Alışveriş Sepeti
Okuduğunuz makale ile ilgili aklınıza takılan sorular için uzman kadromuz hizmetinizde.

Sorunuzu sorun, uzman kadromuz sorunuzun cevabını hemen e-posta adresinize göndersin.
Uzmana Sor
Hastalık Ölüm ve Onlarla İlgilerin Duaları

 Ölümü Çok Hatırlamanın Müstehab Oluşu:
 Sahih isnadlarla Ebu Hûreyre radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem: "Lezzetleri yutan ölümü çok hatırlayınız." buyurdu.

 AİLESİNDEN E AKRABALARINDAN, HASTAYI SORMANIN MÜSTEHAB ÖLÜŞÜ VE ONLARIN CEVABI

 
İbn-i Abbas radıyallahu anhüma'dan rivayetimize göre, "Ali ibn-i Ebi Talib, Rasülullah sallallahu aleyhi ve sellem'in vefat edeceği hastalığı sırasında yanından çıktı. Halk:
- Ya Ebe'l-Hasen! Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem nasıl sabahladı? diye sordular. Ali:
- Allah'a hamd olsun. İyi olarak sabahladı, dedi."(2)
(1) Tirmizî, Nesaî. İbn-i Mace...
(2) Buharî.


 HASTANIN SÖYLEYECEĞİ, YANINDA SÖYLENECEKLER VE ÜZERİNE OKUNACAK ŞEYLER

 Aişe radıyallahu anha'dan rivayetimize göre, "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, yatağa girdiği zaman ellerini bitiştirir, "İhlâs, Felâk ve Nâs" sûrelerini okuyarak onlara üfler, sonra başından, yüzünden ve ön kısmından başlayarak yapabildiği kadar vücudunu sıvazlandı ve bunu üç kere yapardı. Aişe dedi: "Hastalandığı zaman kendisine bunu yapmamı bana emrederdi."'3) Ve sahih bir rivayete göre, "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, vefat ettiği hastalığında, İhlâs Felâk ve Nâs sârelerini okuyarak üzerine üflerdi. Aişe dedi: "Ağırlaştığı zaman onları ben okuyarak üzerine üflerdim ve bereketinden dolayı, vücudu üzerinde kendi elini gezdirirdim." Ve bir rivayete göre, "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, rahatsız olduğu zamanlarda İhlâs, Felâk ve Nâs sûrelerini okur ve üflerdi." Bu hadisin ravilerinden olan Ez-Zührî'ye:
- Nasıl üflerdi? diye soruldu. Kendisi:
- Ellerine üfler ve onlarla yüzünü sıvazlardı, dedi."
Ben de derim ki, "Deli üzerine Okunacaklar Babı'nda geçen -ki Fatiha ve diğerlerini okumaktı- burada da okunmalıdır.

 Bismillâhi türbetü arzına birikkati ba'zına yüşfaâ bihi sekıymünâ bi izni rabbinâ.
Aişe radıyallahu anha'dan rivayetimize göre, "Birisi, bir tarafından şikâyet ettiği veya vücudunda bir yara bere olduğu zaman Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle söyler ve parmağı ile şöyle yapardı. Ravi Süfyân İbn-i Uyeyne (açıklamak için) şehadet parmağını yere bıraktı, sonar kaldırdı ve şunu söyledi:
(Allah'ın ismiyle. Birimizin tükrüğü ile karışmış yerimizin toprağı, Rabbımızın izniyle hastalığımıza şifa olur.]
Aişe radıyallahu anha'dan rivayetimize göre, "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, bir hanımına ta'viz yaparak onu sağ eliyle sıvazlar ve şöyle derdi:

 Allahümme rabben nâsi ezhibil be'se eşâfi enteş-şafi lâ şifâe illa şifaüke şifâen, lâ yüğâdiru sekamen.
[Allahım! Ey insanların Rabbı! Hastalığı gider ve onu bırakmayan bir şifâ ver. Şifâ veren sensin. Senin şifândan başka şifâ yoktur]'5)
Enes radıyallahu anh'den rivayetimize göre, kendisi Sabit rahıme-hullah'a:
- Sana Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in rukye'sini yapayım
mı? dedi. O:
- Evet, dedi. Enes şöyle söyledi:
Allahümme rabbennâsi müzhibel be'si eşfi enteş-şâfi la şâfiye il-lâente şifâen lâ yüğâdiru sekamen.
[Allahım! İnsanların Rabbı! Hastalığı def edici! Hastalık bırakmayan bir şifa ver. Şifâ veren sensin ve senden başka şifâ veren yoktur)'6)
Osman ibn-i Asi radıyallahu anh'den rivayetimize göre, "Kendisi vücudunda duyduğu bir acıyı Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e şikâyet etti. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem ona:

 - Elini ağrıyan yere koy, üç defa: "Bismillah" ve yedi defa:

 Eûzü bi ızzetillâhi ve kudretihi min şerri mâ ecidü ve ühaazirü.
[Duyduğum ve korktuğum acının şerrinden Allah'ın izzet ve kudretine sığınırım] de buyurdu."*7)
Sa'd İbn-i Ebi Vakkâs radıyallahu anh'den, şöyle dediğin irivayet ettik: "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, beni ziyaret etti ve:

 Allahümmeşfi Sa'den, Allahümmeşfi Sa'den, Allahümmeşfi sa'den. "Allahım! Sa'd'a şifâ ver. Allahım! Sa'd'a şifâ ver. Allahım! Sa'd-'a şifa ver." diye dua etti."(8)
Sahih bir isnad ile İbn-i Abbas radıyallahu anhüma'dan rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim, eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eder ve yedi defa:

 Es'elüllahel azıyme rabbel arşil azıymi en yeşfiyek.
[Büyük Arş'ın Rabbı yüce Allah'dan sana şifa vermesini dilerim] derse Allah Teâlâ, mutlaka ona afiyet verir."(9)
Abdullah ibn-i Amr ibn-i As radıyallahu anhüma'dan rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir adam bir hastayı ziyaret ettiği zaman:

 Allahümmeşfi abdeke yenke' leke adüvven ev yemşî leke ilâ salâ-tin.
[Allahım! Kuluna şifâ ver. Senin bir düşmanına acı verecek veya senin için bir namaza yürüyecektir." desin.]0°)
Ali radıyallahu anh'den şöyle dediğini rivayet ettik: "Hastaydım ve: "Allahım! Ecelim gelmişse beni bu acıdan rahat ettir; gelmemiş ise bana şifâ ver, bu bir imtihan ise bana sabır ver, dediğim sıra da Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem yanımdan geçti ve:
- Ne söyledin? diyerek tekrar etmemi istedi. Ali, dediğini, ona tekrar etti. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, onu ayağıyla dürttü ve "Allahım! Ona şifa ver" dedi. Ali: "Ondan sonra hastalığımdan şikâyet etmedim" dedi."
Ebu Said El-Hudrî ve Ebu Hüreyre radıyallahu anhüma'dan riva-yetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Kim: Lâ ilahe iliallahu vallahu ekber. [Allah'dan başka ilâh yoktur ve Allah her şeyden büyüktür] derse, Rabbı onu tasdik eder ve: Lâ ilahe illâ ene ve ene ekber [Benden başka ilâh yoktur ve ben her şeyden büyüğüm] der ve o:
"Lâ ilahe iliallahu vahdehu lâ şerike
leh." [Allah'tan başka ilâh yoktur. O birdir ve ortağı yoktur.) dediği
zaman Rabbı: La ilahe illa ene vahdi
la şerike liy. [Benden başka ilah yoktur. Ben birim ve ortağım yoktur]
der ve o: Lâ ilahe iliallahu lehül
mülkü velehül hamd. [Allah'dan başka ilâh yoktur, mülk O'nundur ve
hamd O'nadır] dediği zaman Rabbı: Lâilahe illâ ene liyel mülkü veliye] hamd. [Benden başka ilâh yoktur. Mülk benimdir ve hamd banadır] der. O:
Lâ ilahe iliallahu velâ havle
velâ kuvvete illâ billâh. [Allah'dan başka ilâh yoktur. Güç ve kudret ancak Allah'dandır.] dediği zaman Rabbı:

 
 Lâ ilahe illâ ene velâ havle velâ kuvvete illâ biy. [Benden başka ilah yoktur. Güç ve kudret ancak bendendir] der. Ve kim, hastalığında bunları söyler, sonra ölürse ateş onu ye-mez."('2)
Ebu Said El-Hudrî radıyallahu anh'den rivayetimize göre, "Resu-lüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e, Cebrail geldi ve:
- Ya Muhammedi Hasta mısın? dedi.
- Evet, dedi. Cebrail:

