Hastalık, sıkıntı ve dertlerden "dua"
ile kurtulmak için,
Şifalı Dualar
bölümümüzde, çeşitli kaynaklardan derlediğimiz en etkili duaları
bir araya topladık.Bu
güzel dualar ile tüm
sıkıntılarınıza şifa bulmanız dileğiyle. ''Cenâb-ı Hak, duada fazla ısrar
edenleri sever.”
Hz.Muhammed (S.A.V)
Bir cimrinin veyahut zalim bir sultanın veya edebsiz bir borçlunun
katında işin olduğu vakit şu duayı oku, onlardan sana hiç bir kötülük
gelmez. Okunacak dua budur: Allâhümme entel aziyzül kebiyru ve ene abdükez
zeliylüd daıyfüllezî lâ havle lehû ve lâ kuvvete illâ bike. Allâhümme
sehhır lî fülânen kemâ sehharte fir'avne li mûsâ ve leyyin lî kalbehû
kemâ leyyentel hadîde li dâvûde fe innehû lâ yentıku illâ bi iznike,
nâsıyetühû fi kabdatike ve kalbühû fî yedike celle senâü vechike yâ
erhamer râhımiyn.
Dilin zikri: Bu zikir sayesinde kalp gafletten
arındırılır. Cenabı Hakk'ı devamlı hatırlamakta olan kalp gaflette
bulunmaz. Yani dilin zikri, Allah'tan gafil olmayı gidermek içindir. Nefsin zikri: Harf ve savt ile işitilmez. Ancak deruni
his ile anlaşılır. Kalbin zikri: Celal ve Cemal-i İlahi'nin vicdanen
mülahazasını hissetmektedir. Ruhun zikri: Cenabı Hakk'ın isimlerinin nurlarının
müşahedesini duymak içindir. Sırrın zikri: Murakabe ile elde edilir. İlahi sırlar
insana açılır. Zikr-i Hafi: Makamı sıddıkiyyette Zat-ı Ehadiyyetin
cemalinin nurlarını müşahede etmek içindir. Zikr-i hafıyyü hafi: En son makamda olanların zikridir.
Bu zikre ancak Cenabı Hakk muttali olur. Bu makama ulaşan ruh, ruhların
en latifi olur.
Allah ile insan arasındaki irtibat ve münasebeti temin edecek en güçlü
vasıta zikirdir.
Hazreti Peygamber Aleyhisselam, Mekke'den Medine'ye hicretleri esnasında
saklandıkları mağarada, yol arkadaşı Hazreti Ebu Bekir'in kulağına kalp
ile yapılan zikri üç defa telkin etmiştir. Zikrin üç defa telkin
olunması cem, hazretül cem, cem-ü cem yani beka makamına işarettir.
Hazreti Peygamber Aleyhisselam Hazreti Ömer, Hazreti Osman ve Hazreti
Ali'ye de (r.anhüm) çeşitli şekillerde zikir telkin etmiştir.İnsanı
Allah'a ulaştıran en büyük zikir, Kelime-i tevhiddir.
Tarikat erbabı, saliklerine Kelime-i Tevhid'i telkin etmişlerdir. Bu
zikri, iç temizliği için en büyük rükün olarak kabul etmişlerdir.
Ağyarın giderilip, ahyarın zuhur etmesi, bu mübarek zikir sayesinde
gerçekleşir. Bu mübarek kelime macun ve şerbet gibidir. Hasta olanın
içini temizlemek için evvela müshil verilir. Hastalığın seyrine göre
müshilden sonra ilaç verilir. Manevi ve ruhi hastalıklardan kurtulmak
için, kalbin ve nefsin bozuk düşünceler den arındırılması lazımdır. Bu
hastalığın şerbeti devamlı zikirdir. Devamlı zikir, sahibinin içini ve
dışını manevi kirlerden temizler. Beşeri karanlıkların aydınlığa
dönmesine vesile olur.
