|

Ramazan Ayı Nedir
Ramazan ayı nedir? Sorusuna yanıt olarak;mübarek ramazan ayının anlamı, nasıl geldiği, önemi
hakkında bilgiler aşağıdaki makalemizde yer almaktadır. Ramazan nedir
hakkında bilgi sahibi olmak için aşağıdaki makalemizi okumanızı tavsiye
ederiz.
Ramazan ayı, Kur’an’da “şehr-i ramazan” şeklinde geçmektedir. (Bakara, 185)
Sözlükte açığa çıkarmak anlamına gelen “şehr” kelimesi, gökte hilal
şeklinde doğması, dolunay olması, hilal şeklinde küçülüp batması ve
tekrar doğması suretiyle ayın bir devrinden ibaret olan zamana denir.
Ay, gökte yirmi dokuz ile otuz gün arasında dönüp dolaşır.
I. Ramazan Kelimesinin Türediği Kök Anlamlar:
1. Ramazan kelimesi, güz mevsiminin başında yağıp yeryüzünü
tozdan temizleyen yağmur anlamındaki “ramdâ” kelimesinden türetilmiştir.
Bu yağmur, yeryüzünü yıkadığı gibi Ramazan ayı da iman edenleri
günahlardan yıkayıp temizler.
2. Ramazan kelimesi, güneşin şiddetinden taşların son derece
kızması anlamındaki “ramada” kelimesinden türetilmiştir. Bu kökten
türeyen “ramazan” kelimesi, kızgın yerde yalın ayak yürümekle yanmak
demektir. Bu kelime, başına “şehr” kelimesinin ilavesiyle İslâm’ın beş
temel esasından biri olan orucun tutulduğu aya özel isim yapılmıştır. Bu
ayda Allah için oruç tutularak, açlık ve susuzluk çekilir ve böylece
orucun harareti ile günahlar yakılır.
3. Ramazan kelimesi, kılıcı veya ok demirini inceltip
keskinleştirmek için iki kaygan taş arasına koyup dövmek anlamındaki
“ramada” kelimesinden türetilmiştir.
4. Ramazan kelimesi, Allah’ın güzel isimlerinden biridir.
Allah’ın rahmeti ile günahların yanması dikkate alınarak, oruç tutulan
aya bu isim verilmiştir. Bu anlamda “şehr-i ramazan”, “Allah’ın ayı”
demektir. (Yazır, I, 642-644)
Ramazan kelimesinde; temizlik, yanmak ve keskinlik anlamları vardır.
Ramazan ayında oruç ve diğer ibadetlerle Allah’a yönelen müminler,
günahlarından temizlenir, arınır, bilinçlenir, iman ve ahlâk bakımından
keskinleşir, kuvvetlenir.
II. Ramazan Ayını Değerli Yapan Özellikler:
1. Kur’an Ramazan ayında indirilmeye başlanmıştır.
Kur’an’ın Ramazan ayında indirildiği Bakara suresinin 185. ayetinde
şöyle ifade edilmektedir: “O Ramazan ayı ki, Kur’an o ayda indirildi.” (Bakara, 185)
Kur’an, miladın 610 yılında Ramazan ayının Kadir gecesi sabaha karşı
Hıra’da ibadetle meşgul olduğu sırada vahiy meleği Cibril,
Peygamberimize Alak suresinin ilk beş ayetini vererek indirilmeye
başlanmıştır.
Kur’an’ın mübarek bir gecede indirildiği Duhân suresinin iki ve üçüncü
ayetlerinde şöyle bildirilmektedir: “Hâ Mîm. Apaçık olan kitaba yemin
ederim ki, Biz onu (Kur’an’ı) mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz Biz,
insanları uyarıcıyız.” (Duhân, 1-3)
İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre, ayette sözü edilen mübarek gece
Kadir gecesidir. Kur’an’ın Kadir gecesinde indirildiği ise Kadir
suresinde açıkça bildirilmektedir.
