Alışveriş Sepeti
Okuduğunuz makale ile ilgili aklınıza takılan sorular için uzman kadromuz hizmetinizde.

Sorunuzu sorun, uzman kadromuz sorunuzun cevabını hemen e-posta adresinize göndersin.
Uzmana Sor
Tansiyon Hastalıkları
Hastalığınız hakkında merak ettiklerinizi uzmanımıza sormak için tıklayın, hemen cevaplasın.

Tansiyon Hastalıkları

 

 

Tansiyon Hastalıkları ve Tedavi Yöntemleri

 

 

Tansiyon Hastalıkları Hakkında Açıklamalar ve Bu Hastalıklarda Kullanılan Bitkisel Ürünlerle İlgili Tedavi Yöntemleri. Okumak İçin Aşağıdaki Linke Tıklayınız

 

 

Tansiyon hastalıkları hakkında bitikisel bitkisel tedavi yöntemleri için tıklayınız

 

 

 

 

 

  TANSİYON NEDİR? NASIL ÖLÇÜLÜR?

 Bedenimizde trilyonlarca Hücre vardır. Bunlar mükemmel bir işbölümüyle çalışırlar. Ama çalışabilmeleri için yakıta ve oksijene gereksinimleri vardır. Bu yakıtı, hücrede oksijenle yakıp, çalışabilmeleri için gerekli enerjiyi sağlarlar. Sonra bu yanmadan arta kalan artıkların ve açığa çıkan karbondioksitin hücreden uzaklaştırılması gerekir. İşte hücrenin gereksindiği yakıt ve oksijenin hücreye taşınması, oluşan artık ve karbondioksitin hücreden uzaklaştırılması işini Kan üstlenir.

 Kanla hücre arasında az önce söylediğimiz alışverişin yapılabilmesi için, tüm hücrelerin kanla temas etmesi gerekir. Bu yüzden, nasıl ki, dallar incele incele tüm yapraklara kadar ulaşıyorlarsa, Kan Damarları da benzer biçimde damarlarla tüm hücrelere kadar uzanırlar.

 Ne var ki, kanın hücrelere kadar bir kere gitmesi yetmez. Sürekli yeni yakıtın, Taze oksijenin hücrelere taşınması, artıkların da sürekli uzaklaştırılması gerekir. Yani bunun için kanın sürekli hareket etmesi gerekir. Bu işi, doğumdan ölüme kadar hiç durup dinlenmeden Kalp üstlenir. Bir kaç dakika bile dursa, bizim için tam bir felaket olur.

 Kalp, akciğerden gelen temizlenmiş, bol oksijenli kanı hücrelere kadar, atardamarlarla pompalar. Kirlenmiş kan ise toplardamarlarla yeniden kalbe taşınır. Yani kalp her atımda, önce kanı pompalar, sonra da kanın yeniden kalbe dolması için istirahate geçer. Bu durmadan tekrarlanır. Öyle ki, kalp her dakikada 70-80 kere pompalar bekler; pompalar bekler...

 Tansiyon dediğimiz şey, kanın Damar duvarını zorlamasıdır . Kalp kanı pompaladığında, atardamarların duvarı daha fazla gerilir; bekleme sırasında ise bu gerginlik daha azdır. Yani iki farklı Tansiyon vardır. İlki pompalama sırasında, daha fazla olanı. Biz buna büyük ya da sistolik tansiyon diyoruz. İkincisi, kalbin istirahati sırasında, daha Düşük olanı. Buna da küçük ya da diastolik tansiyon diyoruz.

 Kanın damar duvarına ne kadar basınç yaptığı, bir civa sütununu ne kadar yükseltebildiğiyle ölçülür. Diyelim ki 120 mm yükseltebiliyorsa 120 mmHg ya da 12 cm Hg olarak söylenir. Hg, civanın kimya dilindeki kısaltımıdır.

 Kan basıncı çeşitli aletlerle ölçülür. En bilinenleri civa sütunlu olanlardır. Ama Yay sistemli ölçümler de geliştirilmiştir. Son yıllarda, elektronik ölçme tekniğinin kullandığı araçlar, basit kullanımları nedeniyle, çokça satılır olmuştur.


  TANSİYONUN NE ÖNEMİ VAR?

 Tansiyonu, kanın damar duvarını zorlaması diye tarif etmiştik. Tansiyon ne kadar yüksekse, damar duvarı o kadar çok zorlanır. Yani o kadar çok bozulur. Öyle bir kaç Ayda değil ama uzun yıllar bu zorlanma devam ederse, damar duvarı sertleşmeye başlar. Damar duvarı sertleştikçe tansiyon daha da yükselir. Tansiyon daha da yükselince, damar duvarı da daha çok bozulur. Bu böylece, giderek daha kötüye doğru devam eder. Damar duvarının bu bozulup sertleşmesine, “damar sertliği” ya da “aterosklerozis” denmektedir.