 Bismillahi erkıyke min külli şiy'in yü'zike min şerri külli nefsin ev aynin haasidin, Allahu yeşfike, bismillâhi erkıyke.
[Sana eziyet veren her şeyden, her kıskanç nefisten (veya) gözden Allah'ın ismiyle sana afiyet dilerim. Allah sana şifâ versin. Allah'ın ismiyle sana afiyet dilerim" dedi.](13>
İbn-i Abbas radıyallahu anhüma'dan rivayetimize göre, "Rasulül-lah sallallahu aleyhi ve sellem, bir A'rabi'yi ziyaret etti. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, bir hastayı ziyaret ettiği zaman da "Zarar yok, inşâallah temizleyicidir" derdi."04)
Enes radıyallahu anh'den rivayetimize göre, "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, hummalı bir bedevi'yi ziyaret etti ve "Keffaret ve temizleyicidir." dedi."('5)


 Ebu Ümame radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hastayı ziyaretin tamamı (kemâli) sizden birinizin, elini onun alnı veya eli üzerine koyarak na-sıl olduğunu sormasıdır."<'6) İbn-i Sünnî'nin rivayeti şöyledir: "Elini hastanın üzerine koyup nasıl sabahladığını veya akşamladığını sor-mak yapacağın hasta ziyaretini tamamlamaktır."
Selmân radıyallahu anh'den, şöyle dediğini rivayet ettik: "Hasta iken, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem beni ziyaret etti ve:



 Yâ Selmânü, şefallahu sekameke ve ğafera zenbeke ve âfâke fîdinike ve cismike ilâ müddeti ecelike.
[Ya Selmân! Allah, hastalığına şifâ versin. Günahını affetsin. Dininde ve vücudunda ecelinin zamanına kadar sana afiyet versin] de-di."(")
Osman ibn-i Affan radıyallahu anh'den şöyle dediğini rivayet ettik: "Hastalandım. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem bana rukye yapardı. Ve bir defa rukye yaparken şöyle dedi:


 Bismillahirrahmanirrahıym, Uızyzüke billâhil ehadis Samedille-zîlem yelid velem yûled velem yekûn lehü küfüven ehadün min şerri mâ tecidü.
[Rahman ve Rahim olan Allah'ın acıyla. Duyduğunun şerrinden bir ve ihtiyaçsız olan, doğurmayan, doğmayan ve hiç bir dengi bulun-mayan Allah'ın seni korumasını dilerim.] Ve gitmek üzere ayağa kalktığı zaman:
- Ya Osman bu kelimelerle Allah'a sığın. Sığınmak için bunun bir benzerini bulamazsınız, dedi."('6)
(17) İbn-i Sünnî.
(18) İbn-i Sünnî.


 HASTANIN, EV HALKINA VE KENDİSİNE HİZMET EDENLERE, İYİ DAVRANMALARINI, KATLANMALARINI VE GÜÇ HALLERİNE SABRETMELERİNİ TAVSİYE ETMESİNİN MÜSTEHAB ÖLDÜĞÜ HAKKINDA

 
Bunun gibi; Hadd, Kısas ve benzeri sebeplerle Ölümü Yaklaşan Kimse Hakkında da bu Tavsiyeleri Yapmak:
İmran İbn-i Husayn radıyallahu anh'den rivayetimize göre "Zinadan hamile kalan Cüheyneli bir kadın, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e geldi ve:
- Ya Rasulallah! Hadd gerektiren bir suç işledim. Cezayı icra et, dedi. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem onun velisini çağırdı ve kendisine:
- Buna iyilikle muamele et ve hamlini (karnındaki çocuğunu) bıraktıktan sonra onu getir, dedi. Adam öyle yaptı ve onu getirince Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in emri ile elbisesi iyice üzerine bağlandı ve recmedildi. Sonra Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, onun namazını kıldı."(19)


 KENDİSİNDE BAŞ AĞRISI, HUMMA VE BENZERİ ACILAR OLANIN OKUYACAĞI DÜA

 
İbn-i Abbas radıyallahu anhüma'dan rivayetimize göre, "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, bütün acılara ve hummaya karşı onlara şöyle demeyi öğretirdi:
Bismillâhil kebiri, neûzü billâhil azıymi min şerri ırkin na'aarin ve-min şerri hârrin nâri.
(Büyük Allah'ın ismiyle. Kan fışkıran damarın şerrinden ve ateş hararetinin şerrinden büyük Allah'a sığınırız.]<2°) Bununla birlikte; kendi üzerine Fatiha, İhlâs, Felâk ve Nâs sûrelerini okumak ve geçti-ği üzere ellerine üflemek ve daha evvel zikrettiğimiz keder duası ile dua etmek de uygun olur.


 KIZGINLIK VE SABIRSIZLIK GÖSTERMEK ŞEKLİNDE OLMADIKÇA HASTANIN, "AĞRIM ŞİDDETLİDİR -FENA HALDE HUMMALIYIM- KENDİMDE FENALIK HİSSEDİYORUM" GİBİ SÖZLER SÖYLEMESİNİN CAİZ ÖLÜŞÜ VE MEKRUH OLMAYIŞI HAKKINDA

 
Abdullah ibn-i Mes'ud radıyallahu anh'den şöyle dediğini rivayet ettik. "Humma içinde olduğu bir sırada Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in ziyaretine gittim. Elimle ona dokundum ve:
- Şiddetli bir humma içindesin, dedim.
- Evet, dedi. Sizden iki kişinin duyacağı humma elemi duyuyo-rum."^!)
Sa'd ibn-i Ebi Vakkâs radıyallahu anh'den şöyle dediğini rivayet ettik: "Bendeki şiddetli hastalıktan dolayı Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem ziyaretime geldi. Kendisine:
- Hastalığım, gördüğün gibi şiddetlendi. Ben mal sahibi biriyim ve kızımdan başka varisim yoktur... dedim."<22>

Kaasım ibn-i Muhammed'den rivayetimize göre: "Aişe radıyallahu anha:
- Vay başım! dedi. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem:
- Hayır. Benim vay başım! dedi."t23)


 İNSANIN, BAŞINA GELEN BİR BELÂDAN DOLAYI ÖLÜMÜ TEMENNİ ETMESİNİN MEKRUH ÖLÜŞÜ FAKAT YAŞAMASI HALİNDE, DİNİNE BİR ZARAR GELECEĞİNDEN KORKUSU YÜZÜNDEN OLURSA BÜNÜN CAİZ ÖLDÜĞÜ HAKKINDA

 
Enes radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz, kendisine isabet eden bir kötülükten dolayı ölümü temenni etmesin. İlle de bunu yapmak isterse şöyle desin:


Allahümme ahyinî mâ kânetil hayâtü hayran lî. Ve teveffenî izâ kânetil vefâtü hayran fî.
[Allahım! Benim için yaşamak hayırlı olduğu sürece beni yaşat ve bana ölüm hayırlı olduğu zaman beni vefat ettir.)(24)
Arkadaşlarımız ve diğer alimler şöyle dediler: "Bu, maddî bir zarar ve benzerinden dolayı ölüm istemenin hükmüdür. Fakat, zamanın bozulmasından ve benzeri sebeplerden dini için korkar ve bu yüzden ölüm isterse mekruh değildir."


 ÖLÜMÜN MUKADDES BİR BELDEDE OLMASI İÇİN DUA ETMENİN MÜSTEHAB ÖLDÜĞÜ HAKKİNDA

 Müminlerin annesi Hafsa binti Ömer radıyallahu anhüma'dan, şöyle dediğini rivayet ettik: "Ömer radıyallahu anh: "Allahım! Bana, yolunda şehid olmayı nasib et ve ölümümü Rasulünün şehrinde eyle"
dedi. Ben:
- Bu ne zaman olacak? dedim. Kendisi:
- Allah istediği zaman bunu yapar, dedi."(25>


 HASTANIN GÖNLÜNÜ HOŞ ETMENİN MÜSTEHAB ÖLDÜĞÜ HAKKINDA

 
Zaif bir isnad ile Ebu Said el-Hudrî radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir hastayı ziyaret ettiğiniz zaman ona ümid vererek daha çok yaşayacağını söyleyiniz. Bu, kaderi değiştirmez; fakat, hastayı sevindirir."'26)
"Hastaya Söylenecekler Babı"nda geçen İbn-i Abbas'ın "Zarar yok, inşaallah temizleyicidir" hadisi bunun için yeterlidir.


