Alışveriş Sepeti
Okuduğunuz makale ile ilgili aklınıza takılan sorular için uzman kadromuz hizmetinizde.

Sorunuzu sorun, uzman kadromuz sorunuzun cevabını hemen e-posta adresinize göndersin.
Uzmana Sor
Tansiyon Düşüklüğü
(YKSK-TNSYN) Alıç Karışımlı Set
156,00 TL
Ürün Fiyatı

153
Adet Satıldı

İncele
Hemen Al
Tansiyon Düşüklüğü

Tansiyon Düşüklüğü ve bitkisel tedavi yöntemleri hakkında bilgiler bu makalede yer almaktadır. Tansiyon düşüklüğü ile ilgili tüm açıklamaları bu makalede inceleyebilirsiniz...

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Akın, tansiyon düşüklüğünün genelde 25-30 yaş grubunda görüldüğünü söyledi. Akın, su ve kan kaybı, beslenme bozuklukları, kalp yetmezliği ve idrar söktürücü ilaçların fazla alınması halinde ve ateşli durumlarda kan basıncının düşebileceğini kaydetti. Tansiyon düşüklüğünün, baş dönmesi, göz kararması, halsizlik, kalp çarpıntısı, yorgunluk, uyku hali ve görme bozukluklarıyla varlığını gösterebildiğini ifade eden Akın, “Düşük tansiyon, yüksek tansiyon kadar yaygın değildir.

Daha çok 25-30 yaş grubunda yer alan gençlerde bu hastalığa rastlıyoruz. Tansiyon düşüklüğü erkeklere nazaran kadınlarda daha sık görülüyor” şeklinde konuştu. Tansiyonu düşük olanların kalp damar hastalıklarına yakalanma oranının yüksek tansiyona göre daha düşük olduğunu dile getiren Akın, düşük tansiyonun tedavisinde hastalığa yol açan sebebe bağlı olarak belli bir programın uygulanacağını kaydetti.

“Tansiyonu düşük olanlar gıdalarına dikkat etmeli, aşırı sıcak ve yorgunluktan uzak durmalıdır” diyen Prof. Dr. Mustafa Akın, tansiyon düşünce içilen tuzlu ayranın geçici bir çözüm sağlayacağını, tansiyonu düşen kişilerin hekime başvurmaları gerektiğini dile getirdi.

Tansiyon düşüklüğü`nün şakası yok

Hipertansiyon ve Arteroskleroz Derneği‘nin düzenlediği kongre, dünyanın en ünlü uzmanlarını bir araya getirdi.

Hipertansiyon ve Arteroskleroz Derneği‘nin düzenlediği kongre, dünyanın en ünlü uzmanlarını bir araya getirdi. Polat Renaissance Oteli‘nde Prof. Dr. Serap Erdine‘nin başkanlığında gerçekleştirilen konferansın ilk gününde, tansiyonun şişmanlık ve şeker hastalığı ile ilişkileri tartışıldı. Ünlü doktorlar irsiyetin, sinir sisteminin ve böbreklerin kan basıncına tesirlerine dikkat çektiler. Kongreye Avustralya‘dan katılan J. Chalmers, yüksek tansiyon vakalarının gelişmiş ülkelerden ziyade, kalkınmakta olan ülkelerde görüldüğüne dikkat çekti. Chalmer‘e göre “bunda eğitimin, beslenme alışkanlıklarının ve meslek gruplarının” elbette tesiri var. Ancak problem, yakabildiğinden fazla enerji almaktan kaynaklanıyor.

Tansiyon düşüklüğü felakettir

Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bilgin Timuralp, yüksek tansiyonun “ulusal bir felaket” olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek, “Yüksek tansiyon, erişkin nüfusumuzun yarıya yakınında saç dökülmesi kadar yaygın” dedi. Antalya‘da düzenlenen “Türk-İtalyan Hipertansiyon ve Ateroskleroz Kongresi”ne katılan Timuralp, yaptığı açıklamada, hipertansiyon (yüksek tansiyon) tedavisinde kişiye özel ilaç seçiminin önemine dikkati çekti.

