Damar tıkanıklığında beslenmenin önemi nedir damar tıkanıklığından korunmak için nasıl beslenilmelidir hangi yiyecekler yenmeli hangileri yenmemelidir
Damar tıkanıklığında nasıl beslenilmeli hangi yiyecekler damar tıkanıklığına faydalı hangileri zararlı merak ettiklerinizi bu yazıda bulabilirsiniz...
Damar tıkanıklığında kullanılan % 100 Bitkisel ürünleri görmek için buraya tıklayınız...
Kalp hastalıklarının başlıca nedeni, damar sertliğidir. Yüksek kolesterol, sigara, yüksek tansiyon, genetik sebepler, şişmanlık, çok düşük kalorili diyet uygulamak, şeker hastalığı, egzersiz yapmamak, HDL'nin (iyi huylu kolesterol) düşük, LDL (kötü huylu kolesterol) ve trigliseridin yüksek olması ve stresin olumsuz etkisiyle esnek ve pürüzsüz yapıdaki damarlar, zamanla sertleşip tıkanır. Sertleşip hasar gören bölgelerde kolesterol ve farklı maddeler plaklar oluşturmaya ve damarın o bölgesini yavaş yavaş tıkamaya başlar.
Damarlar tamamen tıkandığında da ya da bir kan pıhtısı bu damarı tıkadığında, kalp krizi meydana gelir. Athero sklerozun (damar sertliği) en korkutucu yönü ise sessiz bir hastalık olmasıdır. Bazen hiçbir belirti vermeyen bu rahatsızlık, yüzde 85'lere kadar daralmaya sebep olsa da, bu olay anlaşılamaz.
Erkeklerde daha genç yaşta ve sık olarak rastlanan bu hastalık, kadınlarda östrojenin koruyucu etkisiyle daha az ve geç yaşlarda görülür. Menopoz döneminde kadınların kalp ve damar hastalıkları riski 2 katına çıkar.
KOLESTEROL NEDİR?
Kolesterol vücudumuzun ihtiyaç duyduğu, yağ benzeri maddelerdir. Bu maddeler hem vücut tarafından üretilir hem de dışarıdan besin yoluyla alınır. Kandaki kolesterolün yaklaşık yüzde 85'ini vücut kendi üretir, kalanını ise besinlerden alırız. Vücudumuzda karaciğer tarafından üretilen kolesterol; et, tavuk, süt, yumurta gibi hayvansal ürünlerde bulunur. Aynen insanlarda olduğu gibi hayvanların da her hücre zarında kolesterol vardır. Bu yüzden yediğimiz et veya tavuk tamamen yağsız gözükse dahi, kolesterol etin her yerinde bulunduğundan, etin kolesterolünü de kendi bünyemize geçirmiş oluruz. Ne yazık ki, hayvani gıdalardan aldığımız kolesterolün birçoğu fazlalıktır ve kullanılamayan kolesterol vücutta birikir; bu da kalp hastalıkları başta, birçok hastalığın nedeni olabilir.
Kolesterol yağa benzer bir yapıda olduğundan, yüksek oranda sudan oluşan kanın içinde tek başına dolaşamaz. Karaciğerden hücrelere gidip gelebilmek için taşıyıcılara ihtiyacı vardır. Bu taşıyıcılara lipoprotein diyoruz. Kolesterolü taşıyan iki tip taşıyıcı bulunuyor kanımızda: Kötü huylu kolesterol denilen, düşük yoğunluktaki lipoproteinler (LDL) ve iyi huylu olanı, yüksek yoğunluktaki lipoproteinler (HDL).
LDL'ye kötü huylu denmesinin nedeni, karaciğerden aldığı kolesterolü hücrelere taşırken, bazen damar çeperlerinde düşürerek, kanda erime özelliği olmayan bu maddeciklerin birikmesine, plak oluşturmasına neden olmalarıdır. Oysa HDL, hücrelerdeki fazla kolesterolü alıp, safraya dönüştürülmek üzere karaciğere geri taşıma görevini üstlenmiştir. Ayrıca damarlara yapışmış olan kolesterolü de elektrikli süpürge gibi çekip alarak temizlemek yine HDL'ye düşer. Dolayısıyla HDL'mizin yüksek olması kolesterolün damarlarımıza yaptığı zararı azaltabilir.