 HASTADA KORKU GÖRENİN, BUNUN GİTMESİ VE ALLAH HAKKINDA ZANNININ İYİLEŞMESİ İÇİN ONÜ, İYİ AMELLERİ VE BUNA BENZER HALLERİYLE MEDHETMESİ HAKKINDA

 
İbn-i Abbas radıyallahu anhüma'dan rivayetimize göre, "Ömer ibn-i Hattab radıyallahu anh'ın hançerlendiği zaman korku ve telaş göstermesi üzerine İbn-i Abbas ona:
- Ya Emiral Mü'minin! Bu kadar da değil. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e arkadaşlık ettin ve bunu iyi yaptın ve o ayrıldığı zaman senden razıydı. Sonra Ebu Bekir'e arkadaşlık ettin ve bunu iyi yaptın ve ayrıldığı zaman o senden razıydı. Sonra mü'minlere arka-daşlık ettin ve bunu iyi yaptın. Onlardan ayrılacağın zaman onlar da senden memnundurlar, dedi... Ömer radıyallahu anh:
- Bu Allah Teâlâ'nın bir ihsanıdır, dedi."(27)
İbn-i Şemmâse'den şöyle dediğini rivayet ettik: "Amr ibn-i As ra-dıyallahu anh'i ölüm hastalığında ziyaret ettik. Yüzünü duvara çevirmiş uzun uzun ağlıyordu. Oğlu durmadan:
- Babacığım! Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem sana bunu müjdelemedi mi, sana şunu müjdelemedi mi? diyordu. Amr, sonra yüzünü doğrulttu ve:
- Söyleyip saydıklarınızın en faziletlisi, Allah'dan başka ilah bulunmadığına ve Muhammed'in O'nun elçisi olduğuna şehadet etmektir, dedi."(28)
Kaasım ibn-i Muhammed ibn-i Ebi Bekir radıyallahu anhüm'den rivayetimize göre, "Aişe radıyallahu anha hastalandı. İbn-i Abbas ra-dıyallahu anhüma onu ziyaret etti ve:
- Ey Mü'minlerin Annesi! Doğru öncülere, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem ve Ebu Bekir radıyallahu anh'a ulaşacaksın, de-di."'29)
Buharı, İbn-i Ebi Melike'den de şöyle rivayet etti: "Vefatından önce hastalığa yenildiği bir sırada İbn-i Abbas, Aişe'nin ziyaretine gelerek izin istedi. Aişe:
- Beni öveceğinden korkuyorum, dedi. Kendisine:
- O, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in amcasının oğlu ve müslümanların gözdelerindendir, denildi. Bunun üzerine:
- Girmesine izin verin, dedi. İbn-i Abbas ona:
- Kendini nasıl buluyorsun?diye sordu. Aişe:
- Takva ile yaşayabilmişsem iyi, dedi. İbn-i Abbas:
- İyisin inşaallah. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in zevcesi-sin. Senden başka bakire ile evlenmedi ve sana yöneltilen iftiranın tekzibi semadan indi, dedi."

 HASTAYI İŞTİHALANDIRMAK HAKKINDA

 Zaif bir isnad ile Enes radıyallahu anh'den rivayetimize göre, "Ra-sulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, bir hastayı ziyaret etti ve:
- Canın bir şey ister mi, peksimete iştihan var mı? diye sordu: Hasta:
- Evet, dedi. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, onun için peksimet istedi."
ükbe ibn-i Amir radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hastalarınızı yemeğe zor-lamayınız. Çünkü Allah onları, yedirir ve içirir."*31)


 ZİYARETÇİLERİN HASTADAN DUA İSTEMELERİ HAKKINDA

 
Meymun ibn-i Mihran yoluyla Ömer İbn-i Hattab radıyallahu anhü-ma'dan rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir hastayı ziyaret ettiğin zaman dua etmesi için ona rica et. Çünkü onun duası meleklerin duası gibidir."»32)


 HASTAYA, ŞİFA BULDUKTAN SONRA VA'Z ETMEK, TEVBE VE BAŞKA HUSUSLARDA ALLAH TEÂLÂ'YA VERDİĞİ SOZCİ YERİNE GETİRMESİNİ KENDİSİNE HATIRLATMA HAKKINDA

 
Allah Teâlâ: "Ve ahdi yerine getirin. Şüphesiz ki ahidde sorumlu-luk vardır." ve "... Ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler..." buyuruyor. Bu manadaki ayetler çok malumdur.
Havvât ibn-i Cübeyr radıyallahu anh'den şöyle dediğini rivayet ettik: "Hastalandığım zaman Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem beni ziyaret etmişti. Ve (sonra):
(32) Tirmizî ve İbn-i Mace.
(33) İbn-i Sünnî.

- Cismin sıhhat buldu, Ya Havvât! dedi.
- Senin cismin de, (sıhhat bulsun) Ya Rasulallah! dedim. Bana şöyle dedi:
- Allah'a va'dettiğini yerine getir.
- Allah'a bir şey va'detmedim, dedim.
- Hayır, dedi, bir kul hastalandığı zaman Allah Teâlâ onda hayırlı tasavvurlar yaratır. Onun için Allah'a va'dettiğini yerine getir."»33)


 HAYATTAN ÜMİDİNİ KESENİN OKUYACAĞI DUALAR

Aişe radıyallahu anha'dan, şöyle dediğini rivayet ettik: "Vefat ede-ceği zaman Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'i gördüm. Yanında su dolu bir kadeh vardı. Elini içine batırıyor, onunla yüzünü ıslatıyor ve:
Allahümme eınnî alâ ğamerâtil mevti ve sekerâtil mevt. [Allahım! Ölüm sıkıntıları ve ölüm sekeratı içinde bana yardım et] diyordu."<34>
Aişe radıyallahu anha'dan, şöyle dediğini rivayet ettik: "Resulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, bana dayanmıştı ve:

AllahummağfirFî verhamnî ve elhıkni birrefîgıl a'lâ. [Allahım! Beni affet. Bana yardım et ve beni yüksek dostlara ulaştır.] diyordu."»35)
Bu durumda olan bir kimse için, çok Kur'ân okumak ve çok zik-retmek müstehabdır. Sabırsızlık, kötü huyluluk, sövmek, kavga et-mek ve dinî işler dışında çekişmek de onun için mekruhtur. Yine müstehab olan, kalb ve dili ile Allah'a şükretmesi ve bulunduğu vak-tin, dünyadaki ömrünün sonu olduğunu zihninde canlandırarak onu hayır ile sonuçlandırmaya çalışması, haklan sahihlerine ödemiş olmak için zulüm ile aldığı şeylerdi, emanetleri ve ariyeleri geri ver-mekte ve zevcesi, anne-babası, çocukları, hizmetçileri olarak aile halkının ve komşularının dostlarının, aralarında bir muamele, ticaret ve herhangi bir münasebet geçen kimselerin helalliğini istemekte acele etmesidir. Ayrıca bakımlarına yarayacak bir dedeleri olmadığı takdirde çocuklarının bakım ve idare işlerini ve bazı borçların ödenmesi gibi o anda gerçekleştiremediği şeyleri vasıyyet etmesi, kendisine merhamet edeceğine dair Allah hakkında iyi düşünmesi ve Allah'ın mahlukları arasında kendisinin hakirliğini, onu azab etmeye ve onun taatine Allah'ın ihtiyacı olmadığına, Allah'ın kulu olduğunu, ondan başkasından bağışlamak, ihsan, iyi muamele ve minnet istemediğini zihninde canlandırması da lâzımdır. Kendisinin dokunaklı bir sesle okuyacağı veya başkasına okutup dinleyeceği Kur'an-ı Aziz'den ümid hakkındaki ayetlerle maneviyatını kuvvetlendirmesi ve müstehabdır. Bunun gibi, ümide dair hadislerin, salihlerin hikâyelerinin ve ölüm sırasındaki hallerinin kendisine okunup anlatılmasını istemeli, ayrıca hayrını arttırmalı, namazları korumalı, necasetlerden sakınmalı ve diğer dinî vazifeleri yapmalı ve bunların güçlüklerine katlanıp sabretmelidir. Bunlarda gevşeklik yapmaktan sakınsın. Zira; ahiretin, ekim yeri olan dünyadaki son vaziyetinin, vacib veya sünnet olan işlerde kusur ve ihmal olması, kötülerin en kötüsüdür. Bu söylediğimiz tarzda hareket etmekten kendisini alakoymak isteyenin sözünü dinlememesi gerekir. Şüphesiz ki onu, Din ve ibadet işlerinden, çeşitli bahanelerle vazgeçirmek isteyen kimseler bulunacaktır. Böylesi, cahil dost ve gizli düşmandır. Bunun için, onun bu alıkoyma çabasına kulak asmamalı ve ömrünü en iyi şekilde bitirmeye çalışmalıdır. Yine müstehab olan, aile halkına ve arkadaşlarına hastalığında kendisine katlanmalarını, kendisinden zuhur edecek fena hallere tahammül etmelerini ve onun vasıtasıyla uğradıkları musibete sabretmelerini tavsiye etmesi, üzerinde ağlamamalarını ısrarla vasıyyet edip onlara şöyle demesidir. Sahih hadisde Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sel-lem, "Üzerinde ehlinin ağlaması yüzünden ölü azablandırıhr" buyurmuştur. Onun için sevgililerim! Bana azab sebeblerini hazırlamaktan sakınınız." Geride bıraktığı çocukları, köle ve cariyeleri ve benzerleri hakkındaki yumuşaklık, şefkat ve dostlarına iyi muamele gösterilmesini tavsiye etmelidir. Sahih hadiste Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in: "Kişinin, babasının sevdikleriyle iyi münasebetleri devam ettirmesi, ona itaatin ve sevabın büyüklerindendir." buyurduğunu ve Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in: "Hadice radıyallahu an-ha'nm vefatından sonra onun kadın arkadaşlarına ikram ettiğini" onlara anlatmalıdır. Cenaze merasimlerinde âdet üzere işlenen bid'atlar-dan sakınmalarını vasiyyet etmesi ve bu hususta onlardan söz alması te'kidli bir şekilde müstehabdır. Dua ile kendisini gözetmelerini ve zamanın ilerlemesiyle onu unutmamalarını tavsiye etmesi ve onlara: "Bir şeyde kusur ve ihmalkârlığımı gördüğünüz zaman, yumuşaklıkla bana hatırlatın ve bana nasihat edin. Çünkü ben, unutkanlık, tembellik ve ihmale maruzum. Gevşeklik yaptığım zaman bana azim aşılayın ve bu uzun yolculuğun hazırlığını yapmakta bana yardım edin." diyerek bunun müstehab oludğunu hatırlatmalıdır.
Bu söylediklerimin delilleri ma'lum ve meşhurdur. Kısaltmak maksadı ile onları çıkarttım. Çünkü bunları zikretmek hayli yer tutar. Ruhun alınması vakti yaklaştığında, son sözü olması için: "Lâ ilahe illa -lah" zikrini çok yapsın. Çünkü meşhur hadiste Muaz ibn-i Cebel radıyallahu anh'den rivayetimize göre, "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem: "Kimin son sözü Lâ ilahe illallah olursa cennete girer." buyurmuştur^36)
Ebu Said el-Hudrî radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem: "Ölülerinize (ölmekte olan hastalara) Lâ ilahe illallah (kelimesini) telkin ediniz." buyurmuştur.<37> Aynı hadisi Müslim'in Sahihinde Ebu Hüreyre radıyallahu anh yoluyla da Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'den rivayet ettik.
(36) Ebu Davud...
(37) Ebu Davud, Tirmizî, Nesaî ve..
Alimler şöyle dediler: "Hastanın kendisi "Lâ ilahe illallah" demezse yanındaki ona bunu telkin etmeli, sıkılıp reddetmemesi için de bunu yumuşaklıkla yapmalıdır. Hasta bir defa "Lâ ilahe illallah" söyledikten sonra başka bir şey konuşmadıkça bu ona tekrar telkin edilmez." Ashabımız: "Ölünün, kendisini itham ederek reddetmek suretiyle günaha girmemesi için telkin edenin, itham olunmayan (dindar) birisi olması müstehabdır." dediler.

