Prostat kanseri evreleri kanser evrelerinde neler yapılabilir.Kanser nedir nasıl bir hastalıktır sebepleri ve belirtileri nelerdir kanser tedavisinde hangi yöntemler kullanılır kanser için bitkisel çözüm var mıdır merak ettiklerinizi bu yazıda okuyabilirsiniz....
Kanser tedavisinde kullanılan bitkilerden hazırlanmış % 100 Doğal ürünlerimizi görmek için buraya tıklayabilirsiniz...
Kanser, Latincede yengeç anlamına gelen "crab" sözcüğünden
türetilmiştir. Yunanlı hekim Hipokrat, hastalığın başladığı bölgeden
diğer organlara yayılmasını gözlemleyerek bu tanımlamayı yapmıştır.
Kanser vücuttaki bir hücre grubunun farklılaşarak, aşırı ve kontrolsüz şekilde çoğalması sonucu meydana gelmektedir.
Normalde hücrelerin büyümesi ve çoğalması bir düzen içerisinde
olmaktadır. Buna paralel olarak doku ve organlar da görevlerini normal
olarak yapabilmektedirler. Ancak bu hücreler anormal şekil ve hızda
büyümeye ve çoğalmaya başlarlarsa, tümör adı verilen kitle oluşumuna yol
açarlar. Bu anormal hücrelerin köken aldığı organa göre hastalık
adlandırılır. (Akciğer kanseri, meme kanseri, prostat kanseri vs.).
Genelde tümör tespit edilmeden önce milyonlarca anormal hücre sayısına
ulaşması gerekir. 1 cm büyüklüğündeki bir tümör kitlesi, yaklaşık 1012
(1 trilyon) hücreden meydana gelmektedir.
a. Tümör Çeşitleri
Başlangıç bölgeleriyle sınırlı kalan ve yavaş çoğalan hücrelerden oluşan
tümörlere iyi huylu (benign) tümör adı verilir. Kistler, siğiller,
benler ve polipler benign tümörlerdir. Bunlar vücudun diğer bölgelerine
yayılmazlar. Ameliyatla tamamı çıkarılınca da tekrar büyümezler.
Kötü huylu (Malign) tümörler hızla büyüyen anormal hücrelerden oluşur.
Bu tümörler diğer dokulara yayılarak oradaki normal hücrelerin yaşamını
bozup bir çeşit istila yapmak eğilimindedirler. Malign hücreler, hızla
üremelerini sağlayan özelliklere sahiptirler ve genetik yapıları
bozulmuş olduğu için anormal proteinler üretirler. Malign hücreler bu
özellikleri sayesinde, mikroskobik olarak diğer hücrelerden ayırt
edilebilirler. Bu mikroskobik incelemeyi yapan bilim dalı da "Patoloji"
dir.
b. Metastaz
Metastaz; kanserli hücrelerin köken aldıkları tümörden ayrılarak, lenf
sistemine veya kan dolaşımına girerek diğer organlara taşınması
demektir. Bir kere taşındıktan sonra kanserli hücreler hızla çoğalıp
büyüyerek o organlarda yeni tümör kitleleri oluştururlar. Sonuçta
organların fonksiyonları bozarak hastanın hayatını tehdit edebilirler.
c. Kanserin Sınıflandırılması-İsimlendirilmesi
Kanserler, ortaya çıktıkları organa veya köken aldıkları hücre-doku
tipine göre sınıflandırılırlar. Organlara göre akciğer, mide, cilt
kanseri gibi isimler alırken, hücre tipine göre karsinom, sarkom, lösemi
ve lenfoma gibi ana başlıklar altında adlandırılır. Sonuçta; mide
adenokarsinomu, akciğer küçük hücreli karsinomu, kemik sarkomu gibi
tanımlardan bahsedilir. İnsana ait kanserlerin yarısına yakını akciğer,
meme, prostat veya barsakta ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle
araştırmaların çoğu bu alanlar üzerine odaklanmış durumdadır.
2. Kanser Nasıl Oluşur?
Kanserin hücre içindeki gelişimi hemen tamamlanmaz. Kanserli hücreye
dönüşmeden önce, o hücrenin genetik bilgisinde (DNA'da) pek çok
değişiklik olması gerekir. Hücrelerin anormal büyüme süreci adım adım
gelişir. Her bir genetik değişiklik, hücreyi anormal büyüme sürecinde
biraz daha ileriye taşır. Bütün hücrelerin genetik özellikleri tıpatıp
aynı olmadığı için, genetik değişikliklerin ne zaman gerçekleşeceğini
tahmin etmek imkansız gibidir. Dolayısıyla bazı kanser tipleri oldukça
yavaş bir seyir gösterirken, bazıları ise hızla ilerleyip bir kaç ayda
kişinin sağlığını bozabilir.
Kanserin Evreleri
1. Evre, kanser hücreleri normal hücrelerden ayırt edilebilirler. Kanser
hücreleri halen bölgeseldir (genellikle yerinde kanser olarak
adlandırılır) ve tümörün cerrahi olarak alınması ile tam bir tedavi
mümkündür.
2. Evre, tümör büyüklüğü artar. Kanser hücreleri yakın çevresindeki lenf
düğümlerine ulaşabilir ve dokulara yayılma eğilimindedir.
