Alışveriş Sepeti
Okuduğunuz makale ile ilgili aklınıza takılan sorular için uzman kadromuz hizmetinizde.

Sorunuzu sorun, uzman kadromuz sorunuzun cevabını hemen e-posta adresinize göndersin.
Uzmana Sor
Hastalığınız ile ilgili sormak istediğiniz soruyu tıbbi ve aromatik bitkiler uzmanlarımıza buradan sorabilirsiniz.

Sorduğunuz sorunun cevabını uzmanlarımız en kısa sürede size dönerek cevaplayacaktır.
Uzmana Sor
Evlilik Öncesinde İnsan
Evlilik Öncesinde İnsan
Hastalığınız İle İlgili Uzmanımıza Soru Sormak İçin Tıklayın

Evlilik öncesinde insan, yaşı, cinsiyeti, yaşadığı ve yetiştiği muhit, eğitimi veya mesleği itibariyle bir kişiliğin, bir anlayışın ve istemler, özlemler, hayaller, mal-ü hülyaların sahibidir.

Evlilik öncesinde ve fiziki olarak evlilik çağına gelmiş birey, evliliğiyle neyi hedeflediğini, nasıl bir evlilik yapacağını, genellikle kurgular, sorgular ve bu konuda tezler geliştirir. İster erKek ve isterse bayan olsun, evliliği üzerine düşünmeyen, hiç kimse yoktur. Evlilik öncesinde hemen her birey, öylesine evlilik projeleri geliştirir kurgular ki, onun için hemen her şey en mükemmelidir. Evlilik öncesindeki insanın projelerinin hemen hiçbirinde, herhangi bir sürçme, sekme veya araz olabilecek, hiçbir unsura rastlanmaz 0, iç dünyasında hemen her şeyin en mükemmeline layıktır ve istikbaline de en mükemmel Yollardan geçip gitmek ister. Bütün bunlarda kesinlikle yadırganacak hiçbir durum yoktur. İnsanın berrak içsel arzu ve istemlerinde elbette ki, herhangi bir kötüye veya kötülüğe yöneliş veya saplanış yoktur. Kötü olan, yaşamın aman bilmeyen şartlarıdır ve yaşam içinde, insanın bu aman bilmez şartlarla karşılaştığında, en iyi ne yapılacağını kestiremeyip, istenmeyen şartları alt edememesidir.

Genelde, evlilik öncesi insan, bir açıdan da, yaşamın gerçekleriyle kar-şıklaşmamış, duru bir benliğin de sahibidir. Bu duru benlik ki, tıpkı gün ışığı altında gördüğümüz, bembeYaz bir tülbent gibidir. Üzerinde, herhangi bir katlama izi veya herhangi bir minik lekenin varlığını kabul etmez bir biçimde bize duruluğunu yansıtır. Biz de bu tertemiz tülbentle herhalde ayakkabılarımızı silmeyiz!

İnsanın tabiliği temizdir. 0, kirlenmeyi, örselenmeyi, lekelenmeyi, pis ve murdar bir hale gelmeyi ne kabul eder, ne de talep eder. Hakikaten de insan, temiz bir varlığın sahibidir. 0, hemen her ihtiyacını, temiz ve meşru olan zeminden temin etmek ister. Bunun için insan, evliliğini, soyunun devamlılığını, eşini ve cinselliğini, sosyal yaşam içindeki yerini temiz ve pak olarak seçmek ister. Bundan ötürü de, evlilik öncesinde insan, mükemmel düşünüşün, yaşam gerçeklerine mikyasla fantezi projeleri kurgular. Bu kurgular içinde, her şey, her şeyin içinde de, her şey vardır. Ama yaşamın gerçekleri öyle mi?

Yaşamın gerçeklerine toslamış, reel hayatın her türlü zıkkım zemberek açışım tatmış kimselere bir kere bakın! Onların evlilik öncesi projelerini bir dinleseniz, hayretler içinde kalmamanız mümkün değildir. Hemen herkesin bir yazgısı vardır ve insan, yazgısın mensubudur. O, ne ailesinin, ne toplumunun, ne mesleğinin, ne sosyal çevresinin, ne de şan ve şöhretinin mensubu değil, sadece yazgısının mensubudur. Evlilik, bir anlamda da, yazgıların birbirine katılmasıdır.

Bunun için evlilik öncesi insana kısa bir göz atmak, onun neleri kurguladığım, iç dünyasında, her gün, kaç haşmetli şato kurup, yıktığım, kaç görkemli tören yapıp, nasıl söylemler nutkettiğine bir bakalım istedim. Hindistan'da bulunduğum sıralarda, bu değişik ülkenin, değişik insanlarının ilginç yaşamlarına da TAEK oldum. Orada, evlilik ve evlilik öncesi insanın da, tıpkı benim ülkemin temiz insanları gibi, duru kurguları olduğunu gördüm. Ama Hindistan'da, geniş bulvar yollar arasındaki boşlukta, küçücük çalıların arasında, üzerine küçücük bir naylon parçası çekip, sabahlayan, bahtiyar(!) nineler gördüğümde, neredeyse dehşete kapılıyordum. Bunlara bahtiyar dedim çünkü o şekilde sabahlamış olmak ve hayatta kalmak belki de bahtiyarlıktı. Daha sonra öğrendim ki, bunların pek çoğu, sabahı bulamaz, sabah da onları bulamazmış.

