Oruç Niyeti Hakkında Genel Bilgiler
Oruç niyeti hakkında bilmek istedikleriniz ve daha fazlası için aşşağıdaki makaleye bakabilirsiniz...
Niyet
Diğer ibadetlerde olduğu gibi oruç ibadetinde de niyet şarttır. Şâfiîler
ve bazı Mâlikîler niyeti rükün saymışlardır. Her ikisine göre de, niyet
edilmediği takdirde sabahtan akşama kadar aç durmak oruç yerine geçmez.
Bu bakımdan, ister farz veya vâcip, isterse nâfile olsun her tür oruçta
niyet şarttır. Herhangi bir oruca kalben niyet etmek, hangi orucu
tutacağını kalbinden geçirmek yeterlidir. Bu niyetin dil ile ifade
edilmesi, onun teyit edilmesi ve perçinlenmesi anlamına geldiğinden
mendup sayılmıştır.
Niyetin Vakti.
Her türlü oruç
için mümkün oldukça, sabah vakti girmeden önce veya geceden niyet etmek
en faziletli olanıdır. Çünkü bu suretle hem mezheplerin bu konudaki
ihtilâflarının dışında kalınmış, hem de niyet ibadetin başlama vaktiyle
aynı zamana getirilmiş olur. Nitekim niyetin hangi vakitte yapılacağı
konusu mezhepler arasında ihtilâflı olduğu gibi, niyetin vakti açısından
oruç türleri arasında da fark gözetilmektedir.
1. Hanefîler'e göre ramazan orucu, nâfile oruçlar ve vakti
belirtilmiş adak (nezr-i muayyen) oruçlarının niyet etme vakti gün
batımından başlayıp ertesi günün kuşluk vaktine hatta öğle namazı
vaktinin girmesinden az önceki vakte kadar devam eder. Öğle vakti
girdikten sonra artık hiçbir oruca niyet edilemez.
Zevalden önce nâfile oruca niyet etmenin câizliğini gösteren hadisler
bulunmaktadır. Bunlardan birinde, Peygamberimiz'in bir gün Âişe
vâlidemize öğle yemeği hazırlayıp hazırlamadığını sorduğu, Hz. Âişe'nin
yiyecek bir şey olmadığını söylemesi üzerine Peygamberimiz'in o gün oruç
tuttuğu rivayet edilir.
Mâlikîler'e göre niyetin geçerli olması için güneşin batmasından
itibaren gecenin son kısmına kadar veya fecrin doğması ile birlikte
yapılması gerekir. Çünkü sabahleyin, yani oruç ibadetinin başlama
vaktinde niyet edilmeyince o günün oruçlu geçirilmeyeceği belirli hale
gelmiş olur.
Şâfiîler'e göre ise ramazan orucu, kazâ orucu ve adak orucuna geceden
niyetlenmek şarttır. Fakat nâfile oruca zevalden önceye kadar
niyetlenmek câizdir.
2. Zimmette sübût bulmuş oruçlara ise en geç imsak vaktine kadar
niyet edilmiş olması ve orucun belirlenmesi gerekir. Orucun zimmette
sübût bulma-sı, oruç borcunun kaçınılmaz bir şekilde kesinleşmiş, sabit
hale gelmiş olması demektir. Meselâ başlanmış fakat bir sebeple
tamamlanamamış nâfile orucun kazâsı zimmette sabit olmuş, borçluğu
kesinleşmiştir. Ramazan orucunun kazâsı da böyledir. Fakat ramazan
orucunun kendisi henüz zimmette sabit borç sayılmaz; çünkü meselâ,
kişinin ertesi gün yaşayıp yaşamayacağı belli değildir. Kişi ertesi
günün herhangi bir vaktinde ölecek olsa, o günkü oruç zimmetine borç
yazılmaz. Ancak daha önceki günlerde kazâya kalan ramazan orucu
zimmetinde mevcuttur. Kefâret oruçları ile mutlak adak oruçları da
zimmette sübût bulmuş borç kapsamına girmektedir. Bu çeşit oruçlara
geceden veya en geç ikinci fecrin başlangıcında niyet etmek gerektiği
gibi niyet ederken tutulan orucun mutlak nezir mi, bir orucun kazâsı mı
olduğunu da belirtmek gerekir. Zimmette sabit olması kesinleşmiş
oruçların ifa zamanı için dinde belirlenmiş muayyen bir zaman olmadığı
için, mükellef bu oruçları kendi belirleyeceği bir zamanda tutabilir.
Öyle olunca da, hangi orucu tutacağını belirlemesi şarttır. Şayet bir
kazâ orucuna ikinci fecrin doğmasından sonra niyet edilse, bununla kazâ
geçerli olmayacağı için, oruç nâfileye dönüşür.
Niyetin Şekli.
Ramazan, belirli
adak veya herhangi bir nâfile oruç için mutlak niyet yeterlidir.