Kadınlarda menopoza girdikten sonra hipertansiyon görülme riskinin arttığını bildiren Timuralp, bu artışta menopozdan sonra alınan kilolar ve hormonlardaki değişimin etkili olduğunu söyledi. Tansiyonun kişilerde kolay kolay şikayet oluşturmadığını ve hastalarının çoğunun “Vücudum bu tansiyona alıştı” şeklinde sözler sarfettiğini vurgulayan Timuralp, “Hiçbir vücut yüksek tansiyona alışmaz. Sonunda bir fatura gelir, ya kör olur, ya felç olur. Ödeyemeyen hayatını kaybeder, ödeyebilen sakat kalır. Bu sakatın devlete, millete, aileye maliyeti çok ağır olur” dedi. Timuralp, yüksek tansiyonu “aleyhte işleyen bir puan” şeklinde tanımladı.

Tansiyon düşüklüğü genç hastalığı


Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Akın, tansiyon düşüklüğünün genelde 25-30 yaş grubunda görüldüğünü söyledi. Akın, su ve kan kaybı, beslenme bozuklukları, kalp yetmezliği ve idrar söktürücü ilaçların fazla alınması halinde ve ateşli durumlarda kan basıncının düşebileceğini kaydetti. Tansiyon düşüklüğünün, baş dönmesi, göz kararması, halsizlik, kalp çarpıntısı, yorgunluk, uyku hali ve görme bozukluklarıyla varlığını gösterebildiğini ifade eden Akın, “Düşük tansiyon, yüksek tansiyon kadar yaygın değildir.

Daha çok 25-30 yaş grubunda yer alan gençlerde bu hastalığa rastlıyoruz. Tansiyon düşüklüğü erkeklere nazaran kadınlarda daha sık görülüyor” şeklinde konuştu. Tansiyon düşüklüğü olanların kalp damar hastalıklarına yakalanma oranının yüksek tansiyona göre daha düşük olduğunu dile getiren Akın, düşük tansiyonun tedavisinde hastalığa yol açan sebebe bağlı olarak belli bir programın uygulanacağını kaydetti. “Tansiyonu düşük olanlar gıdalarına dikkat etmeli, aşırı sıcak ve yorgunluktan uzak durmalıdır” diyen Prof. Dr. Mustafa Akın, tansiyon düşünce içilen tuzlu ayranın geçici bir çözüm sağlayacağını, tansiyonu düşen kişilerin hekime başvurmaları gerektiğini dile getirdi.

Türk Kardiyoloji Derneği Hipertansiyon Çalışma Grubu ve Hipertansiyonla Mücadele Derneği Başkanı Prof. Dr. Remzi Önder, hastalığın klinik belirtilerinin az olması nedeniyle genellikle bilinmediğine dikkati çekerek 20 yaşını geçen kişilerin yılda en az 4-5 kez tansiyonlarını ölçtürmeleri gerektiğini söyledi.

Prof. Önder, yetişkinlerde tansiyonun büyük 140, küçük 90 ve üzerinde çıkması halinde mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade etti. Prof. Önder, Türkiye'de tansiyonla ilgili geniş çaplı bir tarama olmadığını, Ege Bölgesi'nde yaptıkları taramalarda, yetişkinlerde yüzde 18-20 oranında tansiyona rastlanıldığını kaydetti.

Tansiyonun kişi üzerindeki etkisinin farklı olduğunu belirten Prof. Önder, hastalığın öldürücü ve ciddi hasarlara yol açtığını, bu nedenle vatandaşların hastalık konusunda çok dikkatli olmaları gerektiğini dile getirdi. Prof. Remzi Önder, hastalığın en belirgin özelliğinin ensede tutukluk, baş ağrısı, baş dönmesi, burun kanaması, uykusuzluk ve sinirlilik olduğunu anlatarak tansiyonun kalp ve kroner hastalığını çabuklaştırdığını, felç ve böbreklerde bozukluk ile gözde körlüğe neden olabildiğini söyledi.

