Tüm Kategoriler
BİTKİSEL ÜRÜNLER BİTKİSEL ÜRÜNLER
 

Guatr Hastalığı Hakkında

Gutar hastalığı  hakkında bilgiler.Tanımı, türleri, nedenleri, belirtileri, teşhisi ve geleneksel tedavi yöntemleri.

Guatr Bitkilerle Tedavisi

Guatr Hastalığı  ; tedavi eden bitkiler, kullanım şekilleri, çeşitleri ve bilgileri.


Guatr

GENEL BİLGİ

    Genel anlamda, tiroid bezesinin büyümesine guatr denilir.

    Tiroid bezesinin kanserleri de kendini “guatr” şeklinde belli edebilir; yapılacak tetkiklerde kanser, guatr’dan ayırt edilir.

    Tiroid bezesinin gereğinden daha fazla hormon salgıladığı guatr türüne “zehirli guatr” denir. Halk arasında bu tür guatra "iç guatr" da denilmektedir.

    Hormon düzeyi normal olan guatr türüne de “basit guatr” denir. İçinde nodül bulunan guatr’a “nodüllü guatr” diyoruz.

    Nodüllü guatr, tek nodüllü veya çok nodüllü guatr olarak ikiye ayrılabilir.

    Nodüller; soğuk, ılık ve sıcak olarak 3 gruba ayrılır. Soğuk nodüllerde kanser riski daha yüksektir


İÇ GUATR-DIŞ GUATR
Halk arasında yaygın olarak kullanılmasına rağmen tıbbi tanımlamada iç guatr veya dış guatr deyimlerini kullanmıyoruz.

T3, T4 NEDİR?
T3 ve T4, tiroidin tiroksin isimli hormonunun kanda bulunan şeklidir. Bu hormonların “serbest” ve “bağlı” (“total”) şekilleri vardır. Tanı amaçlı olarak genellikle Serbest T3 ve Serbest T4 hormonunu ölçüyoruz. Daha seyrek olarak Total T3 ve Total T4 hormonuna da ihtiyaç duyabiliyoruz. Zehirli guatr’da bu hormonlar yükselir

TSH NEDİR?
Beynimizde bulunan hipofiz isimli hormon organından salgılanan ve tek görevi tiroid bezesini “çalışmaya, üretmeye ve büyümeye” teşvik etmek olan bir hormondur. Tiroid bezesi yetersiz hormon salgıladığı hipotirodizm (tiroid hormon yetmezliği) hastalığında TSH yükselir; tiroid bezesinin aşırı çalışıp gereğinden fazla hormon ürettiği zehirli guatr hastalığında bu hormonumuz normalin çok altına düşer (baskılanır).

TİROİD ANTİKORU NEDİR?
Vücut bağışıklık sisteminin normalde mikroplara karşı ürettiği proteinlere antikor adı verilir. Bağışıklık sisteminin “yanlışlıkla” veya "şaşırarak" ürettiği bazı antikorlar, tiroid bezemizdeki hücrelerde bulunan peroksidaz enzimi ile tiroglobulin isimli moleküle karşı etkili olurlar. Bunlara oto-antikor denilir. Bu antikorların teşhiste en yaygın olarak kullanılanları anti-TPO ve anti-TG antikorları olarak isimlendirilir. Bu antikorların ölçümü guatr türünün anlaşılmasında ve tiroidit hastalığının (tiroid bezesinin iltihabı) tanısında çok önemli olabildiği gibi bu hastalığın daha sonraki takibinde de kullanılmaktadır. Zehirli guatr ve Hashimato hastalığında (Hashimato tiroiditi'nde) bu antikorlar yükselir.

NODÜL NEDİR ?
Tiroid bezesindeki sınırları belli oluşumlara (şişliklere) nodül denir. Tiroid nodülleri sanıldığından çok yaygındır; Batı ülkelerinde erişkin toplumun yaklaşık %40-50’sinde nodül olduğu bilinmektedir. Tiroid'de nodül olup olmadığı, ölçüleri ve içeriği en iyi ultrasonografi ile yapılmaktadır. Tiroid ultrasonografisi deneyimli hekimlerce yapıldığında çok değerli bilgiler verir.

Nodüller de katı, yarı katı ve sıvı içerikli olmasına göre üçe yarılır. Nodüllerin sınırları çoğunlukla net olarak sağlam tiroid dokusundan ayrılabilir; ancak bazı nodüllerin sınırlarını ayırt etmek güç olabilir. Nodül her zaman elle muayene ile ve dışarıdan farkedilemeyebilir. Ancak, zayıf hastalarda, tecrübeli bir hekim, 1 cm’den daha küçük nodülleri bile tespit edebilir. Zehirli guatr ve Hashimato hastalığında (Hashimato tiroiditi'nde) ultrasonografik incelemede yalancı nodüller (psöydonodülller) görülebilir. Bu yalancı nodüller tedavi ile kısmen düzelebilir.

Nodülün boyutu önemlidir. Bazı hastalarda nodül büyükçe olur ve dışarıdan bir fındık, ceviz veya mandalina boyutunda gözle dahi görülebilir.Tedavi edilmeyen nodüller büyüyebilir. Nodüllerin takibi için ultrasonografi kullanılmaktadır; bu amaçla Dopler tetkiki ve sintigrafi kullanılmamalıdır.

