Alışveriş Sepeti
Okuduğunuz makale ile ilgili aklınıza takılan sorular için uzman kadromuz hizmetinizde.

Sorunuzu sorun, uzman kadromuz sorunuzun cevabını hemen e-posta adresinize göndersin.
Uzmana Sor
Dikkat Eksikliği Tedavisi
Hastalığınız hakkında merak ettiklerinizi uzmanımıza sormak için tıklayın, hemen cevaplasın.
Dikkat Eksikliği Tedavisi İçin Neler Yapılmalı ? Sorusuna yanıt olarak dikkat eksikliği tedavisi hakkında faydalanacağınız bilgiler bu makalede yer almaktadır.

DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE


Dikkat eksikliği ve hiperaktivite (DEH), çocuk ve gençlerin ruh sağlığını, aile içi ilişkilerini, okul başarılarını olumsuz etkiler. Okul ve uyum sorunları nedeniyle pek çok aile, çocuk ruh sağlığı ile uğraşan uzmanlara başvurmaları gerektiği halde başvurmamaktadır.

Başvurmak çok önemli bir adım olmansına rağmen gecikmiş olarak başvuranlar çoğunluktadır. İlişkiler bozulduğunda, aşındığında, yıprandığında, bazen öğretmen zoruyla, bazen de son çare olarak uzmana başvurulduğu çoğunlukla görülmektedir.

Günümüzde dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluluğundan (ADHD) ilk kez 1902 yılında Still söz etmiştir. Still “Çocuklarda abnormal fiziksel durumlar” makalesinde 20 çocuktaki ortak özellikleri “dikkatsizlik, aşırı hareketlilik, saldırganlık, disipline direnmek, karşı gelmek, kanun tanımazlık, aşırı heyecanlılık” olarak bildirmiştir. Bu belirtiler, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu olan çocukların temel belirtileridir.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite, çoğunlukla terbiyesizlik veya ailenin çocuğa yeteri kadar disiplin kuramamasıyla karıştırabilmektedir. Böyle özellikleri taşıyan çocuklar hem fazla hareket etmekte, hem de her şeyi ellemek, tutmak, eline almak ve içini açmak istemektedirler. Bu durum ailelerin çocuklarını düzenli olarak uyarmak, kontrol etmek, azarlamak durumunda kalmalarını getirmektedir.

Bu da çocuğu irrite eden bir durumdur. Yine bu çocuklar hareketli olmalarından dolayı çok fazla düşmek, kalkmak, yaralanmak, bir yerlerini sakatlamak gibi durumlarla çok sık karşılaştıkları için ailelerin, özellikle annenin çocuğun kazalara açık olması ile ilgili olarak çocuğun arkasından düzenli olarak koşturması, çocuğu daha fazla harekete itebilecektir. Bizim geleneksel terbiye anlayışımızda, hareket ve dokunma yoluyla öğrenmeye çalışan çocuklara tutumumuz “”koşma, atlama, zıplama, dolaşma, otur, dur, dokunma, elleme, bırak” diyerek öğrenme yolunu engellemektir. Hareket ederek öğrenmeye çalışan pek çok çocuk, büyükleri rahatsız ettiği için kolayca kısıtlanabilmektedirler.Bu kısıtlama yukarda da belirttiğimiz gibi çocuğun kendisini kötü hissetmesine sebep olabilir. Gerçek “hiperaktif” in en belirgin özellikleri, çocuğun düşünmeden hareket etmesi ve dikkatini, davranışlarını, hareketlerini kontrol edememesidir. Bu güçlüklerinden ötürü hiperaktiflerin “terbiyesi” çok daha güçtür. Onlara tutarsız, belirsiz, katı, anlayışsız, disiplinsiz davranılırsa davranış ve ilişki sorunları artar.

Dikkat eksikliği' de hatalı terbiye ve disiplin yaklaşımı ile artabilir. Özellikle gelişimin hızlı olduğu okul öncesi dönemde, tam oyununa konsantre olan çocuğun dikkatini, yetişkinler, yemek, Banyo gibi nedenlerle bozabilmekte,çocuğun gözünden olaya bakamadıkları için planlarını 5-10 dk ertelemenin yararını fark edememektedir. Çok karmaşık, dağınık uyaranların olduğu çocuk odaları, oyun köşeleri de dikkatin kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir. Hiperaktiviteye genelde eşlik eden “dikkat eksikliği” de bu tür hatalı terbiye yaklaşımının sonucunda daha büyük sorun haline gelebilir.

