Şifa Market
Anasayfa Dini Bilgiler Tıbb-i NebeviSağlık ve AktüelHerbalistlerAlternatif TıpBurçlarBitkisel ReçetelerŞifalı Dualar
Bitki SözlüğüHastalıklarİsimler SözlüğüŞifalı TaşlarMucizevi BitkilerRüya TabirleriYemek Tarifleri Şifa Forum
Tansiyon İlaçları
Tansiyon İlaçları hakkında bilgiler bu makalede yer almaktadır. Tansiyon ilaçları ile ilgili açıklamaları bu makalede inceleyebilirsiniz...

TANSİYON NEDİR? NASIL ÖLÇÜLÜR?

Bedenimizde trilyonlarca hücre vardır. Bunlar mükemmel bir işbölümüyle çalışırlar. Ama çalışabilmeleri için yakıta ve oksijene gereksinimleri vardır. Bu yakıtı, hücrede oksijenle yakıp, çalışabilmeleri için gerekli enerjiyi sağlarlar. Sonra bu yanmadan arta kalan artıkların ve açığa çıkan karbondioksitin hücreden uzaklaştırılması gerekir. İşte hücrenin gereksindiği yakıt ve oksijenin hücreye taşınması, oluşan artık ve karbondioksitin hücreden uzaklaştırılması işini kan üstlenir.

Kanla hücre arasında az önce söylediğimiz alışverişin yapılabilmesi için, tüm hücrelerin kanla temas etmesi gerekir. Bu yüzden, nasıl ki, dallar incele incele tüm yapraklara kadar ulaşıyorlarsa, kan damarları da benzer biçimde damarlarla tüm hücrelere kadar uzanırlar.
Ne var ki, kanın hücrelere kadar bir kere gitmesi yetmez. Sürekli yeni yakıtın, taze oksijenin hücrelere taşınması, artıkların da sürekli uzaklaştırılması gerekir. Yani bunun için kanın sürekli hareket etmesi gerekir. Bu işi, doğumdan ölüme kadar hiç durup dinlenmeden kalp üstlenir. Bir kaç dakika bile dursa, bizim için tam bir felaket olur.

Kalp, akciğerden gelen temizlenmiş, bol oksijenli kanı hücrelere kadar, atardamarlarla pompalar. Kirlenmiş kan ise toplardamarlarla yeniden kalbe taşınır. Yani kalp her atımda, önce kanı pompalar, sonra da kanın yeniden kalbe dolması için istirahate geçer. Bu durmadan tekrarlanır. Öyle ki, kalp her dakikada 70-80 kere pompalar bekler; pompalar bekler...

Tansiyon dediğimiz şey, kanın damar duvarını zorlamasıdır . Kalp kanı pompaladığında, atardamarların duvarı daha fazla gerilir; bekleme sırasında ise bu gerginlik daha azdır. Yani iki farklı tansiyon vardır. İlki pompalama sırasında, daha fazla olanı. Biz buna büyük ya da sistolik tansiyon diyoruz. İkincisi, kalbin istirahati sırasında, daha düşük olanı. Buna da küçük ya da diastolik tansiyon diyoruz.

Kanın damar duvarına ne kadar basınç yaptığı, bir civa sütununu ne kadar yükseltebildiğiyle ölçülür. Diyelim ki 120 mm yükseltebiliyorsa 120 mmHg ya da 12 cm Hg olarak söylenir. Hg, civanın kimya dilindeki kısaltımıdır.

Kan basıncı çeşitli aletlerle ölçülür. En bilinenleri civa sütunlu olanlardır. Ama yay sistemli ölçümler de geliştirilmiştir. Son yıllarda, elektronik ölçme tekniğinin kullandığı araçlar, basit kullanımları nedeniyle, çokça satılır olmuştur.

TANSİYONUN NE ÖNEMİ VAR?

Tansiyonu, kanın damar duvarını zorlaması diye tarif etmiştik. Tansiyon ne kadar yüksekse, damar duvarı o kadar çok zorlanır. Yani o kadar çok bozulur. Öyle bir kaç ayda değil ama uzun yıllar bu zorlanma devam ederse, damar duvarı sertleşmeye başlar. Damar duvarı sertleştikçe tansiyon daha da yükselir. Tansiyon daha da yükselince, damar duvarı da daha çok bozulur. Bu böylece, giderek daha kötüye doğru devam eder. Damar duvarının bu bozulup sertleşmesine, “damar sertliği” ya da “aterosklerozis” denmektedir.

