|

Ağız kanseri tedavisi için neler yapılmalı? Sorusuna yanıt olarak ağız kanseri tedavisi hakkında faydalanacağınız bilgiler bu makalede yer almaktadır...
Dudak, dil, dişeti ve ağız tabanı kanserleri ağız kanserinin en yaygın
türleridir. Nadiren yanak içi veya damak bölgelerini de içine alır.
Tükürük bezlerinin birinde başlamış olabilir veya boğaz veya burun gibi
ağız çevresindeki bölgelerden ağıza yayılmış olabilir.
Kanserin birçok türünde olduğu gibi yine tedaviden en fazla faydayı
sağlamak, kanserin vücudun diğer kısımlarına yayılmasını önlemek ve
yüzde oluşabilecek şekil bozuklukları ile konuşma zorluğunu engellemek
amacıyla erken teşhis önemlidir.
Cancer Research UK tarafından toplanan istatistiklere göre ağız kanseri
erkeklerde kadınlara oranla iki kat daha yaygındır. 40 yaşını aşmış
insanlarda görülme olasılığı da daha fazladır. Ancak son zamanlardaki
araştırmalar bu hastalığın genç hastalarda ve kadınlarda gittikçe daha
yaygın hale geldiğini ortaya koymaktadır. İngiltere’de teşhis edilen
4.300’ü aşkın yeni ağız kanseri vakası vardır ve her yıl bu hastalıktan
hayatını kaybeden 1.700’den fazla insan bulunmaktadır.
Semptomlar
Uzun süredir ağızda bulunan ve geçme belirtisi göstermeyen şişlik veya
lekeler bir doktor (Genel Cerrah, diş hekimi veya sağlık uzmanı)
tarafından kontrol edilmelidir. Aynı şekilde ağız içi veya dudaktaki
ağrı vermese de iyileşmeyen herhangi bir çatlak, şişlik veya ülser
muayene edilmelidir.
Gelişen bir tümör ağrı vermeyebilir ancak yayılarak kanamaya sebep
olabilecek ülserler oluşturabilir. Dil kanseri çoğunlukla acı verir ve
dilin anormal bir şekilde sert ve bükülmez olmasına neden olur. Düzgün
konuşma veya yutkunma zorluğu ve uyuşmuşluk hissi görülebilir.
Ağız içinde sürekli beyaz lekeler (lökoplaki) veya kırmızı lekeler
(eritroplaki) ortaya çıktığında bu lekeler öncü kanser koşulları
(ardından kanser görülmesi muhtemel koşullar)olarak onaylanabileceğinden
doktor veya diş hekimlerinin dikkatine sunulmaları gerekir.
Nedenler
Ağız kanseri çoğunlukla tütün kullanımı ile ilgilidir. Sigarayı bırakıp
pipoya veya puroya geçmek veya enfiye ya da ağızdan alınan tütün
(antrun) riski azaltmaz. Katran miktarı daha düşük olan veya ‘light’
sigaralar da işe yaramaz. Bir miktar tütünü ağızda bir noktada uzun süre
tutmak da çok tehlikelidir. Bu durum çoğunlukla öncü kanser koşulu
olarak kabul edilen lökoplakiye neden olur (bakınız Semptomlar). Ağız
kanserinin gelişimini tetikleyen diğer faktörler arasında:
• özellikle sert alkollü içkiler olmak üzere aşırı alkol tüketimi,
• alkol ve sigarayı bir arada kullanma,
• yerine oturmayan takma dişler,
• özellikle dişler pürüzlü veya sivri uçlu olduğunda yetersiz bakım yapma,
• dişteki herhangi bir keskin kenardan ötürü dilin sürekli tahriş olması ve
• arek (betel) cevizi veya betel yaprağı (felfelek) çiğnemek – Bengladeş gibi belirli
kültür grupları arasında oldukça yaygın bir alışkanlıktır. Sigara
dumanındaki kanser üreten maddelerin (kanserojen maddeler) vücuda
alınması alkol ile daha da arttığından, alkol ve sigara dumanının bir
araya gelmesi önemli bir nedendir.
Teşhis
Bir ay içerisinde geçmeyen ağızdaki herhangi bir şişlik veya doku
değişikliği doktora bildirilmelidir. Düzenli kontroller esnasında
dişçiler de ağız kanserlerine yönelik muayene yapabilmektedir.
Görsel muayene genellikle atılacak ilk adımdır, bunun ardından
hastalıklı bölgeye dokunulur, şişlik veya ülser yada çatlak gibi öteki
sıradışı belirtiler yoklanır. Örneğin herhangi bir şişlik veya ülserin
ne kadar süredir var olduğu, ağrı veya kanama olup olmadığı ve yutkunma
veya konuşmada güçlük yaşanıp yaşanmadığına yönelik olarak hastanın ağız
sağlığı geçmişi hakkında kendisiyle görüşmek de yararlı olabilir.
Küçük bir biyopsi (analiz etmek amacıyla az miktarda doku almak) teşhisi
doğrulayabilir. Kanserin boyutunu belirlemek ve kemikleri veya diğer
bölgeleri etkileyip etkilemediğini öğrenmek üzere Röntgen ve CT
taramaları da faydalı olabilir.
Tedavi genelde tüm kanserli dokuların cerrahi müdahale ile çıkartılması,
radyoterapi (kanser hücrelerini yok etmek için radyasyon kullanma),
kemoterapi (kanserle savaşan ilaçlar kullanma) ya da bu yöntemlerin hep
birlikte kullanılmasından oluşur. Bazı ağız kanseri türlerinde
Fotodinamik terapi (PDT) denilen yeni bir tedavi de kullanılmaktadır. Bu
tedavide kanser hücreleri yok etmek için lazer ışını ve ışığa duyarlı
bir ilaç kullanılır.
Ağız kanseri erken tedavi edildiğinde iyileşme olasılığı yüksektir.
Ameliyat sonrasında yumuşak dokuda veya deride bir takım rekonstrüktif
ameliyat gerçekleştirmek veya kemikleri protezler (yapay yedek parçalar)
ile değiştirmek gerekli olabilir. Tedavide ağızları değiştirilen
hastaların onarıcı dişçilik, konuşma terapisi ve beslenme danışmanlığı
hizmeti almaları gerekebilir. Tedavi sonrası konuşmaları veya
görünümleri değişen kişiler veyahut da tedaviyi özellikle stresli bulan
kişiler için psikolojik destek de gerekli olabilir.
|
|