ERKEN BELİRTİLER

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite sorunu 7 yaşından önce kendini göstermesine rağmen asıl büyük rahatsız edici uyum sorunları 7 yaşı ile birlikte başlamaktadır. Bu sorun çocuğun anneni karnına geldiği noktadan tüm hayatı boyunca devam edecek bir durum olmasına rağmen özellikle çocuk yuvaya başlayacağında aile bu sorunları daha belirgin olarak yaşamaya başlayabilir. Bazı durumlar da da çocuk yürümeye başladığında aile özellikle anne çocukla iletişimide ve çocuğu kontrol etmekte çok büyük zorluklar yaşar. Özellikle çocuğun Uyku konusunda zorlandığını görür. Erken tanı ve müdahale her sorunda olduğu gibi çok önemlidir. Hiperaktivite sorunu 0-100 arasında bir derecelenmeye sahip bir durumdur. Bazı çocuklar %10 – 20 arasında bir hiperaktiviteye sahip olurken, bazıları %40-50 arasında, bazıları da %70-100 arasında hiperaktif belirtileri gösterebilirler ve taşıyabilirler. Bu çocukların çoğu şu belirtileri gösterebilirler.

•  Anne karnında çok hareketlidirler

•  Zor bebektirler

•  Göz temasından kaçınırlar

•  Sürekli ve her ortamda hareket ederler

•  Kontrol edilmeleri zordur

•  Ani ve düşünmeden hareket ederler

•  Düşünmeden konuşurlar

•  Dikkatleri çok kısa süreli ve dağınıktır.

•  Sakardırlar

•  Kazaya yatkındırlar

•  Dikkat gerektiren oyun ve aktivitelerde zorlanırlar

•  Kağıt kalemi doğru tutamazlar

•  Kitabı ters tutup ayakkabılarını ters giyerler

•  Sözlü yönergeleri dinleme ve izlemede güçlük çekerler

•  Yaşıtlarıyla ilişkide güçlük çekerler

•  Jest-mimik ayırt etmekte zorlanırlar

Okul öncesi dönemde bu sorunlardan birinin bile olması risk faktörü sayılır; gelişmeyi olumsuz etkileyecek bütün riskler ortadan kalkana kadar bunların izlenmesi gerekir. Bunlar önemsenmez, doğru yardım alınmazsa sorunlar okula başlamayla artarak devam eder. Araştırmalar, ergenlik döneminde dikkat eksikliği ve hiperaktivite sorunu yaşayanların sorunlarının hareket sorunundan çıkarak davranışlarını kontrol edememe sorununa dönüştüğünü bildirmektedirler. İyi ve doğru yardım alanların bu sorunlarında %70'e kadar düzelme görüldüğü sonuçlar bize göstermektedir.

Hiperaktiviteli/hiperaktivitesiz dikkat eksikliğinde, terapinin başarısı, vakanın çok iyi değerlendirilmesine bağlıdır. Bu tür sorunu olan çocuk ve gençlere tanı konması oldukça titiz, dikkatli uzun süren değerlendirmeleri ve multidisipliner bir yaklaşımı gerektirir. Değerlendirme, psikiyatrik, medikal ve psiko-pedagojik durumun kapsamlı olarak incelenmesini içermelidir. Psikolojik inceleme sonuçları vakanın hem yetersiz, hem de güçlü olduğu alanları ortaya çıkarır. Hangi sorunlara terapi uygulanacağına ve hangi tekniklerin kullanılacağına karar verilmesini de sağlar.

Dikkat eksikliği hiperaktivite sendromunda tek başına ilaç ile iyi sonuç almak mümkün değildir. İlaç olgunun daha sakin oturmasına, dikkatini daha iyi kullanmasına yardım edebilir, ancak davranış, ilişki ve akademi alanındaki sorunlar için terapi teknikleri kullanılmadıkça ilacın yararları sınırlı kalır. İlaçla semptomlar kontrol altına alınması ile birlikte, çocuğa/gence kendini kontrol ve idare etme öğretilmelidir. Çocuk ve aileye uygulanan terapiler bir anlamda yeniden “eğitim” dir. Anne-baba eğitimi, anne-baba danışmanlığı yapılması zorunlu olan ilk adımdır.Bu tedavi yaklaşımında sadece bir aile alınabileceği gibi, aileler grup olarak da alınabilir. Yaş küçük olduğu oranda, terapi anne babaya odaklanmaktadır. Sorun davranışı değiştirecek onlardır. Okul çağındaki çocuğa, problem çözme stratejileriyle yaklaşmak daha uygundur. Gencin terapisinde iletişim becerilerini geliştirmek hedeflenir, bu nedenle gencin terapiye aktif katılımı gerekir.