Bil ki, ashabımızdan bir cemaat, "Telkin ederiz ve "Lâilâhe illallah Muhammedün Rasulüllah" deriz." dediler. Çoğunluk ise "Lâilâhe illallah" ile yetindiler. Bu bahsi, delilleri ve söz sahibleri ile birlikte "Şer-hu'l-Mühezzeb" in cenazeler bölümünde açıkladım.


 ÖLÜNÜN GÖZLERİNİ KAPATTIKTAN SONRA OKUNACAK DUALAR

 
Ümmü Seleme -adı Hind'dir- radıyallahu anha'dan şöyle dediğini rivayet ettik: "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, Ebu Seleme'nin üzerine vardı. Ölünün gözleri dik açılmıştı, onları kapattı, sonra: "Ruh alınıp götürüldüğü zaman gözler ona bakıp kalır" buyurdu. Aile halkından sabredemeyerek bazıları ağlayıp feryad etmeye başladılar. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem: "Kendinize ancak hayır ile dua ediniz. Çünkü, melekler söylediklerinize âmin derler" buyurdu, sonra şöyle dua etti:


 Allahümmağfir liebî selemete verfa derecetehu fil medhiyyine, vahlüfhîl fi âkıbihil ğabirîne vağfir lenâ velehu ya rabbel âlemine vef-sah lehli fî kabrihî ve nevvir Iehü fîhi.

 Allahım! Ebu Seleme'yi affet. Hidayet edilenler arasında derecesini yükselt ve geride kalanlarına sen vekil ol. Bize ve ona mağfiret et ey âlemlerin Rabbı.
Sahih bir isnadla değerli tabii Bekr ibn-i Abdillah'dan şöyle dediği-ni rivayet ettik: "Ölünün gözlerini bağladığın zaman:

 Bismillâhi ve alâ milleti rasûlillahi sallallahu aleyhi ve sellem.
[Allah'ın ismiyle ve Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in dini üzerine]de ve onu taşıdığın zaman da: ^'f—< Bismillah de ve onu taşımakta devam ettikçe de teşbih et."(39)


 ÖLÜNÜN YANINDA OKUNACAK DUALAR

 Ümmü Seleme radıyallahu anha'dan rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hasta ve ölünün yanında hayır söyleyin. Çünkü melekler söylediklerinize "Âmin" derler." Üm-mü Seleme şöyle dedi: "Ebu Seleme vefat ettiği zaman Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e geldim ve:
- Ya Rasulallah! Ebu Seleme vefat etti, dedim. Bana:


 Allahümmağfirlî ve Iehü ve a'kıbnî minhü ukba haseneten.
[Allahım! Beni ve onu affet ve onun yerine bana daha iyisini ver.] diye du aet dedi. Böyle söyledim ve Allah Teâlâ, onunyerine bana daha iyisini, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'i verdi."<4°)
Sahabi Ma'kıl ibn-i Yesâr radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem: "Ölüleriniz üzerine Yâ-sin okuyunuz." buyurduk41) Ben derim ki, bu hadisin isnadı zaifdir. Çünkü ravileri içinde iki bilinmiyen vardır. Fakat Ebu Davud bu hadisi zaif saymadı. Ve İbn-i Ebi Davud'un Mücâlid'den, onun da Şa'bî'den rivayetlerine göre: "Ensâr, ölüleri üzerinde Bakara sûresini okurlardı." Mücâlid zaif bir ravidir.



 BİR YAKINI ÖLENİN OKUYACAĞI DUALAR

ümmü Seleme radıyallahu anha'dan rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Her hangi bir kul, bir musibete uğradığı zaman:


İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn, Allahümme ecirnî fî musîbeyti ve ahlif lî hayran minhâ.
[Biz (dünyada) Allah'ın (teslim olmuş kulları) yız ve biz (ahirette de) ancak O'na dönücüleriz. Allahım! Musibetimden bana ecir ver ve kaybımı daha iyisi ile telâfi et] derse Allah Teâlâ musibetine karşılık ona ecir verir ve yerine daha iyisini getirir." ümmü Seleme dedi ki, "Ebu Seleme vefat ettiği zaman Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sel-lem'in bana emrettiği gibi söyledim ve Allah Teâlâ onun yerine ondan daha iyi olan Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'i verdi."*4*)
Ûmmü Seleme radıyallahu anha'dan rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Birinize bir musibet isabet ettiği zaman:

 
 İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn, Allahümme ındeke ahtesibü mu-sıybetî fe'cürni fîhâ ve ebdilnî bihâ hayran minhâ.
[Biz (dünyada) Allah'ın (teslim olmuş kullan)yız ve biz (ahirette de) ancak ona dönücüleriz. Allahım! Musibetimin senin yanında sevaba vesile olmasını umarım. Ondan bana ecir ve ve onu daha iyisi ile tebdil et) desin."*4*)
Ebu Musa el-Eş'arî radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir kulun çocuğu öldüğü zaman Allah Teâlâ meleklerine:
- Kulumun çocuğunu aldınız mı? diye sorar. Onlar:
- Evet, derler.
- Kalbinin meyvesini aldınız?
- Evet.
- Kulum ne söyledi?
- Sana hamd etti ve istirca etti "İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn" dedi.
- Kulum için cennette bir bina enşa ediniz ve ismini "Hamd evi" koyunuz."*44)
Ebu Hüreyre radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöylededi: "Allah Teâlâ diyor ki: Sevdiğini aldığım zaman sabreden ve onun sevabını benden uman mü'min kulumun, yanımdaki mükâfatı cennetten başkası değildir."*45)


 ARKADAŞININ ÖLÜMÜNÜ HABER ALANIN OKUYACAĞI DUA

 
İbn-i Abbas radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ölüm, ani bir korkudur. Biriniz, (din) kardeşinin ölümünü haber aldığı zaman,

İnnâ liliâhi ve innâ ileyhi râciûn, ve innâ ila rabbinâ lemunkalibûn, Allahümmektübhü ındeke fil muhsinin, vec'al kitabehü fi ıllıyyin, vahlüfhü fi ehlihî fil ğâbirîn, velâ tahrimnâ ecrahu velâ teftinnâ ba'dehu.
[Biz (dünyada) Allah'ın (teslim olmuş kulları) yız ve biz (ahirette de) ancak O'na dönücü ve ancak O'na varıcılarız. Allahım! Onu yanında muhsin (iyi) 1er içinde yaz. Kitabını (amel defterini) illiyyun (yüksekte olanlar) içinde eyle ve geride kalan aile halkına sen vekil ol. Bu musibetin ecrinden bizi mahrum etme ve ondan sonra bizi fitnelere bırakma!] desin."<46'


 BİR İSLÂM DÜŞMANININ ÖLÜMÜNÜ HABER ALANIN OKUYACAĞI DUA
İbn-i Mes'ud radıyalluha anh'den, şöyle dediğini rivayet ettik: "Ra-sulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e gelerek:
- Ya Rasulallah! Allah Teâlâ Ebu Cehl'i öldürdü, dedim. O da:
Elhamdülillahillezî naSara abdehu ve eazze dinehu. [Kuluna yar-dım eden ve dinini güçlendiren Allah'a hamd olsun) dedi.