Kur’an’ın Hz. Peygamber’e verilmesi “inzal” ve “tenzil” kelimeleriyle ifade edilmektedir. (bk. En’âm, 92; Nahl, 89)
“İnzal” kelimesi Kur’an’ın bir defada, “tenzil” kelimesi ise parça
parça indirildiğini ifade eder. Kur’an’ın Ramazan ayında mübarek bir
gece olan Kadir gecesinde “inzal” edildiğinin bildirilmesi genel olarak
iki şekilde izah edilmiştir:
a) Kur’an Kadir gecesinde, bir defada Levh-i Mahfuz’dan, dünya semasına (Beytü’l-Izze’ye)
indirilmiş, buradan da 23 senede Peygamberimize verilmiştir. Kur’an’ın
Levh-ı Mahfuz’da olduğu Bürûc suresinin 21-22. ayetlerinde açıkça
bildirilmektedir: “Hayır o (kitap), şanı yüce bir Kur’an’dır. O, Levh-i
Mahfuz’dadır.”
Kur’an’ın Beytü’l-Izze’ye toptan indirildiğini ve buradan Peygamberimize
peyderpey verildiğini sahabeden Abdullah ibn Abbas söylemiştir. Bu
mevkuf hadisi Hâkim en-Neysebûrî (ö. 405/1014),
el-Müstedrek adlı hadis kitabında rivayet etmiştir. Hadis şöyledir:
“Kur’an, Kadir gecesinde yakın semaya toptan bir seferde indirildi,
bundan sonra yirmi (küsur) senede (peyderpey Hz. Peygamber’e)
indirildi.” (Hâkim, Tefsir, 1, No: 2879)
“Kur’an Ramazan ayında indirildi”, “mübarek bir gecede indirildi” ve
“Kadir gecesinde indirildi” demek, Kur’an bu ayda indirilmeye başlandı
demektir. Kur’an’ın tamamı zikredilmiş, bir kısmı kastedilmiştir.
Belagat ilminde buna “mecaz-i mürsel” denir. Bakara suresinin başında
olduğu gibi birçok ayette, Kur’an’ın bir parçasına da “kitap” ve
“Kur’an” denilmektedir. Kur’an’ın toptan değil ayet ayet, sure sure
indirildiği Kur’an’da açıkça bildirilmektedir: “İnkâr edenler, ‘Kur’an,
ona bir defada toptan indirilmeli değil miydi?’ dediler. Biz, Kur’an’la
senin kalbini sağlamlaştırmak için onu böyle parça parça indirdik ve onu
(sana) ağır ağır okuduk.” (Furkan, 32) “Biz Kur’an’ı, insanlara dura dura okuyasın diye ayet ayet ayırdık ve onu peyderpey indirdik.” (İsrâ, 106)
Ayetler, hem Kur’an’ın parça parça indirildiğini hem de parça parça
indirilmesinin gerekçesini beyan etmektedir. Kadir gecesinin Ramazan ayı
içersinde olduğu ayetle sabittir. Ancak Ramazan ayının kaçıncı gecesi
Kadir gecesidir, kesin olarak belli değildir, bu konuda ittifak da
yoktur. Ancak ağırlıklı görüş, Kadir gecesinin Ramazan ayının 27. gecesi
olduğu yönündedir. (bk. İbn Sa’d, I, 94)
Kur’an bütün insanların kılavuzu, yol göstericisidir. (Bakara, 185) İnsanları en doğru olana iletir. (İsrâ, 9) Okunması ibadettir, her harfine bir hasene sevabı verilir. (Fedâilü’l-Kur’an, 16) Kur’an’ı öğrenenler ve öğretenler müminlerin en hayırlılarıdır. (Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’an, 15) Kur’an’ı okumaktan maksat, onu anlamak, anlamaktan maksat ise hükümlerini uygulamaktır.
2. Oruç Ramazan ayında tutulur.
Kur’an’ın Ramazan ayında indirildiğinin bildirildiği cümlenin hemen
akabinde, “İçinizden kim bu aya ulaşırsa oruç tutsun” buyrularak, orucun
Ramazan ayında tutulması emredilmiştir.