Çocukla yapılacak terapinin aşamalarında yapılması gerekenler aşağıda sıralanmıştır

•  İç kontrol geliştirme,

•  Çocuğa / gence uygun ders çalışma yöntemleri geliştirme

•  Görsel, işitsel dikkat gibi yetersiz oldukları alanları geliştirmeye yönelik egzersizler

•  Potansiyelini doğru gerçekleştirme,

Duygusal, Davranışsal Eğitim/Terapi yaklaşımında bu bozukluğa sahip çocuk ve gençlerin psikolojik, duygusal, davranışsal sosyal problemlerini çözmeye yönelik bireysel ve/veya grup çalışmaları yapılır. Grup çalışmalarında yapılması planlanan adımlar

•  Güvenli davranış eğitimi

•  Sosyal beceri eğitimi

•  Duyguları tanıma eğitimi

•  Problem çözme becerilerini geliştirme eğitimi

•  Sanat terapisi

•  Travmatik yaşantıları çözümlemek ve performans arttırmak için EMDR tekniği Anne baba ve öğretmenlere yönelik bilgilendirme eğitimi adımları da aşağıdadır

•  Böyle bir çocukla ve bu durumla Başetme

•  Sevgi göstermek

•  Empati

•  Kabul etmek

•  Problemleri çözmek ve doğru karar vermek

•  Olaylar karşısında sakin kalabilmek

•  Hataları, öğrenme fırsatı olarak görebilmek

•  Ben dilini kullanmak

•  İşe yaramayan yaklaşımları değiştirmek

•  Sosyal beceriler

•  Sorumluluk vermek

•  Yardımseverlikte sınırı koyabilmek

Bu çocuklar için genel olarak yapılması gereken şeyler ;

•  Bir psikologla doğru zamanda işbirliğine girmek.

•  Öğretmenle iletişime girmek

•  Okulu ve öğretmeni bilgilendirmek

•  Tedavinin bir süreç olduğunun bilinmesi

•  Gelişmelerin izlenmesi.

•  Özgüvenin korunması

•  Yeniliklerin izlenmesi

•  Olumlu ve sabırlı olunması

•  Haklarını koruyan yönetmeliklerin takip edilmesi çok önemlidir.

ÖNERİLER

•  Onu olduğu gibi kabul ettiğinizi gösterin. Ders başarısı düşük olması konusunda kendisine destek vereceğinizi ve bu sorunun altından birlikte kalkabileceğinizi ona söyleyin.

•  Onu motive edin.

•  Kalabalık, hiperaktif çocuğu rahatsız eder. Kalabalıktan, kalabalık alışveriş ortamlarından kaçının. Fazla uyaran, hareketliliği arttıracaktır.

•  Disiplin kurallarınızda, isteklerinizde ve günlük işlerinizde tutarlı ve istikrarlı olun

•  Onu ev veya okul çevresindeki çocuklarla kıyaslamayın. Her çocuk kendisi olabildiği ölçüde doğru davranabilir.

•  Bu çocuklar çoğunlukla kolay anlaşılan, detaysız ve kesin yönergelere ihtiyaç duyarlar

•  Yanlışlar üzerinde durmayın. Olumlu davranışları için onu kucaklayın, güzel sözler söyleyin. Gerekirse minik ödüller verin. Unutmayın, hiperaktif çocuk o kadar çok eleştiri alır ki, olumlu desteğe ve sevgiye diğer çocuklardan daha fazla ihtiyacı vardır. Ancak hak etmediği ve doğru olmayan övgüler de bulunmayın

•  Çocuk heyecanlı ve hareketli olduğunda onu başka bir aktiviteye yönlendirerek dikkatini dağıtmaya çalışın.

•  Dayaktan, fiziksel cezalardan kaçının. Bunlar hiperaktif çocuklar için etkisiz cezalardır.

•  Uzun vadeli tehditlerde bulunmayın, cezalandırma, istenmeyen davranışın hemen ardından yapılmalıdır. 1 hafta boyunca TV izlemekten mahrum bırakmak çocuğu sadece hayal kırıklığına uğratacak ve engellenmiş olduğunu hissettirecektir. Ceza istenmeyen davranışa uygun olmalıdır.

•  Sınıf yapısı ve okul kuralları hiperaktif çocuk için oldukça zorlayıcıdır. Öğretmen çocuğun içinde bulunduğu durumu ayrıntıları ile bilmelidir. Bu bozukluğu tanıyan öğretmenin olumlu işbirliği kurma ihtimali daha kuvvetlidir.

•  Hiperaktif bir çocuk için büyük bir okul yerine, küçük bir okul ve mevcudu az bir sınıf daha elverişlidir. Kalabalık gruplar içinde dikkatlerini toplamaları zordur.