 Peki damar duvarı sertleşip bozulunca ne olur? Ne yazık ki çok kötü olur. Çünkü, en başta hücrelerin iyi çalışıp işlerini yapabilmeleri için kanın gerekli yakıt ve oksijeni; sonra açığa çıkan Karbondioksit ve artıkları damarlarda taşıdığını söylemiştik. Damarlar bozulunca bu taşıma işlemi bozulur, hücreler de görevlerini yapamaz Hale gelir, hatta ölürler. Tıpkı, Su ve borular olduğu halde, boruların içlerinin tıkanıp, suyun artık akamaması gibi...

 Vücudun her yerinde damar olduğu için vücudumuzun her yeri etkilenir. Ama bazı yerler, daha da çok etkilenir.

 En başta kalbi besleyen damarlar (yani Koroner damarlar) etkilenir. Kalbi besleyen damarlar birden tıkanırsa, “kalp krizi” dediğimiz durum ortaya çıkar. Kalp Krizi o kadar ağır bir hastalıktır ki, Kriz geçirenlerin dörtte biri hastaneye bile yetişemeden ölür. Dörtte bir kadarı da hastanede, doktorların müdahelesine rağmen hayatlarını kaybederler.

 Kalpten sonra en çok etkilenen ikinci Organ beyindir. Beyindeki damarların tıkanması ya da bazen yırtılıp kanamaları yüzünden “felç” oluşur.

 Üçüncü sırada alt üyelere yani uyluk, bacak ve ayağa giden damarların tıkanması vardır. Onlar tıkanınca “gangren” denilen ve tıkanan yerde çürümeye neden olan, o yüzden de kesip çıkarılmalarını gerektiren Hastalık gelişir.

 Damar sertliğinin çokça etkilediği ve bizim için önemi fazla olan iki organ daha vardır. Bunlar Göz ve böbrektir. İlki körlüğe, ikincisi idrarın atılamamasına kadar gidebilen kötü sonuçlar doğurabilir.

 Yukarıda sıraladığımız hastalıklar, günümüzde insanların ölüm nedenlerinin yarısını oluşturmaktadır. Yani, günümüzde, her iki kişiden biri, Damar Sertliği yüzünden ölmektedir. Bu yüzden, son zamanlarda tıp, damar sertliğine bağlı Hastalıklar konusunda seferber olmuştur. Bu hastalıkların nasıl önlenebilecekleri ve bu hastalıkların nasıl daha iyi tedavi edilebilecekleri son zamanların en önemli çalışma konusudur.

 Tansiyon, zarar vermek için bazen yıllarca damarların bozulmasını beklemeyebilmektedir. Damarda önceden var olan bir baloncuk (anevrizma), tansiyon yükselince patlayıp, anî ölüme neden olabilmektedir. Ya da, kalp pompası bir başka nedenle bozulmuşsa, yükselen tansiyon, kalp yetmezliğini ölüme götürebilecek kadar kötüleştirebilmektedir.

 Ama tansiyonun zararı, başta da söylediğimiz gibi, daha çok damarları bozması yoluyladır. Tansiyon, damarı, yıllar içinde yavaş yavaş ama kararlı bir şekilde bozar. Sonunda, yukarda saydığımız kötü sonuçlara ve ölüme kadar götürür. Bu yüzden tansiyona “sinsi katil” denmektedir. Sinsi katil denmesinin bir nedeni de, farkına varılmayabilmesidir. Tansiyonu olanların çoğunun hiç bir şikâyeti yoktur. Farkına bile varmazlar...


  TANSİYONUN NORMAL DEĞERLERİ NEDİR?

 Nasıl herkesin boyu farklı farklıysa, tansiyonu da farklıdır. Nasıl, kısa birine ya da uzun birine “anormal” demek kolay değilse, normal tansiyonu tarif etmek de zordur. Üstelik yaşa ve kiloya göre de çok büyük değişiklikler gösterir. Yaş ve kilo arttıkça, genelde tansiyon daha yüksektir.

 Bu durumda, tıpkı boyda olduğu gibi, belli bir yaştakilerin ortalama tansiyonunun ne olduğuna bakılabilir. Ama son yıllarda, daha çok, tansiyonu kaç olanların, ne kadar sağlıklı olduğuna bakılmaya başlandı. Yani damar sertliği olanların tansiyonlarıyla, Sağlam olanların tansiyonları karşılaştırılmaya başlandı.

 Sonuçta, tansiyon ne kadar artarsa, tansiyona bağlı hastalıkların ve ölümlerin o kadar arttığı görüldü. Önceleri büyük tansiyonu 165, küçük tansiyonu 95 mmHg dan daha yüksek olanların tedavisinin gerektiği düşünülüyordu. Ama şimdi, bu sınırlar daha aşağı indirildi; 140 ve 90 olarak. Yani büyük tansiyonu 140 ve/veya küçük tansiyonu 90'ın üstündekilerin yüksek tansiyonu olduğu kabul ediliyor ve bunlara HİPERTANSİYON HASTASI deniyor.

