Oruç Bozmanın Cezası
Oruç Bozmanın Cezası Hakkında Genel Bilgiler
Oruç bozmanın cezası hakkında bilmek istedikleriniz ve daha fazlası için aşşağıdaki makaleye bakabilirsiniz..
Orucu Bozan Şeyler
Oruca aykırı olan bir şeyin yapılması halinde oruç bozulur. Orucu bozan
bazı şeyler hem kaza, hem de keffareti gerektirir. Orucu bozan bazı
şeylerden dolayı da sadece kaza gerekir
Kefâret
kelimesi sözlükte "örten, gizleyen" anlamına gelir. Dinî bir terim
olarak ise, "işlenen bir kusur ve günahtan dolayı Allah Teâlâ'dan af ve
mağfiret dilemek niyetiyle yapılan, ceza özelliği de bulunan bir tür
malî ve bedenî ibadet"tir.
Kefâretlerin sebebi, ya dinen yapılması gereken bir şeyin yapılmaması,
ya da yapılmaması gereken bir şeyin yapılması şeklinde işlenen kusurlu
davranışlar, hata ve günahlardır. Allah Teâlâ bu hatalı ve kusurlu
davranışlara karşılık olmak üzere yine ibadet nevinden bazı fiillerin
işlenmesine ve bu sayede kulun kendini affettirmesine imkân tanımıştır.
Bunun için de mükellefin kefâretleri Cenâb-ı Hak tarafından kusur ve
günahının affedilmesine vesile kılınması niyet ve arzusuyla yerine
getirmesi esastır. Bu sayede Allah'ın bu kimsenin söz konusu kusurlu
davranışını affetmesi umulur. Bu sebeple kefâretler yapılma niyet ve
amacı itibariyle mükellefin ibadet sorumluluğu dahilinde bir konudur.
Öte yandan kefâretler, konuluş amacı itibariyle hem ibadet hem de ceza
mânası taşımakla birlikte mahiyeti itibariyle ibadet nevinden fiillerin
bir veya birkaçından ibarettir. Fıkıh kitaplarında kefâretlerin ibadet
ana grubunda yer alması, kefâretlerle yükümlü tutulmanın Allah'ın lutuf
ve kereminin bir tezahürü olarak müslümanlara tanınan bir ayrıcalık ve
imkân olarak nitelendirilmesi bu sebeplerledir.
Kur'an ve Sünnet'te belirtilen veya sadece Hz. Peygamber'in söz ve
uygulamasıyla sabit olan kefâret nevileri olarak; orucu bozma, yemin,
zıhâr, hac yasaklarını ihlâl, adam öldürme ve hayızlı kadınla cinsel
temas sebebiyle gereken kefâretler sayılabilir.
1. Oruç Bozma Kefâreti
Fıkıh literatüründe kefâret-i savm terimiyle ifade edilen bu kefâret
türü, "Ramazan orucunu eda ederken, herhangi bir mazereti bulunmaksızın,
oruçlu olduğunu bilerek orucunu kasten bozan kimseye gereken
kefâret"tir.
Oruç ibadeti İslâm'ın beş temel şartından biri olup bu ibadeti yerine
getirmekte zorlanan kimselere, oruç konusunda anlatıldığı üzere, bir
dizi kolaylık ve ruhsat getirilmiştir. Ayrıca kasten oruç tutmayan,
başladığı orucu iradesi dışında veya haklı görülebilir bir sebeple bozan
kimsenin de bu orucunu kazâ etmesi imkânı vardır. Bu ruhsat ve
imkânlardan sonra, başladığı ramazan orucunu hiçbir mâkul ve haklı
görülebilir sebep yokken, bilerek ve isteyerek bozan kimsenin durumu
ağır bir kusur ve suç kabul edilmiş ve böyle kimselere, bu hatalı
davranışlarından dolayı Allah'tan af dileyebilmeleri için, biri yine
oruç cinsinden olmak üzere üç tür ibadetten biri kefâret olarak
öngörülmüştür.
