Hamilelikte Öksürüğün Zararları
" Hamilelikte öksürüğün zararları hakkında bilgiler. "
Hamilelikte öksürüğün zararları hakkında bilgiler bu makalede yer almaktadır. Hamilelikte öksürüğün zararları ile ilgili tüm açıklamaları bu makalede inceleyebilirsiniz...
Hamilelikte Öksürüğün Zararları ( Grip ve Soğukalgınlığı )
Grip ve soğuk algınlığı nedir?
Grip (bilimsel adı ile influenza) ve soğuk algınlığı birbiriyle çok sık
karıştırılan ve hatta birbiri yerine kullanılan iki terim olmakla
birlikte aslında birbirlerinden çok farklı iki durumu ifade ederler. Her
iki hastalıkta da benzer belirtiler görülmekle birlikte hem hastalığın
nedeni hem de sonuçları çok farklıdır.
Her iki hastalık da viruslerin neden olduğu ve üst solunum yollarını
tutan hastalıklardır. Grip Influenza A, B, ve C adı verilen 3 tür viruse
bağlı bir hastalıkken, 200 değişik tür vürus soğuk algınlığına neden
olabilir.
Soğuk algınlığı
Soğuk algınlığı genelde burnu tutan bir hastalıktır ve bu hastalığa
neden olan mikropların önemli bir kısmı rhinovirus adı verilen gruba
dahildir. Rhino Yunanca burun anlamına gelmektedir.
Belirtiler genelde vürusle karsilasildiktan 2 günsonra ortaya çıkar. En
sık karşılaşılan yakınmalar nezle, burun tıkanıklığı ve hapşırmadır.
Ateş genelde görülmezken boğaz ağrısı ya da hasassiyet olabilir ancak
muayenede boğazda kızarıklığa nadiren rastlanır. Sinüslerde ağrı ve
kulak ağrısı sık görülür.
Virüsün tipine bağlı olarak gözlerde sulanma, öksürük, geniz akıntısı,
iştahsızlık, halsizlik gibi yakınmalar da olaya eşlik edebilir ancak
yine de sorunun merkezi burundur.
İlk başta daha sıvı olan burun akıntısı birkaç gün içinde koyulaşarak kıvam değiştirebilir ve rengi sarı-yeşile dönebilir.
Belirtiler 7-10 gün içinde azalarak kendiliğinen kaybolur.
Grip
Influenza viruslerinin neden olduğu grip hastalığı ise her yıl yaygın
salgınlara neden olabilen ciddi bir hastalıktır. Geçtiğimiz yüzyılın
başında meydana gelen ve tüm dünyayı etkileyen grip salgını 20 milyondan
fazla insanın ölümüne neden olmuştur.
Amerikan Hastalık Kontrol Merkezinin verilerine göre her yıl nüfusun
%10-20'si gibe yakalanmakta ve ortalama 114.000 kişi grip nedeni ile
hastanede tedavi edilmek zorunda kalmakta ve 20.000'den fazla kişi
hayatını kaybetmektedir. Hayatını kaybeden hastaların önemli bir kısmı
ya ciddi sağlı sorunu olan kronik hastalar, ya da ileri yaştaki düşkün
kişilerdir. Bu nedenle grip çok ciddi bir hastalıktır.
Hastalığa neden olan virüs çok sık aralıklarla form değiştirdiği için
yaygın salgınlara neden olur. Daha seyrek aralıklarla ise virüsün
yapısında büyük değişimler meydana gelir ve tüm dünyayı etkileyen
salgınlar görülür.
Hastalık genelde vücut sıcaklığında yükselme yani ateş ile başlar. Yüzde
kızarıklık ve halsizlik tabloya eşlik eder. Bazı kişilerde başdönmesi,
bulantı ve kusma görülebilir. Ateş genelde 2-3 gün devam ederken nadiren
5 güne kadar uzayabilir. Ateşten sonra genel vücut bulguları ortaya
çıkar ve solunum sistemi yakınmaları artar. En önemli bulgulardan birisi
kuru öksürüktür. Bununla birlikte boğaz ağrısı, boğazda kızarıklık,
soğuk algınlığı belirtileri, yaygın ks ve eklem ağrıları sık görülür.