Ne yazık ki Türkler üzerinde yapılan araştırmalarda, bizim HDL düzeylerimizin genetik olarak düşük olduğu ortaya çıkmıştır. Kandaki kolesterol düzeyimizi ölçtürdükten sonra, genellikle aklımızda total kolesterol değeri kalır. Bu yanlış sayılmaz, ne de olsa total kolesterolümüzün yüzde 70-90'ı kötü kolesterol yani LDL'dir. Ama iyi ve kötü kolesterol düzeylerimizi bilmemiz yararlıdır. LDL'nin 160'ı aşması, tehlike sinyalleri verir. Koroner kalp hastalığı olanların LDL'yi 100 mg/dl altında tutması gerekir.
KOLESTEROLÜ DÜŞÜK TUTMAK İÇİN NELER YAPMALI?
Kalıtımsal faktörlerin dışında, hiçbir etkenin kandaki kolesterol düzeyini diyet ve fiziksel hareketlilik kadar etkilemediği defalarca doğrulanmıştır.
- Genel kural; besinlerden alınan hayvansal yağ ve kolesterol miktarını mümkün olduğunca azaltmaktır. (Balıkyağı hariç)
- İdeal vücut ağırlığında olmak.
- Diyetin karbonhidrat içeriğinin basit şekerden karşılanmamasına dikkat edilmeli.
- Diyetin toplam yağ miktarı fazla olmamalı. Enerjinin yüzde 25-30'u yağlardan karşılanmalı:
- Posadan zengin yiyecekler tüketilmeli
- E, C, A, B6 ve folik asidin yeterli miktarda alınmalı.
- Öğün sayısı artırıldığında kolesterol ve LDL düzeyinin azaldığı görülmüş. Nedeni, insülin salınımı ve karaciğerde kolesterol yapımı azalır.
- Rafine şeker tüketimi azaltılmalı.
BUNLARDAN UZAK DURUN
Sakatat, katı yağlar, etin yağlı kısımları, salam, sosis, sucuk, tavuğun derisi, kızarmış balık, karides, kalamar, havyar, ahtapot, midye tava, yağlı peynirler, poğaça, açma, kurabiye, çikolata, yağlı kek ve benzerleri, pasta, krema, kızartmalar, cips, kaymak, yağlı yoğurt ve mayonez, hazır soslar, Hindistancevizi, fazla şekerli, tuzlu ve rafine edilmiş gıdalar. Günde 4 tatlı kaşığından fazla şeker, reçel veya bal tüketmeyin. Günlük 2 yemek kaşığından fazla sıvıyağ tüketilmemeli. (Kıymalı yapılan yemeklere ayrıca yağ eklenmemeli)
NE YEMELİ?
- En az 2-4 porsiyon tüm sebze ve meyve (kabuklu yenebilen meyveleri soymayın).
- Fasulye, mercimek, nohut, bezelye vb. baklagiller (haftada en az 2-3 porsiyon)
- Soğan, sarımsak
- Esmer ekmek, çavdar ekmeği, yulaf, mısır gevreği, bulgur, pirinç, patates, yarım veya yağsız süt, yoğurt; (günde 3 su bardağından fazla olmamalı), günlük az yağlı peynir 60 gramdan, yağlı peynirse 45 gramdan fazla tüketilmemeli.
- Haftada 3-4 yumurta. Uzun süre yumurta, çok kolesterol içerdiği için kısıtlanmaktaydı. Sonradan yapılan araştırmalarda, kendi kolesterol içeren gıdalardan çok, trans yağ asitleri taşıyan (yani margarin gibi hidrojene edilmiş), doymuş yağ içerenlerin daha zararlı olduğu görüşü önem kazandı.
- Yağsız tarafından dana eti, tavuk, hindi.
- Ceviz, fındık, badem, kestane, istiridye, yağsız sütle yapılan muhallebi, sütlaç gibi tatlılar.
- Izgara veya buğulama balık (özellikle kuzeyin yağlı balıkları, somon, ton, lagos, orfoz vb.)