Alışveriş Sepeti
Okuduğunuz makale ile ilgili aklınıza takılan sorular için uzman kadromuz hizmetinizde.

Sorunuzu sorun, uzman kadromuz sorunuzun cevabını hemen e-posta adresinize göndersin.
Uzmana Sor
Hastalığınız ile ilgili sormak istediğiniz soruyu tıbbi ve aromatik bitkiler uzmanlarımıza buradan sorabilirsiniz.

Sorduğunuz sorunun cevabını uzmanlarımız en kısa sürede size dönerek cevaplayacaktır.
Uzmana Sor
şeker hastalığında beslenme
şeker hastalığında beslenme
Hastalığınız İle İlgili Uzmanımıza Soru Sormak İçin Tıklayın

C ve E vitaminleri, Diyabet tedavisinin de en önemli besin maddelerindendir çünkü diyabet hastalarında krom eksikliği çok sık görülür. Üç kişiden ikisini etkileyen hipoglisemiden, on beş milyon Amerikalının hastalığı diyabete kadar herhangi bir kan şekeri sorunu olan ve üçte birinin de bu sorunundan haberdar olmadığı Amerikalıların en büyük dertlerinden biridir.

Kan şekeri düzeylerinde büyük dalgalanmalar yaşayanlar için krom pikolinat uygun bir ilave madde olabilir. Dozaj kişiden kişiye değişse de günde 200-400 mikrogram bence en iyi sonuçları verir. Ancak bu kullanım mutlaka doktor gözetimi altında gerçekleşmelidir çünkü ek madde şeklindeki krom, insülini etkiler. Bazı kişiler hapın markasına bağlı olarak değişen yan etkiler yaşayabilirler. Cilt döküntüsünden baş dönmesine farklı şekillerde görülen bu yan etkiler, hekiminizle konuşana kadar maddeyi kullanmamanız gerektiğine işarettir.

Neyse ki krom bir çok gıdada bulunur. Bunların arasında kabuklu pirinç, peynir, et, bira mayası, tam tahıllar, kuru fasulye, pekmez, dana ciğeri, tavuk, yumurta, süt ürünleri, mantar, mısırözü yağı ve patates vardır. Bu şekilde çoğu kişi ihtiyaç duyduğu kromu uygun bir beslenmeyle alabilir. C ve E vitaminlerinin diyabet tedavisinde temel olarak nasıl etki gösterdiklerini öğrenmeden önce bu hastalığı anlamalısınız. Diyabetin üç şekli vardır. Birincisi olan diabetes insipidus'u 1950'lerde televizyon izlediyseniz bilirsiniz. Diyabet o zamanlar anlaşılmaya başladığından çeşitli tıbbi örgütler halkın bu konuda mutlaka bilgi edinmesini istediklerinden televizyona bilgilendirici reklamlar veriyorlardı. Bu reklamlarda uyarı sinyallerinin altı çiziliyordu. Fiziksel etkinlikten bağımsız yoğun susuzluk hissi ve ne kadar içtiğinizden bağımsız yüksek miktarda idrar.

Bugün hala bu uyarı sinyalleri hakkında konuşsak da son zamanlarda keşfedilen diabetes mellitus tip 1 ve II ile değil, üç diyabet şekli arasında en ender görüleni olan diabetes insipidus ile bağlantılı olduklarını biliyoruz. Diabetes insipidus, hipofiz bezinin vasopresin hormonunu yeterli ölçüde üretememesinden ya da böbreklerin bu hormona yeterli ölçüde reaksiyon gösterememesinden kaynaklanır. Genelde bu hipoflz bezinin hasar görmesinin bir sonucudur.

Daha yaygın şekillerden diabetes mellitus (DM) tip I'e gençlik diyabeti de denir çünkü çocuklar ve gençlerde sık sık görülür. Pankreas'ın insülin salgılayan beta hücreleri, bir virüs ya da otoimmun sorunu yüzünden hasar gördüğünden hasta insülin bağımlısıdır. Her durumda dışarıdan insülin verilmesi şarttır.

DM tip I'in bazı semptomları diabetes insipidus'a çok benzer. Anne ve baba, alt ıslatma bittikten yıllar sonra çocuğun altını ıslattığını farkeder. Çocuk devamlı susar ve sık sık idrara çıkar. Her zamanki kadar, hatta daha çok yemesine karşın kilo kaybeder. Yorgundur ve midesi bulanır, bu kusmaya da yol açabilir. Tüm bunlar dikkat edilmesi gereken alarm işaretleri ve semptomlardır.