Bir gün peşime takılıp, birkaç kuruş verdirinceye kadar, yemin etmişçesine beni takip eden, belki, yetmiş, belki seksen yaşında, yürümeye takati kalmamış bir pir-i faniye birkaç kuruş verdikten sonra, onu kolundan tuttum ve orada bir yere oturtup, on dakika kadar, ızdırap ve acılarla şekillenmiş yüzüne baktım. O, bir alın, iki yanak ve bir parşömen gibi buruş-maktan, şekilden şekle girmiş dudaklarıyla mırıldanıp, bana bir şeyler söylemeye çalışırken, benim ve karşımda duran bu solgun insan çehresinin, bana ifade ettikleri karşısında, lisanın bir hiç olduğunu, o gün öylesine idrak ettim ki, bu gerçek, hücrelerimin tüm moleküllerini yıldırma tutulmuş bir ağaç gibi titretip, kurutacak sandım. O, küçücük simada, her gün sabah çiçeği tazeliğinde açmış, milyonlarca hayal, ümit, beklentiyi ve yine her gün, bir bir ölen düşleri müşahede etmiş olmak, beni sarsmıştı. O, kimse, belki milyar fazlası, herhangi bir Hintliden biriydi ama belki de, bana hayatımın dersini vermek için, yaşam mücadelesi verip yazgılarımızın kesişeceği kavşağa gelen biriydi.

Sonra mecalsiz kalmış, dipdiri bedenimle yürüdüm ve düşündüm: Kim bilir bu insanın evlilik öncesi düşleri arasında, neler vardı ve yaşam ona neleri sunmuştu. Ya içinde bulunduğu yaşam ve sonu. Evlilik öncesinde insanı düşlerinden ve geleceği için kurgularından soyutlamak gibi bir gayenin mensubu değilim. Biliyorum ki, her idrak sahibi, idraki nispetinde hayal kurar. Bu hayaller onu, istese de, istemese de terk eder ve kişi yaşamın gerçekleriyle baş başa kalır. Burada, insanı yaşamın gerçeklerini düşler neye davet vardır. Yaşamın gerçeklerinin bizlere neler sunabileceğini, az veya çok kestirebiliriz. Aklı, olmazların zoruyla meşgul edip, yormanın, evlilik önce sinde hiçbir işe yaramadığını bilip, ona göre davranmak şarttır. Yoksa 01-maçların zoru içinde kalmış yorgun idraklerden çıkan sonuçlar, sahibiyle birlikte, pek çoklarının da, yaşama yenik düşmelerine neden olur. Kişi, uygun insan o mu, bu mu diye seçip dururken, ya bir kenarda donuksalmış kalmış olur ya da seçilip, bir kenara bırakılmışlardan birine, evet deyiverir. Her iki halde de yazgısının mensubudur. İnsanın ise, yazgısının kendisine sunduğundan hoşnutsuz olması kadar, boş bir kapris düşünülemez.

Evlilik öncesinde, insanın istemlerini onun özüne tesir etmeden, gerek karar aşamasında gerekse karar aşaması öncesinde, şekillendirmeye yardımcı olmak, onun evlilikten ne beklediğini, nelerle karşılaşabileceğini, etrafındaki evliliklerden herhangi bir evlilik mi, yoksa kendine özgü bir evlilik mi tasarladığını öğrenip, sonra düş kırıklığı yaşamamak üzere, fantastik kurgular içine girmemesi için yardımcı olmak gerekir. Evlilik öncesinde, pek çok kimsenin fiziksel ve maddi hazırlıklarının tam ve noksansız olarak tanzim edilmiş olmasına öylesine büyük özen ve dikkat gösterilir ki, bunların eksiksizliğinin, evlilik saadetinin tamamlıyı-cıstı olacağı vehmine kapılır ve bu kimselerin, psişik olarak gerçekten bir evliliğe hazır olup, olmadıklarına bakmayı kaçırıveririz.

İnsanın, evlilik öncesinde, maddi ve fiziki hazırlığı ve tedarikinden daha da önemlisi, insanın ruhi olarak böyle bir girişimde bulunmaya ve bu girişimi de sonuna kadar sürdürme, olumsuzluklara direnç gösterme olgunluğuna, olumlulukları da paylaşma gönül zenginliğine sahip olup, olmadığıdır. Keza, pek çok kimse, hayatı tek başına yaşar.

Bu tiplerin, öylesine dar ve küçük bir dünyadan vardır ki, oraya ikinci bir kişiyi, tıkıştırsanız bile sığdıramazsınız. Bunu bir noktada başarmış bile olsanız, mümkünü yok tutmaz. Ama bu tipler de evlenirler. Evlensinler elbette buna bir diyeceğimiz olmaz. Ama onunla evlenen kimse, kişinin bu özelliğini bilip, ona göre karana tanzim etmelidir. Yaşamı, tek kişilik perdeleyenlerin iç dünyadan geniş olabilir. Buna da hiç kimse bir söz edemez. Ama bilinmelidir ki, yaşam hiçbir zaman tek kişilik bir perde oyunu değildir.

Mamafi.h, evlilik öncesinde, kişinin partnerini tanzim için azami özeni gösterip, yaşamını paylaşacağı Kimseyi özenle seçme hakkı saklıdır. Bunun için, kimsenin evlilik gibi kişiye özgü arayış ve karana tesir etmeye kalkışılmamalıdır. Hele bu müdahale, önemli bir bilinç ve donanımlı bir tecrübe kuşanmamışsa katiyen taraf olunmamalıdır. Binlerce kilometrelik nehirleri vadiler arasından geçirip, düz ovalarda dolandırıp, yatağını hazırlayan herhangi bir mühendislik bilimi değildir. Unutulmamalıdır ki, su yatağım kendi bulur.

En Çok Bu Yazılar Okunuyor
Sizin İçin En Son Bunları Yazdık
Yorumlar Konuya Yorum Yapın

Konu ile ilgili düşüncelerinizi paylaşın.

Evlilik

Öncesinde

İnsan