Akciğerde Ödem Oluşması
Akciğerde ödem oluşması ödem nedir tedavisi nasıl yapılır hastalık kişinin hayatını nasıl etkiler merak ettiklerinizi bu yazıda okuyabilirsiniz...
Ödem tedavisinde kullanılan bitkilerden yapılmış % 100 Doğal ürünlerimizi görmek için buraya tıklayabilirsiniz...
Vücutta anormal miktarda sutoplanmasıdır. Kalp, damar ve böbrek
hastalıklarının bir belirtisi olabildiği gibi bazı allerjik durumlarda
ve beyin travmalarında ciddisonuçlar doğurabilir. Vücut dokularındaki su
miktarının artışına verilen isim. Özellikle derialtı ve kaslardaki doku
aralıklarında, seröz boşluklarda (kalp, akciğer ve karın iç zarları)
serbest sıvının toplanması, ödemin tespitini mümkün kılar. Dolayısıyla
ödem, klinikte hücre dışı ve damar dışı sıvı miktarının artışını ifâde
eder. Seröz boşluklarında sıvı toplanması ile birlikte olan genelleşmiş
ödemlere “anazarka” adı verilir. Derialtı ödemi, derinin şiş ve gergin
hâliyle farkedilir, bacak alt ucundaki kemik çıkıntısı üzerinde deriye
parmakla bastırılır ve bir müddet beklenirse o bölgedeki doku
aralıklarında bulunan sıvının itilmesinden dolayı parmak kaldırıldıktan
sonra bir çukurluk kalır. Ödem aşikar hâle gelmeden evvel hücre dışı
sıvı miktarı ve vücut ağırlığı süratle artar. Bu artış beden ağırlığının
% 10’unu geçtikten sonra parmakla bastırılmakla çukurluk teşekkülü
görülür. Normalde de doku aralıklarında bulunan ve artışı ile ödemi
husûle getiren sıvı, dolaşan kandan gelmektedir. Dolayısıyla ödem sıvısı
terkip bakımından kan plasmasına çok yakındır. Bikarbonat, klor, sodyum
ve klor gibi elektrolitler, glikoz, üre, kreatinin, amino asitler
ihtivâ eder. Protein muhtevası ise ödeme yol açan sebebe göre değişiklik
gösterir. Ödem yaygın ve lokalize olur. Yaygın ödemlerin oluş
mekanizmasını iki gruba ayırabiliriz:
1. Böbreklerin tuz ve suyu az ıtrah etmeleri sonucu plasmada birikime
uğrayan su ve tuzun dokulara ve doku aralıklarına geçmesiyle meydana
çıkan ödemler.
2. Plasma ile dokular arasında su ve molekülleri hareket ettiren
kuvvetler dengesinde husûle gelen değişiklikler netîcesinde doku
aralıklarında su ve tuz toplanmasına bağlı olan ödemler. Normalde
kılcaldamarların arter (atardamar) kısmına suyu plasma ile doku arasında
hareket ettiren kuvvetler plasma tarafı lehine bir fazlalık gösterirler
ve bu kuvvetin tesiriyle su ve berâberinde birçok kristalloitler yarı
geçirgen bir zar olan kılcaldamar duvarından doku aralıklarına sızar.
Kılcaldamarların venöz (toplardamar) ucunda ise denge, doku lehine
değişir ve kılcaldamarlardan süzülmüş olan su ve diğer moleküller
damarlara geri döner. Doku aralıklarında kalan su ve diğer maddeler lenf
sıvısını teşkil eder ve dokudan lenf damarları ile uzaklaşırlar. Bu, su
ve elektrolit alışverişinde rolü olan faktörler ve süzülme-emilme
olayını ayarlayan kuvvetler şunlardır: 1. Kılcaldamarlardaki kan
basıncı: Tansiyona yâni sistemik kan basıncına bağlı olarak azalıp
çoğalabilir. Eğer kan basıncı değişmezse küçük atardamarların kasılması
kılcaldamarlardaki kan basıncının ve kan akımının azalmasına sebep olur.
2. Plasma kolloitlerinin (dağılmış haldeki moleküllerin ve maddelerin)
osmotik basıncı: Buna onkotik basınç adı da verilir. Molekülleri büyük
olan proteinler kılcaldamar duvarından geçemez ve % 95’i damar içinde
kalarak plasma ve hücreler arasının onkotik basınçları arasındaki önemli
farkı husûle getirir. Bu fark su alış-verişini sağlayan başlıca
faktördür. Kapiller sıvı basıncı onkotik basıncı geçtiği zaman dokulara
sıvı geçişi, onkotik basınç galip geldiği zaman ise sıvının dokulardan
damara geçişi söz konusudur. Plasmada protein miktarının azalması
sıvının damar dışına çıkışının artmasına ve doku aralıkları sıvısının
artmasına ve böylece de ödeme sebep olur.