Nodülün fonksiyonu da çok önemlidir; hatta tedavinin ne zaman ve nasıl yapılması gerektiğine dair hayati ipuçları bile verir. Fonksiyon açısından nodüller: 1) soğuk nodüller, 2) sıcak nodüller, 3) ılık nodüller, 4) sıcak otonom nodüller olarak dörde ayrılır.

Nodülün fonksiyonu en kesin olarak sintigrafi ile değerlendirilir. Nodül fonksiyon değerlendirilmesinde ultrasonografi veya doplerin yeri yoktur.

SOĞUK NODÜL
Sintigrafi çekimi sırasında enjekte edilen ilacı tutmayan nodüle soğuk nodül denir. Soğuk nodüller, bazen basit kist şeklinde sıvı içerikli olabileceği gibi tamamen katı içerikli olanları da vardır. Katı içerikli soğuk nodüller en ciddi ameliyat ihtiyacı olan guatr çeşididir. Zira bu nodüllerin küçük bir kısmı kanser olabiliyor. Tamamen sıvı içerikli soğuk nodüllerde kanser çıkma olasılığı sıfıra yakındır. Soğuk nodül hastada hiç bir şikayet oluşturmayabilir.

SICAK NODÜL
Sintigrafi çekiminde kullanılan ilacı en çok tutan, bölgesel görünümlü, sınırları net olarak ayrılan alan , sıcak nodül olarak tarif edilir. Sıcak nodül, hastada genellikle şikayet oluşturarak kendini belli eder. Sıcak nodül genellikle zehirli guatrla birliktedir. Ultrasonografi veya Dopler ile nodülün sıcak mı yoksa soğuk mu olduğuna karar verilemez

OTONOM SICAK NODÜL
Sintigrafi sırasında kullanılan ilacı tümüyle tutan, tiroid bezesinin geriye kalan kısmında ilacın hiç tutulmadığı durumdaki sıcak nodüle otonom sıcak nodül deriz. Bu durumda, tiroid bezesinin nodül dışında geriye kalan bölümleri sintigrafi ile değerlendirilemez. Bu tür nodüller hastalarda çok sıkıntı veren şikayetlere neden olurlar ve genellikle zehirli guatrla birliktedir. Örneğin çarpıntı, aşırı terleme, aşırı sinirlilik bunlardan bazılarıdır. Her zaman zehirli guatra neden olmaz.
 
ILIK NODÜL
Sintigrafi sırasında kullanılan ilacı, tiroid bezesinin geriye kalan bölümleri ile aynı derecede tutan nodüllere ılık nodül denilir. Sintigrafide en çok “atlanan” nodül çeşidi olup bu nodülü ancak tecrübeli hekimler ayırt edebilir. Bu nodül, hastalarda daha az şikayet oluşturur.

Kanser Açısından Tehlikeli Nodüller
1. Soğuk Nodüller (özellikle tekli soğuk nodüller)
2. Kireç Oturmuş (kalsifiye) Nodüller
3. Erkeklerdeki Soğuk Nodüller
4. Gençler ve Çocuklardaki Nodüller

Guatr

DİĞER HASTALIKLARLA İLİŞKİSİ


GUATR VE PSİKİLOJİK RAHATSIZLIKLAR
Zehirli guatr’da en belirgin ve yaygın olmak üzere guatr’lı hastaların bir kısmında agresif davranışlar veyadepresyon görülebilir. Zehirli guatr’da agresif davranışlar, öfke patlamaları ve panik atak çoğunlukla hastayı tiroid uzmanından önce psikiyatriste götürür. Tiroid hormon yetersizliklerinde ise depresyon daha yaygındır. Tiroid hastalığının tedavisi, daha sonra yapılacak psikolojik rahatsızlığın tedavisini de kolaylaştırır.

2004 yılı sonunda yayınlanan son araştırmalar, gerek zehirli guatrda gerekse diğer bir çok guatr türünde beyin kan akımında bozukluklar görülebildiği, bu nedenle de bu hastalarda sık görülen algılama ve duygulanım bozukluğu yaratıp depresyon, yanlış algılama, agresif davranışlar, panik atak gibi psikolojik şikayetlere neden olduğunu göstermiştir.

ADET DÜZENSİZLİĞİ VE GUATR
Guatr’lı hastalarda adet düzensizliği oldukça yaygındır. Bu hastalarda tedavi ile tiroid hormonları normale dönene kadar kadınlık hormonları ile yapılan tedaviler genelde adet düzensizliğini çözmez. Adet düzensizliklerinin tetkikinde tiroid hormonları ölçülmelidir. Bu hastalardaki adet düzensizliği ve kısırlıkta Hipofiz-Tiroid-Yumurtalık ilişkisindeki bozulmanın rolü olduğu düşünülmektedir.