Allah lafzı (99) esmanın en büyüğüdür. "Yâ Allah" diye
Cenabı Hakk'ı zikreden Cenabı Hakk'ı bütün esma ve fiilleri ile yad
etmiş olur. "Yâ Rahman" diye zikreden Cenabı Hakk'ı yalnız rahmet sıfatı
ile zikretmiş olur. Diğer esmalar da böyledir. Cenabı Hakk'ı cehren ve
kalben zikretmek caizdir. Bu hususta Kur'an-ı Kerim'de ayetler
mevcuttur.
Tarikata intisabtan maksat Allah'a vasıl olmaktır. Kötü ahlaklardan
arınmak, kendi vücudundan arınıp vücudun Hakk'a hareket etmesidir. Yani
ervah aleminden beri geçtiği mertebeleri tamamlamaktır.
Bu yolda yolculuğun mertebeleri vardır:
1- Seyr ilallâh: Nefsin menzilinden kurtulup,
Vücud-u Hakiki tarafına, ufk-u mübine sefer etmektir.
Bu makamda Hakk'ın Cemalinden kesret (çokluk)
hicapları kalkar. Bu hali, Makam-ı Kalb, Esmaullah
ile mütehakkık ve Ahlakullah ile ahlaklanan kimseler
elde eder.
2- Seyrfillâh: Bu makama ulaşan kul, sıfatullah ile
sıfatlanır. O'nun ahlakı ile ahlaklanır. Ve esmasının gereklerini yerine
getirir, Ufk-u Ala'ya erişir. Beşeri bütün sıfatlardan arınır. İşte bu
yolculuğun sonunda ilmin perdesi kalkar, ledünni ilim sahibi olur.
3- Seyr meallâh: Bu makamda kul her mertebede Hakk
iledir. Bu makamda ikilik şaibesi ortadan kalkar. Kul böylece, Hazreti
Ehadiyyet mertebesine ulaşmış olur. Bu makama "Makam-ı kâbe kavseyni ev
ednâ" denir. Kul burada velilik hüllesini giyer. Bu seferin nihayetinde
Aynül cem'de bütün zıtlar ortadan kalkar. 4- Seyr anillâh: Yani birlikten çokluk tarafına olan
yolculuktur. Bundan maksat Hakk'tan halka dönerek onları terbiye ve
irşad etmektir. Bu makama "beka ba'del fena ve sahiv ba'del mahv ve fark
ba'del cem" denir. Bu mertebeye ulaşan kul, vahdette kesreti (azlıkta
çokluğu) kesrette vahdeti (çoklukta azlığı) görür. Kul bu mertebede
İlm-i Ala'dan İlm-i Esfel'e iner. Meratib-i Vücub-u Vücuttan, İlm-i Esma
ve Sıfat'a ve oradan ilm-i mümkünat'a döner. 5- Seyr fil eşya: Kulun eşya üzerindeki ilmi ilk manevi
yolculuğunda kalbinden muzmahil olmuştu (silinmişti). İşte bu makamda
kul, yok olan ilmini yeniden elde eder. Bu hale "Telvîn ba'det temkin"
denir. Bu, makamların en yücesidir. Çünkü bu makamda bulunan bir kul,
davet ve irşad makamını kazanmıştır. Bu peygamberlere mahsus bir
makamdır.Buraya kadar verilen malumattan, kısaca şunu anlamalıyız:
Allah'a vasıl olmak için O'ndan başkaher şeyi kalbden çıkarmalı, yalnız
O'na teveccüh etmelidir.
Cenabı Hakk insanın ruhunu lâhût âleminde yaratıp en güzel bir şekil
verdikten sonra, onu alemi ceberuta (Hakk'a ait bir makam), oradan
alem-i melekuta (meleklere mahsus makam), oradan alem-i şehadete
göndermiş, ruha her aleme mahsus bir libas giydirmiştir. Bu alemde ruha
eğer kisve-i unsuriye (maddi vücut) giydirilmeseydi, nurundan bu alem
mahvolurdu.
