Günümüzde uygulanan tedavi yöntemleri şu şekilde sıralanabilir.
I-Atak ve düzelmelerle seyreden hastalık tipinde iki tür tedavi girişimi bulunmaktadır
1-Atak dönemlerinde tedavi
2-Atakların sıklığını ve ciddiyetine azaltan tedavi
1-Atak tedavisi
Atak
tedavisinde halk arasında kortizon olarak bilinen Kortikosteroitler
uygulanmaktadır. Günümüzde bu amaçla yüksek doz damardan
Metilprednizolon kullanılmaktadır. Bu ilaç 500-1000mg dozunda 3-10 gün
süreyle kullanılmaktadır. Bazı yerlerde damardan ilaç bitiminde ağızdan
kısa süreli yüksek dozda başlayarak giderek azaltılan kortizon
tedavisi verilmektedir. Atakların şiddeti ve diğer bazı özellikleri
tedavi eden hekimin tedavi seçimini etkilemektedir. İlacın günlük dozu,
veriliş şekli ve süresi hastanın klinik durumu ve hekimine göre farklı
olabilmektedir. Tedavi başlangıcında eğer doktorunuz tarafından
sorulmadı ise, hipertansiyon, mide ülseri, şeker hastalığı gibi bir
hastalığınız var ise mutlaka doktorunuza söylemelisiniz.
Her
atakta mutlaka kortizon tedavisi gerekmeyebilir. Hastanın günlük
yaşantısını bozmayan, hafif bulgularda mesela duyusal yakınmalar, bir
tarafta hafif kuvvetsizlik gibi durumlarda tedavi gerekmez.
Kortizon
tedavisi için illa hastanın klinikte yatması gerekmez. Eğer hastanın
gelip gitmesinde sorun yok ise, hasta tedavi saatlerinde kliniğe
gelerek ilacını uygulatıp evine gidebilir. Tedavi süresince vücudun su
tutma ihtimaline karşı tuzsuz diyet uygulanmalıdır. Ayrıca aşırı yağlı
ve tatlı gıdalardan kaçınılmalıdır. Tedavi bitiminden 2 gün sonra
normal diyete dönülür.
Tedavi
sırasında yüzde kızarıklık, başağrısı, halsizlik, uykusuzluk,
sıkıntı, iştahta artma, ağızda metalik tat gibi genellikle tedavi
bitiminde ortadan kalkan geçici yakınmalar olabilir. Bazen de tedavinin
1-2. günü nörolojik yakınmalarda bir artış durumu olabilir. Nadir
olarak görülen bu durum geçici olup hastanın şikayetleri tedaviden
sonra giderek düzelir. Nadir de olsa kortizon tedavisinin daha ciddi
yan etki olarak kabul edilebilecek tansiyonda yükselme, mide ülseri,
kan şekerinde yükselme, huzursuzluk, ruhsal ve davranış bozuklukları,
kemik yoğunluğunda azalma(osteoporoz), katarakt, deride çatlaklar,
şişmanlık, aydede yüzü, kas güçsüzlüğü gibi yan etkileri
görülebilmekle birlikte bunlar genellikle kısa süreli damardan verilen
kortizon tedavisinden ziyade uzun süreli ağızdan alınan kortizon
tedavilerinde görülmektedir.
2-Atakların sıklığını ve ciddiyetine azaltan tedavi
MS
de hastalık aktivitesinin azaltılması ve hastalığın ilerlemesinin
durdurulması veya geciktirilmesi için pek çok ilaç denenmiş ve halen
denenmektedir. Bağışıklık sistemi üzerinde etkili ve kullanılması
onaylanmış ve halen ülkemizde de bulunan bu ilaçlardan interferonlar ve
glatiramer asetat hastalığı tedavi eden ajanlar olmamakla birlikte
hastalığın seyri üzerinde kısmen etkili olması nedeniyle uygun
hastalarda kullanılmaktadır. Bu ilaçları kısaca bakacak olursak:
İNTERFERONLAR
İnterferonlar aşağıdaki özellikleri taşıyan MS hastaları için uygundur.
-Atak ve düzelmelerle seyreden kesin MS tanısı almış hastalar.
-Son
iki yıl içinde günlük yaşamı etkileyecek ve tedavi gerektirecek
derecede ve bir tanesi son bir yıl içinde ortaya çıkmış en az iki atak
geçiren hastalar. Bazı araştırmacılar tarafından hastalığın
ilerlemesini yavaşlatmak için olabildiğince erken başlanması gerektiği
ve ilk ataktan sonra başlanması uygun olacağı bildirilmekle birlikte
hastalığın seyri konusunda net bir bilgi edinilmeden yani en az iki
atak geçirmeden bu ilaçların başlanmaması genel kabul gören bir
düşüncedir.
-Yürüyebilen, günlük işlerini kendi başına sürdürebilen yani ağır sakatlığı olmayan hastalar.
-18-50 yaş arasında olan hastalar.
İlaç aşağıdaki özelliği taşıyan hastalar için uygun değildir.
