MS Hastası Olan Ünlüler
Albümleriyle milyonlara ulaşan, besteleriyle birçok şarkıcıyı ünlü
yapan Serdar Ortaç'ın Multipl Skleroz hastalığının pençesine düştüğü
iddia edildi. Son dönemde hareketli görüntüsünden oldukça uzaklaştığı
gözlenen Ortaç'ın gizlice hastalığın tedavisine başladığı da öne
sürüldü.
Sürekli muayeneye gidiyor
Ortaç'ın İstanbul
Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Mefkure
Eraksoy'un Bağdat Caddesi'ndeki muayenehanesinde tedavi olduğu
öğrenildi. Tedavisi mümkün olmayan MS hastalığı, hastaların yüzde 15'ini
10 yıl içinde tekerlekli sandalyeye mahkum ediyor.
Kaynak: Habertürk
Serdar Ortaç: MS değİlİm
BİR süredir ayağındaki
ağrılar nedeniyle sahnede ayakta durmakta güçlük geçtiğini açıklayan
Serdar Ortaç’a, beynin görme, konuşma, yürüme gibi fonksiyonlar
üzerindeki kontrol kabiliyetini bozan MS hastalığı başlangıcı teşhisi
konulduğu iddia edilmişti.
Önceki gün arkadaşlarıyla eğlenen
Ortaç, “MS değilim. Böyle bir doktor raporu da yok. Ayağımdaki ağrılarla
ilgili Nişantaşı’nda bir fizyoterapiste gidiyorum. Tedavim sürüyor, bir
sonuç alamazsam son çare ameliyat olacağım” dedi.
Kaynak: Milliyet Gazetesi
ürk Sanat Müziği'nin ünlü sesi Safiye Soyman, iki yavrusunu tek başına
büyüttü. Kendisi de sahnelerin zirvesine çıkmışken, 25'indeki oğlunun
aniden yakalandığı çaresiz hastalık, bir gecede saçlarını bembeyaz
yaptı.
O SICAK YAZ GÜNÜ
Her şey sıcak bir yaz günü
değişecek, sevgi dolu bir ailenin mutlu yaşantısı, o günden itibaren
acı, keder ve umutsuzluk girdabına sürüklenecekti. Sahnelerin sempatik
yıldızı Safiye Soyman, Antalya sıcağında kendisini iyi hissetmeyen oğlu
Harun'u hastaneye götürürken, başına gelecekleri aklının ucundan bile
geçirmiyordu.
TEŞHİS: MS HASTALIĞI
25
yaşındaki delikanlı beden hareketlerini istediği gibi kontrol
edemiyordu. Hastanede MR çektirildi. Safiye Soyman, geçici bir arızadır
diye düşünüyordu. Ama doktorlar, aslan gibi oğluna feci bir teşhis
koyacaklardı. Multiple Skleroz hastalığı idi bu… Harun'un sinir
hücreleri plakalarla kaplıydı, uyarıları iletemiyordu ve ne yazık ki
tedavisi yoktu.
DOĞRU AMERİKA'YA
Safiye
Soyman'ı perişan eden şey, hastalığın tedavisiz olmasıydı ama yıkılmayıp
umutlu ve dirençli durması gerekiyordu. O gece oğluna "seni Amerika'da
tedavi ettireceğim" diye söz verip, uyuyuncaya kadar başında oturdu.
Evladının çocukluğunu düşündü gözyaşları içinde… Sabah olduğunda ise, 39
yaşındaki Safiye'nin saçları artık bembeyazdı.
UMUT VEREN GELİŞME
İki
yıl süren aralıksız tedavi sonunda Harun'un hareketlerinde belirli bir
düzelme meydana gelmişti. Safiye Soyman, çekilen acıları artık
tevekkülle karşılıyor ve "Korkunç hastalık bizi yerden yere vurdu. Ama
teslim olmadık. Tek isteğim, aslan gibi oğlumun en kısa zamanda mutlu
bir yuva kurup, hayatını sürdürmesidir" diyor.
DÜNYAM KARARDI
Türk
Sanat Müziği'nin sevilen sesi Safiye Soyman'ın dünyası, oğlu Harun'un
MS hastalığının pençesine düştüğünü öğrenmesiyle kararmış. Hem de tam
yeni çıkaracağı albümün hazırlıklarını da tamamlamışken. "Sanatçı Safiye
gitmiş, anne Safiye gelmişti" diyor o günleri anlatırken.