Orucu kasten bozan kimse için öngörülen kefâretin cezaî yönü ağır basar.
Bu kefâreti gerektiren sebep ise, ramazan orucunu eda eden kimsenin
orucu kasten ve isteyerek bozmasıdır. İkrah (ağır baskı), hata, unutma
gibi kasıtlı olmayan durumlar kefâreti gerektirmez. Hanefîler de dahil
fakihlerin çoğunluğuna göre ramazan orucunun cinsî münasebetle veya yeme
içme ile bozulması aynı hükme tâbi iken Şâfiîler başta olmak üzere bir
grup fakihe göre ramazan orucunun sadece cinsî münasebetle bozulması
kefâret gerektirir. Kasten de olsa yeme içme kefâreti gerektirmez.
Birinci grup kasten yapılan cinsî münasebetle kasten yeme içmenin aynı
ortak illete sahip bulunduğunu, ikisinin de orucun kasten bozulması
mahiyetinde olduğunu ileri sürer. İkinci grup ise Hz. Peygamber'in
ramazan ayında karısıyla cinsî münasebette bulunan sahâbî hakkında
kefârete hükmettiği (Buhârî, "Savm", 31; Müslim, "Sıyâm", 14), hadiste
yeme içme geçmediği ve yeme içmenin farklı olduğu mülâhazasıyla hareket
eder ve kıyas yaparak kefâret hükmünü genişletmek istemezler.
Şâfiîler'in burada kıyas yoluna gitmemeleri, biraz da kolaylığı sağlama,
zorluk ve sıkıntıya yol açmama düşüncesinden kaynaklanmış olabilir.
Oruç bozmanın kefâreti; eğer imkânı varsa bir köle âzat etmek, buna gücü
yetmiyorsa ara vermeksizin iki ay süreyle oruç tutmak, eğer buna da
gücü yetmiyorsa altmış fakiri sabahlı akşamlı doyurmaktır. Çağımızda
kölelik kalktığına göre, oruç kefâretinde ilk sırayı oruç tutma, ikinci
sırayı da fakiri doyurma alır. Benzeri bir hüküm diğer kefâretlerde de
söz konusudur. Köle âzat etmenin kefâretlerde ilk sırayı alması,
İslâm'ın hürriyet ve insan haklarına verdiği önemin ve köle durumunda
olan insanların hürriyetlerine kavuşması için çeşitli uygun ortam ve
vesileler geliştirdiğinin açık bir delilidir.
Hanefîler de dahil fakihlerin çoğunluğuna göre kefâret ödeyecek kimsenin
yukarıda sayılan sıraya riayet etmesi, bir öncekini yapma imkânı
bulunmadığında bir sonrakine geçmesi gerekir. Mâlikîler'e göre ise
mükellef bu üç şıktan birini seçebilir. Hatta bunlar arasında altmış
fakiri doyurma en faziletli olanıdır. Çoğunluk ise hem oruç kefâretiyle
ilgili hadiste bu sıranın benzeri kayıtlarla zikredilmesi, zıhâr
kefâretiyle ilgili âyetin ifade ve üslûbu hem de esaret altındaki bir
kimsenin hürriyete kavuşturulmasının bunlar arasında en faziletli ibadet
olduğu, nefsin oruçla terbiyesinin de ikinci derecede faziletli olduğu
ve şâriin bu iki ibadete öncelik vererek bu tür hikmetleri gözetmiş
bulunduğu gibi noktalardan hareket etmiştir.
