Cinsel terapi gereksinimi duyan hastalar, genellikle çocukluk dönemlerinde kişilik veya
cinsel gelişiminde aksaklıklar yaşayan ve ergenlik döneminde de içlerinde bu izleri taşıyan kişilerden oluşmaktadır.
Çocuklarda psikolojik
cinsel gelişim 3 ile 5 yaşlar arasında “Ödipus dönemi” (Oedipus dönemi) olarak bilinen dönemde oluşmaktadır. Bu dönemlerde kazanılan bilgiler, edinilen davranışlar müdahale edilmediği sürece alışkanlık haline gelecek ve bir ömür boyu devam edecektir. O yüzden özellikle bu dönemdeki çocuklarına ebeveynlerinin yaklaşımı son derece önem arz etmektedir.
Cinsel işlev sorunlarının çok erken yaşlardan itibaren kazanıldığını kliniğimizde tedavi gören iki olgumuzla açıklayalım.
I. OLGU
Betul 5 yaşına geldiğinde vücudunda ilk defa bir bölgesinin diğer yerlere göre daha hassas olduğunu ve buraya dokunmakla çok fazla haz aldığını fark ediyor. Daha sonrasında da ara sıra bu haz dolu bölgesi olan “klitoris”i ile oynamaya başlıyor. Bir gün annesi tarafından bu bölgenin çok önemli bir yer olduğu, buraya çok dikkat etmesi gerektiği, özellikle bisiklete binerken burayı koruması gerektiği kendisine anlatılıyor.
Babası da zaman zaman “kızım şurayı ört, ayıp, sen kocaman bir kız oldun artık” demesi sonucunda klitorisine dokunmayı tamamen bırakıyor. Hatta zaman içinde bu önemli bölgeye bir daha hiç bakmıyor ve ilgilenmiyor.
Betül 24 yaşına gelip evlendiğinde kocası ile ilk
cinsel deneyimleri başarısızlıkla sonuçlanıyor. 6 aylık bir
cinsel denemelerinin her birisinde kendisini ileri derecede sıkıyor, kasıyor; hatta eşinin kendi
cinsel organının dokunmasına bile izin vermiyor.
Cinsel organına dokunmak bir yana, ayna ile baktığında bile içini tuhaf bir korku ve huzursuzluk sarıyor.
Kliniğimize başvurduklarında yaptığımız görüşme ve basit bir jinekolojik değerlendirme sonucunda kendisine ileri düzeyde “vajinismus” tanısı konuyoruz. Sorununu aşabilmek için
cinsel terapiye başlıyoruz.
II. OLGU
Ayhan 4 yaşında muhafazakar bir ailenin oğlu. İlk defa bu yaşlarda kendi cinselliğinin farkına varıyor ve kimselerin olmadığı ortamlarda yatağın içine girerek gizlice mastürbasyon yapıyor. Yatak içinde sürtünerek duyduğu
cinsel haz kendisine farklı bir mutluluk yaşatıyor. Ancak evdeki otoriter babanın cinselliğe karşı katı bakışının da son derece farkında.
Baba ve anne cinsellikten hiç bahsetmiyorlar, hatta çocuklarının yanında el ele tutuşmuyorlar, televizyonda bir öpüşme sahnesi çıktığında bile hemen başka bir kanal zaplanıyor.
Bir gün Ayhan kendi odasında mastürbasyon yaparken babası aniden içeriye girip oğlunun ne yaptığını anlıyor ve ona: ”yaptığın çok ayıp, sen ne biçim bir adamsın, kendinden utanmalısın” diye bağırıyor. Ayhan o günkü utancını hala unutamadığını ifade ediyor. O günden sonra da Ayhan çok sevdiği masturbasyonu artık daha nadiren, biraz korkuyla ve hiç kimsenin olmadığı ortamlarda gizlice yapmaya devam ediyor. Aniden içeriye birisi girebilir korkusu ile de çok daha hızlı olmaya gayret ediyor. Öğrenmiş olduğu bu hareketi (yani hızlı masturbasyon yapmayı) 18 yaşına kadar da devam ettiriyor.
Ayhan, askerlik dönüşünde ailesi tarafından evlendiriliyor. Ancak eşi ile
cinsel ilişkide ön sevişme sırasında penisi henüz tam olarak sertleşemeden bir kaç dakikada boşalıyor. 6 aylık hüsranla geçen bir
cinsel birliktelik sonrasında umutsuz bir şekilde kliniğimize başvuruyor. Yapılan görüşme ve değerlendirme sonrasında kendisinde “erken boşalma”. sorunu teşhis edildiği söyleniyor ve bu sorunundan kurtulmak için kliniğimizde
cinsel terapiye alınıyor.
Cinsel terapi, hastaların veya çiftlerin
cinsel sorunlarını ve bunların temelinde yatan kişisel deneyimleri anlamalarını, kendi sorunlarının kaynağına inerek iç görü sağlamalarını ve bu şekilde hastaların kendi kendilerine yardımcı olmalarını sağlar.