 Ama bazı Tıp merkezleri ve bazı doktorlar, bu sınırların daha da aşağı çekilmesini istiyorlar. Şeker hastalığı ve Böbrek Hastalığı gibi damar sertliği için riskli hastalıkları olanlarda, bu sınırlar şimdiden aşağı çekildi. Bu tür riskli hastalıkları olanlarda tansiyonun 130/85'in altına inmesi isteniyor.


 Önlemeyi önemseyenler, bununla da yetinmiyorlar. Haklı olarak, tansiyon ne kadar düşükse, damar sertliği ve buna bağlı hastalıkların daha az görülmesi gerçeğine bakıp, tansiyonu normal sınırda gözükenlerin bile, tansiyonlarının daha da düşürülebilmesini tartışıyorlar.


  TANSİYON SORUNUYLA NASIL BAŞETMELİ?

 Tansiyonu normal bile görünse herkesin dikkat etmesi gereken şeyler var. Çünkü, daha önce de söylediğim gibi, tansiyon ne kadar düşükse, tansiyonun Yol açtığı sorunlarla karşılaşma riski o kadar azalıyor.

 Burada sayacaklarımız, tansiyonu yüksek olanların da dikkat etmesi gereken şeyler. Çünkü, bunlara dikkat edilirse, tansiyon hastası birinin ilaç kullanmasına gerek kalmayabilir. Ya da ilaç kullansa bile, daha az ilaç Yeter hale gelebilir ve tansiyonu daha iyi düşürmek mümkün olabilir.


  KİLO ARTTIKÇA, TANSİYON HASTALIĞI RİSKİ ARTAR.

 Gerçekten de, kilo ne kadar fazlaysa, tansiyon da o kadar artmaktadır. Doktorların, araştırma laboratuarı gibi kullanıp, yıllardır izledikleri Framingham kasabasındaki araştırmalarına göre, kiloda her yüzde 10'luk artış, tansiyonu 7 mmHg artırmaktadır. JNC dediğimiz örgütün 1993'te yaptığı çalışmalara göre, balıketi ya da toplu dediklerimizde risk, normal kilolu olanların 2 ile 6 katı daha fazladır. NIH denilen örgütün 1998 yılında yaptığı çalışmada ise, normal kilolu Erkek ve kadınlarla, şişman erkek ve kadınlardaki yüksek tansiyonlular karşılaştırılmış ve şişmanlarda daha çok tansiyon hastası olduğu görülmüştür. Aşağıda bunu grafik halinde gösterdim.

 

 

 Bu yüzden tansiyon tedavisi Nedir?">Yüksek Tansiyon sorunuyla karşılaşmamak ya da varsa yoluna koyabilmek için, belki de ilk yapılması gereken şey, insanların kilo almamaları ya da kilosu fazla olanların zayıflayabilmeleridir. Bunu nasıl başarabileceğiniz, dr pozitifin Temel uğraşı alanıdır. Bununla ilgili bı sitede pek çok bilgi bulabilirsiniz...

  DAHA İYİ TANSİYON İÇİN, DAHA ÇOK HAREKET GEREKİR.

 Daha çok hareket, hem kiloyu azaltmamıza katkı sağladığından, hem de, kiloyla ilgisi olmadan, doğrudan doğruya, tansiyonun düşmesine ve yükselmemesine Yardım eder.

 Bu amaçla, hem Günlük yaşantımızda daha hareketli olmalyız. Mesela, asansör yerine merdiveni kullanmak, uzak olmayan yerlere Araba yerine yürüyerek gitmek, evde Televizyon karşısında pineklemek yerine parkta gezinmek gibi.

 Hem de, düzenli Spor veya egzersiz yapmalıyız. Her sporun tansiyona yararı aynı değildir. Hatta bazıları zarar da verebilir. Mesela tansiyonu olanların ağırlık kaldırmadan kaçınmaları gerekir. Herkesin kolayca yapabileceği şey, tempolu yürümektir. Üstelik Doktor kontrolü bile olmadan yapılabilir. Aksi halde, Sağlık sorunları olanların doktor kontrolünden sonra spor yapmaları ve vücutlarını alıştırarak, kısa süreli ve hafif egzersizlerden uzun süreli ve yoğuna geçmeleri tavsiye edilir.

 
  TANSİYON KONTROLÜNDE Tuzun AZALTILMASI ÇOK ÖNEMLİDİR

 Tansiyon konusunda en çok konuşulan mineral Sodyum yani Sofra tuzunun esasıdır. Hem tansiyonu yüksek birinde tansiyonun düşmesi, hem de tansiyonu normal birinin daha düşük değerlere sahip olması ya da tansiyonunun yükselmemesi için tuzun kısıtlanması gerektiği çok eskiden Beri bilinmektedir. Buna rağmen toplumlar, ihtiyaçlarının çok çok üstünde, 5-10 Kat daha fazla Tuz tüketmektedir. Buna biraz da, eskiden yalnızca yüksek tansiyonluların az tuz yemeleri gerektiği ama normal tansiyonluların dikkat etmelerine gerek olmadığı inancı katkıda bulunuyordu. Ama şimdi, bunun herkes için gerekliliği kabul edilmeye başlandı.