Peki damar duvarı sertleşip bozulunca ne olur? Ne yazık ki çok kötü olur. Çünkü, en başta hücrelerin iyi çalışıp işlerini yapabilmeleri için kanın gerekli yakıt ve oksijeni; sonra açığa çıkan karbondioksit ve artıkları damarlarda taşıdığını söylemiştik. Damarlar bozulunca bu taşıma işlemi bozulur, hücreler de görevlerini yapamaz hale gelir, hatta ölürler. Tıpkı, su ve borular olduğu halde, boruların içlerinin tıkanıp, suyun artık akamaması gibi...

Vücudun her yerinde damar olduğu için vücudumuzun her yeri etkilenir. Ama bazı yerler, daha da çok etkilenir.

En başta kalbi besleyen damarlar (yani koroner damarlar) etkilenir. Kalbi besleyen damarlar birden tıkanırsa, “kalp krizi” dediğimiz durum ortaya çıkar. Kalp Krizi o kadar ağır bir hastalıktır ki, kriz geçirenlerin dörtte biri hastaneye bile yetişemeden ölür. Dörtte bir kadarı da hastanede, doktorların müdahelesine rağmen hayatlarını kaybederler.

Kalpten sonra en çok etkilenen ikinci organ beyindir. Beyindeki damarların tıkanması ya da bazen yırtılıp kanamaları yüzünden “felç” oluşur.
Üçüncü sırada alt üyelere yani uyluk, bacak ve ayağa giden damarların tıkanması vardır. Onlar tıkanınca “gangren” denilen ve tıkanan yerde çürümeye neden olan, o yüzden de kesip çıkarılmalarını gerektiren hastalık gelişir.

Damar sertliğinin çokça etkilediği ve bizim için önemi fazla olan iki organ daha vardır. Bunlar göz ve böbrektir. İlki körlüğe, ikincisi idrarın atılamamasına kadar gidebilen kötü sonuçlar doğurabilir.

Yukarıda sıraladığımız hastalıklar, günümüzde insanların ölüm nedenlerinin yarısını oluşturmaktadır. Yani, günümüzde, her iki kişiden biri, Damar Sertliği yüzünden ölmektedir. Bu yüzden, son zamanlarda tıp, damar sertliğine bağlı hastalıklar konusunda seferber olmuştur. Bu hastalıkların nasıl önlenebilecekleri ve bu hastalıkların nasıl daha iyi tedavi edilebilecekleri son zamanların en önemli çalışma konusudur.

Tansiyon, zarar vermek için bazen yıllarca damarların bozulmasını beklemeyebilmektedir. Damarda önceden var olan bir baloncuk (anevrizma), tansiyon yükselince patlayıp, anî ölüme neden olabilmektedir. Ya da, kalp pompası bir başka nedenle bozulmuşsa, yükselen tansiyon, kalp yetmezliğini ölüme götürebilecek kadar kötüleştirebilmektedir.

Ama tansiyonun zararı, başta da söylediğimiz gibi, daha çok damarları bozması yoluyladır. Tansiyon, damarı, yıllar içinde yavaş yavaş ama kararlı bir şekilde bozar. Sonunda, yukarda saydığımız kötü sonuçlara ve ölüme kadar götürür. Bu yüzden tansiyona “sinsi katil” denmektedir. Sinsi katil denmesinin bir nedeni de, farkına varılmayabilmesidir. Tansiyonu olanların çoğunun hiç bir şikâyeti yoktur. Farkına bile varmazlar...

TANSİYONUN NORMAL DEĞERLERİ NEDİR?

Nasıl herkesin boyu farklı farklıysa, tansiyonu da farklıdır. Nasıl, kısa birine ya da uzun birine “anormal” demek kolay değilse, normal tansiyonu tarif etmek de zordur. Üstelik yaşa ve kiloya göre de çok büyük değişiklikler gösterir. Yaş ve kilo arttıkça, genelde tansiyon daha yüksektir.