Önder, Türkiye'de en yaygın hastalıkların başında tansiyonun geldiğini, yaklaşık 10-12.5 milyon kişinin tansiyon hastası olduğunu bildirdi.

Tansiyon düşüklüğü olanlar Spor yaparken dikkat etmeli!

Sağlıklı yaşam için yapılan bilinçsiz spor, özellikle 50-60 yaşın üzerindeki ve tansiyon, koroner kalp gibi hastalıkları bulunanları tehdit ediyor. Prof. Dr. Koptagel İlgün, bilinçsiz yapılan sporun, kalp krizlerine bile neden olabileceğini söylüyor. Özellikle aşırı kiloluların, spora sağlıksız bir şekilde başladıklarını belirten Prof. Dr. İlgün, bütün günü Stres içinde geçirip, sigara içen 50 yaşın üzerinde bir kişinin, akşam gençlerle birlikte çim sahada bir saat futbol oynamasının çok sakıncalı olduğunu vurguladı: ‘‘Kişiler yaşlarını, hastalıklarını ve organik yapılarını gözönünde bulundurarak spor yapmalıdırlar.

Bunlara dikkat edilmediği zaman krizlere kadar varan zararlı sonuçlarla karşılaşılabilir. Mesela, 50 yaşın ve ideal kilosunun üzerinde bir kişinin bir saat koşması çok zararlıdır. Bu kişi yavaş ve kısa sürelerle başlayıp, süreyi ve hızı artırarak, ritmik yürüyüş yapmalıdır. Bu haftada bir gün, bir saat koşmaktan çok daha yararlıdır. Özellikle, belli bir yaşa gelmiş. Kalp, tansiyon, damar sertliği gibi rahatsızlığı olanlar, spor yapmadan önce mutlaka doktorlarına danışmalıdırlar.‘‘

EVDE İKİ KİLOMETRE

‘‘Spora zamanım yok‘‘ demenin de çok yanlış olduğunu belirten Prof. Dr. Koptagel İlgün, herhangi bir engel yoksa periyodik olarak ritmik yürüyüş yapılabileceğini söyledi. Zamanı olmadığını belirten bir ev kadının da evin içinde pencereleri açarak yürüyüş yapabileceğini vurgulayan Prof. Dr. İlgün, ‘‘Ev bir baştan bir başa 20 metre olsa ve bir ev hanımı evin içinde 100 kez yürüse, 2 kilometre yürüyüş yapmış olur‘‘ dedi. Ritmik yürüyüşün ya da sporun, sıcakta, güneşin altında ve hava kirliliğinin yoğun olduğu akşam saatlerinde yapılmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. İlgün, spor için sahil ve ormanların ideal olduğunu da ekledi.

KİMLER PİKNİK TİP?

Sağlıksız spor, şüphesiz herkese zarar veriyor. Ancak özellikle piknik yapıda olanlar yani ‘‘tıknaz‘‘lar için risk daha da fazla. Hele piknik tipte olup, sigara da içiyorsanız, bilinçsiz yapacağınız spor sizin için daha da tehlikeli. Riski yükselten etkenlerden biri de stres. Astenik (ince, zayıf), atletik (güçlü kasları olan sportif) yapıdaki kişilerin, bilinçsiz yapılan spordan görecekleri zarar daha az. Prof. Dr. İlgün, piknik yapıdakileri, spor konusunda bilinçli davranmaları için özellikle uyarıyor. Bu kişilerde, koroner kalp hastalıkları, hipertansiyon, damar sertliği ve benzeri hastalıkların ortaya çıkma olasılığının yüksek olduğunu belirten Prof. Dr. İlgün, ‘‘Sigara da içiyorlarsa, bilinçsiz spor, çok riskli. Genetiklerinde bulunan yüksek tansiyon da bu kişilerin dikkatli davranmasını gerektiriyor. Piknik tipte olanların, tansiyonlarının durumunu bilmeleri ve kalp kontrolünden geçmeleri, sporu da bir uzmanın belirleyeceği çeşit ve sürede yapmaları gerekir. Spor dalının seçiminde, kişinin vücut yapısı gözönüne alınmalı‘‘ diyor.