-Hastalığı primer progressif tipte olanlar
-Ağır sakatlığı olanlar
-Ağır karaciğer veya kan hastalığı olanlar
-Ağır depresyon veya psikotik reaksiyon tanısı almış olanlar
-Gebe veya gebelik düşünen kadınlar
-Emziren kadınlar
-Kontrol altına alınamamış epilepsisi olanlar
Bu
ilaçları kullanırken hiç unutulmaması gereken konu, bu ilaçların
hastalığı kesin olarak tedavi eden veya mevcut şikayetleri düzeltecek
bir tedavi yöntemi olmadığı ve ilaç kullanırken bazı yan etkilerin
ortaya çıkabileceğidir. Bu ilaçlar kullanılırken tekrar bir atak
geçirilebileceği ve mevcut şikayetlerin devam edeceği hasta tarafından
bilinmelidir. Bu ilaçların en önemli etkisi atakların sayı ve
şiddetini azaltma yönündedir.
İnterferonların en sık karşılaşılan yan etkileri:
-Grip
benzeri rahatsızlıklar: Hastaların bir çoğunda görülen ve genellikle
tedavinin ilk 3 ayı içinde giderek azalan ve kaybolan ateş, titreme,
baş ve adale ağrısı ve yorgunluk ile seyreden grip benzeri semptomlar
en sık rastlanan yan etkilerdendir. Bu semptomların ağırlık derecesi
hastadan hastaya değişmekte olup bazısında hafif ve ilaç alımıyla
düzelirken bazısında yatmayı gerektirecek kadar ağır olabilmektedir. Bu
semptomları hafifletmek için ilaç alışma dönemi olarak ilk 4-5 dozu
yarım dozda yapmak, semptomların akşam istirahat dönemine gelmesi için
ilacı akşam yatmadan önce yapmak ve ilaç öncesi paresetemol veya
ibuprofen içeren ilaçlardan bir doz almak gibi önlemler ilk aylarda
görülen bu yan etkileri azaltmaktadır.
-Enjeksiyon
yerinde enflamasyon ve deri nekrozu: Sık karşılaşılan diğer bir yan
etkide cilt reaksiyonlarıdır. Tedavinin başlangıç aşamasında çoğu
hastada enjeksiyon yerinde ağrı, kızarıklık, zaman zaman sertleşme
görülmektedir. Orta ve şiddetli derecedeki olan bu reaksiyonlarda
İboprofen tablet veya %1 lik hidrokortizon içeren pomatların olay
bölgesine sürülmesiyle belirgin bir iyileşme sağlanabilmektedir.
Yaklaşık %5 olguda da deri nekrozu görülebilmektedir. Deri nekrozu
gelişmesinde risk faktörü olarak hatalı enjeksiyon yapma, steril
olmayan iğneler kullanma, ilacın fazla soğuk olması ve aynı yere
tekrarlayan enjeksiyon yapmak ve enjeksiyon yerinin güneş ışığına
maruz kalmasıdır. Cilt nekrozu gelişmemesi için yukarıda bildirilen
risk faktörlerine dikkat etmelisiniz ve eğer cilt nekrozu gelişir ise
mutlaka doktorunuza müracaat etmelisiniz.
-İlaç
uygulaması sırasında görülebilen diğer yan etkiler şunlardır: korku,
konsantrasyon bozukluğu, intihar düşünceleri, ağır depresyon
reaksiyonu, menstruasyon düzensizlikleri, kas sertleşmesi (Spastisite),
kan testlerinde bozukluktur.
İlaç
tedavisine başladığınızda ilk 3 ay ayda bir mutlaka doktorunuza
kontrole gelip ortaya çıkan yan etkileri anlatmalısınız. Ayrıca bu
dönem içinde doktorunuz tarafından ayda bir gerektiğinde daha sık kan
testleri yapılacağından kontrollere aç karnına gelmeniz gerekmektedir.
GLATİRAMER ASETAT(COPOLİMER-L)
MS
de kullanılan ve atakların sayısında azaltma yapan diğer bir ilaçta
glatiramer asetattır. Bu ilaç her gün cilt altına uygulanır. Atakları
azaltmadaki etkinliği interferonlar gibidir. Yan etkileri de benzerdir.
II-Giderek ilerleyen hastalık tipinde tedavi:
Kronik
progresif ve primer progresif hastalıklarda çok değişik ilaçlar
denenmiş fakat hastalığı durdurabilecek halen bir ilaç olmamakla
birlikte bu tür hastalara değişik tedaviler uygulanmaktadır. Tedavinin
seçiminde hastanın durumu, hastalığın şiddeti ve diğer hastalıkları göz
önüne alınarak takip eden doktorunuz tarafından karar verilecektir.
III-Semptomatik tedavi:
Hastalık
sırasında ortaya çıkan idrar kaçırma,cinsel fonksiyon bozuklukları,
tremor, uykusuzluk, spastisite, depresyon gibi şikayetleri gidermeye,
günlük yaşantınızı düzeltme ve yakınmaları azaltmaya yönelik bu
tedaviler MS te önemli bir yeri tutmaktadır