Kişinin kendi durumunu fark ederek bir iç görü geliştirmesi ve daha önceden kazanılmış olan yanlış davranışların doğru davranışlarla yer değiştirilmesinin sağlanması
cinsel terapistin ana hedefleri arasındadır.
Cinsel sorunu "önce kabul etmek" gereklidir…
Cinsel terapiste başvuran hasta öncelikle bu
cinsel sorunu olduğunu tam olarak kabul etmeli ve bir an önce tedavi için harekete geçmelidir. Daha sonra da
cinsel terapi için kendisine güvenebileceği bir
cinsel terapist bulması önem taşımaktadır.
Cinsel terapi merkezinin seçimi önemlidir…
Ülkemizde pek çok insan
cinsel sorununu gizlediği için kendisi için uygun
terapist seçiminde interneti kullanmaktadır. Gerçekten de internet
cinsel terapiye başlamayı düşünen kişiler için oldukça yol gösterici olmaktadır. Ancak doğru adresi bulmada çok iyi bir araştırmanın yapılması gereklidir.
Cinsel terapi merkezin bilimsel çalışması, konu ile ilgili bilimsel yayınları, temizliği, hijyeni, personelin iletişimi, yaklaşımı tedavi öncesi güveninizin oluşmasında önemli faktörler arasında olmalıdır.
Yanlış
cinsel terapi merkezi seçimi kişilerde maddi manevi zararlara sebep olmakta, kişinin probleminin daha da büyümesine neden olmakta, tedaviye ve hekimlere güvenini kaybetmiş bir hastanın başka merkezlerde tedavi olma arzusunu da bitirmektedir.
Tedaviye başlayan kişiler terapistine güvenmeli, azimli-kararlı ve sabırlı bir şekilde
cinsel terapistinin kendisine verdiği "
cinsel tedavi ev ödevlerini" uygulamalıdır.
Okul hayatımızda bize verilen “ev ödevleri” gibi görülen
cinsel tedavi için verilen ödevler "görev haline geldiğinde" genelde sıkıcı ve bunaltıcı bulunmaktadır. Belki de can sıkıcı ev ödevleri tabiri yerine “aşk oyunları” tabirini kullanmak daha uygun olacaktır.
Cinsel terapilerde verilen aşk oyunlarının amacı
cinsel ilişki öncesi egzersizler ile cinsellikte yeni oluşturulan duygu ve davranışların pekiştirilmesidir. Bu şekilde eşli veya bireysel olarak yapılan egzersizlerle
cinsel ilişki bir yerde önce hayal edilerek fantezileştirilmekte, daha sonra da davranışlarla ilişkiye bir model haline gelmektedir.
Cinsel tedavi başarısında eş faktörü
Cinsel tedavilere eşlerin onay vermesi de son derece önemlidir. Eşlerin
cinsel problemleri karşısında birbirinin yanında olması, motive edici olmaları, tedaviye karşı birbirine destek vermesi tedavi başarısı açısından önemli unsurlardır.
Cinsel terapi sırasında eşlere verilen bazı ev ödevlerine, her iki eşin de katılması istenebilmektedir.
Cinsel terapiler kişiye özel” olmalıdır…
Evet.
Cinsel terapiler bireyselleştirilmeli yani kişiye özel şekle getirilmelidir. Çünkü herkesin
cinsel sorunu birbirinden farklı iken bu sorunun oluş biçimi, oluş nedenleri, sorunun gelişimi ve derecesi de birbirinden farklılıklar gösterebilmektedir.
Cinsel terapiye başvuran çiftlerde davranışçı ve bilişsel psikoterapi, çift terapisi veya evlilik terapisi teknikleri birlikte kullanılmalıdır. Bu şekilde başarı şansı en yüksektir.
Ayrıca kliniğimizde uyguladığımız gibi
cinsel tedavilere ek olarak uygulanılan hipnoterapi (hipnoz tedavisi) ile
cinsel terapiler daha hızlı bir hale getirebilir. Bu şekilde hem tedavi daha hızlanacak hem de daha kolaylaşacaktır.
Örneğin vajinismus sorunu ile
cinsel terapiste başvuran bir bayan aynı zamanda eşiyle ilgili olarak da bir takım sorunlar yaşıyor olabilir. Böyle bir bayana verilen bilişsel- davranışsal
cinsel terapiler yanında evlilik ve çift terapisi de tedaviye eklenmelidir.
Yine Hera Kinik olarak çalışmalarımıza göre, vajinismus sorununu uzun bir süredir yaşayan bir bayanın zaman içinde eşinde de erken boşalma,
cinsel isteksizlik ve sertleşme sorunları görülebilmektedir. Bu durumda yalnızca bayanın kendi pelvik taban kaslarını kontrol etmesini sağlamak
cinsel ilişki için yeterli olmayacaktır. Bu durumda eş zamanlı olarak erkeğe de bir takım egzersizler ve
cinsel terapiler uygulanmalıdır.