gribe
yakalananların hastalığı önemsemeyip doktora gitmediklerini, bunun da
hastalığın daha uzun sürmesine neden olduğunu, grip ve soğuk
algınlığının hafife alınmamasını isteyerek, ''Hastalığa yakalanan
doktora başvurmalı, bol bol C vitamini tüketilmeli, ve sigaradan uzak
kesinlikle uzak durulmalı, istirahat edilmeli'' dedi.
Gribin sonu geliyor
Her
yıl tüm dünyada milyonlarca insanı pençesine alan grip, çok yakında
nakavt olacak. Önümüzdeki sonbaharda gribe karşı üretilen iki yeni ilaç
piyasaya sürülüyor. ‘‘Relenza’’ adıyla üretilecek olan grip ilacının Rus
ve ABD gizli servislerini birbirine düşüren ilginç bir hikayesi var...
PİYASADA bulunan grip
aşıları, belirli grip virüslerine karşı etkili oluyor. Oysa yeni
üretilen ilaçlar, her türlü grip virüsüne karşı etkili olacak. Bu
ilaçlar, tüm grip virüslerinde aynı olan üreme sürecini engelleyerek
hastalık tehditini ortadan kaldırıyor.
Glaxo Wellcome Şirketi
tarafından pazarlanacak olan ‘‘Relenza’’ isimli ilacın çok ilginç bir
hikayesi var. Bu kimyasal hikaye, 1983 yılında başlıyor.
Avustralya'daki Csiro
Araştırma Örgütü çalışanlarından Peter Colman, o günlerde grip virüsünün
üreme sistemini teorik olarak deşifre etti. Ancak teorinin pratikte
işleyip işlemediğini test etmek yıllar aldı. Biota Şirketi tarafından
finanse edilen araştırmalar, büyük gizlilik içinde yürütüldü. Bilim
adamlarına kesinlikle konuşma yasağı getirildi. Biota Şirketi, yeni ilaç
için hiçbir masraftan kaçınmadı. Örneğin geliştirilen yeni formül, en
iyi şekilde yerçekimsiz bir ortamda denenebilirdi. Bu nedenle deneyin
bir uzay mekiğinde gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı.
Ancak 1986 yılında Challenger
uzay mekiğinin havalandıktan kısa süre sonra infilak etmesi ve uzay
yolculuklarının askıya alınması, tüm planları bozdu. Bu defa Sovyet
gizli servisi KGB ajanları devreye girdi. Formül, Rus uzay üssü Mir'de
denenebilirdi. KGB, hizmetinin karşılığı olarak grip virüsünden numune
istiyordu.
PENTAGON DEVREDE
Amerikan Savunma Bakanlığı
Pengaton'un KGB ile araştırmacılar arasında süren pazarlığı öğrenmesi
fazla uzun sürmedi. Pentagon'un korkusu, Sovyetler'in bu grip virüsü
numuneleriyle ölümcül biyolojik silahlar geliştirmesiydi. Girişimin
engellenmesi üzerine araştırma, uzay yerine yeryüzünde devam etti.
Üçboyutlu görüntü sağlayan bilgisayarlar sayesinde virüsün çoğalmasını
engelleyen kimyasal formül bulundu. Yeni kimyasal, bilgisayarla
geliştirilen ilk ilaç oldu.
İlaç, virüs çeperinde
‘‘neuraminidase’’ isimli proteinin salgılanmasını önlüyor. Neuraminidase
devre dışı kaldığında ise virüs, kenetlendiği hücreden kopup
çoğalamıyor. Bağışıklık sistemi de hücrede yapışıp kalan virüsü yok
ederek çoğalmasını engelliyor. Gribin yayılmasını engelleyen ilaç,
hastalığın bulaştığı kişilerde hastalık süresini de kısaltıyor.
İlacın yaratıcısı
Avustralya'daki Monash Üniversitesi kimyagerlerinden Mark von Itzstein,
‘‘Bu anti-virüs şablonu sayesinde diğer virütik hastalıklara, AIDS'e
karşı yeni ilaçlar geliştirilebilir’’ diye konuştu. İlacın haklarını
satın alan Glaxo Wellcome Şirketi, gelecek sonbahar aylarında
‘‘Relenza’’ adını verdiği ilacı piyasaya çıkaracak. ‘‘Relenza’’ sprey
olarak doğrudan solunum yollarına püskürtülecek.
Gribe karşı bir ilaç da
California'da geliştiriliyor. Hoffman-La Roche'un katkılarıyla
araştırmaları yürüten Gilead Firması, şimdilik ‘‘GS 4104’’ olarak
adlandırılan ilacı kapsül biçiminde piyasaya verecek. Yeni ilaçlar iddia
edildiği gibi etkili olursa her yıl en az 100 milyon kişiye kâbus
yaşatan gribe karşı, önemli bir zafer kazanılmış olacak.
Yumurta alerjisi olanlar hariç herkes grip aşısı olmalı
Şu
sıralar çocukların ve yetişkinlerin gribe neden olan virüslerden
korunmalarına ağırlık vermek gerek. Grip, basit bir soğuk algınlığı ile
karıştırılmamalı. En sağlıklı kişilerde bile gribin belirtileri birden
ortaya çıkar ve ciddi bir sağlık sorunu oluşturur. Herkesin gripten
korunması gerek. Özellikle de yaşlılar çocuklar ve orta yaşlılar için
grip büyük tehlike oluşturuyor. Bu büyük tehlikeden korunmanın çok basit
bir yolu var: Aşı olmak.
6 aylık bebeklerden başlayarak, her
yaş grubuna mensup kişilerin zaman kaybetmeden aşı yaptırmaları
isteniyor. Hamile kadınlar da dahil olmak üzere gripten korunmanın en
etkili çaresi aşı.
Grip çok bulaşıcı bir hastalık. Grip aşısı
yaptıranların gribe yakalandıkları söylemi ise gerçek dışı! Yumurta ve
yumurtalı ürünlere alerjisi olanlar dışında herkes grip aşısı
yaptırabilir.
Aman çocuğa ilaç verirken dikkat
-
Çocuğunuza ilaç verirken, yetişkinler için hazırlanmış dozun yarısını
kullanmak doğru olmaz. Doktora danışmadan ilacın dozunu artırmak da aynı
derecede sakıncalıdır.
-Çocuğun içmesi gereken şurubun miktarını prospektüste belirtilen ölçeğe göre ayarlamalısınız.
-Çocuğunuza birden fazla ilaç vermeniz gerekirse, doktorla görüşüp, ilaçların kullanılma zamanlarını saptayın.
-Aşağı yukarı aynı maddeleri içeren iki ilacın kullanılması, sakıncalıdır.