Bu durumda, tıpkı boyda olduğu gibi, belli bir yaştakilerin ortalama tansiyonunun ne olduğuna bakılabilir. Ama son yıllarda, daha çok, tansiyonu kaç olanların, ne kadar sağlıklı olduğuna bakılmaya başlandı. Yani Damar Sertliği olanların tansiyonlarıyla, sağlam olanların tansiyonları karşılaştırılmaya başlandı.

Sonuçta, tansiyon ne kadar artarsa, tansiyona bağlı hastalıkların ve ölümlerin o kadar arttığı görüldü. Önceleri büyük tansiyonu 165, küçük tansiyonu 95 mmHg ‘dan daha yüksek olanların tedavisinin gerektiği düşünülüyordu. Ama şimdi, bu sınırlar daha aşağı indirildi; 140 ve 90 olarak. Yani büyük tansiyonu 140 ve/veya küçük tansiyonu 90'ın üstündekilerin yüksek tansiyonu olduğu kabul ediliyor ve bunlara “HİPERTANSİYON HASTASI” deniyor.

Ama bazı tıp merkezleri ve bazı doktorlar, bu sınırların daha da aşağı çekilmesini istiyorlar. Şeker hastalığı ve Böbrek Hastalığı gibi Damar Sertliği için riskli hastalıkları olanlarda, bu sınırlar şimdiden aşağı çekildi. Bu tür riskli hastalıkları olanlarda tansiyonun 130/85'in altına inmesi isteniyor.

Önlemeyi önemseyenler, bununla da yetinmiyorlar. Haklı olarak, tansiyon ne kadar düşükse, Damar Sertliği ve buna bağlı hastalıkların daha az görülmesi gerçeğine bakıp, tansiyonu normal sınırda gözükenlerin bile, tansiyonlarının daha da düşürülebilmesini tartışıyorlar.

TANSİYON SORUNUYLA NASIL BAŞETMELİ?


Tansiyonu normal bile görünse herkesin dikkat etmesi gereken şeyler var. Çünkü, daha önce de söylediğim gibi, tansiyon ne kadar düşükse, tansiyonun yol açtığı sorunlarla karşılaşma riski o kadar azalıyor.

Burada sayacaklarımız, tansiyonu yüksek olanların da dikkat etmesi gereken şeyler. Çünkü, bunlara dikkat edilirse, tansiyon hastası birinin ilaç kullanmasına gerek kalmayabilir. Ya da ilaç kullansa bile, daha az ilaç yeter hale gelebilir ve tansiyonu daha iyi düşürmek mümkün olabilir.

KİLO ARTTIKÇA, TANSİYON HASTALIĞI RİSKİ ARTAR.

Gerçekten de, kilo ne kadar fazlaysa, tansiyon da o kadar artmaktadır. Doktorların, araştırma laboratuarı gibi kullanıp, yıllardır izledikleri Framingham kasabasındaki araştırmalarına göre, kiloda her yüzde 10'luk artış, tansiyonu 7 mmHg artırmaktadır. JNC dediğimiz örgütün 1993'te yaptığı çalışmalara göre, balıketi ya da toplu dediklerimizde risk, normal kilolu olanların 2 ile 6 katı daha fazladır. NIH denilen örgütün 1998 yılında yaptığı çalışmada ise, normal kilolu erkek ve kadınlarla, şişman erkek ve kadınlardaki yüksek tansiyonlular karşılaştırılmış ve şişmanlarda daha çok tansiyon hastası olduğu görülmüştür.
 
Bu yüzden Yüksek Tansiyon sorunuyla karşılaşmamak ya da varsa yoluna koyabilmek için, belki de ilk yapılması gereken şey, insanların kilo almamaları ya da kilosu fazla olanların zayıflayabilmeleridir. Bunu nasıl başarabileceğiniz, dr pozitifin temel uğraşı alanıdır. Bununla ilgili bı sitede pek çok bilgi bulabilirsiniz...

DAHA İYİ TANSİYON İÇİN, DAHA ÇOK HAREKET GEREKİR.


Daha çok hareket, hem kiloyu azaltmamıza katkı sağladığından, hem de, kiloyla ilgisi olmadan, doğrudan doğruya, tansiyonun düşmesine ve yükselmemesine yardım eder.

