Alışveriş Sepeti
Okuduğunuz makale ile ilgili aklınıza takılan sorular için uzman kadromuz hizmetinizde.

Sorunuzu sorun, uzman kadromuz sorunuzun cevabını hemen e-posta adresinize göndersin.
Uzmana Sor
Hastalığınız ile ilgili sormak istediğiniz soruyu tıbbi ve aromatik bitkiler uzmanlarımıza buradan sorabilirsiniz.

Sorduğunuz sorunun cevabını uzmanlarımız en kısa sürede size dönerek cevaplayacaktır.
Uzmana Sor
Hipertansiyonun Bitkisel Tedavisi
Hipertansiyonun Bitkisel Tedavisi
Hastalığınız İle İlgili Uzmanımıza Soru Sormak İçin Tıklayın

Hipertansiyonun Bitkisel Tedavisi

Bitkiler ve bitkiler içeren ilaçlar ile tedavi, sadece ülkemizde değil, tüm dünyada tıp çevrelerini meşgul eden konuların başında gelmektedir. ABD’de kronik hastalıkları olan hastaların yaklaşık yarısından çoğu, bitkiler ve bitkisel ilaçlardan medet ummakta ve kullanmaktadırlar. Bu sayının her geçen gün daha da arttığı yapılan çalışmalar ile gösterilmiştir.
 
Ülkemizdeki durum hakkında yapılmış bir çalışma mevcut değildir. Ancak birçok hastanın, bitkilerden ve bitkisel ilaçlardan medet umdukları ve kullandıkları hekimler tarafından gözlenmektedir. Peki niye insanlar bu tür bitkilerden ve bitkisel ilaçlardan medet umarlar, başlıklar halinde yazalım:
 
• Bugün tıp ne kadar ilerlerse ilerlesin, bazı müzmin hastalıklar konusunda yetersiz kalabilmektedir. Bu nedenle kişiler, değişik arayışlara girmektedirler,
 
• Doğal ilaç olarak düşünüldüğünden, zararları yokturinancı mevcuttur,
 
• Bazı kişiler, modern sağlık hizmetine ulaşmada güçlük ile karşılaşırlar, bu nedenle bitkiler ve bitkisel ilaçlardan medet umarlar,
 
• Bazı kişilerde ilaç korkusu çok fazladır, ilaç yan etkisini çok abartırlar. Bu nedenle yan etkisi olmadığını zannettikleri bitki türü ilaçlara yönelirler.
 
Aslında birçok ilaç, bitkilerden elde edilmektedir, piyasada satılan ilaçların yaklaşık % 25’i bitkisel kökenlidir. Ancak bu maddelerin ilaç haline gelmesi için birçok araştırma yapılmakta, hastalık üzerine etkenliği kanıtlandıktan ve yan etkileri incelendikten sonra piyasaya sürülmektedirler.
 
Bitkiler ile tedavi çok eski çağlardan beri hasta tedavisinin en önemli uğraşlarından birisi olmuştur. Milattan önce 4.000 yıl öncesinden beri bitkiler ve baharatlar ile tedavi yapılmaya çalışılmıştır. Sümerlerde, Mısır’da bunlarla ilgili birçok yayın mevcuttur. Büyük tıp bilgini Hipokrat, yaklaşık 300’e yakın şifalı bitki tarif etmiştir. Galen ise, çeşitli bitki karışımları içeren yaklaşık 100’e yakın formül bildirmiştir. 17. yüzyıla kadar bu bilginlerin tarifleri, Avrupa’da tedavide kaynak olarak kullanılmıştır. 
 
Çin’de ise M.Ö. 2500 yılından itibaren, bitkilerin ve baharatların tedavi gücünden bahsedilmiştir. Hindistan’da bitkilerle tedavi olarak bildirilen Ayurveda, 5000 yıl önce Himalayalardan başlayarak geliştirilmiştir. Büyük İslam bilgini İbni Sina da bitkiler ve bitkiler ile tedavinin gücünden bahsetmiş ve yayınlamıştır.Yüzyıllardan beri hastalık tedavisinde kullanılan bazı bitkileri reddetmek doğru değildir. 
 
