Alışveriş Sepeti
Okuduğunuz makale ile ilgili aklınıza takılan sorular için uzman kadromuz hizmetinizde.

Sorunuzu sorun, uzman kadromuz sorunuzun cevabını hemen e-posta adresinize göndersin.
Uzmana Sor
Düşük Tansiyon Nedenleri
Yeşilex Afrodizyak (10 Kapsül)
79.00 TL
Ürün Fiyatı

10693
Adet Satıldı

İncele
Hemen Al
Yeşilex Afrodizyak Macun (230 gr.)
59.00 TL
Ürün Fiyatı

2665
Adet Satıldı

İncele
Hemen Al
Düşük Tansiyon Nedenleri: Düşük tansiyon sağlıklı bir yaşam tarzından kaynaklandığı zaman bir nimet olabilir. Sporcular ve örneğin düzenli olarak egzersiz yapan kişilerde tansiyon, aynı ölçüde formda olmayanlara göre genellikle daha düşüktür. Genel olarak, sigara içmeyenler, iyi beslenen ve normal kilosunu koruyanlar da öyledir.

Ancak bazı durumlarda, düşük tansiyon ağır, hatta ölüm tehlikesi arz eden bozuklukların belirtisi olabilir. Tansiyonun normalden düşük olmasının nedeni her zaman açık olmasa da, doktorlar aşağıdaki etkenlerin düşük, bazen de tehlikeli biçimde düşük değerlerin ölçülmesine neden olabileceğini veya katkıda bulunabileceğini bilmektedir:

• Hamilelik. Bir kadının dolaşım sistemi hamilelik esnasında hızlı bir biçimde genişlediğinden ötürü, tansiyon düşme eğilimindedir. Hatta, hamileliğin ilk 24 haftasında, sistolik basınç yaygın olarak, beş ila 10 puan düşer, diyastolik basınç ise 10 ila 15 puan gibi büyük bir düşüş gösterir.

• İlaç tedavileri. Diüretikler ve hipertansiyonu tedavi eden diğer ilaçlar, beta engelleyiciler gibi kalp ilaçları, Parkinson hastalığına yönelik ilaçlar, trisiklik antidepresanlar, özellikle de nitrogliserin ile birleştiğinde Viagra, narkotikler ve alkol gibi bir dizi madde düşük tansiyonun nedeni olabilir. Reçeteli olarak ve tezgah altından satılan diğer ilaçlar da, yüksek tansiyon ilaçları ile birleşik olarak alındıkları zaman düşük tansiyona yol açabilir.

• Kalp sorunları. Düşük tansiyona neden olabilen kalp rahatsızlıkları arasında, kalp atış hızının aşırı derecede düşük olması (bradikardia), kalp kapakçıkları ile ilgili sorunlar, kalp krizi ve kalp yetmezliğine yer almaktadır. Bunlar, kalbinizin vücudunuzun ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek ölçüde kanı dolaşıma sokamayabileceği rahatsızlıklardır.

• Endokrin sorunları. Bunlara tiroidin yeterince etkin olmaması veya aşırı etkin olması (hipotiroidizm ve hipertiroidizm), adrenal yetersizlik (Addison hastalığı), kan şekerinin düşük olması ve bazı durumlar da Diyabet dahildir.

• Dehİdrasyon (Su kaybı). Ateş, kusma, yoğun ishal, diüretiklerin aşırı kullanımı ve yorucu egzersiz gibi etkenlerin hepsi de, vücudunuzun aldığınız sudan daha fazlasını kaybettiği, potansiyel olarak ciddi bir rahatsızlık olan su kaybına yol açabilir. Vücut ağırlığının yüzde l'i ila yüzde 2'si gibi hafif bir su kaybı bile, halsizliğe, uykululuğa ve yorgunluğa neden olabilir. Çok daha ciddi olanı ise, dehidrasyonun ölüm tehlikesini içeren bir komplikasyonu olan hipovolemik şoktur. Bu durum, düşük kan hacmi tansiyonda ani bir düşmeye, dokularınıza ulaşan oksijen miktarında da buna mukabil bir düşüşe neden olduğu zaman meydana gelir. Ağır hipovolemik şok tedavi edilmeden bırakıldığı takdirde, birkaç dakika veya saat içinde ölüme yol açabilir.

• Kan kaybı. Büyük bir travmadan veya yoğun iç kanamadan ileri gelen kayda değer kan kaybı kan hacminin azalmasına neden olarak, tansiyonda ağır bir düşüşe yol açar.

• Ağır enfeksiyon (septik şok). Bakterilerin başlangıçtaki enfeksiyon sahasından çıkması ve kan akışına karışması ile, çoğu zaman akciğerlerde, karında veya idrar yolunda septik şok meydana gelebilir. Bakteriler daha sonra, kan damarlarını etkileyen toksinler üreterek, tansiyonda derin ve ölüm tehlikesi içeren bir düşüşe neden olurlar.

•Alerjik reaksiyon (anafilaksi). Anafilaktik şok, penisilin gibi ilaçlara, yer fıstığı veya bal arısı ya da eşek arısı sokmasına karşı son derece hassas olan kişilerde meydana gelen, zaman zaman ölümcül olan alerjik reaksiyondur. Bu türden bir şoka niteliğini veren özellikler, nefes alma sorunları, kurdeşenler, kaşınma, boğaz şişmesi ve tansiyonda ani, çarpıcı bir düşüştür.