Bu amaçla, hem günlük yaşantımızda daha hareketli olmalyız. Mesela, asansör yerine merdiveni kullanmak, uzak olmayan yerlere araba yerine yürüyerek gitmek, evde televizyon karşısında pineklemek yerine parkta gezinmek gibi.

Hem de, düzenli Spor veya egzersiz yapmalıyız. Her sporun tansiyona yararı aynı değildir. Hatta bazıları zarar da verebilir. Mesela tansiyonu olanların ağırlık kaldırmadan kaçınmaları gerekir. Herkesin kolayca yapabileceği şey, tempolu yürümektir. Üstelik doktor kontrolü bile olmadan yapılabilir. Aksi halde, sağlık sorunları olanların doktor kontrolünden sonra Spor yapmaları ve vücutlarını alıştırarak, kısa süreli ve hafif egzersizlerden uzun süreli ve yoğuna geçmeleri tavsiye edilir.

TANSİYON KONTROLÜNDE TUZUN AZALTILMASI ÇOK ÖNEMLİDİR

Tansiyon konusunda en çok konuşulan mineral sodyum yani sofra tuzunun esasıdır. Hem tansiyonu yüksek birinde tansiyonun düşmesi, hem de tansiyonu normal birinin daha düşük değerlere sahip olması ya da tansiyonunun yükselmemesi için tuzun kısıtlanması gerektiği çok eskiden beri bilinmektedir.

Buna rağmen toplumlar, ihtiyaçlarının çok çok üstünde, 5-10 kat daha fazla tuz tüketmektedir. Buna biraz da, eskiden yalnızca yüksek tansiyonluların az tuz yemeleri gerektiği ama normal tansiyonluların dikkat etmelerine gerek olmadığı inancı katkıda bulunuyordu. Ama şimdi, bunun herkes için gerekliliği kabul edilmeye başlandı.

Bir araştırmada daha sonra söz edeceğimiz DASH diyeti yapıp, tuzun kısıtlanmasıyla, yüksek tansiyonlularda 12, tansiyonu normal olanlarda 7 mmHg kan basıncı düşüşü sağlandı. Oysa aynı diyeti yapıp tuzda kısıtlamaya gitmeyenlerinki yalnızca 2-3 mmHg düştü.

Bu yüzden, günde 2.4 g'dan daha az sodyum yani 6 gr'dan daha az sofra tuzu tüketilmesi salık verilmektedir. Bu da yaklaşık bir çay kaşığı kadar tuz demektir. Ama Kalp Yetmezliği varsa, bu yarı yarıya azaltılır.

Tuzu azaltmak için, tabii ki, en başta yapmamız gereken şey, yemeklerin daha az tuzla yapılması ve sofrada yemeklere tuz eklemekten kaçınılmasıdır.

Bazı hekimler, yemeğin tuzsuz yapılıp, sofrada tuz eklemenin daha az tuz almaya yardım edeceği kanısındadır. Özellikle sıcak yenen tahıllarda (pilav, makarna...) bu çok işe yarayabilir.

Tuzluğun deliğinin küçük olması da yardımcıdır.

Tuz yerine, tatlandırıcı olarak baharat, limon, sirke, yoğurt kullanılabilir.

Hazır yiyeceklerde sodyumu (tuzu) azaltılmış veya tuzsuz ürünler tercih edilebilir.

Et olarak konserve ve tütsülenmiş (füme) ürün tüketiminden kaçınmalı; tazeler yeğlenmelidir.

Tuzlanarak hazırlanan salam, jambon gibi besinler, konserveler, hazır çorbalar, hazır karışımlar, salamuralar (turşu, zeytin vb), hardal, ketçap gibi çeşnilerden olabildiğince uzak durmalıdır.

Ancak herkes tuz kısıtlamasına aynı ölçüde yanıt vermemektedir. Tuz kısıtlamasına yeterince yanıt vermeyenler hayli fazladır. Bu durum, “tuza direnç” olarak adlandırılır. Tuza direnç, yüksek tansiyonluların %30-50'sinde, normal tansiyonu olanların %15-25'inde görülmektedir. Üstelik bunlarda tuzu artırmak da tansiyonda yükselme yapmamaktadır.
 