VÜCUT AĞIRLIĞI (KİLO) VE GUATR
Vücut ağırlığı ile guatr arasında ciddi bir ilişki vardır. Zehirli guatr’da hastaların ilk farkettiği şey ani ve hızlı kilo kaybıdır.Tiroid hormon yetersizliğinde ise kilo alma söz konusudur. Yeterli tiroid hormonu ile tedavi yapılmadığı sürece ne kadar rejim yapılırsa yapılsın bu kilo almanın önüne geçilemez. Rejim ve zayıflatma tedavisine başlanan her hastada tiroid hormonları ölçülmelidir.

SAÇ DÖKÜLMESİ VE GUATR
Kandaki tiroid hormonu yüksek olduğu durumlarda, örneğin zehirli guatrda kadınlarda saç dökülmesi ciddi bir şikayet olarak kendini gösterir. Hasta saçlarının "tutam tutam" döküldüğünden bahseder. Günde ortalama her kadında 150-200 saç kaybı doğaldır ancak bu sayı zehirli guatrda çok daha fazladır. Tiroid hormon yetersizliğinde (hipotiroidizm), doktor tarafından verilen tiroid hormonu dozu yüksek olduğu zaman da saç dökülmesi görülür.

KALP RİTMİ VE GUATR
Başta zehirli guatr olmak üzere, guatrın birçok türünde kalp atımı artar (taşikardi) ve ritmi bozulur (aritmi). Zehirli guatr tedavisinden sonra hastanın ilk farkettiği şey kalp çarpıntısının hızla normale dönmesidir. Bu hastalara genellikle uzun süreritm düzeltici tedaviler uygulanır ancak sonuç almak pek mümkün olmaz zira asıl neden olan tiroid hastalığı tedavi edilmeden bu ritm bozukluğu normale dönmez.

SAÇ DÖKÜLMESİ VE GUATR
Kandaki tiroid hormonu yüksek olduğu durumlarda, örneğin zehirli guatrda kadınlarda saç dökülmesi ciddi bir şikayet olarak kendini gösterir. Hasta saçlarının "tutam tutam" döküldüğünden bahseder. Günde ortalama her kadında 150-200 saç kaybı doğaldır ancak bu sayı zehirli guatrda çok daha fazladır. Tiroid hormon yetersizliğinde (hipotiroidizm), doktor tarafından verilen tiroid hormonu dozu yüksek olduğu zaman da saç dökülmesi görülür.

KALP RİTMİ VE GUATR
Başta zehirli guatr olmak üzere, guatrın birçok türünde kalp atımı artar (taşikardi) ve ritmi bozulur (aritmi). Zehirli guatr tedavisinden sonra hastanın ilk farkettiği şey kalp çarpıntısının hızla normale dönmesidir. Bu hastalara genellikle uzun süreritm düzeltici tedaviler uygulanır ancak sonuç almak pek mümkün olmaz zira asıl neden olan tiroid hastalığı tedavi edilmeden bu ritm bozukluğu normale dönmez.

İSHAL-KABIZLIK VE GUATR
Zehirli guatr’da ishal nöbetleri, tiroid hormon yetersizliğinde ise kabızlık oldukça yaygındır. Zehirli guatrda aynı zamanda hafif ama ısrarcı bir bulantı da vardır.

DİKKAT !!!

Gerek yüksek hormonla seyreden zehirli guatr türlerinde gerekse düşük hormonla seyreden diğer guatr türlerinde cinsel isteksizlik (erkekte ve kadında) ve erektil disfonksiyon (sertleşme sorunu) ve erken boşalma yaygındır. Bu durum, kısmen guatrın direk etkisi ile (örneğin zehirli guatrda), kısmen de guatrın vücutta oluşturduğu dolaylı etkilerle ortaya çıkmaktadır. Zehirli guatrda kanda testestoron düzeyinde düşme görülebilmektedir; bu da hem cinsel isteği azaltmakta hem de sertleşme sorunu yapabilmektedir. Bunun yanında zehirli guatrın neden olduğu vücudun aşırı yorulması ve yıpranması da cinsel sorunların yaşanmasına katkıda bulunmaktadır. Güzel olan ise, bu hastalar tedavi edildikten sonra eski cinsel performanslarını geri kazanabilmektedir.

YÜKSEK KOLESTROL HASTALARI DİKKAT!
Kandaki tiorid hormonu düşük olduğu zaman, diğer şikayetlerin yanında hastaların kolestrol düzeyleri de yükselir. Bu hastalarda kolestrol düşürücü ilaçlar genellikle tam olarak cevap vermez. Bu nedenle, kolestrolü yüksek hastalarda tiroid fonskisyon testlerinin en değerlisi olan TSH ölçümleri yapılmalıdır. Bu hastalarda, yetersiz tiroid hormonunu yerine koymak yüksek kolestrolün düşmesi için yeterli olabilmektedir.

ÇABUK YORULMA VE GUATR
Tiroid hormonu yüksek olarak seyreden zehirli guatrda ve hormon eksikliği olan guatr türlerinde çabuk yorulma, fisksel performans düşmesi, merdiven çıkmakta zorluk, takatsizlik, dayanıksızlık gibi şikayetler sık görülmektedir. Zehirli guatrın RAI kapsül ile tedavisinden sonra hastaların merdivenle çıktığı kat sayısı dramatik bir şekilde artmaktadır. Bu tür şikayetleri olanlarda guatrı dikkate almak gerekir.