•Postural (ortostatîk / vücut duruşu İle İlgîlî) hipotansiyon. Oturur veya yatar konumdan ayağa kalktığınız zaman sistolik basınçta meydana gelen, genellikle en az 20 mm Hg olan, ani bir düşüştür. Normal şartlar altında, her ayakta durduğunuzda bacaklarınızda kan birikir, ancak vücudunuz, kalp atış hızınızı artırarak ve kan damarlarını daraltarak, böylece kanınızın beyninize dönmesini sağlayarak bunu telafi eder. Ancak postural hipotansiyonun olduğu kişilerde, bu telafi mekanizması başarısız olur ve tansiyon düşerek, baş dönmesine, sersemleme hissine, görüş bulanıklığına, hatta bayılmaya yol açar. Postural hipotansiyon, dehidrasyon (su kaybı), uzun süreli yatak istirahatı, diyabet, kalp sorunları, yanıklar, aşırı sıcak, büyük Varis damarları, adrenal yetersizlik ve diyabetik otonomik nöropati ve alkolik polinöropati gibi bazı nörolojik bozukluklar da dahil olmak üzere, çeşitli nedenlerden ötürü ortaya çıkabilir. Özellikle de yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan ilaçların (diüretikler, kalsiyum kanal engelleyicileri ve anjiyotensin dönüştürücü enzimlerin (ACE) inhibitörleri) yanı sıra, antipsikotikler, trisiklik antidepresanlar ve Parkinson hastalığı için alınan ilaçlar olmak üzere, postural hipertansiyona yol açabilecek bir dizi ilaç bulunmaktadır. Çelişkili bir biçimde, nörolojik bozukluklar nedeniyle postural hipotansiyonun görüldüğü kişilerde tansiyon yatar konumda oldukları zaman, tansiyonun genellikle en düşük seviyelere düştüğü uyku esnasında bile genellikle yüksektir.

Postural hipotansiyon gençlere göre hipertansiyonu önleyici ilaçlar kullanma ve tansiyon düzenleme ile ilgili sorunlar yaşama olasılığı daha yüksek olan, ileri yaştaki yetişkinlerde özellikle yaygındır. Ancak uzun süre boyunca bacaklarını üst üste atarak oturduktan veya belirli bir süre boyunca çömelmiş konumda oturduktan sonra aniden ayağa kalkan, genç, normalde sağlıklı kişileri de etkileyebilir.

•Ortostatİk hipotansiyon: Shy-Drager sendromu adı da verilen bu ender görülen bozukluk, tansiyon, kalp atış hızı, nefes alma ve sindirim gibi istemsiz işlevleri kontrol eden otonom sinir sisteminde gitgide artan hasara neden olur. Çoklu sistem atrofisi kas titremelerini, hareketin yavaşlamasını, koordinasyon ve konuşma ile ilgili sorunları ve tuvaletini tutamamayı içerse de, başlıca niteliği, şiddetli ortostatik hipotansiyon yaşanması ile yatarken tansiyonun çok yüksek olmasının bileşimidir. Çoklu sistem atrofisi tedavi edilemez ve genellikle teşhisten sonra yedi ila 10 yıl içerisinde ölümcül bir durum haline gelir.

•Postprandiyal (yemek sonrası) hipotansiyon. Neredeyse özel olarak sadece ileri yaştaki yetişkinleri etkileyen postprandiyal hipotansiyon, bir yemekten sonra tansiyonda yaşanan ani düşüştür. Tıpkı ayağa kalktığı zaman yer çekiminin kanınızı ayaklarınıza doğru çekmesi gibi, yemek yedikten sonra da sindirim yolunuza büyük miktarda kan akışı olur. Normal şartlar altında, vücudunuz normal tansiyonu sürdürmek için, bunun etkisini kalp atış hızınızı artırarak ve bazı kan damarlarını kasarak etkisiz hale getirir. Ancak, bazı kişilerde bu mekanizma başarısız olarak baş dönmesine, baygınlığa ve düşmelere neden olur. Postprandiyal hipotansiyonun yüksek tansiyonu olan veya Parkinson hastalığı gibi otonom sinir sistemi bozukluklarının olduğu kişileri etkileme olasılığı daha yüksektir. Hipertansiyonu önleyici ilaçların dozunun düşürülmesi ve küçük oranlı, karbonhidrat düzeyi düşük öğünler yenmesi semptomların azaltılmasına yardımcı olur.

•Sinirsel yoldan aracılık edilen hipotansiyon. Bu bozukluk, ortostatik hipotansiyonun aksine, uzun süre boyunca ayakta durduktan sonra tansiyonun düşmesine neden olarak, baş dönmesi, bulantı ve bayılma gibi semptomlara yol açar. Nihai sonuç benzer olsa da, sinirsel yoldan aracılık edilen hipotansiyon ortostotik hipotansiyondan önemli açılardan farklılık göstermektedir: Örneğin öncelikli olarak gençleri etkiler ve tansiyon düzenlemesinin başarısız olmasından kaynaklanmaktan ziyade, kalp ve beyin arasındaki yanlış iletişimden kaynaklanıyor görünmektedir. Uzun süreler boyunca ayakta durduğunuz zaman, kanın bacaklarınızda birikmesi ile tansiyonunuz düşer. Normal şartlarda, vücudunuz tansiyonunuzu normale döndürmek için ayarlamalar yapar. Ancak sinirsel olarak aracılık edilen hipotansiyonun olduğu kişilerde, sol karıncıktaki sinirler gerçek anlamda beyne tansiyonun çok düşük değil, çok yüksek olduğu yönünde sinyal gönderir, beyin de böylece kalp atış hızın azaltarak, tansiyonu daha da düşürür. Bu durum bacaklarda daha fazla kanın birikmesine ve beyne daha az kanın ulaşmasına yol açarak, sersemlemeye ve bayılmaya neden olur.
En Çok Bu Yazılar Okunuyor
Sizin İçin En Son Bunları Yazdık
Yorumlar Konuya Yorum Yapın

Konu ile ilgili düşüncelerinizi paylaşın.

Düşük

Tansiyon

Nedenleri