Ramazan orucu, Bakara suresinin 183-184. ayetlerinin inmesiyle hicretin
ikinci yılında Bedir savaşı öncesinde Şâban ayında farz kılınmıştır.
183. ayette orucun mutlak olarak farz kılındığı bildirilmektedir: “Ey
müminler! (Kötülüklerden ve haramlardan) korunmanız için oruç tutmak,
sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.”
Oruç, fecr-i sadıktan güneşin batmasına kadar yeme, içme ve cinsel
ilişkiyi terk etmek suretiyle tutulur. Ramazan ayı, 29 veya 30 gündür,
28 veya 31 gün olmaz. (Müslim, Sıyâm, 7-20) Oruçlu iken bilerek bir şey yiyip içmek, cinsel ilişkide bulunmak ve isteyerek ağız dolusu kusmak orucu bozar. (Tirmizî, Savm, 25-26) Buna karşılık unutarak yiyip içmek, kan vermek, istem dışı kusmak ve ihtilam olmak orucu bozmaz. (Tirmizî, Savm, 24) Mazeretsiz olarak Ramazan orucunu bozan kimseye kaza ve kefaret gerekir. (Tirmizî, Savm, 28)
Oruç, İslâm’ın beş temel esasından biri olup, akıllı ve ergenlik çağına
gelmiş, mukim ve sağlıklı kadın ve erkek her mümine farzdır. Âdetli ve
loğusa kadınlar oruç tutmazlar, tutmadıkları oruçlarını daha sonra kaza
ederler.
Oruç ibadetini yerine getiren, Allah ve Peygamber’e itaat etmiş olur.
Oruç, sevabı en çok olan ibadetlerden biridir. Peygamber Efendimiz,
“Âdemoğlunun her ameline on katından yedi yüz katına kadar sevap
verilir.” buyurmuş ve Yüce Allah da; “Oruç hariç, çünkü oruç benim
içindir, onun mükâfatını da Ben vereceğim, oruç tutan kimse yemesini,
içmesini ve şehvetini Benim için terk etmektedir. Oruçlunun iki sevinci
vardır. Biri iftar ettiği zaman, diğeri de Rabb’ine kavuştuğu zamandır.
Oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.” (Müslim, Sıyâm, 164) anlamındaki hadis bu gerçeğin beyanıdır.
Oruç, günahların bağışlanmasına vesile olur: Peygamberimiz şöyle
buyurmuştur: “Kim inanarak ve sevabını umarak Ramazan orucunu tutarsa,
Allah o kimsenin geçmiş günahlarını bağışlar.” (Buhârî, Sıyâm, 6)
Mazeretsiz Ramazan orucunu tutmayan kimsenin vebali hadis-i şerifte
şöyle bildirilmiştir: “Kim bir hastalığı ve bir ruhsatı olmaksızın
Ramazan ayında bir gün oruç tutmasa, bütün günlerini oruçla geçirse yine
bu orucu yerine getiremez.” (Ebû Dâvûd, Savm, 38, I, 789)
3. Bin aydan hayırlı olan Kadir gecesi Ramazan ayı içindedir.
“Şüphesiz, Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin
ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
Melekler ve Ruh (Cibril) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için
iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.” (Kadr, 1-5)
Kadir gecesini ihya eden bağışlanır. Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
“Kim Ramazan ayının faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan
bekleyerek, Ramazan’ı ibadetle ihya ederse, geçmiş günahları
bağışlanır.” (Buhârî, İman, 37, I, 14)
4. Ramazan ayında cennet kapıları açılır.
“Ramazan ayı gelince, cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulurlar.” (Buhârî, Savm, 5, II, 227)
Bu hadis-i şerif gösteriyor ki; Ramazan ayında iyi işler yapıp
kötülüklerden sakınan mümine cennetin kapıları açılır, cehennemin
kapıları kapanır. Oruç sayesinde nefsine hâkim olup şeytana uymadığı
için de, şeytanın eli kolu bağlanmış ve etkisiz hâle gelmiş olur.
