Felçli Hastalar için Umut Vadeden gelişmeler ve yeni tedavi yöntemleri için detaylı bilgilendirme aşağıdaki makalemizde
ODTÜ Biyolojik Bilimler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vasıf Hasırcı
başkanlığındaki ekip, kök hücreleri farklılaştırarak elde edilen sinir
hücrelerini "fotolitografi" ve "elektroeğirme" yöntemlerini kullanarak
organize doku olmaya elverişli bir biçimde yönlendirmeyi başardı.
Felcin %100 bitkisel tedavisive bitkisel ürünler hakkında bilgi için tıklayın
Sinir
sistemi hasarları için önem taşıyan çalışmanın bundan sonraki
aşamasında söz konusu sinir hücrelerinin oluşturduğu 3 boyutlu yapı,
tavşanlar üzerinde denenecek.
Prof. Dr. Hasırcı, günlük hayatta
rastlanan kazalarda sinir sisteminin alabileceği mekanik, ısıl ya da
kimyasal darbelerin merkezi ya da periferal sinir sisteminde tedavi
edilemez hasarlara yolaçabileceğini bildirdi.Bu gibi
durumların sonucunda, pek çok insanın yaşam kalitesini etkileyen istemli
hareket, hafıza, konuşma gibi yeteneklerini kaybedebildiğini aktaran
Hasırcı, bunlar arasında bulunan omurilik yaralanmasının hasar boyutu ve
derecesine göre kendiliğinden iyileşmesi mümkün olmayan bozukluklara
neden olduğunu belirtti.
Hasırcı, Türkiye'de omurilik
yaralanmalarının sıklığına ait sağlıklı istatistiksel verilerin
bulunmadığını, ancak yayınlanan çok merkezli bir çalışmada 1992 yılında
travmatik omurilik yaralanması görülen hasta sayısının 581 ve hastalığın
yıllık görülme sıklığının ise milyonda 12,7 olarak bildirildiğini
aktardı.
ABD'nin National Spinal Cord Injury Statistical Center tarafından 2005'de yayınlanan verilerin, ABD'de
her yıl 10 bin yeni vakaya rastlandığını gösterdiğini anlatan Hasırcı,
verilere göre bu hastaların ortalama hastane masraflarının 95 bin dolar,
ayrıca iyileşme ve rehabilitasyondan sonra ortalama yıllık
masraflarının da yaklaşık 14 bin dolar olduğunu kaydetti.
Hasırcı,
bu verilerin ışığında yirmi beş yaşındaki bir hastanın yaşam boyu
ortalama sağlık giderlerinin, 620 bin ile 2 milyon 800 bin dolar
arasında değiştiğini söyledi.
Merkezi sinir sistemi hasarlarının
yanı sıra, periferal sinir sisteminde de travma sonucu oluşan hasarların
oldukça yaygın olduğuna işaret eden Hasırcı, ABD'de
periferal sinir sisteminde meydana gelen travmalar sonucunda her yıl 50
binden fazla nörolojik cerrahi işlem uygulandığını dile getirdi.
Sinir sisteminin yenilenmesi
Prof.
Dr. Vasıf Hasırcı, merkezi sinir sisteminde, hücrelerin
çoğalamamasından dolayı dokunun kendini yenilemediğini, periferal sinir
sisteminde ise ancak bir santimetreden daha kısa olan sinir kopmalarında
sinir uçlarını dikerek birleştirmenin mümkün olduğunu ifade etti.
Periferal
sinir dokusundaki hasarlarda dokunun yenilenmesinin mümkün olmadığını
kaydeden Hasırcı, bu durumda yapılan uygulamalarla ilgili şu bilgileri
verdi:
"Bu eksiklik, otolog sinir grefti ismi verilen ve hastanın
vücudundaki başka bir bölgeden alınan sağlıklı bir sinir dokusuyla
yapılan aktarımla tedavi edilmekte ya da biyolojik veya sentetik
malzemelerden yapılan bir sinir kılıfı ile zarar görmüş bölge
kendiliğinden iyileşmeye doğru yönlendirilmeye çalışılmaktadır.
Şu günlerde ABD Gıda ve İlaç
Yönetimi (FDA) tarafından onaylanan biyolojik kaynaklı çeşitli sinir
yapıları 3 santimetreden kısa sinir boşluklarını doldurmakta köprü ya da
kılıf olarak kullanılabilmektedir."
Hasırcı, otolog sinir
dokusunun yeterli olmaması ve kullanılmakta olan yapay sinir yapılarının
uzun sinir boşluklarını doldurmada başarısız kalmasının ve doku
rejenerasyonunu sağlayamamasının, yeni bir yaklaşım olan "sinir doku
mühendisliği" alanındaki çalışmaları hızlandırdığını kaydetti.
Sinir kayıpları için büyük adım
Hasırcı,
ODTÜ laboratuvarlarında yürüttükleri hasar görmüş veya fonksiyonlarını
kaybetmiş doku ve organların, hücre içeren biyomateryallerin tasarımları
ve implante edilmeleri ile yenilenmesini veya işlevlerini yerine
getirmelerine yardımı amaçlayan doku mühendisliği çalışmaları kapsamında
yapay kemik, kıkırdak ve yapay kalp kasının yanı sıra yapay sinir
dokusu üretimi çalışmaları yürüttüklerini anlattı.
Hücrelerin
"hücre dışı matriks" üzerinde tutunup yaşadıklarını dile getiren
Hasırcı, "Sinir doku mühendisliği çalışmalarında da hücrelerin doğal
dokudaki gibi yapılanmalarını sağlamak amacıyla üç boyutlu gözenekli,
lifsi ya da üzerinde kanallar olan zarlar kullanılmakta. Bu yapılar
hücrelerin yaşamsal fonksiyonlarını doğal ortamdakine benzer biçimde
olmalarını sağlamayı hedeflemektedir" bilgisini verdi.
Hasırcı,
laboratuvar ortamında yapay sinir dokusu çalışmalarında doğal sinir
dokusunu taklit edecek boyutta lifler ve mikro-desenli polimerik
zarlardan oluşan hücre taşıyıcıları kullanarak hücrelerin yönlenmesini
sağlayıp, sinir kopmalarında oluşan boşluğu doldurabilecek bir doku
oluşturma çalışması yürüttüklerini kaydetti.
Hücre kaynağı olarak
mezenşimal ve sinir kök hücrelerinin alınıp sinir hücresine
farklılaştırıldığını bildiren Hasırcı, elde edilen sonuçların topografik
ipuçlarının yardımıyla hücrelerin polimerik desenli filmler ve liflerde
çoğalıp, iyi bir şekilde organize olup yönlenebildiğini gösterdiğini
belirtti.
Sinir dokusu oluşturma çalışmalarının doktora öğrencisi
Deniz Yücel'in, Ocak 2009'da doktora tezini tamamlamasıyla önemli
aşamalar kaydettiğinin altını çizen Hasırcı, ürettikleri prototip
yapının biyolojik ortamda davranışını sınayabilmek için tavşanlar
üzerinde deneme çalışmalarını başlatacaklarını sözlerine ekledi.