Nefsi terbiye etmek için istiğfar, salat ü selam ve Kelime-i Tevhid'e
devam etmek gerekir. Kul bu müddet içinde nefs-i emmare makamında
bulunur. İşlediği günahların farkında olmayarak kendisine yüksek bir
paye verir. Bu merhalede makamı, nefs-i emmâredir. Durumu korku ve reca
olmalıdır. Şehadet alemindedir. Bu merhalede kulun, nefs-i emmaresi ile
mücahede ve ona muhalif hareket etmesi lazımdır. Şeref kazanmak, zengin
olmak davasından dünyaya meyi ve muhabbetten vazgeçilmelidir. Bu
mücadele kolay bir şey değildir. Aksine pek zordur. Çünkü dünya pek
sevimlidir. Bunun için savaş meydanından dönen
Efendimiz Aleyhisselam:
"Küçük cihaddan büyük cihada döndük." buyurmuşlardır. Bu mücahede
neticesinde kulun ahlakı güzelleşir. Metanet kesbeder. Böylece nefs-i
emmareden nefs-i levvame sıfatını iktisab eder. Yani bu makamda günah
işleyen kul, işlediği günahtan dolayı utanmaya başlar. Pişman olur,
vicdanı azap çeker, nefsini eleştirir ve ağlar. Bu esnada dökülen
gözyaşları kaynar su gibi sıcak, hem de gayet acı olur. Bu makamda olan
kul Lafza-i Celal olan "Allah" zikrine devam eder. Zikir esnasında
yaptığı zikir ve fikirden lezzet almaya başlar. Makamı, Berzah alemi
olan bu kulun yaptığı devamlı zikir sayesinde ahlakı daha da güzelleşir.
Nefs-i levvameden, nefs-i mülhemeye geçer. İşte bu makamda kul, "ahlakım
düzeldi, dünyaya muhabbetim kalmadı" gibi kendini beğenme ve riyakarlığa
delalet edecek şeylerden kesinlikle kaçınmalıdır. Bu makamda bulunan
"Hû" esması ile Cenabı Hakk'ı zikre devam etmelidir. Bu makamda bulunan
kul yaptığı zikirden tam olarak lezzet almaya başlar ve aşk ateşi ile
yanıp tutuşur. Dünya muhabbetinden vazgeçtiği gibi mükafat-ı uhreviyye
emelini de bir yana bırakıp, yalnız ve yalnız Allah'ın muhabbetini
ister. Zikrin harareti beden iklimine tesir eder, bütün azalarından
zikir sadası duymaya başlar. Hatta bütün varlıkların teşbih ve
tehlillerini, hatta okyanustaki balıkların "Allah, Allah" diye
yaptıkları zikri duyar. Bu makamda bulunan; çok yemekten, çok uyumaktan
ve çok konuşmaktan, toplulukların içine girmekten sakınıp uzleti ihtiyar
etmelidir. Zikre, namaza, oruca daha ziyade ihtimam göstermelidir. Böyle
yapılır ve niyette halis olursa kula tecelli-i esma ve tecelli-i sıfat
zuhur eder. Bu ana kadar ilmel yakin mertebesinde bulunan kul, artık
aynel yakin mertebesine ulaşır. "Şu sebepten şu iş böyle oldu, falan
sebepten olmadı, buna şu sebep oldu, falan mani oldu." gibi tereddüt ve
endişelerden kalbi tamamen arınır. Her işin failinin Allah Teala
olduğuna kalbi mutmain olur. Bu halde olan bir kulda Tevhid-i Efal'in
kemal bulunduğuna delalet eder.