Oruç kefâretinin iki ay oruç tutmak şeklinde ödenmesi halinde, orucun
ara vermeksizin peş peşe tutulması gerekir. Sadece kadınların hayız hali
bu peş peşeliği bozmaz. Onun dışında hastalık, yolculuk gibi bir
mazerete binaen oruca ara verilirse, önce tutulanların yok sayılıp iki
ay oruca yeniden başlanması gerekir. Şâfiîler loğusalık (nifas),
Hanbelîler hastalık sebebiyle oruca ara vermenin peş peşeliği bozmadığı
görüşündedir. Böyle olunca kefâret orucuna, araya ramazan ayı veya
kurban bayramı girmeyecek şekilde hesaplanıp başlanmalıdır. Kadınlar
mazeret halleri biter bitmez ara vermeksizin oruçlarına kaldıkları
yerden devam ederler ve tutulamayan bu günler hesap edilmeksizin oruç
iki aya tamamlanır. Kefâret orucunda oruca geceden niyetlenmek, ayrıca
tutacağı orucun kefâret orucu olduğunu niyetinde belirlemek de şarttır.
Oruç kefâretindeki ilk iki alternatif kefâret şeklinin yerine
getirilmesi mümkün olmadığında üçüncü şık olarak mükellefin, altmış
fakiri sabahlı akşamlı doyurması gerekli olur. Doyurma yemek yedirmek
şeklinde olabileceği gibi yemeğin bedelini kendisine vermekle de
olabilir. Ayrıca bir günde altmış fakirin doyurulmasından bir fakirin
altmış gün süreyle doyurulmasına kadar çeşitli seçenekleri vardır. Ancak
doyurulacak fakir, kefâret verenin bakmakla yükümlü olduğu kimseler
arasından olmamalıdır. Doyurmada veya yerine para ödemede ölçü, yemin
kefâretiyle ilgili âyetin (el-Mâide 5/89) ifadesinden de hareketle,
kefâret verecek şahsın ve ailesinin günlük gıda tüketim ortalaması
olmalıdır.
Farz orucun kasten bozulması ve kefâretinin ödenmesinden sonra aynı
şekilde yeni bir ihlâl olduğunda onun için yeni bir kefâret gerekir.
Ancak Hanefîler'e göre kefâret sebepleri, araya kefâretin eda edilmesi
girmeden birden fazla olursa, hepsi için bir kefâret ödeme yeterli olur.
Iskat-ı savmda yani ölenin muhtemel oruç kefâreti borçları için tek bir
kefâretin ödenmesi de bu esasa dayanır.
Orucu Bozup Kaza ve Keffareti Gerektiren Şeyler
1. Oruçlu olduğunu bilerek yemek ve içmek (yenilip içilen şey ister gıda, ister ilâç olsun).
2. Oruçlu olduğunu bile bile cinsel ilişkide bulunmak.
Karı-kocadan biri ötekine zorla cinsel ilişkide bulunduğu takdirde zorla
ilişkide bulunana kaza ve keffaret, kendisine zorla ilişkide bulunulan
kişiye de kaza lâzım gelir.
3. Ağzına giren yağmur, kar ve doluyu kendi isteğiyle yutmak.
4. Sigara içmek, öd ağacı veya anber ile tütsülenip dumanını içeri çekmek.
5. Enfiye çekmek.
6. Buğday ve arpa tanesi yutmak.
7. Dışardan bir susam tanesi kadar bir şeyi alıp yutmak.
8. Yenmesi alışılmış olan çamur, kil ve kömür gibi şeyleri yemek. (Bazı kimseler bunları severek yerler.)
9. Az miktarda tuz yemek.
10. Karısının veya sevdiği bir kimsenin tükürüğünü yutmak. (Bundan zevk
aldığı için kaza ve keffaret gerekir. Başkasının tükürüğünden iğrendiği
için bundan keffaret gerekmez.)
11. Kan aldırdıktan veya sadece karısını öptükten sonra orucu bozulduğu kanaatiyle bile bile orucunu bozmak.
Ramazan ayında niyet ederek oruca başlayan kimse, saydığımız şeylerden
birini bilerek ve özürsüz olarak yaparsa orucu bozulmuş olur. Bozulan bu
orucu kaza etmesi ve kasten bozduğu için de keffaret tutması gerekir.