•  Çabuk sıkılan ve sık sık motive edilmeye ihtiyaç duyan bir hiperaktif çocukta özel öğretmen çok işe yarar. Becerikli bir özel öğretmen sınıfta tam günde öğrenemediği pek çok konuyu 1 saatte öğretebilir.

•  Çocuk ödevlerini yaparken kısa ara vermelidir. Bu aralara diğer çocuklardan daha fazla ihtiyaç duyar.

•  Mümkünse çocuk öğretmenin gözü önünde, pencereden uzak tahtaya en yakın bir yere oturmalıdır.

•  Oyun saatlerin azaltma, teneffüse çıkmama cezası yanlış olacaktır. Fazla enerjisini harcayamadığı için derste olumsuz davranışlar sergileyebilecektir.

•  Kesin kuralları olan, düzenli bir sınıf ve sınıf öğretmeni hiperaktif çocuk için uygundur. Serbest bir sınıf ortamında dağılabilirler.

•  Sınıf düzeni oluşturulurken bir sınıfa üçten fazla hiperaktif çocuk yerleştirilmemelidir.

•  Bilgileri aktarırken modeller, objeler ve resimler kullanarak anlatın. Böylece konular daha ilginç hale gelecektir.

•  Ders programını düzenlemek sizin elinizde ise müzik, beden eğitimi, resim gibi dersleri daha çok dikkat gerektiren Türkçe, Matematik gibi derslerin arasına koyun

•  Uzun sürebilecek ödevleri küçük parçalara bölerek verin. Hem yaptığı işi gözünde büyütmeyecek hem de sık sık bir işi tamamladığını görerek bir sonraki iş için motive olacaktır

•  Belli çalışma alışkanlıklarını sağlayacak ve istenmeyen davranışlarını kontrol edecek etkin bir sistem geliştirin. Ödül puanları, başarıyı grafikle göstermek, çıkartmalar , yıldızlarlar vermek çocuğu heveslendirecektir.

•  Dikkatin dağıldığı düşünüldüğünde sadece öğretmen ve çocuk tarafından bilinen, diğerlerinin anlamayacağı bir şifre, bir işaret onu utandırmadan dikkatini anlatılana vermesini sağlayacaktır.

•  Öğretmeninin attığı küçük olumlu adımları görüp,onun farkında olduğunuzu hissettirmelisiniz. Farkedildiğini, izlendiğini ve sevildiğini hissederse çabalarınızın meyvelerini alabilirsiniz.

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞUNUN TEDAVİSİ

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tedavisinde çocuk psikologu, aile ve okuldaki öğretmenlerin işbirliği gerekir.

AİLEYE DÜŞEN GÖREVLER

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan bir çocukla yaşamın zorlukları vardır. Bu zorluklarla baş etmenin ilk adımı çocuğunuzun durumunu kabul etmektir. Çocuğunuzun sizi rahatsız eden şeyleri isteyerek yapmadığını, tedavinin amacının onu ortadan kaldırmak değil, kontrol etmek olduğunu anlamanız gerekir. Bu çocukların diğer çocuklardan daha fazla takibe ve disipline gereksinimi vardır. Ders çalışılan mekânın dağınık olması, fazla eşya bulunması, zaten dikkat süresi kısa olan çocuğun dikkatini daha fazla dağıtır. Ders çalışırken kimi çocuklara göre 20, kimi çocuklara göre ise 30 dakikada bir ara vererek hem çocuğun gereksinimini gidermiş, hem de otoritenizi korumuş olursunuz. Aşırı hareketlilikleri kontrol edilmelidir. Onları başkalarıyla kıyaslama ve örnek gösterme işe yaramaz. Enerjisini boşaltabileceği etkinlikler çocuğun hayatında devreye sokulmalıdır. Spor ve sanat aktiviteleri çocuğunuzun olumlu gelişimini sağlar. Çocuğun yatma, yeme, ders çalışma saatleri belirli, düzenli ve yaşına uygun olmalıdır. Kurallara uymada zorluk çekerler ancak açık, net, kesin, tutarlı ve uygulanabilir kurallara ihtiyaç duyarlar. Eğer yapması gereken şeyleri yapmazsa, kazanmış olduğu güzel şeyleri kaybedeceğini söyleyin.

