Ürün Bilgisi
Panik Atak Bitkisel Tedavi Seti
Panik Atak Bitkisel Tedavi Seti İçeriği:
Yeşilex 022 Kedi Otlu Bitkisel Karışım + Yeşilex 012 Sarı Kantaronlu Bitkisel Karışım
Panik Atak Bitkisel Tedavi Seti Ürün Açıklaması:
Panik atak (anksiyete) yardımcı tedavisinde etkilidir.
Şifa Market Uzman Tavsiyesi:
Panik atak bitkisel yardımcı tedavi seti, hastaların büyük fayda göreceği,bağımlılık yapmayan bir settir. Panik atak seti ; rahatlatıcı,ruh halini iyileştirmeye yardımcı, huzur ve mutluluk vermeye yardım eden bitkiler içerir. Düzenli kullanımı halinde yararlı etkileri görülmeye başlar.
Panik atak hastalarına tavsiyemiz setimize 3 ay boyunca devam etmeleri yönündedir. Bu süre sonunda panik ataklarından kurtulabilirler.
Panik Atak Bitkisel Tedavi Seti ;
YEŞİLEX – 022 Kediotlu Bitkisel Karışım
Etkileri:
Uykuya dalmanın kolaylaştırılmasında;
Uykunun düzenli olarak sürdürülerek uyku bölünmesinin engellenmesinde;
uyku düzensizliklerinin giderilmesinde yardımcı.
Genellikle alındıktan kısa bir süre sonunda etkisini gözle görülür şekilde hissetmenize yardımcı olur.
İçindekiler :
Kedi Otu:
Kediotu yüksek kan basıncını (hipertansiyon) düşürücü bir etki de gösterebilmektedir.Uyuyamama ve uykuyu sürdürme sorunu olanlar tarafından kullanılır.Genelde, sinir sisteminden kaynaklanan tüm rahatsızlıklara, spazmlara ve ağrılara karşı da kullanılabilir.
Rezene:
Yatıştırıcı özelliğe sahiptir.Sodyum ve potasyum bakımından zengin olduğu için vücut sıvılarının dengelenmesinde yararlıdır.Sinirleri yatıştırıcıdır.İştah açıcı etkisi rezene yararları arasındadır.
Sarı Kantoron:
Birçok etken madde içermekte olup; bunlardan en önemlileri hiperisin (hypericin), flavonoidler, taninler, resin ve prosiyanidinler’ dir. Hiperisin beyindeki Teta dalgalarını da arttırmaktadır. Yatıştırıcı etkiye sahip bir tıbbi bitkidir.
Yoğurt Otu:
İştah açıcı, idrar artırıcı, böbrek,dalak,pankreas ve karaciğer hastalıklarında, böbrek büzülmesinde faydalıdır.Sara, histeri, sinir rahatsızlığı gibi rahatsızlıklarda etkilidir.Sakinleştirici ve yatıştırıcı etkilere sahip bir tıbbi bitkidir.
Karabaş Otu:
Sakinleştirici ve baş ağrılarını giderici etkileri vardır.Terletici, antiseptik, yatıştırıcı etkileriyle bilinir.İdrar söktürür, kalbi güçlendirir.kolestrol düşürücü etkisi vardır.
Kırmızı Kantoron:
Acı lezzeti ile iştah açıcıdır. Hazmı kolaylaştırır. Hafif ateş düşürücü etkileri ile ateşli hastalıklarda faydalıdır. Zehirli yılan ısırıklarında da faydalı olabilir. Karaciğer ve safra şikayetlerine karşı etkilidir. Mide ve bağırsak ülserlerini iyileştirmeye yardımcı olur.
Melisa:
Sinirleri yatıştırıcı etkileri ile baş ağrısı, migren, baş dönmesi, kulak çınlaması, uykusuzluk, sara ve sinir krizlerinde faydalıdır. İnsanı ferahlatarak depresyon, melankoli, huzursuzluk ve iç sıkıntısını giderir.
Yan etkileri :
Kullanımı güvenlidir. Hamile Bayanların Kullanmaması önerilir.
Uyarılar :
Tavsiye Edilen miktardan fazla tüketmeyiniz.
Doz Aşımı halinde lütfen doktorunuza başvurunuz.
Serin ve Çocuklarınların ulaşamayacağı yerlerde muhafaza edidiniz.
Ürünümüz ilaç değil bitkisel gıda takviyesidir.
Uzman Tavsiyesi :
İyi ve kaliteli bir uyku için yapabileceğiniz bazı şeyler var. Bunları uygulayarak uykunuzu daha kaliteli hale getirebilirsiniz:
Düzenli bir uyku-uyanıklık düzeni sağlamaya çalışın.
Her gün aynı saatte yatmaya çalışın. Aynı saatte de kalkmaya kendinizi alıştırın. Haftanın her günü bu saat en fazla +/- 20 dakika oynamalıdır.
Mümkünse gereksiz gündüz şekerlemelerinden kaçının. Bunun bir istisnası vardır:
Öğle uykusu. Kısa da olsa tam öğle saatlerinde uyuyabilirsiniz; ama öğleden sonraya kalmamalı. Aksi takdirde gece uykuya dalmanız gecikebilir.
Uyku Sorunları?
Uyku Nasıl Bir Süreçtir?