Bu makamı elde eden kulun nefsi, nefs-i
mülhimeden nefs-i mutmainne sıfatına iktisab eder. Dünya ve
içindekilere karşı kalbinde hiç bir istek kalmaz. Kainatta Hakk'ın ef
alinin tecellisinden başka bir şey görmez. Bu makamdaki bir kul, çok
cömert olur. Dost yoluna bütün malını ve mülkünü vermeye razı olur.
Değil malını, "O'nun yoluna canını ver" deseler, hemen boynunu uzatır.
Kalbi yufkalaşır. Allah aşkı onda her gün biraz daha artar. Bütün eşyada
Allah'ın tecellisi görülür. Bu makamda bulunan kulun nazarında eşya
perdesi henüz kalkmamıştır. Dost izini gözleyip ah ü enin ile ağlar,
adeta gözyaşları su gibi çağlar. Mutmainne'de kul, "Hakk, Hakk" diye
zikre devam etmelidir. Bu mertebede bulunanın makamı Ceberut
alemidir.Beşinci makamın hususiyetlerini ikmal eden kul oradan nefs-i
radıyye makamına yükseltilir. Bu makamda beşeri sıfatlar mahvolur, beka
alemine istidat kesbeder.
Bu makamda bulunanda varidat olmaz. Çünkü beşeri sıfatları zail
olmuştur. Bu öyle bir haldir ki ancak zevk ile hissedilir. Bu makamda
bulunan kimse her halükarda: "Lâ mevcûde ve lâ
maksûde ve lâ mahbûbe illallah." zikrine devam edip durur. Bunun
yanında hep uhrevi alemi arzular. Gözyaşları sular gibi çağlayıp akar.
Bu kul, Hakk katında mükerremdir. Azizdir, büyük-küçük yanında
muhteremdir. Halk istese de istemese de ona hürmet göstermek
mecburiyetindedir. Bu makamın zirvesine doğru ulaşan Tecelli-i Efal'i
geçip, Tecelli-i Esma'ya gelir. Altıncı makama ulaşır.
Altıncı makama kadar yükselebilmek için gereken mücahede ve zikrin
yapılması lazımdır. Yedinci makama ulaşmak için ancak Hak canibinden bir
cezbe lazımdır. Bu makama "Cem'ul cem"
denir.
Yedinci makamı elde eden insan kemale ermiştir. O makamda bulunduğu
müddet zarfında Cenabı Hakk'ın "Kahhâr" ismi şerifi ile "Yâ Kahhâr" diye
devamlı zikretmelidir. Bu zikir kutuplara ait bir zikirdir. Bu makam
bütün makamların zirvesidir. Zira kişinin manevi saltanatı burada sona
ererek mücahedesi tamamlanmıştır. Artık riyazete bir ihtiyacı yoktur.
Onun bütün derdi Cenabı Hakk'ın rızasıdır. Böyle bir zatı görenin
kalbine hemen Cenabı Hakk'ın zikri ve fikri gelir. Çünkü o insan-ı kamil
makamını ihraz etmiştir. însan-ı kamil bütün mertebeleri nefsinde bir
araya getirmiş olup İsm-i A'zam makamındadır. Cenabı Hakk'ın bütün
isimlerinin İsm-i A'zam'a toplanmış olduğu gibi insan-ı kamilde de;
alem-i mülk, alem-i melekut,alem-i ceberut, alem-i lahut'un cümlesi
toplanmıştır.
Hazreti Ali (k.v.) Efendimiz'in:
"Sen kendini küçük bir şey mi sanırsın? En büyük alem sende gizlidir."
sözü buna işaret etmektedir. O sekiz bin alem bir havan içinde dövülüp
macun yapıldıktan sonra bir nesne meydana getirilse idi "insan-ı kamil"
olurdu. İnsan-ı kamil on sekiz bin alemi on sekiz bin gözle seyreder.
Her aleme mahsus bir gözü vardır. Madde alemini baş gözü ile, ma'kulatı
akıl gözü ile, manayı kalp gözü ile seyreder. Bu misaller
çoğaltılabilir.