ÖĞRETMENE DÜŞEN GÖREVLER

Aşırı hareketliliğin ve dikkat dağınıklığının ortaya çıkarttığı en büyük zorluklar sınıfta yaşanır. Bu nedenle, öğretmenler tedavinin önemli bir öğesidir ve onların iş birliği ve çocuğa yönelik motivasyonu olmadan başarıya ulaşmak güçtür. Başarısız oldukları alanlara karşın, bu çocukların başarılı oldukları alanlar da vardır. Öğretmen bunları bulup, çocuğa gösterebilmelidir. Ön sıralarda oturtularak, hareketlerini kontrol etmek mümkündür. Çocuğun özrünü göz önünde bulundurmak, ama yapabileceğinin en iyisini istemek gerekir. Onların teneffüslere diğer çocuklardan daha çok ihtiyacı vardır. Öğretmenler bunu göz önünde bulundurmalıdır. Dinlediklerini daha iyi öğrenirler ve sözel anlatımda başarılı olurlar. Başarılarını ölçmek için yazılıya girmek yerine sözlü sınav şansı verilmelidir.

ÇOCUK PSİKOLOĞUNA DÜŞEN GÖREVLER


Psikoterapinin amacı, çocuğun dikkatini ve algılamasını artırarak, sınıf içindeki davranışlarında ve akademik başarısında artma sağlamaktır. Devamlı eleştirmek çocukların kendilerini beceriksiz, işe yaramaz görmelerine neden olur. Psikoterapi çocuğun güçlüklerle başa çıkmasına ve öğrenmeye istekli olmasına destek olur. Terapi; boş zaman etkinliklerine uyum, insanlar arası ilişkide düzelme konusunda da olumlu etkilere sahiptir. Gerekli olduğu vakalarda, terapinin yanı sıra ilaç tedavisi de devreye girebilir. İlaç tedavisine doktor karar verir ve doz ayarlaması çocuğa göre yapılır. İlaçların bilinen yan etkileri: iştah azalması ve veriliş saatine bağlı uykusuzluktur. Nadir de olsa, bazı çocuklarda tikler de ortaya çıkabilir. Bu etkiler ilaç kesilince geçer. Ömür boyu süren bir tedavi değildir. Tedavi süresi, bozukluğun ağırlığına ve tedavideki işbirliğine bağlıdır. İlaçlar ve dikkat arttırıcı çalışmaların yanı sıra, bunları destekleyici terapi mutlaka gerekmektedir.

HİPERAKTİVİTE KILAVUZU

Tipik belirtiler


· Çoğunlukla elleri ayakları kıpır kıpırdır ve oturduğu yerde kıpırdanıp durur.
· Çoğu zaman hareket halindedir, koşuşturur durur, yükseklere tırmanır.
· Dikkati konu dışı uyaranlarla çabuk dağılır.
· Zihinsel çaba gerektiren ders dinleme, ders çalışma, okuma ve yazma görevlerinden kaçar.
· Ödevlerde ve sınavlarda dikkatsizce hatalar yapar.
· Sabırsızdır, sırasını beklemekte güçlük çeker.
· Kendisiyle konuşulduğunda sanki dinlemiyormuş izlemini verir.
· Sakin ve gürültüsüz biçimde oynamakta zorluk çeker.
· Verilen ödevleri yapmakta zorlanır, bu işi tamamlamadan diğerine geçer.
· Çok konuşur, sık sık başkalarının sözünü keser ve lafa girer.
· Çabuk unutur, sık eşya kaybeder.
· Çoğu zaman sonuçlarını düşünmeden tehlikeli işlere girişir.

OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE GÖZDEN KAÇABİLİR

Dikkat eksikliği okul öncesi dönemde fark edilmeyebilir. Ancak bu çocukların bir kısmı ders dışı işlerde de çabuk sıkılırlar. Zeka düzeyi iyi ve ek olarak özel öğrenme güçlüğü olmayan çocuklar, ilkokulun 3 ve 4’üncü sınıflarına kadar derslerde sorun yaşamayabilir. Çalışmadıkları ve dersi iyi takip etmedikleri halde notları kötü olmayabilir. Derslerin ağırlaşmasıyla birlikte başarıda ciddi düşüşler yaşanmaya başlanır

ERKek ÇOCUKLARDA DAHA SIK

Tüm dünyada çocuk ve ergenlerin yüzde 5.29’u dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu sorunundan etkileniyor. Erkeklerde, kızlardan yaklaşık 3 kat daha sık görülüyor. Kızlarda kliniklere başvuru oranları da düşük. Erkekler 9 kat daha sık başvuruyor.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda kalıtımın rolünün ciddi olduğu artık biliniyor. Birbirinden bağımsız 20 ikiz çalışmasının sonuçlarına göre, sorunun nedenleri arasında kalıtımın rolü yüzde 76. Genetik bilimindeki gelişmeler ışığında DRD4, DRD5 ve DAT-1 genlerinin bu sorundan sorumlu olduğu yönünde bulgulara rastlandı. Genetiğin yanısıra, perinatal stres, düşük doğum ağırlığı, gebelikte toksinlere maruz kalma ve kafa travması gibi faktörlerin de payı var.