 ÖLÜ ÜZERİNDE FERYAD ETMENİN VE CAHİLİYYET ÜSÜLÜ İLE BAĞIRIP ÇAĞIRMANIN HARAM ÖLDÜĞÜ HAKKINDA

 
Musibet sırasında feryadın, cahiliyyet usulü ile bağırıp çağırmanın, kendine helak ve felâketle beddua etmenin haram olduğu hususunda ümmet icma etmiştir.
(46) İbn-i Sünnî.
Abdullah ibn-i Mes'ud radıyallahı anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yanaklarını tokatlayan, elbisesinin yarık yerlerini yırtan ve cahiliyyet usulü ile bağırıp çağıran bizden değildir."(47)
Ebu Musa el-Eş'arî radıyallahu anh'den rivayetimize göre, "Rasu-lüllah sallallahu aleyhi ve sellem, feryad ederek sesini yükselten, musibet sırasında saçlarını yolan ve elbisesini yırtan kadınlardan tebric
etti. »(48) (49)
Alimlerin ittifakı ile bütün bu hareketler haramdır. Bunun gibi, saçını dağıtmak, yanaklarını tokatlamak, yüzünü tırmalamak ve felâket istemek de haramdır.
Ümmü Atıyye radıyallahu anha'dan şöyle dediğini rivayet ettik: "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, bizimle biat yaparken felâket ve musibet zamanlarında bağırmamamızı şart koştu."(5°)
Ebu Hüreyre radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem: "İnsanlar içinde iki şey var ki, onlar in-sanlara küfretmek demektir. (Birisi) nesebe dil uzatmak, (diğeri) ölü üzerinde bağırarak ağlamak" buyurdu.
Ebu Said El-Hudrî radıyallahu anh'den rivayetimize göre, "Rasu-lüllah sallallahu aleyhi ve sellem, ölü üzerinde bağırıp çağırarak, ağ-layan ve onu dinleyen kadınlara la'net etti."<51)
Bil ki, buradaki bağırıp çağırmak (nihayat) ten maksad, ölünün meziyetlerini sayarak sesini yükseltmektir. Bazı alimler ise, "Haramı olan niyahat, ölünün vasıflarını söylemekle birlikte ağlamaktır." dedi-ler. Ölü üzerinde, sesini yükseltmeden ve onun meziyetlerini bağırıp söylemeden ağlamak haram değildir.
İbn-i Ömer radıyallahu anh'den rivayetimize göre, "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, beraberinde, Abdurrahman ibn-i Avf, Sa'd ibn-i Ebi Vakkâs ve Abdullah ibn-i Mes'ud olduğu halde Sa'd ibn-i Clbâde'yi ziyaret etti ve üzerinde ağladı. Oradakiler, Rasulüllah sallal-lahu aleyhi ve sellem'in ağladığını görünce onlar da ağladılar. Bunun üzerine Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem:
- Duymuyor musunuz? Allah göz yaşı ve kalb hüznü yüzünden azab etmez. (Dilini göstererek) ancak bununla azab veya rahmet eder, buyurdu."<52)
üsâme ibn-i Zeyd radryallahu ahhüma'dan rivayetimize göre, "Ra-sulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e, kızının ölüm halindeki çocuğu getirildi. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Sa'd:
- Bu nedir ya Rasulallah? dedi. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sel-lem:
- Bu, Allah Teâlâ'nın kullarının kalbine bıraktığı merhamettir. Allah Teâlâ, kullarından ancak merhametli olanlara merhamet eder, de-di."(53)
Enes radıyallahu anh'den rivayetimize göre, "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, ruhunu vermekte olan oğlu ibrahim radıyallahu anh'e geldi ve gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Abdurrahman tbn-i Avf:
- Sen de mi, Ya Rasulallah! dedi. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem:
- Ey Avf m oğlu! Bu merhamettir, dedi ve gözlerinden tekrar yaşlar döküldü ve:
- Gözler akar, kalb üzülür; fakat biz, Rabbımızın razı olduğu şeylerden başkasını söylemeyiz. Ey İbrahim, biz ayrıldığından üzgünüz, dedi.*^54)
Bu türlü hadisler çok ve meşhurdur. Ölünün, aile halkının ağlama-sıyla azab edileceğini ifade eden sahih hadisler ile mutlak ve zahir manalarıyla kasdedilmemiştir. Bunlar te'villidir. Alimler bunları türlü şekillerde te'vil etmişlerdir. Bu te'villerin en açığı şudur ki, ölünün azab edilmesi, kendisinin ağlamalarını vasıyyet etmesi veya benzeri bir sebeple buna kendisinin sebep olması halindedir. "Şerhu'l Mühez-zeb" de bu mevzuu genişçe izah ettim. Allah daha iyi bilir. Arkadaşlarımızın fikrine göre, ölümden evvel ve sonra ağlamak caizdir. Fakat, ölümden önce ağlamak daha iyidir. Çünkü sahih hadisde Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem: "Ölüm gerçekleşince artık ağlayan ağlamasın" buyurmuştur. Şafiî ve arkadaşları, ölümden sonra ağlamanın tahrimî değil, tenzihi bir şekilde mekruh olduğnu açıkladılar ve geçen hadisteki nehyi kerahetle te'vil ettiler.


 TA'ZİYE (BAŞ SAĞLIĞI DİLEMEK) HAKKINDA
Abdullah ibn-i Mes'ud radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Ra-sulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir musibet-zedeyi ta'ziye etse kendisine, onunki kadar sevap vardır."(55> Fakat hadisin isnadı zaifdir.
Ebu Berze radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sal-lallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim, çocuğu ölmüş bir kadını taziye etse kendisine cennette hırka giydirilir."*56) Fakat hadisin is-nadı kuvvetli değildir.
Abdullah ibn-i Amr radıyallahu anh'den rivayet ettiğimiz uzun hadisde "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, Fatıma radıyallahu an-ha'ya:
- Ya Fatıma! Evinden niçin çıktın? diye sordu. Fatıma:
- Bu ölünün aile halkına geldim. Ölülerine rahmet diledim ve onları taziye ettim, dedi."(57>
Amr ibn-i Hazm radıyallahu anh'den rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Her hangi bir mümin, mu-sibeti münasebetiyle kardeşini ta'ziye ederse Allah Teâlâ, kıyamet gününde kendisine keramet ve yücelik elbisesini giydirir."*58)
Bil ki ta'ziye, sabır aşılamak, ölü sahibini teselli eden, hüznünü azaltan ve musibetini hafifleten şeyler söylemektir ki bu müstehabdır.