Mide gazı kalbi sıkıştırır mı?‘

Ben 35 yaşında, uzun yol şoförlüğü yapan biriyim. Onikiparmak bağırsağımda ülser var. Bu, yakın zamana kadar bana bir rahatsızlık vermiyordu, sigara ve alkol kullanmadığım için çok sorun çıkartmıyordu. Son zamanlarda midem gaz yapmaya başladı. Zaman zaman yoğunlaşarak devam ediyor. Devamlı oturarak araç kullandığım için gazı çıkartmakta zorlanıyorum.

Bende tansiyon düşüklüğü de oluyor. Mümkün olduğu kadar dengeli beslenmeye çalışıyorum. Bu mide gazı, kalbin çalışmasını etkiler mi?

Tansiyon düşüklüğünün mide hastalığı ile bağlantısı var mı?

Mide hastalığı ülkemizde çok yaygın olan sağlık sorunlarından biri. Bunun oluşmasında çeşitli faktörler var. Öncelikle bünyenin buna eğilimli olması, daha sonra beslenme alışkanlıkları ve sigara, alkol, aşırı çay Kahve gibi bağımlılıklar da rol oynuyor.

Sizin iş yaşamınız da bu yönde olumsuz etki yaratabilir. Devamlı yolculuklar nedeniyle, düzensiz yemek saatleri, her zaman uygun yemeği bulamama, trafik nedeniyle yaşanan stresler midenin çalışmasını bozabilir. Yazımın başından beri, sizin ülseriniz onikiparmak bağırsağında olduğu halde, hep mideden bahsetmem dikkatinizi çekmiş olabilir. Oniki parmak bağırsağı, midenin hemen çıkışında yer aldığı için, birlikte ele alınıp tetkik ve tedavi edilir.

Midede oluşan gaz, karın ile göğüs boşluklarını birbirinden ayıran diyafram zarını yukarı iterek kalbin ve akciğerlerin bulunduğu alanı işgal etmek ister. Bu da kendini çarpıntı ve Nefes Darlığı şeklinde gösterebilirse de, ne kalpte ne de akciğerlerde bir bozukluğa neden olmaz.Tansiyon düşüklüğünün de mide hastalığı ile bağlantısı yoktur.

Sizin, sistemli bir şekilde mide tedavisine ihtiyacınız var. Bir iç hastalıkları uzmanına muayene olarak ilaçlarınızın ve perhizinizin belirlenmesi yararlı olacaktır.

Başım dönüyor

Yataktan hızlı bir şekilde kalktığınız zaman başınızın dönmesi, yerçekimi etkisine bağlı olarak beyne geçici bir süre için az kan gitmesi sonucunda ortaya çıkan bir durumdur. Tansiyon düşüklüğü olan kişilerde, yüksek tansiyon için ilaç kullananlarda, yeterince su içmeyenlerde ve damar sertliği olanlarda sık görülür. Herhangi bir tehlikesi olmamakla beraber, nedeninin bulunup ortadan kaldırılmasıyla, bu durum da artık görülmeyecektir.

Düşük tansiyonun zararı var mı?


Tam tersine yapılan istatiksel çalışmalarda düşük tansiyonluların ortalama yaşama sürelerinin çok daha uzun olduğu belirlendi. Ancak düşük tansiyonlular, özellikle yattıkları yerden birden ayağa kalktıklarında, beyne daha az kan gittiği için geçici başdönmeleri ya da sıklıkla halsizlik hissedebilirlerse de bunun pek önemi yoktur. Özellikle tansiyonun daha da düşük olduğu zamanlarda bol sıvı almak, belirtileri azaltmanın yanısıra tansiyonu da normale yaklaştırıcı etki yapacaktır.

En Çok Bu Yazılar Okunuyor
Sizin İçin En Son Bunları Yazdık
Yorumlar Konuya Yorum Yapın

Konu ile ilgili düşüncelerinizi paylaşın.

Tansiyon

Düşüklüğü