Vurgulamak istediğim en önemli noktalardan birisi, ilaç endüstrisinin günümüzde çok geliştiği ve hastalıkların tedavisi için çok önemli silahları hekimlerin kullanımına sundukları gerçeğidir. Bu sayede insanların ömrü uzamış, birçok hastalığın tedavisi olanakli hale gelmiştir. Bu hastalıkların başında da yüksek tansiyon gelmektedir.İlaç olarak kullanılan bitkiler iyi incelenip, yan etkileri araştırıldıktan sonra hastaların kullanmasında sakınca olmaz. Ancak dünyada ilaç olarak kullanılan bitkiler ile ilgili inceleme çok fazla yapılmamakta, denetimsiz bir şekilde bu bitkiler satılmaktadırlar.
 
Bitkiler ile tedavi yüzyıllardan beri önemli bir ilgi kaynağı olmuştur ve gelecek yıllarda da ilgi kaynağı olmaya devam edecektir. Bitkiler ile tedavinin gizemli bir yönü vardır. Tıp bu güçten yararlanmaktadır, yararlanmaya devam edecektir. Ancak bilimsel kurallardan ayrılmamak gereklidir.Bu bölümde vurgulamak istediğim noktalardan birisi, hastanın bitkilerden yarar gördüğünü kabul etsek bile, yüksek tansiyon, şeker, Damar Sertliği gibi hastalıklar süreğen, yani kronik hastalıklardır. Bir günde oluşmadığı gibi, kısa bir süre içinde de geçecek hastalıklar değildirler. 
 
Hastaların ömür boyunca tedavi olmaları gerekmektedir. Yararı olduğuna inanılan bir bitki, kaç gün süreyle yenilebilir? İnsan aynı yemeği kaç gün üst üste yiyebilir? Böyle düşünüldüğü zaman, etkenliği kanıtlanmış, yan etkisi bilinen bir ilacı kullanmak daha doğru değil mi?Peki şimdi soracaksınız, “Bitkilerden yüksek tansiyona iyi gelenler var mıdır?” Evet vardır, rauvvolfia ve veratrum isimli bitkiler tansiyonu düşürmektedirler. Bu bitkilerden elde edilen ilaçlar bir süre yüksek tansiyon tedavisinde kullanılmışlardır. 
 
Ancak bazı yan etkileri nedeniyle uzun bir süredir kullanılmalarından vazgeçilmiştir.Tansiyonu yükselten bitkiler ve bitkisel ilaçlar var mıdır? Evet vardır, özellikle efedra adlı maddeyi içeren bitkiler ve bitkisel ilaçlar kan basıncını yükseltebilirler. Ada çayı ve Ginseng gibi maddeleri içeren bitkilerin, uzun süre kullanıldıkları zaman tansiyonu yükselttikleri gösterilmiştir. Ayrica bazı bitkiler ve bitkisel ilaçlar, karaciğer üzerinden tesir yaparak, yüksek tansiyonda kullanılan ilaçların etkilerini azaltabilirler.
 
Bitkiler ve bitkisel ilaçlar ile tedavi gören hastaların yan etkilerini düşünerek doktorlarına danışmaları, tetkik yaptırarak yan etkilerini araştırmaları gerekmektedir. Nasıl olsa doğal ilaçtır, yan etki yapmaz diye bir düşünceye kapılmak doğru değildir. Hekimlik hayatımda bitkileri ve bitkisel ilaçları bilinçsiz şeklide kullanırken, yan etki saptadığım birçok hasta mevcuttur. Hekim arkadaşlarımın da başından bu tür olaylar geçmiştir. Ancak hastaların önemli bir kısmı bitkisel ilaç kullandığını hekimlere söylemezler. Bunun iki nedeni vardır, birincisi nasıl olsa ilaç değil, hekime söylememe ne gerek var diye düşünülmesi, İkincisi ise hekimlerin kızacaklarından çekinilmesidir. 
 