YETİŞKİNLİKTE DEVAM EDEBİLİR

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu sorunu bulunanların yüzde 80’i ergenlik, yüzde 65’i erişkinlik döneminde aynı sorunla yaşıyor. Ayrıca çocukluğunda dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu olanlar, olmayanlara oranla:

· Antisosyal kişilik bozukluğu ve alkol-madde kullanım bozuklukları gibi psikiyatrik,
· Kapasitenin altında okul başarısı gösterme veya okuldan atılma gibi akademik,
· Sık kazaya uğrama, kazalara neden olma, sık boşanma, erken yaşta gebelik, düşük iş başarısı, işsizlik gibi sosyal risklere maruz kalıyor.
Bu Makaleler İlginizi Çekebilir
Bunlar İlginizi Çekebilir
Yorumlar Konuya Yorum Yapın

Konu ile ilgili düşüncelerinizi paylaşın.

Diğer Makaleler
  • Çikolata Kisti Bitkisel Tedavi
  • Nefes Darlığı Bitkisel Tedavi
  • Bitkisel Koku İle Tedavi
  • Dikkat Eksikliği Tedavisi
  • Bartolin Kisti Bitkisel Tedavi
  • Kalp Kapağı Tedavisi
  • Epilepsinin Bitkisel Tedavisi
  • Yağ Bezesi Tedavisi
  • Kist Tedavisi Bitkisel
  • Ameliyat Öncesi Değerlendirme
  • Burun Eti Tedavisi
  • Bağırsak Enfeksiyonu Tedavisi
  • Nezle Tedavisi
  • Tırnak Batması Bitkisel Tedavi
  • Kas Tutulması Tedavisi
  • Yağ Bezesi Bitkisel Tedavisi
  • Çatlaklar Tedavi
  • Ağız Mantarı Tedavisi
  • Melanin Tedavisi
  • Parkinson Tedavisinde Kullanılan İlaçlar
  • Takıntı Hastalığı Tedavisi
  • Böbrek Kisti Bitkisel Tedavisi
  • Karaciğerde Kitle Tedavisi
  • Çocuklarda Kansızlık Tedavisi
  • Otizm Tedavi
  • Rahim Ağzı Yarası Bitkisel Tedavi
  • Anestezi
  • Antral Gastrit Tedavisi
  • Polip Tedavisi
  • Okb Tedavisi
  • Rahim Kisti Tedavisi
  • Candida Mantar Hastalığı Tedavisi
  • Kondilom Tedavisi
  • Fil Hastalığı Tedavisi
  • Karaciğer Büyümesi Nasıl Tedavi Edilir
  • Hpv Bitkisel Tedavi
  • Anoreksiya Tedavisi
  • Üveit Tedavisi
  • Göbek Fıtığı Tedavisi
  • Bipolar Bozukluk Tedavisi
  • Sinir Sıkışması Bitkisel Tedavi
  • Huzursuz Bacak Sendromu Bitkisel Tedavi
  • Soğukta Oluşan Yaralar
  • Vasküler Girişimsel Radyoloji
  • Sedef Hastalığı Tedavisi
  • Karaciğerde Yağlanma Tedavisi
  • Bel Fıtığı Tedavisi
  • İçin Bitkisel Tedavi
  • Safra Kesesinin Tedavisi
  • Nasır Nasıl Tedavi Edilir
  • Bağırsak Parazitleri Tedavisi
  • Sülükle Tedavisi
  • Su Çiçeği Tedavi
  • Ağız Yarası Tedavisi
  • Emes Hastalığı Tedavisi
  • Rahimde Mantar Tedavisi
  • Kas Romatizması Tedavisi
  • Kabakulağın Tedavisi
  • Kas Ağrısı Tedavisi
  • Felçli Hasta Tedavisi
  • Kulak Mantar Tedavisi
  • Hepatomegali Tedavisi
  • Ayak Yanmasının Tedavisi
  • Reflü Tedavisi
  • Kalp Büyümesi Tedavisi
  • Obsesif Kompulsif Bozukluk Tedavisi
  • Kalp Deliği Tedavisi
  • Anevrizma Tedavisi
  • Fistül Tedavi
  • Kalp Yetmezliğinin Tedavisi
  • Sivilce Tedavisi Kesin Çözüm
  • Hiperkalsemi Tedavisi
  • Ayak Burkulması Tedavi
  • Reflü Tedavisi
  • Bartholin Kisti Tedavisi