 Bir araştırmada daha sonra söz edeceğimiz DASH diyeti yapıp, tuzun kısıtlanmasıyla, yüksek tansiyonlularda 12, tansiyonu normal olanlarda 7 mmHg Kan Basıncı düşüşü sağlandı. Oysa aynı diyeti yapıp tuzda kısıtlamaya gitmeyenlerinki yalnızca 2-3 mmHg düştü.

 Bu yüzden, günde 2.4 g'dan daha az sodyum yani 6 gr'dan daha az sofra tuzu tüketilmesi Salık verilmektedir. Bu da yaklaşık bir çay kaşığı kadar tuz demektir. Ama yetmezliği Tedavisi Nedir?">Kalp Yetmezliği varsa, bu yarı yarıya azaltılır.

 Tuzu azaltmak için, tabii ki, en başta yapmamız gereken şey, yemeklerin daha az tuzla yapılması ve sofrada yemeklere tuz eklemekten kaçınılmasıdır.

    Bazı hekimler, yemeğin tuzsuz yapılıp, sofrada tuz eklemenin daha az tuz almaya yardım edeceği kanısındadır. Özellikle sıcak yenen tahıllarda (pilav, makarna...) bu çok işe yarayabilir.
    Tuzluğun deliğinin küçük olması da yardımcıdır.
    Tuz yerine, tatlandırıcı olarak baharat, limon, sirke, Yoğurt kullanılabilir.
    Hazır yiyeceklerde sodyumu (tuzu) azaltılmış veya tuzsuz ürünler tercih edilebilir.
    Et olarak konserve ve tütsülenmiş (füme) ürün tüketiminden kaçınmalı; tazeler yeğlenmelidir.
    Tuzlanarak hazırlanan salam, jambon gibi besinler, konserveler, hazır çorbalar, hazır karışımlar, salamuralar (turşu, Zeytin vb), hardal, ketçap gibi çeşnilerden olabildiğince uzak durmalıdır.

 Ancak herkes tuz kısıtlamasına aynı ölçüde yanıt vermemektedir. Tuz kısıtlamasına yeterince yanıt vermeyenler hayli fazladır. Bu durum, “tuza direnç” olarak adlandırılır. Tuza direnç, yüksek tansiyonluların %30-50'sinde, normal tansiyonu olanların %15-25'inde görülmektedir. Üstelik bunlarda tuzu artırmak da tansiyonda yükselme yapmamaktadır.

 
 Tablo: Çeşitli besinlerdeki sodyum (tuz) miktarı

BESİN GRUBU
   

SODYUM(mg)

Tahıllar ve Tahıl ürünleri
   

 

½ su bardağı tuzsuz pişmiş tahıl, pilav,makarna
   

0-5

1 su bardağı hazır tahıl gevreği
   

100-360

1 dilim ekmek
   

110-175

 
   

 

Sebzeler
   

 

½ su bardağı taze veya dondurulmuş, tuzsuz pişirilmiş
   

1-70

½ su bardağı soslu konserve ya da dondurulmuş
   

140-460

¾ su bardağı konserve Domates suyu
   

820

 
   

 

Meyveler
   

 

½ su bardağı taze veya dondurulmuş veya konserve
   

0-5

 
   

 

Az yağlı veya yağsız Süt ürünleri
   

 

1 su bardağı süt
   

120

1 su bardağı yoğurt
   

160

45 gr sade peynir
   

110-450

45 gr işlenmiş peynir
   

600

 
   

 

Kabuklu kuruyemiş, Tohum ve baklagiller
   

 

1/3 su bardağı tuzlu Yer fıstığı
   

120

1/3 su bardağı tuzsuz yer fıstığı
   

0-5

½ su bardağı kuru ya da dondurulmuş, tuzsuz pişirilmiş baklagil
   

0-5

½ su bardağı konserve baklagil
   

400

 
   

 

Et, Balık ve Kümes hayvanları
   

 

90 gr taze et, balık, kümes hayvanı
   

30-90

90 gr suda saklanmış, tuzsuz Ton Balığı konservesi
   

35-45

90 gr suda saklanmış, ton balığı konservesi
   

250-350

90 gr yağsız, fırında kızartılmış jambon
   

1020

[Yukarı]

 
  TANSİYONU OLANLAR ALKOLLÜ İÇKİLERİ DE AZALTMALIDIR.

 

 Az miktarda alkol almanın etkisi konusunda, tıp dünyasında farklı görüşler vardır. Kimileri diğer her şey aynı olduğunda, az alkol almanın, daha az kalp hastalığına yol açtığını söyler. Bu, genelde kabul edilen bir düşüncedir. Tansiyonda da benzer düşünceler varsa da kalpte olduğu kadar taraftar bulmamaktadır. Ama ortak kanı, bu görüşler doğru bile olsa, başka zararları nedeniyle, içmeyen birine, daha az kalp hastası olacağı düşüncesiyle, alkol almasını teşvik etmenin doğru olmadığıdır.