UYARI

GUATR TESTİ YAPTIRMADAN ZAYIFLAMA REJİMİNE GİRMEYİN!
Tiroid hormon yetersizliği olan guatr hastalarının zayıflama rejimine girmeden önce muhakkak tiroid hastalığını tedavi ettirmeleri gerekir ve ancak bu tedaviden sonra zayıflama rejimin mümkün olabilir. Aksi halde boşuna uğraştıkları gibisağlıklarını ciddi düzeyde tehlikeye atarlar.

Tiroid bezesinin yetersiz hormon salgıladığı durumlarda şişmanlık ortaya çıkar. Bu şişmanlık, göz çevresinde, göbek etrafında ve daha ziyade vücut alt bölümünde kendini gösterir.Aslında bu durum şişmanlık değil, bir çeşit ödem(şişme)'dir, ancak ödem olmasına rağmen su söktürücü ilaçlarla tedavi edilmez!

Bu bilimsel gerçeği dikkate almadan yapılan zayıflama rejimleri hem sonuç vermez hem de hastalar için ciddi tehlikeler yaratabilir. Bu kişilere uygulanacak rejimin başarı şansı da yoktur. Kaldı ki “katı kilo verdirici” rejimlerde bazı merkezlerde uygulanan “vücuttan su atıcı” yöntemlerle bu hastaların hızlı sıvı kaybı nedeniyle zarar göreceğini de hatırlamak gerekir.

Ayrıca, tiroid hormon yetersizliği sonucunda, şişmanlığa ilaveten, vücutta başka sorunlar da vardır. Örneğin bu hastalarda kolestrol düzeyi de çok yüksektir. Bu da, bu kişilerde şişmanlığa ilaveten beraberinde kalp-damar sistemi hastalıklarının da olabileceğine işaret eder. Dolayısıyla, kilo verdirici rejimlerin bir parçası olan fiziksel egzersiz bu kişilerde dikkatle planlanmalıdır.

Bu nedenle; zayıflama rejimine girecek hastalarda öncelikle tiroid hormonu ölçümleri yapılmalıdır. Bu kişilerin öncelikle tiroid hastalığı yönünden tedavi edilmesi, tiroid hormon düzeyi normale geldikten sonra muhakkak uzman hekim kontrolünde kilo verdirici rejime alınmasını öneriyoruz.
Tiroid hastalığı tedavi edilmeden çok katı rejimlerle kilo verdirilse bile, bu hastaların tekrar ve hızla eski kilolarına gelmesi kaçınılmaz olduğu gibi bu tür rejimler sırasında hastaların kalp ve böbrek gibi bazı önemli iç organlarının zarar görmesi de mümkündür.

GUATR'LI HASTALARDA HANGİ DURUMLARDA ŞİŞMANLIK OLUR ?
1) Guatr ameliyatı sonrasında yetersiz dozda tiroksin desteği verilmesi sonucunda.
2) Tiroidit denilen cerahatli olamayan tiroid iltihabı sonrasında.
3) Tiroid bezesinin yetersiz çalışması durumunda.
4) Lityum ile psikiyatrik tedavi görmüş hastalarda.
5) Zehirli guatrda uzun süreli ilaçla tedavi sonrasında yetersiz dozda tiroksin desteği verilmesi sonucunda.
6) Zehirli guatrda radyoaktif iyotla tedavi sonrasında yetersiz dozda tiroksin desteği verilmesi sonucunda.
7) Doğuştan tiroid bezesi yetersiz gelişmişse.

Guatr

NEDENLERİ ?

Guatr’ın nedeni guatrın türüne bağlı olmakla beraber tiroidolojinin (tiroid bilimi) üzerinde en çok anlaşmazlık olan konusudur. 

Aşağıdaki faktörlerin guatr oluşumu ile ilişkisi vardır:

>Guatrda Yaş Faktörü

>Stres (özellikle ani ve şiddetli stres),

>İyot yetersizliği,

>Tiroit bezesinin iltihapları,

>Ailesel geçiş (genetik, kalıtım)

Guatrda Yaş Faktörü
Guatr gençlerde daha az görülür. Yaş ilerledikçe guatr görülme şansı artar. Gençlerde guatr, gelişmeyi etkilemesi açısından daha hızlı hareket etmeyi gerektirir. Ayrıca, gençlerde tiroid nodülünün kanser çıkma şansı daha yüksektir.

Guatra sebep olan faktörler:
Stres (özellikle ani ve şiddetli stres), iyot yetersizliği, tiroid bezesinin iltihapları, ailesel geçiş (genetik, kalıtım) sayılabilir.

Kalıtım Faktörü-Ailesel Geçiş:
Guatr’da kalıtım (ailesel geçiş) etkilidir, ancak gerek guatrda gerekse diğer hastalıklarda çevresel faktörlerle desteklenmediği sürece ailesel geçiş her zaman hastalık ortaya çıkarmayabilir.

Guatr

Kimler Risk Altındadır?