Keffareti Düşüren Şeyler
Keffareti gerektiren bir şeyi yaparak orucunu bozan kimse, aynı gün oruç
tutamayacak derecede hastalanır veya kadın ayhali yahut da lohusa
olursa keffaret düşer, yani keffaret orucu tutması gerekmez. Ancak
hastalığın kendi isteği dışında olması şarttır. Kendisi kasten hastalığa
sebep olursa keffaret düşmediği gibi sefer mesafesinde bir yolculuğa
çıkması ile de düşmez.
Orucu Bozup Yalnız Kazayı Gerektiren Şeyler
1. Pamuk ve kağıt gibi yenmesi mutad olmayan bir şey yutmak,
2. Bir defada çok miktarda tuz yemek,
3. Yenmesi mutad olmayan zeytin çekirdeği yemek. Yenmesi alışılmış olan çekirdeği yemek ise keffareti gerektirir.
4. Taş, toprak, demir, altın ve gümüş gibi şeyleri yutmak.
5. İçi olmayan ceviz ve badem yutmak. (Bunların içi olanları yenildiği takdirde keffaret gerekir)
6. Burnuna ilaç çekmek.
Bu, Ebu Hanife'nin görüşüdür. Buna göre; tedavî maksadıyla iğne
yaptırmak orucu bozar ve kazayı gerektirir. Çünkü iğne vasıtasıyla
vücuda verilen ilâç iç kısımlara kadar ulaşmaktadır.
İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed'e göre; tabiî olan yollar dışında
vücudun başka tarafından açılan bir yoldan içeri giden ilâç orucu
bozmadığı için iğne yaptırmakla oruç bozulmaz. Çünkü vücuda verilen ilâç
ağız gibi tabiî bir yoldan değil, deriden açılan başka bir yoldan
verilmektedir.
Ancak, ibadetlerde ihtiyatlı hareket etmek esas olduğundan Ramazanda
iğne yaptırmak zorunda olan kimse bunu mümkünse iftardan sonra
yaptırmalıdır.
Bu mümkün olmaz da gündüz iğne yaptırmak zorunda kalırsa, İmam Ebu Yusuf
ile İmam Muhammed'in görüşlerini esas alarak orucuna devam eder ve bu
orucunu daha sonra kaza etmesi gerekmez.
7. Ağzına aldığı boyalı iplik gibi şeylerin boyası ile rengi değişen tükürüğü yutmak.
8. Boğazına kaçan kar veya yağmuru kendi isteği olmayarak yutmak. (Kendi isteği ile yutarsa keffaret gerekir.)
9. Zorlama ile oruç bozmak.
10. Dişleri arasında nohut tanesi kadar kalan yemek kırıntısını yutmak.
11. Abdest esnasında ağzına ve burnuna su alırken kendi elinde olmayarak boğazına su kaçmak.
12. Unutarak yeyip içtikten sonra orucunun bozulduğunu zannederek yeyip içmek.
13. Ağız dolusu kusmak. (Kendi isteği ile).
14. Ağız dolusu gelen veya kendi isteğiyle getirdiği kusuntuyu mideye geri çevirmek.
15. Kendi isteği ile içine veya genzine duman çekmek. Kendi isteği ile
olmazsa oruç bozulmaz. (İçeri çekilen duman sigara dumanı olursa
keffaret gerekir.)
16. Güneş batmadığı halde-battı zannederek-iftar etmek.
17. İmsak vakti geçtiği halde daha vakit vardır zannederek yemek.
18. Cinsel ilişki dışında kadına dokunmak veya öpmek sonucu boşalmak.
19. Ramazan orucundan başka bir orucu bozmak. (Ramazan orucundan başka bir orucu bozmak sadece kazayı gerektirir.)
20. Ramazan orucuna niyet etmiyerek yeyip içmek. (Keffaret, niyet
edilerek başlanan orucu bilerek bozmaktan lâzım gelir. Oruca niyet
edilmeyerek yeyip içtiği takdirde sadece o günün orucunu kaza eder.)