Meselâ; "yarın oruç tutmaya" veya "yarınki günün orucunu tutmaya" niyet
edilse, ertesi gün ramazan ise, bu niyet ramazan orucuna niyet yerine
geçer; ertesi gün, daha önce oruç tutmak için vaktini tayin etmiş olduğu
gün ise bu defa adak orucuna niyet etmiş olur. Hatta ramazan günleri
ramazan orucu için ve oruç tutulması adanan gün, adak orucu için belirli
hale geldiği için, kişi bugünlerin öncesinde niyet ederken "Yarın
nâfile oruç tutmaya niyet ettim" dese bile, tutacağı oruç nâfile oruç
değil, vakti belirli olan oruç yerine geçer. Çünkü orucun ifa edilmesi
için belirlenen vakit içinde yine aynı cinsten ikinci bir ibadet
yapılamayacağından, yani oruç dar zamanlı bir vâcip olup vakit de bunun
miyarı olduğundan, niyet asıl yapılması gereken ibadete râci olur.
Bununla birlikte bunlar için geceleyin niyet edilmesi ve ne orucu
olduğunun belirlemesi (tayin) daha faziletlidir. Meselâ "Yarınki ramazan
orucunu tutmaya niyet ettim" demekle belirleme yapılmış olunur.
Fakihlerin çoğunluğuna göre ramazanın her günü için ayrı ayrı niyet
edilmesi şarttır. Çünkü her bir günün orucu kendi başına bir ibadet
olup, öteki günlerde tutulan veya tutulacak olan oruçla ilişkisi yoktur;
dolayısıyla bir günün orucu bozulduğu zaman sadece o günün orucu
bozulmuş olur, öteki günlerin orucu bundan etkilenmez.
Mâlikîler'e göre ise, ara vermeksizin peş peşe tutulması gereken
oruçlarda en başta yapılacak tek niyet yeterlidir. Zıhâr, katl kefâreti
ve ramazan orucunun kefâretinde olduğu gibi ramazan orucunda da tek
niyet yeterlidir. Ancak bu oruçlara yolculuk, hastalık, hayız ve nifas
gibi zorunlu sebeplerle ara verilecek olursa, engel kalktıktan sonra
yeniden niyet gereklidir. Tek bir niyetin yeterli olduğu oruçlarda her
gece niyetlenmek ise menduptur. Mâlikîler'in bu konudaki gerekçesi
ilgili âyette geçen "Sizden her kim ramazan ayına yetişirse onu oruçlu
geçirsin" ifadesidir. Ay, tek bir zamana verilen isimdir, dolayısıyla ay
süresince oruç tutmak bütün bir ibadet hükmünde olup namaz ve hacca
benzer, tek bir niyet ile eda edilebilir.
Niyetle İlgili Bazı Ayrıntılar.
Oruca niyetin
vaktiyle ve şekliyle ilgili ayrıntı sayılabilecek bazı bilgiler de bu
ibadetin geçerliliğini yakından ilgilendirir. Bunlar şu şekilde
sıralanabilir:
1. İçinde bulunulan gün, güneş batmadan önce ertesi günün orucuna niyet edilemez.
2. Güneş battıktan sonra herhangi bir oruca niyet edilmesi
halinde, ikinci fecre kadar yeme, içme ve cinsel ilişkide bulunmak
niyete ve oruca zarar vermez. Çünkü bu niyet ikinci fecirden itibaren
başlayacak olan oruç ibadeti için yapılmıştır. Nitekim bu şekilde niyet
eden kimse, herhangi bir sebeple, ikinci fecrin doğmasına kadar, bu
niyetini geri alabilir.
3. Oruç tutup tutmayacağında tereddüt olması durumunda veya
niyetin bir şarta bağlanması durumunda niyet gerçekleşmiş olmaz. Niyet,
kesin azim ve karar demektir.
4. Ramazanda, ramazan orucundan başka oruç tutulamayacağı için,
hangi oruca niyet edilirse edilsin ramazan orucu yerine geçer. Fakat,
daha önceden oruç tutmayı adadığı belirli günde, başka vâcip bir oruca
(meselâ; kefâret orucuna veya bir ramazan orucunun kazâsına) niyet
ederek oruç tutacak olsa, ağırlık kazanan görüşe göre bu oruç,
niyetlendiği vâcip oruç yerine geçer, belirli adak orucunu kazâ etmesi
gerekir.
5. Hem kefârete hem de nâfileye niyet edilerek tutulan oruç,
kefâret orucu yerine geçer; fakat hem kazâya hem de yemin kefâretine
niyet edilerek tutulan oruç, her ikisi de vâciplik açısından eşdeğer
olduğu için, hiçbirinin yerine geçmez, nâfile olur.
Sahura kalkıp yeme ve içme de niyet yerine geçer.
6. Tutulamamış ramazan oruçlarını kazâ ederken, bir belirleme
yapmaksızın, "kazâsı gereken oruca" diye niyet edebileceği gibi,
belirleme yaparak da niyet edebilir. Üzerinde çok sayıda kazâ borcu
varsa "kazâsı gerekli ilk oruca" diyerek niyet edilebilir.
Ramazan ayında takviye olarak kullanacağınız %100 bitkisel ürünleri görmek için tıklayın..