Nasır sürtünme yada basınç nedeniyle derinin boynuzsu tabakasından oluşan bir oluşumdur.Nasır tedavisi hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki makalemizi okuyabilirsiniz.
Birçoğumuz, tüm yükümüzü çeken ayaklarımızı adeta esir alan nasırların kurbanı
olmuşuzdur. Nasırın neden oluştuğunu bilmek, ondan kurtulmanızı çabuklaştırabilir.
Hiçbir şeyden çekmedi, nasırından çektiği kadar..." Orhan Veli'nin bu dizeleri, nasırın nasıl
küçük ama etkili bir düşman olduğunu en yalın biçimde anlatıyor. Bunu, geçtiğimiz günlerde
gazetelerde çıkan bir haber de doğruluyor. Bu habere göre, Pakistan'da bir kadın ayağını
vurduğu için hastaneye kaldırılmıştı. Bunu yapmasının nedeni ayağının küçük parmağında
çıkan nasırdı. Kadın önce nasırını jiletle kesmeye çalışmış, başaramayınca almıştı silahı
eline... Şüphesiz, böylece nasırından (tabii birkaç ayak parmağından da) kurtulmuştur. Ama
neyse ki, nasırı yok etmenin daha steril ve az acı veren yöntemleri var. Haseki Hastanesi
Cildiye Uzmanı Doç. Dr. Lütfiye Ersoy ve İsveç Ayak Sağlığı Merkezi uzmanlarından
Özgül İşgör, bu yöntemleri anlattılar.
Nasır nedir?
Cilt uzmanı, Doç. Dr. Lütfiye Ersoy, önce nasırın ne olduğunu açıklıyor: Nasır, kollozite
denilen, ayak ve ellerde görülen beyaz veya sarı renkteki deri kalınlaşmalarıdır. Nasırın
neden oluştuğuna gelince: Sürekli basınç ya da sürtünmeler başlıca etken. Nasır ayrıca,
sıklıkla el işi yapanların avuçlarında, yüzük ya da ayakkabının vurduğu bölgelerde,
sporcular (örneğin halterciler), gitar ya da keman tarzı müzik aletleri çalanlarda ve bunun
gibi bazı meslek gruplarında görülür. Uzman Özgül İşgör'se, ayrıca ayak formuna uymayan
ayakkabıların, dar çorapların, yüksek topukların ve taban düşüklüğünün de nasıra yol
açabileceğini belirtiyor. Nasırın bölgeleri, kullanım hatalarına göre değişiyor. Örneğin eklem
bozuklukları yüzünden parmakların deforme olması parmak üstü ve altı nasırların
oluşmasına yol açabiliyor. Ayakta basınç ve taban düşüklüğü gibi etkenler nasırın tabana
yerleşmesine neden oluyor. Ayak fazla terliyorsa, yine nasırlara uygun bir ortam doğuyor.
Nasır hakkında önemli bir bilgi daha var. O da genetik olduğu. Bu artık bilimsel
araştırmalarla da kanıtlanmış durumda.
Nerede oluşuyor?
Doç. Ersoy, nasırın sıklıkla ayak tabanlarında, parmak uçlarında ve yanlarında, ayrıca avuç
içlerinde görüldüğünü belirtiyor. İşgör'se, parmak altlarının, parmak araları ve üstlerinin,
taban ve topukların da riskli olduğunu belirtiyor. Özellikle parmak arasındaki, iki parmağın
sürtüşmesinden doğan ve "kuş gözü" diye tabir edilen nasır türleri, en acı verenlerden.
Tedavi yöntemleri
Nasır tedavi edilebilir. Bunu bütün uzmanlar doğruluyor. Neler yapılabileceğine gelince:
*Önce, nasıra sebep olan basınç ve sürtünme ortadan kaldırılmalıdır. Herşeyden önce,
buna kötü bir ayakkabı neden oluyorsa, bu hemen değiştirilmelidir. Nasır parmak
arasındaysa, buralara eczanelerde de bulabileceğiniz özel küçük yastıkçıklar/ halkalar
yerleştirilebilir.
*Nasırlar uzman doktorlar kontrolünde, mümkünse ayak sağlığı konusunda uzmanlaşmış
bir merkezde tedavi ettirilmelidir. Böylece nasırın tekrarlama riski de önlenmiş olur.
*Ayağı korumak adına, banyodan sonra bir nemlendirici krem veya besleyici vücut yağı
sürülebilir.
*Nasırı ortadan kaldırmak için, hazır satılan soyucu krem ve flasterler kullanılabilir. Bunlar
genellikle nasırın üzerine bir-iki gün tutulur. Daha sonra nasırın kökü belirginleşmişse bu bir
cımbız yardımıyla alınır. Ancak henüz belirgin değilse tekrar flaster yapıştırılır.