Ancak mazaretsiz olarak ramazan orucunu tutmamak büyük günahtır.
21. Misafir iken oruca başlayıp ikamete niyet ettikten sonra yemek.
22. Mukim iken oruca başlayıp sefer mesafesi yolculuğa niyet ederek bulunduğu yerin sınırlarını geçtikten sonra orucu bozmak.
Sayılan bu şeylerden birini yapan kimsenin orucu bozulur ve bozulan orucun gününe gün kaza edilmesi gerekir.
Bunlardan biri ile orucu bozulan kimse akşama kadar orucu bozacak bir şey yapmamalıdır.
Gündüz iyileşen hasta, yolculuğu sona eren misafir, ayhali veya
lohusalıktan temizlenen kadın, erginlik çağına gelen çocuk ve müslüman
olan gayr-i müslim, Ramazan ayına saygı için günün kalan kısmında oruçlu
imiş gibi akşama kadar orucu bozacak şeylerden sakınmaları uygun olur.
Oruca niyetlenen kadın gündüz ayhali veya lohusa olursa, orucunu bozması lâzımdır.
Kadın, henüz ayhali olmadan adet günümdür diyerek orucunu bozmamalıdır.
Hasta ve yolcu olup da oruç tutmayan kimselerin yemeden, içmeden
durmaları gerekmez. Ancak bunlar açıktan değil de gizli olarak yerler.
Orucu Bozmayan Şeyler
1. Oruçlu olduğunu unutarak; yemek ve içmek.
Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:
"Bir kimse oruçlu olduğunu unutarak yer, içerse orucunu tamamlasın, (sakın) bozmasın. Çünkü onu, Allah yedirmiş, içirmiştir."45
Unutarak yeyip içerken oruçlu olduğunu hatırlarsa hemen ağzını boşaltıp
yıkar ve oruca devam eder. Oruçlu olduğunu hatırladıktan sonra
boğazından aşağıya bir şey geçerse orucu bozulur. Bir kimse unutarak
yiyen bir oruçluyu gördüğünde eğer güçlü kuvvetli olup oruca dayaniblen
bir kişi ise, oruçlu olduğunu kendisine hatırlatır, zayıf ve güçsüz bir
kişi ise hatırlatmaz.
2. Bir suya dalıp kulağına su kaçmak.
3. Kendi isteği olmayarak boğazına toz ve duman girmek.
4. Kendi isteği olmayarak kusmak.
5. Kendiliğinden içeriden gelen kusuntu yine kendiliğinden içeriye gitmek.
6. Uyurken ihtilâm olmak (yani uyurken cünüplük hali meydana gelmek.)
7. Dokunma ve öpme olmadan sadece bakmak veya düşünmek sebebiyle boşalmak.
8. Karısını sadece öpmek.
9. Geceleyin cünüp olduğu halde sabaha kadar yıkanmayıp gündüz yıkanmak.
10. Dişleri arasında sahur yemeğinden kalan nohut miktarından az olan kırıntıyı yutmak.
11. Ağzındaki tükrüğü yutmak. Ağzından dışarı çıkıp tamamen ayrılan tükrüğü tekrar yutmak orucu bozar.
12. Ağzına gelen balgamı yutmak.
13. Kafasından burnuna gelen akıntıyı içine çekip yutmak.
14. Ağzına aldığı (meselâ dişine koyduğu) ilâcın tadı boğazına varmak.
15. Erkeğin tenasül organına ilâç veya su akıtmak.
16. Göze ilâç damlatmak.
17. Kan aldırmak.
18. Gözlerine sürme çekmek.
Bu saydığımız şeylerin hiçbirisi orucu bozmaz.
Ramazan ayında takviye olarak kullanacağınız %100 bitkisel ürünleri görmek için tıklayın..