Bu nedenle hekimlerin hastalarına bu tür ilaç kullanıp kullanmadıklarını ısrarla sormaları gerekmektedir.Özetle söylemek istediğim en önemli nokta, bitkiler ve bitkisel ilaçlar ile yüksek tansiyonu tedavi etmeye çalışmak, hastanın hayatını riske atmaktan başka bir işe yaramaz. Bu konu özellikle akılda tutulmalıdır. Bunun yanında hastayı rahatlatan bazı bitkilerden yapılmış çayların ve ıhlamurun zararı yoktur, kullanılabilir.

Hipertansiyon Nedir

Hipertansiyon basit olarak yüksek kan basıncı demektir. Kan damarları bir ağacın dalları gibi kalpten çıkıp tüm organ ve hücrelere gerekli oksijen ve besin maddelerini ulaştıran kan hücrelerini taşırlar. Damarlarımızdaki kanın hücrelere ulaşması ancak bir basınç altında akmasıyla mümkündür ki biz buna kan basıncı diyoruz.

Bugün kabul edilen kan basıncı değeri istirahat halindeki normal bir yetişkinde 120/80 mmHg’dır (milimetre civa). Herhangi bir kişide kan basıncı uyku sırasında düşük, sinirli ya da heyecanlıyken yüksektir. Normal şartlarda, sürekli olarak kan basıncı 120/80 mmHg üzerinde olan kişiler hipertansiyon hastalığı adayı kabul edilmektedir. Kan basıncı devamlı olarak 140/90 mmHg üzerinde seyrediyorsa hipertansiyondan bahsedilir.

Hipertansiyon kalp hastalıkları için ana bir risk faktörüdür. Eğer tedavi edilmezse beyin dolaşımı, kalp, damar, göz ve böbrek hastalıkları için ciddi hastalık ve ölüm oranlarında artışa sebep olur. Bir kez teşhis yapılıp tedavi başlanırsa artan kan basıncı düşürülebilir, kalp ve kalp dolaşım sistemindeki hastalık riski azaltılabilir.

Hipertansiyonun Sınıflandırılması

1. Birincil(Esansiyel) Hipertansiyon

Hipertansiyon vakalarının %90’ı nedeni bilinmediğinden Birincil (Esansiyel) Hipertansiyon olarak adlandırılır. Bilinen kesin bir nedeni yoktur.

2. İkincil Hipertansiyon

Böbrek Hastalığı (böbrek doku ve damarlarında bozukluk)
Böbreküstü bezlerinin çeşitli hastalıkları
Bazı ilaçlar(doğum kontrol hapları; kortizon, soğuk algınlığı ilaçları v.s)
Gebelik
Beyin tümörü veya kafa içi basıncın artması
Alkol kullanımı gibi çeşitli nedenlere bağlı olabilir
Risk Grupları

Esansiyel Tipte yüksek tansiyonun nedeni bilinmese de gelişmesini kolaylaştıran bazı faktörler sıralanabilir:

Kalıtım: Ailesel yatkınlık
Cinsiyet: Erkeklerde daha sık görülmekle birlikte kadınlarda menapoz sonrası görülme sıklığı artar
Yaş: Genellikle 35 yaş üzerinde ortaya çıkar
Obesite
Alkol
Sigara
Diyabet
Yanlış beslenme ve tuzlu diyetler
Hareketsiz yaşam şekli
Doğum kontrol ilaçları kullananlar
Stres

Hipertansiyonun Belirtileri Nelerdir?
Zaman zaman sinsi bir şekilde belirti vermeden de ortaya çıkabileceği gibi özellikle ense kökünde zonklayıcı tarzda baş ağrısı, bulantı-kusma, burun kanaması, uyuşukluk, yorgunluk, endişe, kulak çınlaması, bulanık görme veya gözlerde kararma ve fazla idrar çıkarma gibi belirtiler göz ardı edilmemeli, hipertansiyon yönünden araştırılmalıdır.
En Çok Bu Yazılar Okunuyor
Sizin İçin En Son Bunları Yazdık
Yorumlar Konuya Yorum Yapın

Konu ile ilgili düşüncelerinizi paylaşın.

Hipertansiyonun

Bitkisel

Tedavisi