Tablo: Çeşitli besinlerdeki sodyum (tuz) miktarı

BESİN GRUBU

SODYUM(mg)

Tahıllar ve tahıl ürünleri

 
-½ su bardağı tuzsuz pişmiş tahıl, pilav,makarna 0-5
-1 su bardağı hazır tahıl gevreği 100-360
-1 dilim ekmek 110-175

Sebzeler
 
-½ su bardağı taze veya dondurulmuş, tuzsuz pişirilmiş 1-70
-½ su bardağı soslu konserve ya da dondurulmuş 140-460
-¾ su bardağı konserve domates suyu 820

Meyveler
 
-½ su bardağı taze veya dondurulmuş veya konserve 0-5

Az yağlı veya yağsız Süt ürünleri
 
-1 su bardağı Süt 120
-1 su bardağı yoğurt 160
-45 gr sade peynir 110-450
-45 gr işlenmiş peynir 600

Kabuklu kuruyemiş, tohum ve baklagiller
 
-1/3 su bardağı tuzlu yer fıstığı 120
-1/3 su bardağı tuzsuz yer fıstığı 0-5
-½ su bardağı kuru ya da dondurulmuş, tuzsuz pişirilmiş baklagil 0-5
-½ su bardağı konserve baklagil 400

Et, balık ve kümes hayvanları
 
-90 gr taze et, balık, kümes hayvanı 30-90
-90 gr suda saklanmış, tuzsuz ton balığı konservesi 35-45
-90 gr suda saklanmış, ton balığı konservesi 250-350
-90 gr yağsız, fırında kızartılmış jambon 1020

TANSİYONU OLANLAR ALKOLLÜ İÇKİLERİ DE AZALTMALIDIR.


Az miktarda alkol almanın etkisi konusunda, tıp dünyasında farklı görüşler vardır. Kimileri diğer her şey aynı olduğunda, az alkol almanın, daha az kalp hastalığına yol açtığını söyler. Bu, genelde kabul edilen bir düşüncedir. Tansiyonda da benzer düşünceler varsa da kalpte olduğu kadar taraftar bulmamaktadır. Ama ortak kanı, bu görüşler doğru bile olsa, başka zararları nedeniyle, içmeyen birine, daha az kalp hastası olacağı düşüncesiyle, alkol almasını teşvik etmenin doğru olmadığıdır.

Buna karşılık hem tansiyon, hem de kalp için, kadınlarda 1-2, erkeklerde 2-3 kadehin üstündeki alkolün, zararlı olduğu ve miktar arttıkça bu zararın da giderek arttığı, herkes tarafından kabul edilmektedir.
 
TANSİYONA ETKİLERİ TARTIŞILAN DİĞER ŞEYLER

Tansiyona etkisi en fazla tartışılan şeylerin başında bazı minrealler gelmektedir. Üstünde en çok durulanlar potasyum, kalsiyum ve magnezyumdur. Ama tuzdan yani sodyum mineralinden farklı olarak, bu minerallerin azaltılması değil, arttırılması tavsiye edilmektedir.
Bunlardan potasyum, daha iyi bir tansiyon için, daha fazla alınması gerektiği konusunda, herkesin üstünde anlaştığı bir maddedir.

Günde 3.5 gramın üstüne çıkılması önerilmektedir. Sodyum ne kadar düşük, potasyum ne kadar fazlaysa, tansiyon o kadar iyi olmaktadır. Gerçekten de, bir çalışmada, potasyum alımını yalnızca yarım gr kadar artırmanın, Felç riskini %40 azalttığı gösterilmiştir. Ama, bunu potasyumlu tuzlar alarak başarmak tavsiye edilmemektedir. Doğru olan şey potasyumdan zengin besinlerle bunu başarmaktır. Bunun içinse, bol sebze-meyve tavsiye edilmektedir. Özellikle, 100 gr'daki potasyum açısından, kahve, kuru baklagiller, fındık, marul, maydanoz, ıspanak, patates, enginar, muz, havuç başta gelen besinler olarak sayılabilir.