3. Evre ile birlikte, tümör çevre bölgelere doğru ilerler.
4. Evrede, tümörler vücudun diğer bölgelerine yayılır.
Kanserin hücre içindeki gelişimi hemen tamamlanmaz. Kanserli hücreye
dönüşmeden önce, o hücrenin genetik bilgisinde (DNA'da) pek çok
değişiklik olması gerekir. Hücrelerin anormal büyüme süreci adım adım
gelişir. Her bir genetik değişiklik, hücreyi anormal büyüme sürecinde
biraz daha ileriye taşır. Bütün hücrelerin genetik özellikleri tıpatıp
aynı olmadığı için, genetik değişikliklerin ne zaman gerçekleşeceğini
tahmin etmek imkansız gibidir. Dolayısıyla bazı kanser tipleri oldukça
yavaş bir seyir gösterirken, bazıları ise hızla ilerleyip bir kaç ayda
kişinin sağlığını bozabilir. 1. Evre, kanser hücreleri normal
hücrelerden ayırt edilebilirler. Kanser hücreleri halen bölgeseldir
(genellikle yerinde kanser olarak adlandırılır) ve tümörün cerrahi
olarak alınması ile tam bir tedavi mümkündür. 2. Evre, tümör büyüklüğü
artar. Kanser hücreleri yakın çevresindeki lenf düğümlerine ulaşabilir
ve dokulara yayılma eğilimindedir. 3. Evre ile birlikte, tümör çevre
bölgelere doğru ilerler. 4. Evrede, tümörler vücudun diğer bölgelerine
yayılır.
3. Kanser Kalıtsal mıdır?
Yakın akrabaları kanserden ölen pek çok kişi "kanser olacak mıyım?"
kaygısını taşır. Yapılan bilimsel çalışmalar, birkaç özel durum dışında
meme, akciğer, prostat, barsak ve deri kanseri de dahil pek çok kanserin
%90-95'inin kalıtsal olarak geçmediğini belirtmektedir.Karışıklık
genellikle "genetik" ve "kalıtsal" kelimelerinin yanlış anlaşılmasından
kaynaklanmaktadır. Bu iki kelime tam olarak eş anlamlı değildir. Kırmızı
kan hücreleri hariç tüm hücreler gelişimimizi sağlayan, döllenmiş
yumurtada bulunan kromozom ve genlerin birebir kopyalarını taşır. Deri,
akciğer, mide hücreleri gibi vücudumuzun herhangi bir hücresinde bulunan
kromozomlardaki genler çevre koşulları ile kimyasal olarak değişime
uğrayarak normal hücrelerin kanser hücrelerine dönüşümüne sebep
olabilir. Genler, kişinin vücut hücrelerinde sonradan değişime uğradığı
için kanser genetik bir hastalıktır fakat ailesel bir hastalık değildir;
çünkü kusurlu genler pek çok vakada aileden geçmemiştir.
Yakın akrabalardan birçoğunun kansere bağlı olarak hayatını kaybetmesi,
kanserin kalıtsal bir hastalık olduğu anlamına gelmez. Son zamanlarda
yapılan araştırmalar, Amerika'da her beş ölümden birinin sebebinin
kanser olduğunu göstermiştir. Eğer 10 tane yakın akrabanızı
kaybettiyseniz, muhtemelen 2 veya 3'ünün ölüm nedeninin kansere bağlı
olması ailesel değil istatistiksel bir sonuçtur. Eğer bu kişilerin hepsi
sigara içiyorsa, 10 kişiden 3 veya daha fazlasının kansere bağlı olarak
hayatını kaybetmesi şaşırtıcı değildir.
2. Dünya savaşındaki askerler ile yapılan bir çalışmada 15.000 tek ve
çift yumurta ikizinin sağlık durumu savaşdan sonra takip edilmiş, kanser
tanısı yönünden ikizlerde hiçbir farklılık gözlenmemiştir. Yani tek
yumurta ikizlerinden birinin kansere yakalanması durumunda diğer ikizin
de yakalanma oranı topluma göre daha fazla bulunmamıştır.
Kanser vakalarının çok azı ailesel faktörlerden etkilenir. Bu nadir
grupta kansere duyarlı genler ailenin diğer üyelerine geçer. Bu genler
direkt olarak kansere neden olmaz; fakat bu tür genleri taşıyan
kişileri, kansere neden olan çevresel faktörlere daha duyarlı hale
getirir.
Son yıllarda bazı kanserlere duyarlı genler tespit edilmiştir. Bu
genlerin çoğunun belirli organlarda kansere neden olduğu görülmüştür:
BRCA1 ve BRCA2 genleri meme ve over kanserlerine; APC, MSH2 ve MLH1
genleri de barsak kanserine duyarlıdır. Bu genlerin, mutant (anormal)
kopyalarını taşıyan insanlarda bazı kanser tipleri topluma oranla daha
sık gözlenir. Her şeye rağmen kişinin yaşam tarzı, (diyet, sigara, alkol
tüketimi) kansere zemin hazırlaması açısından, bu genlerden daha etkili
olduğu gözükmektedir.