Yüksek yoğunluklu stres altında çalışanlar, kötü ve yetersiz koşullarda yaşayanlar (yoksulluk), deprem ve savaş gibi ağır felaketlerin yaşandığı toplumlar, ani iş ve eş kayıpları risk grubu olabilir ama unutmamak gerekir ki guatr herkeste görülebilir.

Stresten Uzak Durun!

Guatrlı hastaların geçmişi incelendiğinde yüksek dozlu ani stres sık rastlanılan bir durumdur. Zehirli guatrda ve Hashimato hastalığında strese maruz kalmak sık olarak karşımıza çıkar. İş kaybı, ailede ve çevredeki ani ölümler, evlilik sorunları bu stresler arasında sayılabilir. Savaş bölgelerinde, savaş sonrasında guatr çok sık görülen hastalıklardandır.

Guatr

TEDAVİSİ

Guatr’ın bir çok çeşidi vardır. Her bir guatr türünde tedavi seçeneği birbirinden farklı olabilir. Ancak her tür guatr’da tedavi öncesi akılda tutulması gereken iki önemli husus vardır:

1-Guatr tanısının doğru ve eksiksiz yapılması

2-Kanser olasılığının muhakkak belirlenmesi.

Bu aşamadan sonra önümüzde üç temel tedavi aracı vardır: ameliyatsız radyoaktif iyot (RAI) tedavisi, ameliyat, uzun süreli ilaçla tedavi.


Guatr

AMELİYATSIZ RADYOAKTİF İYOT (RAİ) KAPSUL TEDAVİSİ

Zehirli guatr ve otonom sıcak nodül türü guatr hastalarında en etkili, en ekonomik, en kesin, en konforlu ve en kalıcı yöntemdir. Nodülsüz zehirli guatr ve otonom sıcak nodül türü zehirli guatr’da en başarılı sonuçları verir. Ameliyata göre bir çok üstünlükleri vardır:

Örneğin; ameliyat öncesinde hastanın tiroid hormon düzeylerinin normale düşürülmesi zorunlu iken bu tedavide böyle bir zorunluluk yoktur: hastalarda hormon düzeyleri yüksekken de bu tedavi başarı ile ve risksiz uygulanır. Ameliyatın aksine, bu tedavi ayrıca, ses tellerine giden sinirlere ve kalsiyum bezelerine zarar vermez. Bu tedavide, hastaya düşük doz radyoaktif iyot (RAI) kapsülü vermekteyiz. İsmi radyoaktif olmasına rağmen, hastaya ve çevresindekilere verdiği radyasyon çok düşüktür.

RAI Kapsül Tedavisinin Aşamaları Nelerdir?

Bu tedavinin aşamaları; hastanın hazırlanması, kapsülün uygulanması, tedavi sonrası takip. Burada en önemli safha hastanın hazırlanmasıdır. Diğer bir husus da doz hesabı ve tiroid fonksiyonun belirlenmesidir. Doz hesabı, çok faktörlü bir değerlendirme sonucunda yapılır. Tedavi, hasta hastaneye yatırılmadan uygulanmaktadır. Uygulama sırasında hiç bir acı ve sıkıntı söz konusu değildir. Takip ise, tedaviden sonraki ilk aylarda başlayıp gittikçe seyrekleşen aralıklarla yapılmaktadır.

RAI Kapsül ile Tedavi Sonrası
Hastaya RAI kapsül uygulandıktan sonra, yasalar, tecrübem ve vicdanımla belirlediğim bazı kısıtlamalarla hastayı evine gönderiyoruz. Unutmamak gerekir ki, bu tedavi hastayı hastanede yatırmadan, ayakta verilen bir tedavi olup uygun doz ve hastanın yeterli bilgilendirmesi ile rahatlıkla eve gidebileceği bir uygulamadır. Bu tedaviden sonra hastanın kapalı bir hastane odasında “hapsedilmesi” ihtiyacı yoktur. Ancak, tiroid kanseri vakalarında guatr’da uyguladığımız dozun yaklaşık 20 katını uygulamak gerektiği için sadece tiroid kanser tedavisinden sonra hastaları özel yalıtımlı bir odada tecrit etmek gerekir; Ancak bu tedavide hastalar kapalı odalarda bırakılmamaktadır.

Tedaviden Hemen Sonra İyileşecek miyim?
RAI kapsül tedavisinin “iyileştirici” etkisi hastalar tarafından yaklaşık bir ay sonra hissedilmeye başlar, fakat bu iyileşmenin sonuçları serbest T3, serbest T4 ve TSH ölçümleri ile en erken yaklaşık 2 ay sonra ortaya konabilir. İyileştirici etkiler başlayana kadar hastanın özel olarak tiroid krizine karşı korunması zorunludur. Bu süreler hastadan hastaya değişebilir. Bazı hastalarda iyileştirici etkiler 10-15 günde başlarken bazen bu süre 3-4 ayı bulabiliyor. Hastanın hissedeceği ilk iyileştirici etki, çarpıntının ve saç dökülmesinin hızla yok olmasıdır.