 Çünkü bu, iyiyi emir ve kötüyü nehiy ihtiva etmekte ve Allah Teâlâ-nın "İyilikte ve fenalıktan sakınmakta yardımlasın'^59) sözünün şümulü içine girmektedir. Bu ayet, ta'ziye için gösterilecek en iyi delillerdendir. Ve sahih hadisde Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in "Kul (din) kardeşinin yardımında oldukça Allah da onun yardımında-dır." dediği sabit olmuştur.
Bil ki, taziye definden önce de, sonra da müstehabdır. Ashabımız: "Ta'ziye vakti, ölüm zamanından üç gün sonraya kadar devam eder." dediler. Üç günden, yaklaşık bir zaman kasdedilir, yoksa ille de üç gün murad değildir. Arkadaşlarımızdan Şeyh Ebu Muhammed El-Cü-veynî böyle söyledi. Ashabımız "Üç günden sonra ta'ziye mekruhtur." dediler. Çünkü o, musibetzedenin kalbini teskin içindir ve genellikle üç günden sonra kalbi sükun bulur. Bunun için, üç günden sonra ta'ziye ederek onun hüznü tazelendirmez. Ashabımızın çoğunluğu böyle dediler. Fakat arkadaşlarımızdan Ebu'l-Abbas ibn-il Kaas, "Üç günden sonra ta'ziye etmekte sakınca yoktur. Zaman uzarsa da ta'ziye hakkı ilelebed kalır." dedi. İmamü'l-Haremeyn de bu görüşü bazı ashabımızdan hikâye etti. Ancak, beğenilen görüş şudur ki, ashabımızın veya onlardan bir cemaatin istisna ettikleri iki durum dışında üç günden sonra ta'ziye yapılmaz. O iki müstesna durum ise, defin sırasında ta'ziye edenin veya musibetzedenin hazır bulunmayışı ve üç günden sonra dönmesidir. Ashabımız, "Definden sonra ta'ziye, ondan evvel bunu yapmaktan daha faziletlidir"dediler. Çünkü, definden önce ölünün aile halkı, onun teçhizi (onu mezara hazırlamak) ile meşguldürler ve definden sonra onların ayrılık acılan daha fazladır. Bu, onlarda şiddetli bir sabırsızlık görülmediği zaman içindir. Onlar, böyle bir sabırsızlık gösterirlerse o takdirde kendilerini teskin için ta'ziyeyi definden evvel yapmalıdır. Allah daha iyi bilir.
Ta'ziyeyi şumüllendirerek, ölünün bütün aile halkını ve akrabalarını, bunların; büyük, küçük, erkek ve kadınlarını ta'ziye etmek müstehabdır. Ancak, bunların içinde genç kadın varsa onun yerine mahremlerini ta'ziye etmelidir. Ashabımız; "Salih kimseleri, musibete az tahammül edebilenleri ve çocukları ta'ziye etmek daha mühimdir." dediler.
Şafiî ve ashabımız: "Ta'ziye için oturmak mekruhtur. Yani, ta'ziye etmek isteyenlerin gelmesi için ölü sahiplerinin bir evde toplanıp beklemeleri doğru değildir. Onların kendi işlerine dönmeleri lâzımdır." dediler. Ta'ziye için oturmanın mekruh oluşu hususunda erkek ve kadın arasında fark yoktur. Muhammilî bunu açıkça söyledi ve bunu Şafiî'nin bir nası olarak nakletti. Ta'ziye için oturmak, beraberinde başka bir bid'at olmadığı zaman tenzihen mekruhtur. Âdette genellikle gördüğü gibi, bununla beraber haram bid'atlardan bir şey varsa o takdirde bu, kötü haramlardan olur. Çünkü bu bir bid'attır. Sahih hadisde sabit olduğu üzere Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem: "Dinde her yenilik bid'attır ve her bid'at sapıklıktır." buyurmuştur.
Ta'ziye ifadesinde inhisar yoktur. Hangi lafızla yaparsa olur. Fakat ashabımız, müslüman ölü için, müslümanı ta'ziyede: "Allah ecrini arttırsın, iyi sabırlar versin ve ölünü bağışlasın" demeyi, kâfir ölü için, müslümanı ta'ziyede: "Allah ecrini arttırsın ve iyi sabırlar versin" demeyi, müslüman ölü için, kâfire ta'ziyede: "Allah iyi sabırlar versin ve ölünü bağışlasın." demeyi ve kâfir ölü için, kâfiri ta'ziyede: "Allah yerini doldursun" demeyi müstehab saydılar.
En iyi ta'ziye ifadesi:
Üsame ibn-i Zeyd radıyallahu anhüma'dan rivayet ettiğimiz şu ha-disde geçmektedir: "Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in bir kızı, ona haber yollayıp çocuğunun (veya oğlunun) ölüm halinde olduğunu bildirdi ve kendisinin gelmesini istedi. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, haberciye:
- O'na dön ve kendisine de ki: Allah Teâlâ'nın verdiği de O'nun-dur, aldığı da O'nun'dur. O'nun yanında her şeyin belli eceli vardır. Bunun için sabretsin ve musibetinin karşılığını Allah'dan beklesin, buyurdu."**50»
Ben derim ki: Bu hadis, dinin usûl ve ayrıntılarından bir çok mü-him hususları, edebleri ve inen musibetler, kederler, hastalıklar ve benzeri arızalar karşısında sabretmeyi ihtiva eden, İslamın en büyük kaide ve prensiplerinden biridir. Hadisde geçen "Allah Teâlâ'nın ver-diği O'nundur." cümlesinin manası: Bütün âlem, Allah Teâlâ'nın mülküdür. Bunun için, sizin olan bir şeyi almadı. Ancak ödüne ve emanet olarak yanınızda duran ve kendisinin olan bir şeyi aldı. "Aldığı da Onundur" cümlesinin manası da: Size verdiği şey O'nun mülkünün haricinde değildir. O, onda istediği şekilde tasarruf eder. O'nun yanında, her şeyin kesin eceli vardır. O'nun için sabırsızlık etmeyiniz. Çünkü O, kimin ecelini aldıysa onun belirli eceli gelmiştir. Bunun, ecelinden daha uzun yaşamasına veya ecelinden önce ölmesine imkan yoktur. Bütün bunlan bildikten sonra sabrediniz ve başınıza geleni Allah için sayınız ve karşılığını O'ndan bekleyiniz, demektir. Allah daha iyi bilir.
Muaviye ibn-i Kurra ibn-i İyas yoluyla babasından rivayetimize göre, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, bir ara bir sahabisini göremeyince onu sordu.
- Ya Rasulallah, Onun, görmüş olduğunuz çocuğu öldü dediler. Sonra Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, onu gördü ve çocuğunu sordu. Adam, çocuğunun öldüğünü söyledi. Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem, onu ta'ziye etti ve şöyle dedi:
- Ey filan! Hangisi daha çok hoşuna gider: Ömründe ondan faydalanmak ve sevinmek mi, yoksa yarın cennetin her bir kapısına geldikçe onun daha evvel oraya geldiğini ve onu sana açtığını görmek mi? Adam:
- Ya Rasulallah! Onun benden önce cennete gitmesi ve kapılarını bana açması benim daha çok hoşuma gider, dedi. Rasulüllah sallal-lahu aleyhi ve sellem:
- İşte mükâfatın budur, buyurdu."( )
Beyhekıy'nin Şafiî rahimehüllah'ın menkıbelerinde rivayetine göre Şafiî, Abdurrahman'ın şiddetli bir tahammülsüzlük gösterdiğini haber aldı. Şafiî rahımehullah ona şunları yazdı: "Kardeşim! Başkalarını ta'ziye ettiğin şeyle kendini ta'ziye et. Başkasının fiilinden çirkin gördüğün şeyi, kendi fiilinden de çirkin gör ve bil ki musibetlerin en acısı, sevince kaybetmek ve ecirden de mahrum olmaktır. Bunlar günah kazanmak ile de birleşirse artık musibetin derecesi ne olur? Senden uzaklaştıktan sonra onu aramak ihtiyacını uymayan evvel, sana yaklaşan sevab kazanmak fırsatını değerlendir. Musibetler sırasında Allah sana sabırlar ihsan etsin ve sabırla bize ve sana ecir kazandırsın." Ve şöyle söyledi:

 "Seni ta'ziye ederim, dinin bir sünneti olduğu için Değildir, ölümsüzlük emniyeti içinde olduğumdan Yaşasalar da bir zaman, ölüsünden sonra muhakkak ki Ne ta'ziye edilen baki, ne de onu ta'ziye eden."

 Yine bir adam dostlarının birini, oğlunun ölümünden dolayı ta'ziye ederek şunları yazdı: "Şüphesiz ki, çocuk yaşadıkça babası için hüzün ve fitnedir, öldüğü zaman ise hayır ve rahmettir. Bu nedenle, çocuğunun, tutamadığın hüzün ve fitnesi için sabırsızlık etme ve Allah Teâlâ'nın onun yerine geçirdiği hayır ve rahmetini zayi etme." Musa ibn-i Medhi, İbrahim ibn-i Salim'i oğlunun ölümünden dolayı ta'ziye ederek: "Çocuğun, bela ve fitne iken seni sevindirdi. Hayırlar ve rahmet iken seni üzdü." dedi. Bir adam, bir adamı ta'ziye ederek: "Allah'ın takvasına ve sabra yapış. Musibetinin ecrini Allah'dan ümid eden sabreder. Sabretmeyen de Ona döner." dedi. Ve bir adam, birini ta'ziye ederken şöyle dedi: "Ahirette sana sevab olan, dünyada sana sevinç olandan iyidir." Abdullah ibn-i Ömer radıyallahu anhüma'dan rivayet edildiğine göre, "Kendisi bir çocuğunu gömdü ve kabri önünde güldü.
- Kabir üzerinde mi gülüyorsun? diye sorulunca:
- Şeytanın burnunu toprağa batırmak istedim, dedi."
İbn-i Cüreye: "Musibet sırasında sevap umman ve onu Allah için saymakla teselli bulmayan kimse hayvanlar gibi bigâne kalmek su-retiyle avunur." dedi. Humeyd El-A'rac şöyle dedi: "Said ibn-i Cübeyr rahimehullah, oğluna bakarak:
- Ben ondaki en iyi sıfatı bilirim.

Bu Makaleler İlginizi Çekebilir
Bunlar İlginizi Çekebilir
Yorumlar Konuya Yorum Yapın

Konu ile ilgili düşüncelerinizi paylaşın.