*Nasırın üzerine solüsyon da sürülebilir. Bu solüsyonları hazır bulabileceğiniz gibi, eczanede
de hazırlatabilirsiniz. Bunlar genellikle yüzde 40 salisilik asit, yüzde 20-40'lık
salisilkollodyum preparatlarından oluşan karışımlardır. Bu maddelerin dozu, nasıra göre
değişir. Preparat nasırın üzerine sürülür. Bu işlem sabah akşam (doktorun da tavsiyesine
uyarak) tekrar edilir. Nasır yumuşayınca, bir cımbızla alınır. Burada dikkat edilmesi
gereken nokta, ilacı kaydırmamaktır. İlaç asitli olduğu için, nasırın üzerine denk gelmezse,
canlı dokuyu da etkileyebilir.
*Nasır tedavisi uygularken, ölçülerine dikkat etmek gerekir. Yine yerleşim bölgesi,
büyüklüğü ve derinliği gözönünde bulundurularak "kryoterapi" adı verilen "dondurma
yöntemi"yle veya elektrokoter yani elektrikle yakma yöntemiyle de nasır tedavisi yapılabilir.
*Son çare olaraksa cerrahi müdahalelere başvurulabilir ve nasır aldırılabilir.
*Öte yandan, yanlış kanının aksine pedikür bir nasır tedavisi değildir. Aksine, zarar
verebilir. Bu yüzden de dermatologların önermediği bir uygulamadır. Zira, pedikür sırasında
kullanılan aletler genellikle strelize edilmez. Dahası, pedikürü yapacak kişi de bu konuda
deneyimli olmayabilir. Sıcak suya konulan ayak, nemlenir. Bunun etkisi altındaki nasır,
sağlıklı dokuya da yayılır. Pedükürcü, nasırla beraber, sağlıklı deriyi de alabilir. Bu da
iltihaplanma ve yaralara yol açar. Bölgesel ya da sistematik enfeksiyonlar, ödem, şiş ve
abseler, hatta daha ileri safhalarda, ülser ve kangren bile ortaya çıkabilir.
*Nasır tedavisi kuru ayak üzerinde yapılmalıdır. Sertleşmiş ölü deriler veya hücreler, kuru
haldeyken tamamıyla temizlenebilir. Böylece sağlıklı dokular da zarar görmez.
Kimler risk altında=>
Özellikle diyabet hastalarının ve kan dolaşım bozukluğu olanların nasır konusunda daha
hassas olması gerekir. Eğer bir nasır veya nasır oluşumu söz konusuysa, hemen bir
dermatoloğa başvurulmalı ve doktor kontrolünde nasır tedavisi yapılmalıdır. Herşeyden
önce şeker hastalarında göz bozukluğu da olabileceği için, yanlış müdahale yapabilirler.
Ayrıca, zaten doku beslenmesi oldukça azalmış olan bu hastalarda, enfeksiyonların yanı
sıra, kapanmayan yaralar, ülserler, hatta kangrene yol açabilecek yaralar oluşabilir.
Zor nasırlar=>
Nasırın da zorluk dereceleri vardır. Bunların içinde, en zor tedavi edilen ve en çok
rahatsızlık veren tür, özellikle ayağın 4 ve 5'inci parmakları arasında çıkan nasırlardır.
Nedeni, tahmin edilebileceği gibi dar ve sıkı ayakkabılardır. Bu ayakkabıların uyguladığı
basınç sonucunda parmaklar birbirlerinin üzerine gelerek yapışırlar. Bu aşırı basınç
yüzünden, parmakların arasındaki deri sertleşir ve gittikçe kalınlaşır. Dolayısıyla ağrılı bir
durum ortaya çıkar. Bu ağrılar çoğu kez kişinin yürümesini engelleyecek kadar şiddetlidir.
Dahası, nasırların etrafında çoğu zaman çatlaklar oluşabilir. Bu yarıklarsa, mikropların
vücuda girmesi için davetkar bir kapıdır. Bu mikroplar, sadece o bölgeyi etkileyip
enfeksiyon yapabilecekleri gibi, daha sistematik hastalıklara da yol açabilirler. Örneğin
mantar enfeksiyonları, hatta bacaklarda selülit yoğunlaşması gelişebilir. Zamanında
müdahale edilmezse, daha ciddi sonuçlar doğabilir.
Nasıl önlenir?
"Nasırın oluşmasını önleyebilmek için, öncelikle nasıra sebep olan basınç ve
sürtünmelerin ortadan kaldırılması gerekir" diyor Doç. Ersoy ve ekliyor "Nasıra
eğilimli hassas ciltli kişiler sürekli travmalardan korunmalıdır. Tabii ayakkabı seçimine
de dikkat edilmesi gerekir. Ayakkabıların ortopedik tabanlı, derilerinin yumuşak ve
ön kısımlarının geniş olması gerekir". Özgül İşgör, bunların dışında diğer önemli
noktalara da değiniyor: "Ayakkabı hakiki deri olmalı ve ayağın nefes almasına izin
vermeli, Aksi takdirde nasırın yanı sıra mantar da oluşabilir. Ayrıca ayakkabı ve
çorap giyilmeden önce ayak iyice kurulanmalıdır. Ayağın nemini emen pamuklu
çoraplar tercih edilmelidir". Bir başka not da, ayağa vuran ayakkabıyı giymekte
ısrarcı davranmamak.
Ayak nasırını tedavi edici bitkisel ürünlerimizi sitemizden bulabilmek için tıklayınız.