RAI Kapsül Tedavisinden Sonra Devamlı İlaç Kullanımı
RAI kapsül tedavisinin hedefi, eskiden sanıldığı gibi tiroid hormon düzeyini normale düşürmek değildir. Bu tedavinin hedefi ve başarı ölçütü, serbest T3 ve serbest T4 hormonlarını normalin de altına düşürmek ve hastaların ihtiyaç duyacağı yeterli tiroid hormonunu uygun dozda devamlı kullanmasını sağlamaktır. Unutmamak gerekir ki zehirli guatrın hangi seçenek kullanılırsa kullanılsın (ameliyat, anti-tiroid ilaçlar dahil) her türlü başarılı tedavisi sonucunda hastanın hormonlarının normalin altına düşmesi (hipotiroidizm) kaçınılmazdır. Aksi halde her türlü tedaviden sonra zehirli guatr nükseder. Bu nedenle başarılı bir zehirli guatr tedavisini, muhakkak, "tiroksin desteği" dediğimiz eksik tiroid hormonunun yerine konulmasından ibaret olan devamlı, ömür boyu hormon tedavisi takip eder.

Hastanın yeterli titizlikle hazırlanmadığı ve RAI dozunun yetersiz kaldığı durumlarda tedavi sonrasında veya "iyot havuzuçok yüksek hastalarda" RAI kapsül tedavisinden sonra tiroid hormon düzeyi normale inen hastalarda, zehirli guatrın bir süre sonra tekrarı mümkündür (%5-8 vakada). Bu hastalarda ikinci kapsül uygulaması gerekebilir ve bu durumda başarı yaklaşık %100'dür. Ancak, ilk 6 ay içinde hormon düzeyi normale inen hastaların tiroid hormonlarının bir süre sonra normalin de altına inmiş bir halde karşımıza çıktığı da nadir olmayan durumlardandır. Bu nedenle erken takip sonuçlarına göre “tedavi başarı” kararı vermek çok yanlış sonuçlar doğurabilir.

RAI Kapsül Tedavisi ile Guatr ve Nodül Küçülür mü?
RAI tedavisinden sonraki erken dönemde (2 aydan önce) nodül veya guatrın küçülmesi sık değidlir. Ancak tedaviden 2 ay sonradan itibaren başlayan bir “küçülme” süreci olabilir. RAI kapsül tedavisinin burada anlattığımız uygulamasıyla tek hedefimiz zehirli guatrın bir daha tekrarlamasını önleyecek şekilde yüksek hormonların normalin altına düşmesini sağlamaktır. Bu tedavi ile geç dönemde ortaya çıkabilecek guatrın veya nodülün küçülmesi bir hediyedir (bir bonustur).

Guatr

CERRAHİ TEDAVİ (AMELİYAT)


Zehirli Guatr’da Cerrahi Tedavi:
Nodülsüz zehirli guatr’da ameliyat bir çok Batı ülkesinde artık terk edilmiştir. Bunun bir çok nedeni vardır. Bunlara örnek olarak; bu hastaların artık daha ekonomik, daha etkili, daha konforlu ve daha kalıcı bir yöntem olan RAI kapsül ile tedavi olanağının bulunmasıdır.

Bu hastalarda ameliyat sonrasında hastalığın tekrarlaması sıktır. Özellikle genç hastalarda tekrarlama şansı çok yüksek, tekrarlama için geçen süre bazen aylarla ifade edilecek kadar kısadır.

Ülkemizde tiroid cerrahisi yapan bir çok cerrah nodülsüz zehirli guatr’da ameliyat seçeneğine artık eskisi kadar sıcak bakmıyor.

Ayrıca, bu hastaların anestezi sırasında kalp sorunları (fibrilasyon) nedeniyle veya tiroid krizi nedeniyle ölümü görülebilen komplikasyonlardandır. Her ne kadar bu hormonlar, ameliyat öncesinde kullanılacak anti-tiroidilaçlarla normale döndürülüp hastalar ondan sonra ameliyata alınsa dahi bu komplikasyon olasılıkları tamamen "sıfır"lanamamaktadır.

Ameliyatlarda görülebilen en yaygın sorun, ses tellerine giden sinirlerin kazaen hasarlanması sonucunda görülen ses kısıklığı ve uyku apnesidir. Ayrıca, tiroid ameliyatlarında bazen görülebilen kalsiyum bezelerinin (parathormon bezeleri) çıkarılması sonucunda hastanın ömür boyunca kalsiyum tableti kullanması gerekebilir. Bu grup sorunlar deneyimli tiroid cerrahları tarafından yapılan ameliyatlarda düşük bir olasılıktır.

Sıcak Nodüllerde ve Otonom Sıcak Nodüllerde Cerrahi Tedavi:
Bu hastalarda nodüle ince iğne aspirasyon biyopsisi yaptıktan sonra RAI kapsül tedavisi yapmak en ekonomik, en konforlu ve en kalıcı yöntem olarak kabul edilmektedir. Ameliyat sonrasında tekrar şansı ve yukarıda ameliyatla ilgili açıklanan diğer hususlar bu grup hastalar için de geçerlidir.