  • Reflü Tedavisi
  • Fibromiyalji Bitkisel Tedavi
  • Hamilelikte Mantar Tedavisi
  • Kırmızı Leke Tedavisi
  • Hamilelikte Reflü Tedavisi
  • Soğuk Alerjisi Tedavisi
  • Kas Erimesi Ve Tedavisi
  • Safra Reflüsü Tedavisi
  • Vazomotor Rinit Tedavisi
  • Kalp Tedavileri
  • Karaciğer İltihaplanması Tedavisi
  • Cilt Kızarıklığı Tedavisi
  • Uyuz Hastalığı Tedavisi
  • Göz Hastalıkları Ve Tedavileri
  • Menisküs Yırtığı Tedavisi
  • Böbrek Kisti Bitkisel Tedavi
  • Omuz Fizik Tedavi
  • Kemik Çatlaması Tedavisi
  • Kadın Hastalıkları Mantar Tedavisi
  • Miyalji Tedavisi
  • Boğaz Enfeksiyonu Bitkisel Tedavi
  • Bitkisel Ben Tedavisi
  • Burun Polipleri Bitkisel Tedavi
  • Lupus Bitkisel Tedavi
  • Böbrek İltihabı Bitkisel Tedavi
  • Sosyal Fobi Bitkisel Tedavi
  • Tedavi Kılavuzları 2
  • Cerrahi Tedavi
  • Perioperatif Tedavi
  • Genel Cerrahide Nükleer Tıp
  • Gıs Kanama
  • Zehirli Mantarlar
  • Kalp Tedavisi
  • Sinüzit Tedavi
  • Kabızlık Tedavisi
  • Astım Tedavisi
  • Depresyonun Tedavisi
  • Diz Tedavisi
  • Anemi Tedavisi
  • Nasır Tedavisi
  • Grip Tedavisi
  • Kurdeşen Tedavisi
  • Grip Tedavisinde
  • Romatizma Tedavisi
  • Varis Tedavisi
  • Kanser Tedavisi
  • Omurilik Tedavisi
  • Farenjit Tedavisi
  • Kolesterol Tedavisi
  • Kolit Tedavisi
  • Mantarın Tedavisi
  • Migren Tedavisi
  • Akciğer Tedavi
  • Mantar Bitkisel Tedavisi
  • Böbrek Tedavisi
  • Menopoz Tedavisi
  • Vitiligo Tedavisi
  • Anksiyete Bozukluğu Tedavisi
  • Akne Tedavisi
  • İştahsızlık Tedavisi
  • Egzama Tedavisinde
  • Boyun Ağrıları Tedavisi
  • Kemik Erimesi Tedavisi
  • Alerji Tedavisi
  • Bronşit Tedavisinde
  • Kas Hastalıkları Tedavisi
  • Menopoz Tedavi
  • Parkinson Tedavisi
  • Depresyon Tedavisinde
  • İnme Tedavisi
  • Baş Ağrısı Tedavisi
  • Hemoroit Tedavisi
  • Alerji Tedavi
  • Kas Ağrıları Tedavisi
  • Astım Tedavi
  • Mantar Hastalıkları Tedavisi
  • Kas Erimesi Tedavisi
  • Boğaz Enfeksiyonu Tedavisi
  • Mantar Bitki Tedavisi
  • Trigliserit Tedavisi
  • Sedef Tedavisi
  • Parkinson Tedavisinde
  • Tik Tedavisi
  • Kemik Tedavisi
  • Bitkilerle Tedavisi
  • Boyun Tedavisi
  • Kanser Tedavi
  • Bacak Tedavisi
  • Bacak Ağrıları Tedavisi
  • Nasıl Tedavi Edilir
  • Bel Tedavisi
  • Kas Hastalığıtedavisi
  • Varis Bitkilerle Tedavi
  • Kemik Erimesi Tedavi
  • Egzama Bitkilerle Tedavisi
  • Östrojen Tedavisi
  • Faranjit Tedavisi
  • Sinüzit Bitkilerle Tedavi
  • Kemik Tedavi
  • Prostatit Tedavisi
  • Uykusuzluk Tedavisi
  • Siroz Tedavisi
  • Parkinson Hastalığı Tedavisi
  • Diz Kireçlenmesi Tedavi
  • Ödemin Tedavisi
  • Sinüzit Tedavisinde
  • Baş Ağrıları Tedavisi
  • Prostat Tedavisinde
  • Kalp Krizi Tedavisi
  • Safra Kesesi Taşları Tedavi
  • Ms Tedavisi
  • Kalp Yetmezliği Tedavisi
  • Mayasil Tedavisi
  • Kist Tedavisi
  • Dermatit Tedavisi
  • Kurdeşen Hastalığı Tedavisi