Kalsiyum için tavsiye edilen miktar günde 800-1200 mg, magnezyum için 280-350 mg'dır. Bu minerallerin en yoğun olduğu besinlerse Süt ve Süt ürünleridir. Ayrıca kalsiyum için pekmez, susam, fındık, fıstık, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve kurutulmuş meyveler; magnezyum için ıspanak, kuru baklagil, ekmek, badem, fıstık sayılabilir.

Daha az yağ ve daha çok lif tüketmenin, kilo vermenin ötesinde, tansiyona yarar sağladığı iddia edilmektedir.

Gerçekten de, yalnızca bitkisel besinlerle beslenenlerde (vegan), her türlü besinle beslenenlere (omnivor) göre, - tuz tüketimleri anlamlı farklı olmasa bile- daha az tansiyon yüksekliği görüldüğü bildirilmiştir. Buna karşılık bir çalışmada günde 3,7 gr balık yağının yaşlılarda, hafif bir tansiyon düşmesi sağladığı yayımlanmıştır. Kimileri Kahve gibi, kafeinli içecekleri de az tüketmeyi önermektedir.



Yorumlar Yorum Yazmak İçin Tıklayın

Konu ile ilgili düşüncelerinizi bizimle paylaşın.

Diğer Makaleler
 Acura Tansiyon Aleti Acura Tansiyon Aletleri
 Antihipertansif İlaçlar Basınç
 Basınç Düşmesi Basıncın Yükselmesi
 Bitkilerle Tansiyon Tedavisi Braun Tansiyon
 Braun Tansiyon Aleti Braun Tansiyon Aletleri
 Büyük Tansiyonun Düşmesi Çocuk Tansiyonu
 Çocuklarda Tansiyon Dijital Tansiyon Aleti
 Diz Ağrısı Tedavisi Düşük Tanisyonun Sebepleri
 Düşük Tansiyon Düşük Tansiyon Belirtileri
 Düşük Tansiyon Bitkisel Tedavi Düşük Tansiyon Nedenleri
 Düşük Tansiyon Nedir Düşük Tansiyon Sebepleri
 Düşük Tansiyon Tedavi Düşük Tansiyon Tedavisi
 Düşük Tansiyonun Belirtileri Düşük Tansiyonun Nedenleri
 Düşük Tansiyonun Tedavisi Düşük Tansiyonun Zararları
 Gebelikte Tansiyon Gebelikte Tansiyon Düşüklüğü
 Gençlerde Hipertansiyon Göz Tansiyonu Tedavi
 Göz Tansiyonu Tedavisi Hamileliktetansiyon
  Helile Hiper Tansiyon
 Hiper Tansiyon Tedavi Hiper Tansiyon (Yüksek)
 Hipertansiyon 2 Hipertansiyon 3
 Hipertansiyon 4 Hipertansiyon 5
 Hipertansiyon 6 Hipertansiyon Bitkisel Tedavi
 Hipertansiyon Bitkisel Tedavisi Hipertansiyon Tedavisinde Başarısızlığın Nedenleri...
 Hipertansiyona Bitkisel Çözüm Hipertansiyonda İlaç Tedavisi
 Hipertansiyonun İlaç Dışı Yöntemlerle Tedavisi... Hipertansiyonun Organlara Verdiği Zarar
 Hipertansiyonun Sebebi Nedir? Hipertansiyonun Sebepleri
 Hipo Tansiyon (Düşük Tansiyon) Hipotansiyon 2
 İbrahim Saraçoğlu Tansiyon Tedavisi İdeal Tansiyon
 İdeal Tansiyon Değerleri İlaç Tedavisi
 Kalp Hastalığıkları Kalp Tansiyonu
 Kalp Tansiyonu Nedir Kan basıncı (alçak)
 Kan basıncı (yüksek) Kekik Tansiyonu Yükseltirmi
 Konuşan Tansiyon Aleti Konuşan Tansiyon Aletleri
 Küçük Tansiyon Küçük Tansiyon Düşüklüğü
 Küçük Tansiyon Nedir Küçük Tansiyon Yüksekliği