 Buna karşılık hem tansiyon, hem de kalp için, kadınlarda 1-2, erkeklerde 2-3 kadehin üstündeki alkolün, zararlı olduğu ve miktar arttıkça bu zararın da giderek arttığı, herkes tarafından kabul edilmektedir.


  TANSİYONA ETKİLERİ TARTIŞILAN DİĞER ŞEYLER

 Tansiyona etkisi en fazla tartışılan şeylerin başında bazı minrealler gelmektedir. Üstünde en çok durulanlar potasyum, Kalsiyum ve magnezyumdur. Ama tuzdan yani sodyum mineralinden farklı olarak, bu minerallerin azaltılması değil, arttırılması tavsiye edilmektedir.

 Bunlardan potasyum, daha iyi bir tansiyon için, daha fazla alınması gerektiği konusunda, herkesin üstünde anlaştığı bir maddedir. Günde 3.5 gramın üstüne çıkılması önerilmektedir. Sodyum ne kadar düşük, Potasyum ne kadar fazlaysa, tansiyon o kadar iyi olmaktadır. Gerçekten de, bir çalışmada, potasyum alımını yalnızca yarım gr kadar artırmanın, Felç riskini %40 azalttığı gösterilmiştir. Ama, bunu potasyumlu tuzlar alarak başarmak tavsiye edilmemektedir. Doğru olan şey potasyumdan zengin besinlerle bunu başarmaktır. Bunun içinse, bol sebze-meyve tavsiye edilmektedir. Özellikle, 100 gr'daki potasyum açısından, kahve, kuru baklagiller, fındık, marul, maydanoz, ıspanak, patates, enginar, muz, Havuç başta gelen besinler olarak sayılabilir.

 Kalsiyum için tavsiye edilen miktar günde 800-1200 mg, magnezyum için 280-350 mg'dır. Bu minerallerin en Yoğun olduğu besinlerse süt ve süt ürünleridir. Ayrıca kalsiyum için pekmez, susam, fındık, fıstık, Yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve kurutulmuş meyveler; magnezyum için ıspanak, kuru baklagil, ekmek, badem, Fıstık sayılabilir.

Daha az Yağ ve daha çok Lif tüketmenin, kilo vermenin ötesinde, tansiyona yarar sağladığı iddia edilmektedir. Gerçekten de, yalnızca bitkisel besinlerle beslenenlerde (vegan), her türlü besinle beslenenlere (omnivor) göre, - tuz tüketimleri anlamlı farklı olmasa bile- daha az Tansiyon Yüksekliği görüldüğü bildirilmiştir. Buna karşılık bir çalışmada günde 3,7 gr balık yağının yaşlılarda, hafif bir tansiyon düşmesi sağladığı yayımlanmıştır. Kimileri Kahve gibi, kafeinli içecekleri de az tüketmeyi önermektedir.


  YÜKSEK TANSİYON İÇİN TANIMLANMIŞ KAPSAMLI BİR DİYET: DASH DİYETİ

 Tıp çevrelerinde tansiyona yönelik diyetlerden en bilineni DASH diyetidir. Adı, yüksek tansiyonu durdurmaya yönelik beslenme yaklaşımı karşılığı, İngilizce Dietary Approaches to Stop Hypertension kelimelerinin kısaltımından gelmektedir. 


DASH diyeti, şu ana kadar saydıklarımızın bir toplamı gibidir.

    Doymuş Yağlar ve Kolesterol başta olmak üzere yağların azaltıldığı,
    Tuzca fakir,
    Potasyum, magnezyum ve kalsiyumdan zengin bir diyettir.

Bu amaçla,

    Hayvansal yağlar ve kırmızı et azaltılır,
    Azalan kalori, -posadan zengin- taneli tahıl ve karbonhidratlarla telafi edilir,
    Potasyum, magnezyum ve posa kaynağı olarak bol Sebze ve Meyve tüketilir,
    Protein ve kalsiyum, potasyum, magnezyum kaynağı olarak az yağlı veya yağsız süt ve süt ürünleri tüketimi artırılır,
    Protein, posa, potasyum, magnezyum kaynağı olarak yağlı tohumlar ve Kuruyemiş ile baklagiller arttırılır.
 

 

 

 

 

 

Tansiyon hastalıkları hakkında bitikisel bitkisel tedavi yöntemleri için tıklayınız

 

 

Etiket :  tansiyon, tansiyon hastalıkları, tansiyon tedavisi, tansiyon neden cıkar, hiper tansiyon, yüksek tansiyon, tansiyon düşürücü bitkiler

Yorumlar Konuya Yorum Yapın

Konu ile ilgili düşüncelerinizi paylaşın.