Grip virüsü solunum sistemi içinde burun, boğaz, soluk borusu hatta
akciğerlere bile yerleşebilir ve zaatürreye neden olabilir. Soğuk
algınlığına neden olan virüslerden farklı olarak solunum sistemini
döşeyen epitel tabakasına zarar vererek bakterilerin de olaya
karışmasına neden olabilir.
Öksürük dışındaki belirtiler genelde 1 hafta içinde kendiliğinden kaybolurken öksürük birkaçhafta daha devam edebilir.
Bulaşma yolları
Her iki hastalık da damlacık enfeksiyonu şeklinde havadan bulaşır.
Virüsü taşıyan kişi hapşırdığında milyonlarca virus havaya karışır ve
kişinin göz, burun ve ağızından girerek enfeksiyona neden olur. Virüsu
alan kişi bundan sonraki ilk 2 gün civarında en fazla bulaştırıcılığa
sahiptir. Yani belirtilerin ilk görüldüğü dönem bulaşıcılığın da en
fazla olduğu dönemdir.
Öte yandan eller de bulaşmada rol oynayabilir. Hasta olan bir kişi eli
ile burnunu sildikten sonra örneğin bir başkası ile el sıkıştığında ve
elini sıktığı kişi daha sonra gözünü kaşıdığında hastalığı alabilir.
Grip ve soğuk algınlığı arasındaki farklar nelerdir?
Bu iki hastalığın ayrımını yapmak her zaman kolay değildir ancak kural
olmamakla birlikte bazı farklılıklar yardımcı olabilir. Soğuk algınlığı
genelde burunu etkilerken grip tüm vücudu etkiler
Gribin belirtileri
- Kas ağrısı
- Kuru öksürük
- Burun tıkanıklığı, soluk almada güçlük
- Burun akıntısı
- Ateş
- Titreme
- Şiddetli olabilen baş ağrısı
- İştahsızlık
- Halsizlik
- Yorgunluk
- Soğuk algınlığının belirtileri
- Burun akıntısı
- Hapşırma
- Öksürük
- Hafif başağrısı
- Hafif ateş
- Gözlerde sulanma
- Kulak ağrısı
Her iki hastalık da kopmlikasyonlara neden olabilirken zaatürre gibi ciddi durumlar soğuk algınlığında görülmez.
Grip ile soğuk algınlığı arasındaki temel farklardan birisi de gribin aşı ile önlenebilir bir hastalık olmasıdır.
Hamilelik, grip ve grip aşısı
Hamilelik tek başına gribe yakalanmak için bir risk oluşturmaz. Ancak
hamile bir kadın gribe yakalandığında komplikasyon görülme şansı çok
daha artmaktadır. Aynı yaş grubundan kadınlar karşılaştırıldığında
hamile olanların grip nedeni ile hastaneye yatırılarak tedavi edilme
oranlarının hamile olmayanlara göre daha yüksek olduğu görülmektedir.
Hamilelik kişinin bağışıklık siteminin yanı sıra dolaşım ve solunum
sisteminde de değişikliklere neden olarak komplikasyonlar açısından daha
yüksek risk altında olmalarına yol açar.
Öte yandan hamileliğin son dönemlerinde gribe yakalanan bir anne
adayının doğum sonrası hastalığını bebeğine geçirme şansı fazladır.
Grip aşısı canlı virüs içermeyen ve hamilelikte kullanılabilen güvenli
bir aşıdır. Amerikan jinekolog ve Obstetrisyenler birliği (ACOG) 2000
yılıaralık ayında yayınladığı görüşünde salgın mevsiminde hamileliğinin
ikinci ya da üçün trimesterinda olan kadınlara grip aşısı olmaları
önermektedir.
Yine aynı bildiride şeker hastalığı, astım, hipertansiyon gibi yüksek
risk durumlarının varlığında gebelik yaşına bakılmaksızın grip aşısı
yapılması önerilmektedir. Bu gibi yüksek risk faktörleri olmayan
kadınlarda ise aşının ilk trimester sonunda yapılması önerilmektedir.
Bununla birlikte aşı sonrası annede gelişen antikorlar bir miktar bebeğe
de geçerek yaşamının ilk aylarında onu da gribe karşı koruyacaktır.
Grip mevsimi genelde Kasım-Nisan aylarını kapsar. Hastalık en fazla
Aralık ile Mart başına kadar olan dönemde görülür. Salgın başladığında
genelde ilk 3 hafta en etkili olduğu dönemdir hastalanan kişi sayısı
sonraki 3-4 haftada giderek azalır. Aşı için en ideal dönem Ekim ayı ile
Kasım ayı ortasına kadar olan zaman aralığıdır. Aşı sonrası antikor
üretilmesi ve koruyuculuğun başlaması için 1-2 haftaya gerek vardır.