Diğer Guatr Türlerinde Cerrahi Tedavi:
Guatr hastalığının bir çok türünde ameliyat bazen kaçınılmaz olabilir. Soğuk nodüllü hastalarda, eğer hastanın ameliyat olmasına engel yoksa, ameliyat ilk tercih edilen yöntemdir. Ancak hastanın ameliyatı istememesi, hastanın bazı nedenlerle anestezi alamaması durumunda soğuk nodüle ince iğne aspirasyon biyopsisi yapıp uzun süreli yakın takibe almak zorunludur. Burada ayrıt edilmesi gereken en önemli kavram: hastada gerçekten soğuk nodül olup olmadığıdır. Zira, bir çok kez, çok nodüllü guatrlarda, sıcak nodül mevcudiyetinde diğer ılık nodüllerin yanlışlıkla soğuk nodül olarak yorumlanabilmektedir.

Nodülsüz zehirli olmayan guatrlarda ameliyat bir seçenek olmaktan uzaktır. Guatr’ın çok büyük olması durumunda ileri solunum güçlüğü ve estetik kaygılarla yapılması gereken ameliyatlar bu duruma istisna teşkil eder.

Ameliyat sonrasında bırakılan tiroid dokusu ile orantılı olarak hastanın ömür boyunca düşük doz tiroid hormon tedavisi uygulanması gerekir. Aksi halde nodülün ameliyat sonrasında tekrarlaması ve hastanın tiroid hormon yetmezliğinin (hipotiroidizm) yaratacağı sıkıntılarla başbaşa kalması kaçınılmazdır.

Nodüllü guatr ameliyatı sırasında “frozen” yapılarak çıkan materyelde kanser olup olmadığı belirlenmeli ve ameliyat genişliği ona göre ayarlanmalıdır. Kanser çıkan vakalarda tiroid bezesi eksiksiz, tümüyle çıkarılmalıdır.

Hiç bir nodülün “acilen ameliyat” zorunluluğu yoktur. Nodül, bazı hastaların ifade ettiği gibi, “boğazda patlamaz”. Ancak, ameliyat kararı verildikten sonra hasta ve hekim için en uygun en kısa sürede ameliyat gerçekleştirilmelidir.

Ameliyat Sonrasında Ömür Boyu İlaç Kullanımı Gerekir mi?
Evet. Ameliyat sırasında genellikle nodülle veya nodüllerle birlikte bir miktar normal doku da çıkarılır. Geriye kalan tiroid dokusu küçülmüş olur. Ayrıca, bazen nodül boyutu ve sayısı o kadar fazladır ki bunlar ameliyatla çıkarıldıktan sonra geriye kalan tiroid dokusu yetersiz kalır. Çıkarılıp alınan tiroid dokusunun normalde salgıladığı kadar tiroid hormonun hastaya eksiksiz olarak ömür boyunca verilmesi zorunludur.

Kaldı ki, ameliyatta az veya çok, ne kadar tiroid dokusu çıkarılırsa çıkarılsın, ameliyat sonrasında nodüllü veya nodülsüz guatrın tekralamaması için ameliyat sonrasında “yeterince” tiroksin hormonu kullanılmalıdır. Ne kadar tiroksin hormonu verilmesi gerektiğine ise, ameliyat sonrasında yapılacak muayene, ultrasonografi, hormon ölçümü ve ameliyatı yapan cerrahın ameliyat raporunun incelenmesi ile karar verilir. Burada en önemli nokta yeterli hormonun verilmesi ve“ince ayarın” yapılmasıdır. Bu hastalar ömür boyunca ilaç kullanmak zorundadır. tedavide kullanılan Tiroid hormonununstandart dozu yoktur. Bu nedenle her hastada yapılacak ölçüm ve takiplerle gerçek ve doğru idame dozu bulunmalıdır.

Guatr

UZUN SÜRELİ İLAÇLA TEDAVİ

Zehirli guatr’da anti-tiroid ilaçlar ülkemizde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu ilaçlarla kontrol edilen zehirli guatr hastalarında kısa süre veya uzun süre sonra hormonların yükselmesi (hastalığın tekrarı) söz konusu olur.

Bazı hastalarda hormon düzeyini düşürüp ilacı kestikten bir ay sonra bile hastalık tekrarlarken diğer bazı hastalarda ise 5-10 yıl hiç bir tekrarlama gözlenmeyebiliyor. Nodülsüz zehirli guatr’da bu ilaçlarla hormon düzeyini düşürmek daha zordur. Ayrıca, yine bu grup hastalarda hastalığın ilaç kesildikten sonra tekrarı daha kısa sürede olabilmektedir.

Bu ilaçlarla tedavide geçici ve kalıcı bazı yan etkiler de söz konusu olabilir. Karaciğer fonksiyonlarında bozulma, beyaz kan hücre üretiminde azalma, kaşıntı ve ciltte döküntüler en yaygın olanlarıdır. Bu yan tesirler genellikle ilacın kesilmesinden sonraki 2-6 ayda düzelir ancak yıllarca kullanılması durumunda bu yan tesirler daha ciddi ve kalıcı olabilir. Kaşıntı ve cilt döküntüleri uzun süre devam edebilir.

Bu tedavi kararında akılda tutulması gereken en önemli husus; hastada hormonlar kontrol altına alınması geciktikce ve hastalık uzun sürdükçe zehirli guatr’ın hastanın vücudunda bırakacağı harabiyetin de daha kalıcı ve daha geniş çaplı olacağıdır.