Diğer Makaleler
  • Çam (Pin - Sapin)
  • Miyelomatoz Ayırıcı Tanı
  • Miyelomatoz Beklenen Gidişi
  • Miyelomatoz Gidişi Ve Komplikasyonlar
  • Safrakesesi Taş Kırma Nasıl Yapılır?
  • Abtibiyotik Nasıl Kullanılır
  • Acı Ağaç (Quassia)
  • Acı Badem
  • Acı Çidem Çayır Safranl, Sonbahar Nerkisi, Gizçiğdemi (Solchique)
  • Acil Doğum
  • Acil Doğum
  • Açlık Ve Hastalık Durumlarında Değişiklikler
  • Adaçayı (Saueg)
  • Adenovi Rus'larla Oluşanhastalıklar
  • Adli Tıp Patolojisi
  • Adolesan Dönemin Özellikleri
  • Aerosol Tedavisi
  • Ağaç Çileği Kaynaması
  • Ağaç Çileği Şurubu
  • Ağaç Çileği, Dağ Çileği, Ahududu (Framboise)
  • Ağır Kanamalar
  • Ağız Hastalıkları
  • Ağrı Kesici İlaçlar
  • Ağrı Kesici İlaçlar
  • Ağrı Kesici İlaçlar
  • Ağrı Nasıl Oluşur?
  • Ağrı Nedir?
  • Ağrı Ve Ağrı Kesici İlaçlar
  • Ağrılar Nasıl Etki Ederler?
  • Ağrının Anlamı
  • Aile Yakınlarının Tedaviye Katılımı
  • Akçaağaç İdrar Kokusu Hastalığı
  • Akçiğer Hastalıkları
  • Akciğer Hastalıkları Belirtileri
  • Akciğer Hastalıkları Koah
  • Akciğer Hastalıkları Nelerdir
  • Akciğer Hastalıkları Tedavisi
  • Akciğerler Ve Beyin
  • Akdeniz Kansızlığı
  • Akdiken, Ekşi Muşmula, Barut Ağacı, Yenişen (Aubepine)
  • Akgünlük (Lüban, Olibanum)
  • Akıl Hastaları
  • Akıl Hastanelerindeki Kişiler Üzerinde
  • Akiz Hipersensibilite Reaksiyonu
  • Akondroplazi
  • Akraba Evliliği
  • Akraba Evliliği Genetik Yönü
  • Akrosiyanoz
  • Aktinomıkozıs
  • Aktinoterapi
  • Akut Sarı Atrofi Nedenleri
  • Akut Tüberküloz Hastalığı
  • Akut Zehirlenme
  • Alerjik Nezle
  • Alerjik Nezlenin Oluşum Mekanizması
  • Alfa 1 Antitripsin Yetmezliği
  • Alternatif Tedaviler
  • Altını Islatanlar İçin (Yataga İşemeyi Önleyici)
  • Alyuvarlar (Eritrositler)
  • Amber Kabuğu - (Cascara Sagrada)
  • Amel
  • Aminoglikozit Nasıl Kullanılır ?
  • Aminoglikozit Ne Zaman Kullanılır
  • Aminoglikozit Yan Etkileri
  • Aminoglikozitler
  • Amnios Kesesi Ve Suyu - Amputasyon
  • Amniyosentez
  • Amniyosentez Nasıl Yapılır?
  • Amniyosentez Sonuçlar
  • Anafilaktik Şok
  • Anamnez
  • Anason - (Anis Veit}
  • Anjin 3
  • Anksiyete İçin Önerilen Modern Tıp Tedavileri
  • Ansefalit
  • Antibiyotiğe Aşırı Duyarlılık Reaksiyonları
  • Antibiyotik Hakkında Uyulması Gereken Kurallar
  • Antibiyotik Özellikleri
  • Antibiyotik Yan Etkileri
  • Antibiyotikler
  • Antibiyotikler
  • Antibiyotikler
  • Antibiyotikler Ne Zaman Kullanılırlar?
  • Antihistaminikler
  • Antijen Ve Antikorlar
  • Antijenler
  • Antikorlar
  • Ardıç - (Genevrler)
  • Ardıç Katranı Ağacı
  • Ardıç Tohumu
  • Aromaterapi
  • Arpa (Orge)
  • Arpa (Orge)
  • Arpa (Orge)
  • Arpa (Orge)
  • Arsenik Zehirlenmesi
  • Arsenik Zehirlenmesi Nedenleri
  • Arslan Ağzı -Kurt ’ağzı (Linaire - Muflier)
  • Arslan Dişi, Yabani Marul, Kara Hindiba (Plssenlit-Denr De Lion)
  • Arthus Fenomeni
  • Asabi Kusumlar
  • Aşı Gerekli Midir?
  • Aşı Ve Serumlar
  • Aşılama
  • Asılbent (Benjoln )
  • Aşırı Aktif Bağışıklık Sistemi-Alerji
  • Aşırı Susuzluk Hissi (Polydipsia)
  • Asistoli’de Tedavi