 Küçük Tansiyonun Belirtileri Kulak Çınlaması Tansiyon
 Limon Tansiyonu Düşürürmü Normal Tansiyon
 Normal Tansiyon Değerleri Omron Tansiyon
 Omron Tansiyon Aleti Omron Tansiyon Aletleri
 Ortostatik Hipotansiyon: Nedir ve Önlemler Panik Atak Tansiyon
 Ravolfiya Sarımsak
 Sarımsak 3 Sarımsak Tansiyon
 Sinameki Sinameki
 SOĞAN Tansiyon
 Tansiyon 10 Tansiyon 11
 Tansiyon 12 Tansiyon 13
 Tansiyon 14 Tansiyon 15
 Tansiyon 16 Tansiyon 2
 Tansiyon 3 Tansiyon 4
 Tansiyon 5 Tansiyon 6
 Tansiyon 7 Tansiyon 8
 Tansiyon (Artar) Tansiyon Belirtileri Nelerdir
 Tansiyon Bitkisel Çözüm Tansiyon Bitkisel Tedavi
 Tansiyon Bitkisel Tedavisi Tansiyon Cihazı
 Tansiyon Cihazları Tansiyon Değerleri
 Tansiyon Dengeler Tansiyon Dengeleyici
 Tansiyon Dengesizliği Tansiyon Düşmesi
 Tansiyon Düşmesi Belirtileri Tansiyon Düşmesi Tedavisi
 Tansiyon Düşüklüğü Tansiyon Düşüklüğü 2
 Tansiyon Düşüklüğü 3 Tansiyon Düşüklüğü 4
 Tansiyon Düşüklüğü 5 Tansiyon Düşüklüğü 6
 Tansiyon Düşüklüğü Belirtileri Tansiyon Düşüklüğü Tedavisi
 Tansiyon Düşüklüğünün Nedenleri Tansiyon Düşüklüğünün Tedavisi
 Tansiyon Düşüren Bitkiler Tansiyon Düşürme
 Tansiyon Düşürmek İçin Tansiyon Düşürmenin Yolları
 Tansiyon Düşürücü Tansiyon Düşürücü 2
 Tansiyon Düşürücü Bitkiler Tansiyon Düşürücü Meyveler
 Tansiyon Düşürücüler Tansiyon Düşürür
 Tansiyon Düzenleyici Tansiyon Düzenleyici Bitkiler
 Tansiyon Düzenleyici İlaçlar Tansiyon Hastalığı
 Tansiyon Hastalığı Tedavisi Tansiyon Holter
 Tansiyon Holter Cihazı Tansiyon Holteri
 Tansiyon İçin Bitkisel Çözüm Tansiyon İlacı
 Tansiyon İlaçları Tansiyon Kaç Olmalı
 Tansiyon Nasıl Dengelenir Tansiyon Nasıl Düşer
 Tansiyon Nasıl Düşürülür Tansiyon Nasıl Ölçülür
 Tansiyon Nasıl Yükseltilir Tansiyon Neden Çıkar
 Tansiyon Neden Düşer Tansiyon Neden Yükselir
 Tansiyon Neden Yükselir Tansiyon Nedenleri
 Tansiyon Ölçme Tansiyon Ölçme Aleti
 Tansiyon Ölçme Cihazı Tansiyon Ölçme Cihazları
 Tansiyon Ölçüm Cihazı Tansiyon Ölçüm Cihazları
 Tansiyon Ölçümü Tansiyon Şifalı Bitkiler
 Tansiyon Tedavi Yöntemleri Tansiyon Tedavi Yöntemleri Nelerdir
 Tansiyon Tedavisi Tansiyon Tedavisi
 Tansiyon Tedavisi Tansiyon ve Nabız
 Tansiyon Ve Tedavisi Tansiyon Yüksekliği
 Tansiyon Yüksekliği 2 Tansiyon Yüksekliği 3
 Tansiyon Yüksekliği Tedavisi Tansiyon Yükselmesi
 Tansiyon Yükselmesi Tedavi Tansiyon Yükselmesi Tedavisi
 Tansiyon Yükselten Yiyecekler Tansiyona Bağlı Baş Ağrısı
 Tansiyona Bağlı Burun Kanaması Tansiyona İyi Gelen Bitkiler
 Tansiyona İyi Gelen Şifalı Bitkiler Tansiyona İyi Gelen Yiyecekler
 Tansiyona Ne İyi Gelir Tansiyonda
 Tansiyonda 2 Tansiyonda Baş Ağrısı
 Tansiyonda Beslenme Tansiyonda Bitkisel Tedavi