Ayrıca, hastaların şikayetlerini azaltmak amacıyla yukarıdaki ilaçlarlara ilaveten beta bloker türü ilaçlar (örn.Dideral, Beloc) gibi ilaçlar da verilebilir. Bunların da yan etkileri olmakla birlikte hem ilacı kullanmaya devam ettikçe bir süre sonra azalırlar hem de ilacı keser kesmez ortadan kalkarlar. Genellikle kalıcı yan etkileri yoktur.

Diğer Guatr Türlerinde İlaçla Tedavi:

Nodüllü Guatr:
Soğuk nodülü olmayan, hormon düzeyi normal, nodül boyutu henüz küçük hastalarda uzun süreli “düşük doz supresyon tedavisi” amacıyla tiroksin hormonu kullanılabilir. Bu hastalarda önce ince iğne aspirasyon biyopsisi yaptırıp bu tedaviye ondan sonra başlamak en uygunudur.

Ayrıca; tiroid bezesinin salgıladığı hormon düzeyinin yetersiz olduğu guatr çeşitlerinde de tiroksin hormonunu kullanması gerekir.

Bu amaçla genellikle tiroid bezesinin normalde salgıladığı tiroksin hormonunun sentetik olanı tablet şeklinde kullanılır. Bu ilaçlarda kalıcı yan etki söz konusu olmamakla beraber doz ayarlaması çok önemlidir. Aksi halde hastada adet düzensizliği, çarpıntı ve kilo kaybı da dahil bir çok şikayetler ortaya çıkabilir.

Guatr

HAMİLERLERDE TEDAVİ VE TAVSİYELER

Hamilelerde tiroid bezesinin artan vücud ihtiyaçları karşısında biraz daha fazla çalıştığını biliyoruz. Bu fazla çalışma nedeniyle tiroid bezesi normale göre biraz büyür ancak doğumdan sonra lohusalık dönemi bitimiyle beraber tiroid bezesi normale döner. Ayrıca, hamilelerde TSH’ın baskılanması (normalin altına düşmesi) nadir olmayan ve çoğunlukla tedavi gerektirmeyen bir durumdur. Bazen hamilelerde daha önce var olmayan zehirli guatr ortaya çıkabilir. Bu hastalarda 3-5.aylarda düşük, ölü doğum yaygındır Bu durumda tedavi kararı vermek çok zordur. Zira bu hastalarda RAI kapsül tedavisi kullanılmaz. Ameliyat da önerilmez. Ayrıca, anti-tiroid ilaçlar da büyümekte olan bebeğin tiroid bezesine de zarar vereceği ve başka diğer yan tesirler de çıkarabileceği için genelde bu hamilelerin tedavisi bir çok hususu dikkate almayı gerektiren zor bir tıbbi durumdur. Bu tedavinin, bu konuda deneyimli kişi, ekip ve merkezlerce yapılması önerilir.

Hamilelerde tiroid bezesi az çalışması da görülebilir. Bu durumda hamilelik kaçıncı ayında olursa olsun muhakkak tiroksin hormonu ile tedavi yapılmalıdır. Aksi halde bebekte beyin ve omurilik ile ilgili doğumsal sakatlıklar ve doğum sonrasında cücelik ve zeka geriliği ile tiroid hastalıkları ortaya çıkabilir. Artık tüm dünyada kabul edilen bir bilimsel gerçek var: her hamile, her 3 ayda bir tiroid hormon ölçümleri ile tiroid hastalıkları açısından takip edilmelidir.


Guatr

TEDAVİ EDİLMEZSE

Tedavi edilmezse, guatr’ın çeşidine ve tedavi edilmeden ne kadar süre beklendiğine bağlı olarak bazı sonuçları beklemek gerekir. Örneğin zehirli guatr tedavi edilmediği takdirde kalp büyümesi, kalp yetmezliği, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kemik erimesi görülebilir. Soğuk nodüllü guatr ameliyat edilmediği ve İİAB ile kontrol edilmediği takdirde tiroid kanseri riskini görmezlikten gelmiş oluruz. Diğer nodüllü ve nodülsüz guatr’lar tedavi edilmediğinde hem nodül sayısı artabilir hem de mevcut nodüllerin boyutları büyüyebilir. Nadiren guatr olduğu gibi kalabilir de.

Tiroid hormon yetersizliğinde (hipotiroidizm) ise şişmanlık, kabızlık, kan kolestrol düzeyinin çok yüksek olmasıkaçınılmaz olup bu durumda kalp hastalıkları olasılığı artar.


 

ETİKETLER: guatr, guatr nedir, guatr nedenleri, guatr kimlerde görülür, guatr tedavisi, guatr bitkisel tedavi, bitkisel tedavi, guatr bitkilerle tedavi

 

Müşteri Hizmetleri font>| Garanti ve İade Şartları | Teslimat Şartları | Gizlilik Taahhüdü ve Güvenlik Politikası | İletişim | Ana Sayfa <

Copyright © 2009 Şifa Market | www.sifamarket.com
0224 224 55 92 (pbx)