|

ASTIM TEŞHİSİ NASIL KONUR
Kişinin astım tanısı(teşhisi) ilk başta,bir uzmanın hastalık geçmişini dikkatli ve kapsamlı bir biçimde araştırması ile başlar. Özellikle, nefes darlığı ile seyreden diğer hastalıklardan astımın ayırdedilmesi için hekimin hastaya uzun vakit ayırması ve yakınmaların seyri hakkında bilgi edinmesi gerekir.
Bu sorgulamadan sonra, şüphesiz muayene bulguları değerli ip uçları verir, fakat astım nöbeti sırasında görülen muayene bulgularının hemen hiç biri, nöbetler dışındaki günlerde mevcut değildir. İlk kez hekime başvuran astımlı hastanın mutlaka göğüs röntgeni yapılmalıdır. Bu, diğer benzer hastalıkların ayırt edilmesine yardımcı olacağı gibi, astım nöbetinin nedeni olabilecek solunum sistemi enfeksiyonlarına ait ilave bulguların öğrenilmesine yarayacaktır. Hekim hastanın özelliklerini tanıdıktan sonra, her yakınma oluşunda göğüs röntgeni gerekmeyebilir.
Gerek astım nöbeti sırasında gerekse nöbetler dışında yapılması gereken, tanı ve takip aracı olan bir diğer muayene "solunum fonksiyon testleredir. Akciğere girip çıkan havanın hacmi ve solunumun hızı hakkında bilgi veren değerli bir muayenedir. Astım nöbeti sırasında mutlaka bozulmuş bulunan akciğer fonksiyon testleri, tedavi sırasında aralıklı olarak izlenir ve iyileşme bu testler ile izlenir.
Nöbet sırasında tanıya yardımcı olmak üzere basit bir kan sayımı ve balgam muayenesine de başvurulur.Nöbetler dışında, tanı konulması için ve koruyucu tedavinin seçilmesinde rehber olacak başka bazı laboratuar yöntemleri de vardır. Bunlardan birisi deri testleridir (alerji testleri). Kişinin duyarlı olduğu (alerjik olduğu) bazı maddelerin saptanmasına yarar. Oyun çocuğu çağındaki çocuklara ve erişkinlere uygulanır. Kişilerin duyarlı olabileceği bilinen birçok madde için önceden, bu işi yapan gelişmiş laboratuarlarda hazırlanmış test maddeleri, şahsın ön kol iç yüzüne çok küçük miktarlarda uygulanır. Deride meydana gelen kızarıklık ölçülerek değerlendirilir. Bu sayede kişinin alerjisi olduğu maddeler tespit edilir.
Bu yönteme astım ve diğer alerjik kökenli tüm hastalıklarda (saman nezlesi, alerjik deri belirtileri, göz nezlesi v.s.) tanı için başvurulur. Bu testin uygulandığı sırada, şahsın hastalık belirtilerinin bulunmaması ve herhangi bir astım ilacı kullanmıyor olması istenir. Aksi takdirde test sonuçları yanıltıcı olabilir.
Tanı için başvurulan diğer bir laboratuar muayenesi kanda bazı antikorların araştırılmasıdır. Alerjik yapıya sahip kişilerde yüksek miktarlarda bulunan( IgE immünglobulin E1) maddesi bir cins antikordur (bağışıklık maddesi). Fakat alerjik kişilerde, bir anlamda vücudun zararına çalışan bir maddedir. Alerjik olmayan bünyelerde de çok düşük miktarlarda mevcuttur. Alerjik yapıdaki kişilerde niçin yüksek düzeylerde yapıldığı henüz kesin bilinmemektedir ve tıbbın araştırma konularından birisidir. IgE, alerji yaratan madde ile karşılaşıldığında, alerjik tezahürlerin ortaya çıkmasında aracılık yapan, sorumlu hücrelerden bir dizi maddenin salgılanmasına yol açan anahtar bir maddedir. Alerjinin rol oynadığı astımlılarda yüksek bulunur, fakat başka nedenlerde astım nöbetlerinin oluştuğu kimselerde normal düzeylerdedir. Ayrıca yapısal alerjik olmayan bağırsak paraziti bulunan kişilerde de IgE düzeyi yüksektir.
Bunların dışında, daha birçok araştırma yöntemi sayılabilir. Ancak çoğu araştırma laboratuarlarında gerçekleştirilebilen laboratuar yöntemleridir. Her zaman başvurulması gerekmeyebilir. Laboratuar muayenelerinin hepsini yapmak, her zaman mümkün olmayabilir veya gerekmeyebilir. Astımın tanısı için mutlak gerekli olan, dikkatli bir hastalık öyküsünün sorgulanması ve dikkatli bir muayenedir. Hekimin de hastanın da sabırla vakit ayırması şarttır.
|
|