SIRA EVLİLİKTE
Teşhislerin
kesinlik kazanmasıyla, kirpiğini, peruğunu, kasetini bırakarak oğlunun
başucuna koştuğunu söylüyor Soyman ve devam ediyor: "Onun bakıcıya değil
anne sevgisine ihtiyacı vardı. Sonunda Harun yürümeye başladı. Şimdi
tek isteği var, hastalığı sırasında tanıştığı sevgilisiyle evlenmek.
Önce onu evlendireceğim ardından da sıra bana gelecek.
Orhan Vural, Kaynak: Sabah Gazetesi
Şamdan Plus'ın editörü Öykü Yazıcıoğlu ile GÜNAYDIN'ın sayfa operatörü
Aslı Zeynep Alkan, sırt sırta çalışan iki iş arkadaşı… Ancak onların
ortak noktaları yalnızca gazetecilik değil. İkisi de çocukluk
yaşlarında, babaları nedeniyle MS'le tanışmış. Türkiye'deki binlerce MS
hastası ve yakını gibi
MS yani Multiple Sclerosis… Kimileri için ilk defa duyulan bir kelime
iken kimileri için de bir entelektüel hastalığı. Ancak benim için MS,
babamın hastalığı… Onunla tanışmamız 1995 yılında oldu. Ben 14, kardeşim
ise henüz 11 yaşındaydı. O zamana kadar babam, her sabah işine giden,
pazar günleri ormanda koşusunu yapan ve haftada iki gün de mutlaka tenis
oynayan, kısacası yerinde duramayan bir babaydı. Bir gün işten eve
geldiğinde anneme 'Ben yürürken sanki dengemi kaybediyorum, özellikle de
kaldırımlardan inerken' dedi. Bir hafta sonra ise evimize daha önce hiç
duymadığımız bir kelime girdi; 'MS'…
HENÜZ TEDAVİSİ YOK
Doktorlar
bir dizi test yaptıktan sonra babama MS teşhisi koymuşlardı. Hiçbir şey
anlamadık çünkü bu hastalığın ne olduğunu bilmiyorduk. Ardından bize
bir açıklama yapıldı. Bu beyni organla konuşturmayan bir hastalıktı ve
nedeni de henüz bulunamamıştı; tıpkı çaresini de bulamadıkları gibi…
Bunu öğrendikten sonra 'belki yurtdışında bir tedavisi vardır' diye önce
Amerika'ya gittik, ardından Almanya ve Fransa derken gerçekten de
dünyanın hiçbir yerinde henüz bir MS tedavisinin bulunmadığını anladık.
Babam buradaki doktorunun tavsiyesi ile MS hastalarına verilen bir ilaca
başladı. Ki bu ilaç gerçekten bütün MS hastaları üzerinde etkiliydi.
Evet ilaç belki hastalığı geçirmiyordu ancak hızlı bir şekilde
ilerlemesini önlediği de kanıtlanmıştı. Babamın MS hastalığı ataksız
olanıydı yani 'Primer Progresif' denilen türünden. Hastalığın bu türü,
diğerlerine göre çok ender görülüyor. Primer Progresive MS, hiç
beklenmeyen bir anda, nedensiz ortaya çıkıyor. Ataksız bir biçimde de
hızlı ya da yavaş, seneler geçtikçe ilerliyor. Bizde de durum aynen
böyle gelişti. Babam önce bastonla yürümeye başladı. Ardından bastonu
'Walker' (iki tekerlekli ve elde tutulan bir çeşit araba) takip etti. O
da yetmedi ve 11 senenin sonunda şu an tekerlekli sandalye ile
dolaşabiliyor. Yaşadıklarımız 'ailece umudumuzu kaybettik' anlamına da
gelmiyor. Bir gün aniden hayatımıza giren MS'in yine bir gün bulunan bir
tedavi ile aniden hayatımızdan çıkıp gideceğine inanıyoruz. MS'in benim
için ne derece önemli olduğundan bahsettikten sonra şimdi gelelim asıl
konuya. Alman ilaç firması Shering tarafından Berlin'de MS ile ilgili
bir seminer gerçekleştirildi. Ben de dünyanın dört bin yanından gelen
860 doktorla oradaydım.
SEVİNDİREN GELİŞMELER
Konu
da MS'ti ve benim için bundan daha büyük bir şans olamazdı. Eminim ki;
birçok kişi orada konuşulanları merak ediyor. Seminerden bizim ailemiz
için olmasa da, ataklı hastalar için çok sevindirici haberler var.
Örneğin siz de ataklı MS hastasıysanız, artık yeni ilaçlar sayesinde
ataklarınızın sıklığını azaltabilir ya da erken teşhis ile çok önemli
bir aşama kaydedebilirsiniz. Henüz babamın durumundaki MS hastaları için
bir mucize yok ama bu seminerden sizin için aldığım notları aktarmak
istedim.