  • Aslan Pençesi(Alchemilla)
  • Aspergillozis
  • Aspirin
  • Aspirin Kullanıldığı Yerler
  • At Kuyruğu, Zambak Otu, Tilki Kuyruğu (Prelede Cbanıp)
  • Avian Influenza (Al) Tavuk Vebası (Kuş Gribi)
  • Avuç Kabarmaları
  • Ayak Hastalıkları
  • Ayak Taban Hastalıkları
  • Ayak Tabanı Hastalıkları
  • Ayak Tırnağı Hastalıkları
  • Ayakla İlgili Biçim Bozuklukları
  • Ayı’lık Kökü - (Chiendent)
  • Ayni Sefa, Gece Sefa (Souci)
  • Ayuverda
  • Ayva (Coing )
  • Az Terleme
  • Bacak Hastalıkları
  • Bacaklarda Oluşan İstiska
  • Bacaklardaki Şekil Bozuklukları
  • Bacillus Anthracis (Şarbon Basili) Ve Oluşturduğu Hastalık
  • Bacillus Mallei
  • Bağ Doku Hastalıkları
  • Bağ Dokusu Hastalıkları
  • Bağ Hastalıkları
  • Bağırsak Hastalıkları
  • Bağırsak Hastalıkları Belirtileri
  • Bağırsak Hastalıkları Nelerdir
  • Bağışıklık Ve Aşılanma
  • Bahar Hastalıkları
  • Bakla (Feve )
  • Bakteri Hastalıkları
  • Bakteri Hastalıkları Nelerdir
  • Bakteri Nezlesi
  • Bakteriyemi
  • Bal (Miel)
  • Baldıran (Çlgue)
  • Balgam Ve Geniz Akıntısı
  • Balgam Ve Geniz Akıntısı İçin Önerilen Modern Tıp Tedavileri
  • Balık Zehirlenmesi
  • Bant Uygulamalarında Genel Kurallar
  • Barsak Hastalıkları
  • Baş Ağrısı Hastalıkları
  • Baş Vurma
  • Baş Vurma Durumu İçin Önerilen Modern Tıp Tedavileri
  • Baş Yaralanmaları
  • Basillere Karşı Duyarlığın Olduğu Olgularda, Yayılma
  • Başlangıç Dönemi (Ödem Dönemi)
  • Başlıca Öksürük Nedenleri
  • Bayan Hastalıkları
  • Bayılma – Şok - Şuur Kaybı - Kalp Nöbeti
  • Bayılmış İnsana Ne Yapmalı?
  • Bebek Hastalıkları
  • Bebek Pekliği
  • Bebeklerde Cilt Hastalıkları
  • Bebeklerde Göz Hastalıkları
  • Bebeklerde Kas Hastalıkları
  • Bel Bölgesi
  • Belirtiler Ve Görüntüler Asphyxia (Boğulma) Belirtileri Ve Görüntüleri
  • Ben Hastalıkları
  • Beriberi Hastalığı
  • Beslenme Durulmunun Değerlendirilmesi
  • Beslenme Ve Kanser
  • Beyin Cerrahi Hastalıkları
  • Beyin Damar Hastalıkları
  • Beyin Hastalıkları
  • Beyin Hastalıkları Belirtileri
  • Beyin Hastalıkları Nelerdir
  • Beyincik Hastalıkları
  • Beyni Geliştirmek Beslemek
  • Bir Kişinin Ölmekte Olduğunu Nasıl Anlarsınız?
  • Birinci Periyod
  • Birlikte Kullanılan İlaçlar
  • Bit
  • Boğaz Hastalıkları
  • Boğmaca Öksürüğü 3
  • Boğulma
  • Boğulmak Ne Yapmak Gerekir?
  • Boğulmak Neye Yol Açar?
  • Boşaltım Sistemi Hastalıkları
  • Boşaltım Sisteminin Hastalıkları
  • Boyun Hastalıkları
  • Bronş Genişlemesi (Bronşektazî)
  • Bronş Genişlemesi (Bronşektazî) Belirtileri
  • Bronş Genişlemesi (Bronşektazî) Gidişi
  • Bronş Genişlemesi (Bronşektazî) Nedenleri
  • Bronş Hiperreaktivitesi Ölçümü
  • Bronş Yolu İle Yayılma
  • Bronzlaşma Tehlikesi
  • Bruselloz (Malta Humması)
  • Bruselloz (Malta Humması) Belirtileri
  • Bruselloz (Malta Humması) Bulaşma Yolları
  • Bruselloz (Malta Humması) Dağılımı
  • Bruselloz (Malta Humması) Korunma
  • Bruselloz (Malta Humması) Nedeni
  • Bruselloz (Malta Humması) Tanı
  • Bruselloz (Malta Humması) Tedavi
  • Buğday 2
  • Bulantaya Karşı
  • Bulantı
  • Bulantı 2