Diğer Makaleler
  • Hızır Aleyhisselam’ın Duası
  • Hafızayı Kuvvetlendirmek İçin Dua
  • Hayırlı Bir İş İçin Dua
  • Hz. İbrahim(A.s.)''ın Evlât Duası
  • Her Gün Okunacak Duâlar
  • Hatim Ve Sohbet Duası
  • Haşr Suresinin Son Üç Ayetini Okumanın Fazileti
  • Hacca Gidene Hacdan Dönene Karşı Yapılacak Dua
  • Hacet Namazı Ve Duası
  • Hikmet İlmi Nasıl Elde Edilir
  • Hastalıktan Kurtulmak İçin Yapılacak Duâ
  • Hz. İbrahim''in Kabe''nin Temelinde Yaptığı Duâ
  • Herkes Tarafından Sevilmek İçin Dua
  • Huzurlu Olmak İçin Dua
  • Hayırlı Evlat İçin Okunacak Dua
  • Huzur Veren Dualar
  • Hastalıktan Şifa Bulmak İçin
  • Halidiye Kolunun Silsile-I Meşayıhları
  • Hırz-I Besmele-I Şerif
  • Hızır Aleyhisselamın Başka Bir Duası
  • Hızır Aleyhisselam Virdi
  • Hamd Ve Şükür Duası
  • H.z Alinin Duası
  • Hazreti Ali (K.v.)’Nin Okuduğu Ve Vird Edindiği Günlük Dualar
  • Haşr Suresinin Fazileti
  • Hacet-Dilek Duası
  • Hızır Ve İlyas (Hıdırrellez)
  • Haksız Yere Hapse Girmenin Duası
  • Hasret Kavuşturma Duası
  • Hatim Duaları Anlamı Ve Fazileti
  • Hacı Gönderirken Okunacak Dua
  • Hatim Duası 2
  • Hz. Adem (A.s)’In Bilgisinden Aciz Kalan Meleklerin Duası
  • Herhangi Bir Topluluktan Korkunca Yapılacak Dua
  • Hacdan Veya Herhangi Bir Yolculuktan Dönünce Okunacak Dua
  • H.osman Efendinin Kuran Fazileti Hakkındaki Dersleri
  • Hakka Suresinin Sırları
  • Hacı Osman Efendinin Manevi Dersleri
  • Hacı Osman Efendinin Salavatlar Hakkındaki Dersleri
  • Hacet Duaları
  • Hacet Mektubatı
  • Hacet Ve Dilek Suresi
  • Hadid Suresinin Sırları
  • Haram Nedir?
  • Hastaları Ziyaret Etmenin Fazileti
  • Hastanın Ve Hastayı Ziyaret Edenlerin Okuyacakları Dua
  • Hayatından Ümit Kesen Kimsenin Okuyacağı Dualar
  • Hayvanı Kaçan Kimsenin Okuyacağı Dua
  • Hz. Ömer (R.a) Ağlaması
  • Hz.meryem Validemizin Duası
  • Helada Konuşmanın Yasaklandığına Dair
  • Helaya Giderken Okunacak Dua
  • Her Hastalığın Manevi İlacı
  • Hiddetlenince Okunacak Dua
  • Hizbü''n-Nasr Duası
  • Horoz Sesi, Merkep Anırması İşitilirse Okunacak Dua
  • Hud Suresi
  • Hz.ali Efendimizin Yahudilere Soruları
  • Hizbül Mûni
  • Hizbul Bahrin Fazileti
  • Hizbul Bahir
  • Hizbül Bahrin Anlamı
  • Her Türlü Şifa
  • Helaya Girmek İstiyenin Okuyacağı Dualar
  • Hastalık Ölüm Ve Onlarla İlgilerin Duaları
  • Hac Zikirleri
  • Harpte Düşmanın Perişan Olması İçin Yapılacak Duâ
  • Helaya Girerken Okunacak Duâ
  • Heladan Çıkınca Okunacak Duâ
  • Hidâyet Ve Takva Sahibi Olmak İçin Yapılacak Duâ
  • Hayırlısı İçin Dua
  • Hamile Kalabilmek İçin Dua
  • Hz. Âdem(A.s.)''ın Bilgisi Karşısında Âciz Kalan Meleklerin Duası
  • Hz. Meryem Validemizin Doğum Esnasında Yaptığı Duâ
  • Havarilerin Yaptıkları Duâ
  • Hz. Musa''nın Fâsık Kavmine Karşı Yaptığı Duâ
  • Hz. Îsâ (A.s.)’ın Yaptığı Yemek Duası
  • Hz. Âdem (A.s.) İle Hz. Havva Validemizin Yaptıkları Duâ
  • Hz. Şuayb''ın Zâlim Kavmine Karşı Yaptığı Duâ
  • Hz. Musa''ya İnanan Sihirbazların Duası
  • Hz. Mûsâ (A.s.) Kavminin Karşısında Şu Duayı Yapmıştır
  • Hz. Musa''ya İnananların Yaptıkları Duâ
  • Hz. Nuh''un, Oğlu İle İlgili Yaptığı Duâ
  • Hz.yûsuf(A.s.)In, Mısır''a Kral Olunca Yaptığı Duâ
  • Hz. İbrahim''in Kabe''de Yaptığı İlk Duâ
  • Hz. İbrahim(A.s.)''ın Tüm Mü''minler İçin Yaptığı Duâ
  • Hz. Eyyûb(A.s.)''ın, Hastalığına Karşı Yaptığı Duâ
  • Hz. Zekeriyyâ(A.s.)''ın Evlât Duası
  • Hz. Nûh (A.s.) Kavminin İnkârı Üzerine Şöyle Duâ Etti
  • Hz. Nûh(A.s.)''ın Tufanda Yaptığı Duâ
  • Hz. İbrahim (A.s.) Şöyle Duâ Etmişti
  • Hz. Lût(A.s.)''ın, Kavmine Karşı Yaptığı Duâ
  • Hz. Süleyman (A.s.) Şöyle Duâ Etti
  • Hz. Mûsâ(A.s.)''ın Mısır''da Yaptığı Duâ
  • Hz. Süleyman(A.s.)''ın Yaptığı Duâ
  • Hz. Eyyûb(A.s.)''ın Hastalığından Dolayı Yaptığı Diğer Bir Duâ
  • Hz. Nuh''un Kâfir Kavmine Karşı Yaptığı Duâ
  • Hz. Nûh(A.s.)''ın Tufandan Sonra Yaptığı Duâ
  • Huvellahullezi
  • Hoşa Giden Bir Şey Görülünce Okunacak Dua
  • Hayırlı Bir Eş İçin Dua
  • Herhangi Bir Vakitle Kayıtlı Olmaksızın Zikrin Fazileti
  • Helaya Girmek İstediği Zaman
  • Helada Zikir Ve Dua Etmenin Yasak Olduğu
  • Heladan Çıktığı Zaman Ne Der
  • Hükümdardan Korktuğu Zaman
  • Her Muradın Halli İçin Dua
  • Hastalık, Ölüm Ve Bunlarla İlgili
  • Hastanın Diyeceği Ve Yanında Denecek, Ona Okunacak Şeyler Ve Halinin Sorulması
  • Hayattan Ümidini Kesenin Diyeceği Şeyler
  • Hayvanı Kaçtığı Zaman Okuyacağı Dua
  • Hacdan Dönene Edilecek Dua Ve Onun Da Diyecekleri
  • Horozun Ötmesini, Eşeğin Anırmasını Ve Köpeğin Ulumasını Duyduğu Zaman
  • Hacamet Yaptırırken Diyecekleri
  • Hoşuna Giden Ve Gitmeyen Bir Şey Gördüğü Zaman Diyeceği
  • Hayırlı Eş İçin Okunacak Dua
  • Hidayete Ermek İçin Dua
  • Hıristiyanlık''ta Duâ
  • Hemen Evlenmek İçin Dua
  • Huşu Ve Tevazu İle Duâ Etmek
  • Harpde Müminlerin Duası
  • Her Gördüğünü Hızır Aleyhisselam Bil
  • Hırsızlıktan, Şeytandan, Boğulmaktan Yılan Ve Akrepten Emin Olmak İçin
  • Hızır Aleyhisselamın Vefatı
  • Hızır Aleyhisselam İle Görüşenler
  • Hızır Aleyhisselam İle Görüşmek İstemeyenler
  • Hızır Aleyisselam Kimdir
  • Hızır Aleyisselam Kimlerle Görüşür
  • Hızır Aleyisselam Kibirlilerle Görüşmez
  • Hızır Aleyhisselam Nasıl Görünür?
  • Hızır Aleyisselam Ve Efendimiz (S.a.v)
  • Hızır Aleyhisselam’a Göre Evliya
  • Hızır Aleyisselamı Görmek İçin Hizmet Şarttır
  • Hızır Aleyhisselamı Görmenin Faydaları
  • Hızır Aleyhisselamın Allah Sevgisi
  • Hızır Aleyhisselamın Bugünü
  • Hızır Aleyhisselamın Duaları
  • Hızır Aleyhisselamın İstiğfarı
  • Hızır Aleyhisselam’ In Peygamberliği
  • Hızır Aleyhisselam’ın Yaşı
  • Hızır Aleyhisselam İle Görüşebilmenin En Önemli Şartı
  • Hızır Aleyhisselam’I Görme Mertebesi Değişir Mi