Cenabı Ecelli ve Alâ buyuruyor:
"Layıkı ile beni zikrediniz ki ben de sizi bana layık bir anışla
zikredeyim.,,
"Bana itaatla şükrediniz, nimetlerimi inkar edip masiyetle küfran-ı
nimet etmeyiniz."
"Allah'ı çok zikreyleyiniz ki, felaha eresiniz."
"Rabbini, nefsinde tazarru ve korku ile, bağırmayarak hafif bir sesle
sabah ve akşamlarda zikret ve gafillerden olma!"
"Unuttuğun vakit Rabbini zikret ve de ki: Ola ki Rabbim beni bundan daha
yakın bir vakitte doğru yola ilete."
"Ey iman edenler! Allah'ı çok zikr ile anın ve sabah akşam O'nu teşbih
edin."
"Allah'ı unutanlar gibi olmayın ki, Allah onlara bunun cezası olarak
nefislerini unutturur ve onlar fasıklardır."
"Kim Rahman olan Allah'ın zikrinden körlük ile yüz çevirirse artık biz
ona bir şeytan musallat ederiz, o onun arkadaşı olur."
"Ey iman edenler! Mallarınız ve evladlarınız sizi Allah'ın zikrinden
meşgul etmesin. Bunu yapanlar ziyan edicilerdir."
"Onlar Allah'ı ayakta, otururken ve yatarken zikrederler."
"Allah'ı ayakta, otururken ve yatarken zikrediniz."
"Öyle erkekler vardır ki, ne ticaret ne alım satım onları Allah'ın
zikrinden alıkoymaz."
"Onlar ki iman ve Allah'ın zikri ile kalpleri mutmain olanlardır. Evet
başkası ile değil ancak zikrullah ile kalplerin ızdırabı sükunet bulur."
"Her kim zikrimden yüz çevirirse şüphesiz onun için dar bir maişet
vardır ve biz onu kıyamet gününde kör olarak hasrederiz."
"Müslüman erkek ve müslime kadınlar, mümin erkek ve mümine kadınlar,
divan durup ibadete devam eden erkekler ve kadınlar, her halinde doğru
olan erkekler ve kadınlar, sabreden erkek ve kadınlar, Cenabı Ecelli
Ala'dan korkan erkekler ve kadınlar, sadaka veren erkekler ve kadınlar,
ırzlarını haramdan koruyan erkekler ve kadınlar, Allah'ı çok zikreden
erkekler ve kadınlar... Allah Teala onlar için mağfiret ve büyük mükafat
hazırlamıştır."
"Eğer Yunus Rabbini teşbih edenlerden olmasaydı, kıyamet gününe kadar
balığın karnında kalırdı."
Cenabı Hakk buyurdu:
"Kulum beni zikrettiği ve dudakları benim zikrimle kıpırdadığı müddetçe,
ben o kulumla beraberim." Ey Ademoğlu! Beni ıssız yerlerde zikret ki, ben de seni
melekler içinde zikredeyim.
Ey Ademoğlu! Ben kulumun zannına göreyim, beni zikrettiğin
vakit ben seninle beraberim. Kulum beni yalnız olarak zikrederse, ben de
onu yalnız olarak zikrederim. Eğer beni bir cemaat içinde zikrederse,
ben de o kulumu o cemaattan daha hayırlı melekler gibi bir cemaat içinde
zikrederim. Ey Ademoğlu! Benim gayrımı unutan ancak beni zikreder.