5. Ramazan ayını ihya eden müminin günahları bağışlanır.
Şu hadis bunun açık delilidir: “Beş vakit namaz, cuma namazı diğer cuma
namazına kadar, Ramazan ayı diğer Ramazan ayına kadar büyük günahlardan
kaçınıldığı zaman işlenen küçük günahlara kefarettir.” (Müslim, Tahâre, 17)
6. Ramazan rahmet, mağfiret ve bereket ayıdır.
Ramazan ayının rahmet, mağfiret ve bereket ayı olduğu ve bu ayın
özelliklerini Peygamberimiz ashabına yaptığı şu konuşmada veciz olarak
şöyle ifade etmiştir:
Sahabeden Selman el-Farisî (r.a.) anlatıyor: Allah’ın elçisi Şâban
ayının son günü bize bir konuşma yaptı ve şöyle buyurdu: “Ey insanlar!
Bereketli ve büyük bir ayın gölgesi üzerinize düşmüştür. Bu öyle bir ay
ki, onda bin aydan daha hayırlı olan bir gece vardır. O öyle bir ay ki,
Allah o ayda oruç tutmayı farz kılmış, gecelerini nafile ibadetle (teravih namazı) ile
geçirmeyi teşvik etmiştir. Kim Ramazan ayında hayır işlerse, Ramazan
ayı dışında farz bir ibadeti yapan kimse gibi sevap kazanır. Kim Ramazan
ayında bir farzı eda ederse, Ramazan ayı dışında yetmiş farzı eda eden
kimse gibi sevap kazanır. Ramazan ayı sabır ayıdır. Sabrın sevabı ise
cennettir. Ramazan, yardım etme ve ihsanda bulunma ayıdır. Bu ayda
müminin rızkı artar. Kim bu ayda oruç tutan bir mümine iftar yemeği
verirse bu, günahlarının bağışlanması ve cehennem ateşinden azat
olmasına vesile olur, iftar verdiği kimsenin oruç ile kazandığı kadar
sevap kazanır, oruç tutanın sevabında da eksilme olmaz.” Sahabe, “Ey
Allah’ın elçisi! Hepimiz iftar verecek güce sahip değiliz ki” dedi.
Bunun üzerine Hz. Peygamber, “Allah, bu sevabı bir tek hurma veya bir
bardak su veya bir içimlik süt ikramı ile de verir” buyurdu. (Konuşmasına şöyle devam etti):
“Ramazan, evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennem ateşinden
kurtulma ayıdır. Kim bu ayda işçisinin/hizmetçisinin işini hafifletirse,
Allah onu bağışlar ve cehennem ateşinden azat eder. (Ey insanlar!)
Ramazan ayında dört şeyi çok yapın. Bunlardan ikisi ile Rabbinizi razı
edersiniz. Diğer ikisine ise sizin ihtiyacınız var. Rabbinizi razı
edeceğiniz şeyler; kelime-i şahadet ve tövbe-i istiğfardır. Sizin muhtaç
olduğunuz iki şey ise, Allah’tan cenneti ister, cehennemden O’na
sığınırsınız. Kim oruç tutan bir mümine su ikram ederse, Allah da onu
benim (Kevser) havuzumdan içirir. Bu havuzdan içen cennete girinceye
kadar bir daha susamaz.” (İbn Huzeyme, Beyhakî, İbn Hibbân, bk. Münzirî, et-Tergîb ve’t-Terhîb, II, 94-95)
Sonuç olarak; ayların sultanı olan Ramazan Kur’an, oruç, sabır,
yardımlaşma, dayanışma, rahmet, bereket, af ve mağfiret ayıdır. Müminler
bu ayda daha çok ibadet eder, tövbe ve istiğfar ile günahlardan
arınmaya, hayır ve hasenat ile Allah’ın rızasını kazanmaya çalışır.
|
|