  • Hızır Aleyhisselam Aramakla Bulunurmu ?
  • Hz. Yusuf
  • Hesabın Kolay Olması Ve Düşmana Galabe Çalmak
  • Hidayet Üzere Olmak
  • Hile Ve Desiselerden Emin Olmak İçin
  • Hızır Aleyisselama Göre İsm-I Azam Duası
  • Hızır Aleyhisselamı Görmek İçin
  • Hızır Aleyhisselamın Ruhaniyetinden İstimdan
  • Hastalıklardan Şifa Duası
  • Hayırlı Bir Menzile Varmak
  • Hayırlı Zürriyet
  • Hutbe Duaları
  • Hiçbir Dua Bilmeyen Kimse
  • Her Kim İki Secde Arasında Dua Ederse
  • Helaya Girerken
  • Helâdan Çıkarken
  • Huysuz Çocuğa Okunacak Dua
  • Hızır Aleyhisselamı Görmek İçin Okunacak Dualar
  • Haç Ve Dualar
  • Hatim Duası Gerekliliği
  • Hizbu‘I Bahr Fazileti
  • Her Vakit Okunan Zikir
  • Halkın Arasında Sıkılanlar İçin
  • Hasbiyallahü Ve Nı’Mel Vekiyl Zikrine Devam Etmek
  • Hazreti Hasan Ve Hüseyin’In Duası
  • Hazreti Peygamber (S.a.v.)’In Mübarek İsimlerini Okumanın Fazileti Ve Havassı
  • Her Hastalığa Karşı Manevi Bir Reçete
  • Hıfz (Korunma) Ayetleri
  • Hüd Aleyhisselam’ın Duası
  • Hz İbrahim Ve Hz İsmail’in Duası
  • Hacca Giderken Okunacak Dua
  • Hacer-I Esved’De Okunacak Dua
  • Her Murad İçin Okunacak Kur’an Duaları
  • Hastalıktan Şifa Bulmak İçin Okunacak Dua
  • Hadisi Şeriflerden Dualar
  • Hazret-İ Muhammed’in (S.a.v.) Duası
  • Hz. Davud’un Duası
  • Hz Asiye’nin Duası
  • Hz.hızır’ın Duası
  • Hastalıkta Okunacak Dua
  • Hastanın İyileşmesi İçin Dua
  • Helaya Girerken Çıkarken
  • Her Türlü Zarardan Ve Şeytanın Vesvesesinden Korunmak İçin
  • Hatim Duası
  • Her İşin Başında Şöyle De
  • Hlali Görünce Şu Dua Okunur
  • Hümeze Suresi
  • Hz. Ebu Bekir’e (Ra) Ait Bir Dua
  • Hz. Osman ’a (Ra) Ait Vecizeler
  • Hz. Ömer’e (Ra) Ait Bir Dua
  • Heladan Çıkarken Şu Dua Okunur
  • Hamama Girereken Okunacak Dua
  • Helaya Girerken Ve Çıkarken Okunacak Dualar
  • Hastalıkların Tedavisinde Oruç
  • Hastalıkların Başı Çok Yemek
  • Hz. Aişe Validemize Bildirilen Dua
  • Hangi Vakitlerde Dua Etmelidir
  • Hazreti Peygamber (S.a.v)’I Rüyasında Görür
  • Hadis-I Şerif
  • Hud Suresinin Anlamı Ve Önemi
  • Hıcr Suresinin Anlamı Ve Önemi
  • Hacc Suresi
  • Hazreti Ali Efendimiz’E Yahudilerin Soruları
  • Hüd Suresinin Fazileti
  • Hasan-I Şazeli Hazretleri’nin Tavsiyeleri
  • Her Hastalıktan Vücudu Sıhhate Kavuşur
  • Her Cenaze İçin Okunabilecek Bu Dua Yı Herkes Ezberlemeli
  • Hacet Namazı
  • Hased Hakkında
  • Hacdan Dönünce Okunacak Dua
  • Hacı Cem’Iyyetlerinde Ve Hacılar Uğurlanırken Okunacak Dua
  • Hafız Cem’Iyyetinde Okunacak Dua
  • Hayırlı Bir Zürriyet Duası
  • Hayranlık Duası
  • Her Maneviyat Meclisin’De Okunabilecek Bir Dua
  • Helaya Girmeden Önce Edilecek Dua
  • Haşr Suresi’nin Son Ayetlerinin Fazileti
  • Hızır Aleyhisselam’ın İbrahim Et-Temimi Hazretleri’Ne Getirdiği Hediyeler
  • Hafızayı Kuvvetlendirmek İçin
  • Hayır Ve Bereketlere Nail Olur
  • Her Türlü Tehlikeye Karşı Dua Cenabı Hakk’In Himayesinde Olur
  • Her Türlü Ağrıya Karşı Okunacak Dua
  • Hacı Bayram-I Veli Hazretleri
  • Hırka-I Şerif
  • Hızbü’N Nasr Yardım Ve Zafer Duası
  • Hızbü’n Nasr Duası’nın Okunuşu
  • Hadid Suresi
  • Hakka Suresi
  • Haşr Suresi
  • Huccurat Suresi
  • Hiddetlenildiği Zaman Okunacak Dua
  • Hoşlanmadığın Bir Şey Görünce Okunacak Dua
  • Hızır (A.s) Ile Görüşmek İçin
  • Hızır Ve İlyas’In Müşterek Duası
  • Hikmet İlmi
  • Hacet Duası
  • Hayırları Mujdeleyen Salavatların Faydaları
  • Her Türlü Göz Hastalıkları İçin
  • Hacet Ve Muratların Kabulü İçin
  • Hakkı Görme Duası
  • Hastalık Anında Okunacak Dua
  • Hastalıklara Karşı Okunacak Dua
  • Hayatın Sonunda Okunacak Dua
  • Hanımlara Ait Özel Haller
  • Hristiyanlarca Dua
  • Hz. Asiye’Nin Duası
  • Hz. Aişe Valimizin Duası
  • Hz. Adem Duası
  • Hazret-I Aişe’nin (R. Anha) Duası
  • Hazret-İ Fatıma (R. Anha) Nın Duası
  • Hazret-İ Ebu Bekr’in (R.a.) Duası
  • Her Cenazede Okunacak Dua
  • Harpte Allah’ In Yardımını İstemek İçin Yapılan Duanın Fazileti
  • Hasta Ziyaretinde Yapılacak Dua
  • Hutbeler
  • Hz. Hamza ’Nın Yaptığı Dua
  • Hz. Ali’nin Yaptığı Dua
  • Hz. Hasan’ın Yaptığı Dua
  • Her Kim İki Secde Arasında
  • Hocanın Talebelerine Olan Duası
  • Hud Aleyhisselam’ın Duası
  • Hastaların Namazı
  • Hacca Gitmek İçin Dua
  • Hazreti Musa(A.s) Cennetteki Komşusu
  • Hac Tavafı İçin Dua
  • Hasta Ziyaret Etmenin Fazileti
  • Hz. Ömer’e Selam Olsun
  • Hastaların Duası
  • Herşey Allahın Rızası İçin Olmalı
  • Hz. Ebu Bekir’E Selam Olsun
  • Hastaya Okunacak Dua
  • Hz.lut (A.s)’ın Kavminin Sapıklığından Dolayı Yaptığı Dua
  • Hz.süleyman (A.s)’ın Duası
  • Hz. Ebu Bekir’In Yaptığı Dua
  • Hz.ibrahim (As)’In Kendisi Ve Bütün Soyu İçin Yaptığı Dua
  • Hz. Yusuf (A.s)’ın Yaptığı Dualar
  • Hz. İsa (As)’In Rzık İstemek İçin Yaptığı Dua
  • Hz. Meryem’in Yaptığı Dua
  • Hz.nuh (A.s)’In Kavminin İnkarı Üzerine Yaptığı Dua
  • Hz. Musa (A.s)’In Mucizesi Karşısında İman Eden Sihirbazların Duası
  • Hayır Hasenat Sağlıkta Verilir
  • Haksız Olarak Yapılan Beddua
  • Hangi Dualar Ne Zaman Kaç Defa
  • Hızır (A.s)’In Yaptığı Dua
  • Hz. Adem (A.s) Ve Hz. Havva
  • Hz. İbrahim (A.s)’In Çocukları İle Mescid-I Haram’A Gidince Yaptığı Dua
  • Hz. Musa (A.s)’In Yaptığı Dualar
  • Hz. Şuayb (A.s)’ın Yaptığı Dua
  • Havada Bulut Görünce Okunan Dua
  • Haksız Yere Hapse Girenin Okuyacağı Dua
  • Hilali Görünce Yapılacak Dua
  • Helaya Giderken Yapılacak Dua
  • Hacet Namazı Duası
  • Heladan Çıkınca Yapılacak Dua
  • Helal Mala Kavuşmak İçin Yapılacak Dua
  • Herhangi Bir Şeye Mağlup Olunca Yapılacak Dua
  • Hidayete Daim Olmak İçin Yapılacak Dua
  • Hutbenin Farzı
  • Hastalık

    Ölüm

    ve

    Onlarla

    İlgilerin

    Duaları