Grip aşısının koruyuculuğu %70-90 arasında değişmektedir.
Grip aşısı gebelikte ve emzirme döneminde güvenli olarak kabul edilmektedir.
Grip aşısının olası yan etkileri şunlardır:
- Enjeksiyon alanında lokal hassasiyet ve şişlik (%10-64 olguda)
- Hafif ateş ve halsizlik
- Nadiren alerjik reakisyon
- Grip aşısı gribe neden olmaz. Aşı sonrası ilk 2 hafta içinde
görülen üst solunum yolları enfeksiyonları tamamen tesadüfüdir ve aşı
ile bir ilgisi yoktur.
Öte yandan aşı hazırlanırken yumurta kullanıldığı için yumurta alerjisi olanlarda grip aşısı kontraendikedir ve yapılmamalıdır
Tedavi
Ne yazik ki her iki hastalık için de etkili bir tedavi yoktur. Hiçbir
ilaç ya da uygulama hastalığın süresini kısaltmaz. Eskiler soğuk
algınlığı ilaç ile 7 günde ilaçsı 1 haftada geçer derler. Ancak
yakınmaların daha hafif ve daha az rahatsızlık verecek şekilde
atlatılmasına yardımcı olabilecek destek tedavileri uygulanmalıdır.
Amerika Birleşik Devletlerinde Influenza virüsüne karşı ilaçlar
bulunmaktadır. Ancak bu ilaçların etkili olabilmesi için hastalık
belirtileri başladıktan sonraki ilk 48 saat içinde alınması gereklidir.
Hamilelikte C kategorisine giren bu ilaçlar ancak anne adayı ciddi risk
altındaysa kullanılmalıdır.
Grip ya da soğuk algınlığı sırasında destekleyici tedavi ve yapılması gerekenler şunlardır:
Her iki hastalık da virüslerin neden olduğu hastalıklardır.
Antibiyotikler virüsler üzerinde etkili değildir bu nedenle ikincil bir
bakteriyel enfeksiyon olmadığı sürece antibiyotik kullanılmamalıdır.
Tedaviden çok hastalığa yakalanmamak daha önemlidir. Bu nedenle salgın
dönemlerinde kapalı yerlerde fazla uzun kalmamak ve elleri sık sık
yıkamak koruyucu olabilir.
En iyi ve en etkili destek tedavisi istirahattir. Eğer mümkünse yatak istirahati yapılmalıdır.
Yatarken başınızı yukarıda tutmak (2 yada daha fazla sayıda yastık ile
yatmak) geniz akıntısının vereceği rahatsızlığı azaltacaktır.
Bulunulan ortamın yeteri kadar sıcak olmasına ve iyi havalandırılmasına dikkat edilmelidir.
Havanın kuruması engellenmeli, nemli olması sağlanmalıdır.
Yeteri kadar sıvı alımı son derece önemlidir.
Hastalık dönemlerinde beslenmeye dikkat etmeli, iştahsızlık varsa enerji
ihtiyacını gidermek için karbonhidrattan zengin diet uygulanmalıdır.
Boğaz ağrısını gidermek için pastil kullanılabilir.
Burun tıkanıklığı için tuzlu su ya da okyanus suyu vb. kullanılabilir.
Ağrı ve ateşi gidermek için parasetamol alınabilir.
Yakınmalar düzeldiğinde hemen normal aktiviteye dönülmemeli, tam bir iyileşme için bir süre daha dinlenmeye devam edilmelidir.
Aşağıdaki durumlarda mutlaka doktorunuza başvurmalısınız
Yüksek risk grubundaysanız
Ateşiniz 38.5 derecenin üzerine çıkarsa ve birkaç gün içinde düşmezse
Soluk alıp vermede güçlük olursa
Göğüs ağrısı ortaya çıkarsa
Şiddetli kulak ağısı, kulaktan akıntı ve kanama olursa
Döküntü ve kızarıklık ortaya çıkarsa
Ense sertliği ortaya çıkarsa
Birkaç gün içinde düzelemediğinizi ve ciddi derecede hasta olduğunuzu düşünüyorsanız