Tip II DM, özellikle ailesinde hastalığı geçiren biri olan yetişkinlerde görülür. Bu durumlarda pankreasın salgıladığı insülin kan şekerini kontrol edemez. Bu da yorgunluk, baş dönmesi, susuzluk hissi, bulanık görme, cilt enfeksiyonları, ayaklarda karıncalanma ya da uyuşmaya neden olur. Ayrıca hasta sık sık idrara çıktığından bu erkeklerde penis başı ve sünnet derisinin enflamasyonuna neden olabilir.

Ne yazık ki diabetes insipidus'un tersine semptomların çoğu yadırganmadığından hasta doktora gitme ihtiyacı hissetmez. Bazı insanlar aylar, hatta yıllar boyunca diyabet hastası olabilir ama semptomları fazla çalışma, evlenme, boşanma, çocuk doğurma, taşınma gibi yaşam biçimi değişikliklerine ya da az uyumaya bağlarlar. Ancak uzun süre acı çektikten sonra bir sorun olduğunu düşünüp hastalığın teşhisini koyacak doktora giderler.

Gördüğümüz gibi kötü beslenme, tip II DM'de bir etkendir. Bu da genellikle yeterince lif ve kompleks karbonhidratlar içermeyen işlem görmüş gıdaların yenmesi anlamına gelir. Bol bol şekerleme, pasta ve hamur işi elbette hastalığa davetiye çıkarsa da mutlaka şeker fazlasından olması gerekmez. Alkolikler ve uyuşturucu bağımlıları da hastalığa çok yatkındır çünkü tam da bağımlılıkları bedenlerini Stres altına soktuğunda iyi beslenmeyi ihmal ederler. Şeker alkollü içkilerden sigaraya, genelde bütün bağımlılık yapıcı maddelerde bulunur. Sigara tütünü şekerle işlem gördüğünden, sigarayı bırakmaya çalışanların canının devamlı tatlı istemesi de sigaradan kaynaklanan hipoglisemiye işarettir.

Bu diyabet şeklinin bir yan etkisi, hastanın tatlıyı sağlıklı bir insan kadar kolay hissedememesidir. Tat alamadığı için diyabet hastaları diğerlerinden çok daha fazla şeker ve tatlandırıcı kullanır. Tedavi gören uyuşturucu bağımlılarında, kan ya da idrar tahlili yapılmadıkça bu diyabet şekli aylarca gözden kaçabilir. İnsülinin C vitamininin hücrelere girmesine yardım ettiğini öğrenince bu vitaminin sağlıklı bir bağışıklık sistemi için ne kadar önemli olduğunu anlayabilirsiniz. İnsülin yetersizliği yaşayan diyabet hastasının hücrelerinde de büyük ihtimalle C vitamini yetersizliği vardır. Bu yüzden diyabet hastalarının C vitamini alması çok önemlidir. Ben günde 2000-5000 miligram arası C vitamini ve biyoflavonoit öneririm.

Diyabet teşhisi konmazsa ya da hekim diyabet hastasında C vitamini alımını artırma ihtiyacından habersizse başka sorunlar baş gösterir. Küçük. yaralar çok kanar ve yavaş iyileşir. Başta iskemi (yetersiz 'kan akışı) ve kangren olmak üzere kan dolaşımı sorunları çıkabilir. Kolesterol düzeyi yükselir ve bağışıklık sistemi zayıflar. Protein glikosilasyonu ve sorbitol birikmesiyle de göz ve sinir hastalıkları ortaya çıkabilir. Günde alacağınız iki gram C vitamini tüm bu sorunları ortadan kaldırmaya ya da hafifletmeye yeter.

E vitamini ayrıca uzun süredir diyabet hastası olanların yaşadığı komplikasyonları giderir ve insülinin etkinliğini artırır. C vitamini de E vitamininin etkisini artırdığından ikisi birlikte oksidasyonun yol açtığı stresi azaltabilir. E vitamininin bu hastalığa eğilimi olanlar için en önemli etkisiyse başlamasını önleyebilmesi ya da geciktirebilmesidir. Ben diyabet hastaları için günde 800 ila 1200 IU E vitamini öneririm. Ayrıca beslenmenize günde 200 mikrogram krom pikolinat eklemeyi deneyin. Glikostikasyonu kontrol ederek bedeninizin karbonhidratları, yağları ve proteinleri metabolize etmesini sağlar. Ayrıca enerjiyi artırıp iştahı azaltması da mümkündür.

En Çok Bu Yazılar Okunuyor
Sizin İçin En Son Bunları Yazdık
Yorumlar Konuya Yorum Yapın

Konu ile ilgili düşüncelerinizi paylaşın.

şeker

hastalığında

beslenme