  • Bulantı Ve Kusma
  • Bulantı Ve Kusma Doğal Sağlık Tedavileri
  • Bulantı Ve Kusma İçin Önerilen Modern Tıp Tedavileri
  • Bulaşıcı Çocuk Hastalıkları
  • Bulaşıcı Göz Hastalıkları
  • Bulaşıcı Hastalıklar
  • Bulaşıcı Hastalıklar 2
  • Bulaşıcı Hastalıklardan Korunma
  • Bulaşıcılık (Sirayet, Epidemi)
  • Bunaltı Krizi
  • Bunaltı Nevrozu
  • Bunaltı Nevrozu Tedavi
  • Bunaltı Ve Kaygı (Anksiyete)
  • Bünye (Konstitüsyon)
  • Burun Hastalıkları
  • Burun Nezlesi (Coryza)
  • Buruntularda 4
  • Büyüme Ağrısı
  • Büyüme Ağrısı İçin Önerilen Modern Tıp Tedavileri
  • Büyüme Ağrısında Doğal Sağlık Tedavileri
  • Buzda Yaşanan Kazalar
  • Çam Fıstığı 2
  • Çam Kaynatması
  • Çam Tomurcuğu, Çam Palamutu, Kozalak
  • Can Sıkıntısı
  • Can Sıkıntısı 1
  • Can Sıkıntısı 1
  • Can Sıkıntısı, Neşesizlik
  • Canlı Etkenlerle Oluşan Hastalıkların Sınıflanması
  • Canlı Hastalık Etkeni Ve Organizma Arasındaki İlişki
  • Canlı Hastalık Etkeni Ve Tümör
  • Canlı Hastalık Etkenleri İle Oluşan Hastalıklarda Genel Belirtiler
  • Canlı Hastalık Etkenleri Nasıl Hastalık Yapar
  • Canlı Hastalık Etkenleri Ve Hastalanan Organlar Arasındaki İlişki
  • Canlı Hastalık Etkenlerinin Girdikleri Yerlerde Özel Anatomik Değişiklikler Oluşturması
  • Canlı Hastalık Etkenlerinin Yayılmaları
  • Çatlaklar 2
  • Çavdar Otu, Çavdar Mahzumesi (Ergot De Seigle)
  • Çay (The)
  • Çay Ve Diğer Hastalıklar
  • Çene Eklemi Hastalıkları
  • Çene Hastalıkları
  • Centaniye Islatmasın
  • Centeniye (Gentian)
  • Çeşitli Baş Ağrıları
  • Çeşitli Organlarda İltihap Şeklindeki Değişiklikler
  • Çeşitli Pansumanlar
  • Ceviz (Noıx)
  • Çiçek Ve Suçiçeği 2
  • Ciğer Hastalıkları Belirtileri
  • Cildiye Hastalıkları
  • Çilek (Fraise)
  • Çilek Haşlaması
  • Cilt Hastalıkları Çeşitleri
  • Cilt Hastalıkları Kaşıntı
  • Cilt Hastalıkları Nelerdir
  • Cilt Hastalıkları Resimleri
  • Cins
  • Civan Perçemi - Kandil Çiçeği, Binyaprak Otu
  • Clostridium Botilinum (Bacillus Botilinus) Ve Oluşturduğu Hastalık
  • Clostridium Tetani Ve Oluşturduğu Hastalık
  • Çoban Düdüğü - İnsan Kulağı - Çadır Çiçeği Çiçeği (Asaret - Cabaret}
  • Çoban Püsülü (Houx)
  • Çocuk Düşürmek 2
  • Çoçuk Hastalıkları
  • Çocuk Hastalıkları Nelerdir
  • Çocuk Hastalıkları Uzmanı
  • Çocuk Pekliği
  • Çocuklarda Cilt Hastalıkları
  • Çocuklarda Göz Hastalıkları Tedavisi
  • Çocuklarda Ortopantomografî
  • Coğrafik Patoloji
  • Çok Etkili Temizlik Maddeleri Çok Güçlü Virüslere Yol Açabilir
  • Çölyak Hastalıgı (Glutene Duyarlı Enteropati)
  • Çördek Otu, Zufa (Hysope)
  • Çörek Otu, Siyah Susam (Nigella)
  • Çöven, Sabun Otu (Saponnaire, Savonniere)
  • Çuha Çiçeği, Bahar Çiçeği (Primevere)
  • Dahiliye Hastalıkları
  • Daktiyosistit
  • Dalak Büyümesi 3
  • Dalak Büyümesi 4
  • Dalak Hastalıkları
  • Dalak Otu, Yer Palamutu Mayası Otu
  • Damar Hastalıkları Belirtileri
  • Damar Hastalıkları Nelerdir
  • Damar Yoluyla Verilen Maddeler
  • Damla Hastalığı
  • Damla Hastalığı Ve Perhiz
  • Dar Giysiler Giymemek
  • Deneysel Patoloji
  • Tansiyon

    Hastalıkları