 Tansiyonda Bitkisel Tedavi Yöntemleri Tansiyonda Burun Kanaması
 Tansiyonda Dengesizlik Tansiyonda Nelere Dikkat Edilmelidir
 Tansiyonda Normal Değerler Tansiyondan Burun Kanaması
 Tansiyondan Korunma Yolları Tansiyondan Kurtulma
 Tansiyondan Kurtulma Tedavisi Tansiyondan Kurtulmanın Yolları
 Tansiyondan Nasıl Korunulur Tansiyonu
 Tansiyonu Dengeleyen Besinler Tansiyonu Düşüren
 Tansiyonu Düşüren Bitkiler Tansiyonu Düşüren Gıdalar
 Tansiyonu Düşürmek Tansiyonu Düşürmek İçin
 Tansiyonu Düzenleme Tansiyonu Nasıl Düşürebilirim
 Tansiyonu Ne Çıkarır Tansiyonu Ne Düşürür
 Tansiyonu Ne Yükseltir Tansiyonu Yüksek Olanlara Öğütler
 Tansiyonu Yükselten Yiyecekler Tansiyonu Yükseltmek İçin
 Tansiyonun Tansiyonun Belirtileri
 Tansiyonun Bitkisel Tedavisi Tansiyonun Düşmesi
 Tansiyonun Nedenleri Tansiyonun Normal Değerleri
 Tansiyonun Sebepleri Tansiyonun Tedavisi
 Tansiyonun Tedavisi Tansiyonun Yükselmesi
 Tansiyonun Zararları Tarçın Tansiyonu Yükseltirmi
 Yaşlı Hipertansif Hastalarda Tansiyon Düşürücü İla... Yaşlılarda Hipertansiyon Tedavisi
 Yüksek Arteryal Kan Basıncı (Yüksek Tansiyon) Da M... Yüksek Tansiyon
 Yüksek Tansiyon 2 Yüksek Tansiyon 3
 Yüksek Tansiyon Belirtileri Yüksek Tansiyon Beslenme
 Yüksek Tansiyon Bitki Yüksek Tansiyon Bitkisel
 Yüksek Tansiyon Bitkisel Tedavisi Yüksek Tansiyon Düşürmek
 Yüksek Tansiyon Hastalığı Yüksek Tansiyon Nedenleri
 Yüksek Tansiyon Nedir Yüksek Tansiyon Sebepleri
 Yüksek Tansiyon Tedavi Yüksek Tansiyon Tedavisi
 Yüksek Tansiyon Tedavisinde Mevcut Yaklaşımlar ve ... Yüksek Tansiyon Tedavisinde Yaşam Alışkanlıklarını...
 Yüksek Tansiyona Karşı Şifalı Otlar Yüksek Tansiyonda Beslenme
 Yüksek Tansiyonu Anlamak Yüksek Tansiyonu Düşürmek
 Yüksek Tansiyonun Belirtileri ve Teşhis Yüksek Tansiyonun Bitkisel Tedavisi
 Yüksek Tansiyonun Düşürülmesi Yüksek Tansiyonun Nedenleri
 Yüksek Tansiyonun Sebepleri Yüksek Tansiyonun Sebepleri 2
 Yüksek Tansiyonun Tedavisi Yüksek Tansiyonun Tedavisi 2
 Yüksek Tansiyonun Tedavisi Nedir Yüksek Tansiyonun Zararları

Bu sitedeki açıklamalar sadece bilgilendirmek amacıyla verilmiştir. Ürünler ilaç değildir, tıp ve sağlık profesyonellerinin tavsiye ettiği ilaçlar ile eşdeğer değildir. Ürün bilgileri ambalajlardaki açıklamalardan ve üreticilerin tanıtım broşürlerinden alınmıştır. Üreticilerin ürünleri hakkında verdiği bilgilerden ve yazım hatalarından kaynaklanan sorunlardan ve şikayetlerden sifamarket.com sorumlu değildir. Ürünlerin kullanımı ve sağlık sorunlarınız için öncelikle bir sağlık uzmanına, hekime, eczacıya danışınız.

%100 Güvenli Alışveriş

Copyright © 2013 Şifa Market. Tüm hakları saklıdır.