3. Hücrelerarası sıvının kolloit osmotik basıncı: Normalde plasma
protein muhtevâsı doku sıvısındakinin 20 katıdır. Damar duvarını
geçirgen hâle getiren durumlarda veya doku aralıklarındaki proteinlerin
lenf ile uzaklaştırılmasında bir güçlük ortaya çıktığı zaman doku
sıvısındaki protein miktarı artar ve buna bağlı olarak doku
aralıklarında sıvı toplanması olur.
4. Doku aralıklarındaki mekanik basınç: Damar dışı sıvıyı alacak olan
doku aralıklarının hacmi sınırlıdır. Bu hacim sınırlılığı belli
miktardan fazla sıvı toplanmasına izin vermez. Ancak birçok kereler
vücûdunda ödem husûle gelmiş olan kişilerde doku aralıklarının mekanik
direnci de azalacağından, ödemin yeniden teşekkülü kolay olur. Dokuların
alış-verişinde bu dört faktörden başka, lenf akımının da rolü vardır.
Çünkü hücrelerarası sıvı miktarı kısmen lenf drenajına da bağlıdır.
Böbrekteki süzülme bozuklukları eğer emilmedeki buna mütenasip bir
değişmeyle berâber değilse vücuttaki su miktarının önemli derecede artış
veya azalışına sebep olur. O halde vücuttaki toplam su miktarının
ayarlanmasının yapıldığı başlıca organ olan böbreğin hastalıklarında
birçok ödemlerin ortaya çıkması gâyet tabiîdir. Ödemleri oluş
mekanizmalarına göre çeşitli sınıflara ayırmak mümkündür: 1.
Kapillerdeki hidrostatik basıncın artmasına bağlı ortaya çıkan ödemler:
Uzun süre ayakta durmak, tromboflebit, tümörler, damar balonlaşmaları
gibi sebeplerle toplardamarların baskı altında kalması ödeme yol açar.
2. Kapiller geçirgenlik artmasına (doku sıvısında osmotik basınç
artmasına) bağlı ödemler: Normalde proteinleri geçirmeyen kapiller
duvarları bakteri, kimyâsal ısı, mekanik etkilerden dolayı proteinleri
daha fazla geçirir hâle gelirse damar dışı sıvı içerisine proteinler
geçerek doku sıvısının osmotik basıncını arttırır. Doku sıvısında
osmotik basıncın artması berâberinde doku dışına sıvı kaçmasını da
getireceğinden ödem meydana gelir. İlâç allerjileri, böcek sokmaları,
yanma ve donma sonrasında ortaya çıkan ödemler bu tip ödemlerdendir. 3.
Plasma onkotik basıncının azalmasına bağlı ödemler: Uzun süren açlık
halleri ve böbreklerden protein kaybının fazla olduğu böbrek
hastalıklarında onkotik basıncı düşen plazmadan dokulararası sıvıya su
kaçışı olur. 4. Doku mekanik direncinin azalmasına bağlı olanlar: Kısa
zamanda fazla kilo kaybedenlerde ve ihtiyarlarda ortaya çıkan bâzı tip
ödemler böyledir.
5. Lenfa drenajının bozulmasına bağlı olarak ortaya çıkan ödemler: Lenf
damarlarının kanser hücreleri tarafından işgali, iltihaplanması,
parazitlerle tıkanması gibi durumlarda ortaya çıkar. Ödem tıkanan lenf
damarları grubunun akımını sağladığı bölgede sınırlıdır. Bunlardan en
enteresan olanı lenf damarlarının “Filaria Bancrofti” adlı parazitle
tıkanması netîcesinde meydana gelen ödemdir. Bu hastalığa “fil
hastalığı” adı verilir ve tuttuğu organı aşırı boyutlara vardırmasıyla
tanınır. (Bkz. Fil Hastalığı) 6. Böbrek faktörünün başta geldiği
ödemler: Böbreğin normalde ıtrah edebileceğinden fazla tuz alınması,
böbreğin tuz ıtrah vazifesinin bozulması veya hormonal sebeplerle
böbreğin tüpçüklerinden aşırı tuz emilmesi de ödeme sebep olur. 7.
Birkaç faktörün birlikte rol oynadığı ödemler: 8. Sebebi bilinmeyen
ödemler. Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılabileceği üzere ödem bir
hastalık değildir, bir belirtidir. Ödem görüldüğü zaman mutlaka sebebi
araştırılmalı ve tedâvi edilmelidir.