Sen de benim gayrımı unutmak suretiyle beni zikret ki, ben de sendeki
hicabı kaldırmak suretiyle seni zikredeyim. Dilinte beni zikredersen,
ben de seni rızam ile zikrederim. Kalbinle beni zikredersen, ben de seni
likam (bana kavuşman) ile zikrederim. Sen beni geniş zamanlarında
zikredersen, ben de seni hidayetimle zikrederim. Beni rububiyyet ile
zikredersen ben de seni rahmet-i ubudiyyetle zikrederim. Sen beni yok
olduğun halde zikredersen ben de seni var olduğum halde zikrederim. Ey Ademoğlu! Beni unuttun; benden başkasını
zikrediyorsun. Halbuki sen bütün hayırla sarıldığın halde dilin beni,
kalbin ise gayrımı zikrediyor. Eğer beni tanısaydın gayrımı
zikretmezdin. Ey Ademoğlu! Beni zikrettiğin vakit bana şükretmiş
olursun.
Ey Ademoğlu! Beni kendisine dost edinen kimse, zikrimden gafil
olmaz.
Ey Ademoğlu! Zikrim kuluma galip olursa bana aşık olur, ben de
o kuluma aşık olurum. Ey Ademoğlu! Her kimin benden bir istediği olup da
zikrim o isteği istemekten meşgul ederse, benden isteyenlere verdiğimden
daha hayırlısını o kuluma veririm."
"Ademoğlu, Allah'ın zikrinden daha çok kendisini azaptan kurtaracak bir
amel yapmamıştır."
"Herhangi bir topluluk Cenabı Ecelli Ala'yı zikretmek için otururlarsa
muhakkak melekler onları kuşatır, onları rahmet-i ilahiyye kaplar,
onların üzerine vakar iner ve Cenabı Ecelli Ala onları nezdinde bulunan
meleklerine medh ü sena eder."
"Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ashab-ı kiramdan zikretmek için
toplanan bir cemaatın yanına geldi ve onlara hitaben:
"Sizi burada oturtan şey nedir?" buyurdu.
Ashab: "Bizi İslam dinine hidayet buyuran ve bize bunu
ihsan eden Allah Teala'yı zikretmek için buraya toplanmış bulunuyoruz. "
dediler.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.):
"Hakikaten Allah Teala'yı zikretmek için mi buraya oturdunuz? Ben size
inanmadığımdan and vermiyorum. Bana Cebrail (a.s.) gelip haber verdi:
"Muhakkak Allah Teala sizinle meleklerine karşı iftihar ediyor."
buyurmuşlardır.
* "Size amellerin en hayırlısını, Allah Teala'nın yanında en temiz
olanını, Allah (c.c.) katında derecelerinizi en çok yükseltenin ve sizin
için altın ve gümüş infak etmekten, harp meydanlarında düşmanlarınızla
karşılaşıp onların boyunlarını vurmaktan ve düşmanlarınızın sizin
boynununuzu vurmasından daha hayırlı amelleri haber vereyim mi?"
Ashab: "Haber ver, ya Resulellah!" dediler. Bunun üzerine
Birisi Peygamber'in huzuruna gelerek: "Ya Resulellah!
İslamın emirleri çoğaldı. Bana bir şey ver ki, ona sımsıkı sarılayım. "
dedi. Peygamber Efendimiz ona cevaben: "Allah Teala'yı zikretmeye devam
et" buyurdu.
* "Münafıklar mecnun diyene kadar Allah'ı zikredin."
* "Münafıklar size mürai diyene kadar, Allah'ı zikredin."
* "Bir topluluk bir yere toplanır da Allah'ı zikrederlerse, bir münâdî
onlara: "Mağfiret olundunuz, kalkınız. Günahlarınız sevaba tebdil
kılındı." diye nida eder."
Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: "Münferidûn gayret edip
ilerledi."
Ashab: "Münferidûn kimlerdir, ya Resulellah? " diye
sordular.
Peygamber Efendimiz (s.a.v): "Allah'ı çok zikreden erkekler ve
kadınlardır." buyurdu."
Bismillâhirrahmânirrahıym.