  • Diyabet Tedavisi
  • Erken Menopoz Tedavisi
  • Yüz Felci Tedavisi
  • Korku Tedavisi
  • Diz Ağrıları Tedavisi
  • Panikatak Tedavisi
  • Sülüklerle Tedavi
  • Bağırsak Tedavisi
  • Kıl Dönmesi Tedavisi
  • Mantar Hastalığının Tedavisi
  • Alerjik Astım Tedavisi
  • Mantar Hastalığı Tedavisinde
  • Kurdeşen Bitkisel Tedavisi
  • Sinüzit Bitkisel Tedavi
  • Sülük Tedavisi
  • Bitkilerle Mantar Tedavisi
  • Menisküs Tedavisi
  • Sinüzit Tedavisinde Bitkisel
  • Hiper Tansiyon Tedavisi
  • Mantar Ve Tedavisi
  • Vajinit Tedavisi
  • Gut Tedavi
  • Deviasyon Tedavisi
  • Çikolata Kisti Tedavisi
  • Yumurta Kisti Tedavisi
  • Sinir Tedavisi
  • Sera Tedavisi
  • Guatr Ve Tedavisi
  • Alerjik Rinit Tedavi
  • Hpv Tedavisi
  • Zatürre Tedavisi
  • Kıl Kurdu Tedavisi
  • Lipom Tedavisi
  • Uçuk Tedavisi
  • Kistin Bitkisel Tedavisi
  • Grip Ve Soğuk Algınlığı Tedavisi
  • Kronik Sinüzit Tedavisi
  • Fibromiyalji Tedavisi
  • Zatürre Tedavi
  • Damar Hastalıkları Tedavisi
  • Kıl Kurdu Bitkisel Tedavi
  • Bebeklerde Reflü Tedavisi
  • Sinüzit Ve Tedavisi
  • Mide Ülseri Tedavisi
  • Sinüzit Nasıl Tedavi Edilir
  • Faranjit Bitki Tedavisi
  • Emes Tedavisi
  • Tümör Tedavisi
  • Bronşit Nasıl Tedavi Edilir
  • Yumurtalık Kistleri Tedavisi
  • Bel Soğukluğu Tedavisi
  • Vertigo Hastalığı Tedavisi
  • Karaciğerde Kist Tedavisi
  • Kalp Kapakçığı Tedavisi
  • Kron Tedavisi
  • Prostat Hastalığı Tedavisi
  • Epilepsinin Tedavisi
  • Böbrek Tedavisinde
  • Damar Tedavisi
  • Akdeniz Ateşinin Tedavisi
  • Eklem Kireçlenmesi Tedavisi
  • Manik Depresyon Tedavisi
  • Vajinadaki Mantar Tedavisi
  • Kulak Çınlaması Tedavisi
  • Sarılığın Tedavisi
  • Ülser Tedavisi
  • Sinir Tedavi
  • Nefrit Hastalığı Tedavisi
  • Ateş Tedavisi
  • Ortodontist Tedavisi
  • Karaciğer Yetmezliği Tedavisi
  • Genital Mantar Tedavisi
  • Konka Tedavisi
  • Karaciğer Tedavisi
  • Ağrı Tedavi
  • Sigaranın Tedavisi
  • Kulak Çınlama Tedavisi
  • Varis İçin Bitkisel Tedavi
  • Kalp Hastalığı Tedavisi
  • Ağız Yaraları Tedavisi
  • Halsizlik Tedavi
  • Kekeme Tedavi
  • Kekeme Tedavisi
  • Kekemelik Tedavisi
  • Kekemelik Tedavisi İçin Şifalı Bitkiler
  • Yumurtalık Kist Tedavisi
  • Raşitizm Tedavisi
  • Çil Tedavisi
  • Koah Tedavisi
  • Böbrek Yetmezliği Bitkisel Tedavisi
  • Bağırsak Kurdu Tedavisi
  • Boyunda Kireçlenme Tedavi
  • Adet Düzensizliği Bitkisel Tedavisi
  • Obsesyon Tedavisi
  • Sistitin Bitkisel Tedavisi
  • Uçuk Tedavisinde
  • Kıl Kurdu Nasıl Tedavi Edilir
  • Mantar Hastalığı Bitkisel Tedavisi
  • Ağız Yaraları Tedavi
  • Erken Menopoz Bitkisel Tedavi
  • Atopik Dermatil Tedavisi
  • Abse Tedavisi
  • Miyomun Bitkisel Tedavisi Nedir
  • Depresyon Ve Tedavi
  • Siroz Hastalığı Tedavisi
  • İltihaplı Romatizma Tedavi
  • Nodüler Guatr Tedavi
  • Reflü Tedavisi Nedir
  • Ms
  • Dikkat

    Eksikliği

    Tedavisi