İzâ zülziletil ardu zilzâlehâ. Ve ahracetil ardu eskâlehâ. Ve kâlel
insânü mâ lehâ. Yevmeizin tühaddisü ahbârahâ. Bi enne rabbeke evhâ lehâ.
Yevmeizin yasdürun nâsü eştâten H yürav a'mâlehüm. Fe men ya'mel miskâle
zerratin hayran yerah. Ve men ya'mel miskâle zerratin şerran yerah.
Manası:
Yer kendisine ait şiddetli bir sarsıntı ile zelzeleye uğratıldığı zaman,
yer içindeki bütün ağırlıklarını fırlatıp çıkardığı, insan "buna ne
oluyor" dediği zaman, o gün yer bütün haberlerini anlatacaktır. Çünkü
Rabbi kendisine öyle vahy'etmiştir. O gün insanlar, amellerinin
karşılığı kendilerine gösterilmek için, dağınık bir biçimde hesap
yerinden döneceklerdir. İşte kim zerre ağırlığınca bir hayır yapıyor
idiyse onun sevabını görecek, kim de zerre ağırlığınca şer yapıyor
idiyse onun cezasını görecek.
Fazileti: Resulü Kibriya (s.a.v.) Efendimiz bu surenin fazileti hakkında
buyuruyorlar ki:
"İzâ zülzilet...i bir defa okumak Kur'an'm yarısını okumaya denktir."
"Kim dört defa izâ zülzilet'i okursa, Kur'an'm tamamını okumuş gibi ecir
verilir."
* Bir kimse çok çok Zilzâl suresini namaz içerisinde okumayı adet haline
getirirse, Cenabı Hakk o kimseye dünya servetini ihsan edeceği gibi
korktuklarından da emin ve beri kılar.
* Bu sureyi okumaya devam edenler düşmanlarının şerlerinden emin
olurlar.
Bismillahirrahmanirrahim Allahû lâtifun bi
ibadihi yerzuku menyeau Ve-huvel kaviyyul aziz.
Her kimki bu duai her gün okur ise zihni açılır her okuduğu aklında
kalır.
Birde her gün yarım nohut kadar beyaz günlük yerse aklı ziyada olur. Bu
duanın okuma şekli sayısızdır
Yukarıda belirtmiş olduğum Taha Suresi: 25, 26, 27, 28. ayetleri bir
kaval ağacına yaz. Şayet bu ağacı bulamazsan başka bir ağaç
kullanabilirsin. Bu yazıyı yazdıktan sonra bunu iyice kaynat. Sonra
kekeme olan kimseye içirmelisin. Bu terkip bittikten sonra konuşma
zorluğu olan kimsenin inşallahu teala dili açılır. Ya zekiyyu tahirine neccinâ min külli afetin bi
kudsike Ya kerim. Ya Kuddûs.
hadisler için Allah ebeden razı olsun.ayetlerin sure adını ve ayet numarasını verirseniz daha çok istifade ederiz inşaallah.hadisleri cemaatada okumak istiyorum.hadislerin kaynağınıda bildirmem gerekiyor.Allah hayırlı hizmetlerinizi devam ettirsin inşaAllah.
Ekleyen:serap uçar | 25:03:11
Selam
S.A elvela bu güzel siteyi yapanada emeği geçenden'de ALLAH'razı olsn devamını dilerim
Ekleyen:Ercan | 24:03:11
baş ağrısı
allahın selam ve bereketi üzerinze olsun
Ekleyen:murat koç | 24:03:11
hastalıgım için
sayın hocam nete gezinirken buldum sizin sitenizi .çok begendim biraz okumaya çalıştım bu kitabınız satılıyomu milmiyorum da.hocam benim sürekli okunmam lazım bunu biliyorum his ediyorum ve nasıl yapıcamıda bilmiyorum çok zor durumdayım bunuda biliyorum .sitenie girdim okudum duvaları inanın içim açıldı ALLAH RAZI OLSUNKİ SİZDEN DERİM BEN