Uykuda 5 dönem bulunmaktadır. Bu dönemlerden birisi REM (hızlı göz hareketi) diğerleri ise Non-REM olarak adlandırılmaktadır. Non-REM dönemi kendi içerisinde iki ana bölüme ayrılmaktadır: a)Yüzeysel uyku (1. dönem ve kısmen 2. dönem) b)Derin uyku (3. ve 4. dönemler). Bu dönemleri içine alacak şekilde bir tanım yapılırsa uyku, uyanıklıkla 5 uyku dönemi arasındaki periyodik geçişlerdir denebilir. Genellikle kısa bir uyanık dönemden sonra insanlar 1. 2. 3. ve 4. döneme girmektedir. Yüzeysel uyku, uyku-uyanıklık geçişi arasındaki dönemi oluşturmakta olup bu dönemde insanlar kolaylıkla uyandırılabilmektedir. Derin uyku sırasında insanın uyandırılabilmesi için daha şiddetli uyarana ihtiyaç vardır. Bu dönemdeki değişimlerin, bedensel dinlenmeye, yenilenmeye hizmet ettiği kabul edilmektedir. İnsan ömrünün üçte biri uykuda geçmektedir. Uyku yalnızca organizmanın yavaşlaması değildir, aynı zamanda uyku aktif ve döngüsel olan bir süreçtir. Uykuda beynin çalıştığı, öğrenilen bilgileri ayıklayıp depoladığı bilinmektedir.
Bir Yetişkinin, Günde Ne Kadar Uykuya Gereksinimi Vardır?
Yetişkin kişinin günlük uyku gereksinimi 7-8 saattir. Fakat bu gereksinim kişiden kişiye değişiklik gösterebilmektedir. Uyku miktarındaki gereksinimin değişmesi biyolojik etkenlerin yanısıra öğrenme ve alışma etkenlerine de bağlıdır.
Uyku Bozuklukları Nelerdir?
Uykusuzluk (insomnia) : Uykuya dalmakta, uykuyu sürdürmede güçlük ya da uyuduğu halde yeterince uyumamış gibi yorgun hissetme şeklinde görülür. Kişi saatlerce uykuya dalamaz, dalsa bile uykusu sık sık bölünür ya da sabah çok erken uyanır ve tekrar uyuyamaz.
Aşırı Uyku (hipersomni) : Geceleri normal süre uyunduğu halde gündüzleri uyku halinin sürmesidir. Kişinin günlük yaşamını aksatan bir boyuttadır.
Narkolepsi: Kişi herhangi bir anda, örneğin mektup yazarken, araba kullanırken, ya da insanlarla konuşurken uykuya dalabilir. Böyle bir işlev bozukluğu olan kişiler, sürekli tekrarlayan karşı konulmaz uyku ataklarına uğrarlar ve hiç uygun olmayan zamanlarda uykuya dalarlar.
Uyku Apne Sendromu: Uyku süresince solunumun nöbetler halinde durmasıdır. Bu tepki, kişinin yeniden nefes almak üzere uyanmasıyla sonuçlanır. Gündüzleri uykuya aşırı eğilim olur ve uyku sırasında horlama gözlenir.
Uyku Sorununa Yol Açan Bedensel ve Psikolojik Nedenler
Fizyolojik hastalıklar ve ilaçlar uyku düzenini olumsuz etkileyebilir. Uyku sorununun bazı fizyolojik nedenleri; hazımsızlık, baş ağrısı, sırt ağrısı, eklem iltihabı, kalp hastalığı, şeker hastalığı, astım, sinüzit, ülser ve kullanılan ilaçlardır. Uyku sorununa yol açabilecek bazı psikolojik etkenler arasında ise stres, kafamıza takılan düşünceler ve bizi olumsuz etkileyen bazı duygularımızı (endişe hali, üzüntülü, çökkün ve öfkeli olma) sayabiliriz.
Uyku Sorununa Yol Açan Yaşam Biçimi ile İlgili Nedenler
>Gürültülü uyku ortamı
>Uyku ortamında fazla ışık olması
>Kahve ya da çay içmek
>Geç saate kadar alkol kullanımı
>Uyumadan önce aşırı yeme veya aşırı sıvı tüketme
>Uyumadan önce sigara içme
>Uyumadan önce aşırı bedensel hareket yapma
>Uyumadan önce aşırı zihinsel faaliyette bulunma
>Gün boyu hareketsiz kalma
>Gündüzleri ve TV karşısında kestirme
>Yatma ve uyanma zamanının düzenli olmaması
>Yetersiz Uykunun Etkileri
>Gündüz uykulu hissetme
>Yorgunluk
>Dikkati toplayamama
>Unutkanlık ve karıştırma
>Karar vermede zorluklar
>Çabuk kızma
>Çökkün ruh hali
>Kaza ve yaralanma tehlikesinde artma
>Daha Sağlıklı Bir Uyku İçin Nelere Dikkat Etmeliyiz?
>Düzenli Uyku Zamanları. Yatma ve kalkma saatlerinizi düzenleyin. Uykunuz gelirse gündüz vakti kısa süreli uyuyabilirsiniz ama gece uykusuzluk çekiyorsanız gündüz uyumamanızı öneririz.
>Alkol ve Kafein. Yatmadan birkaç saat önce kahve gibi kafeinli içecekler ve kola almaktan kaçının. Kandaki kafein miktarının yarıya inmesi 4-5 saati alır. Yatmadan önce bir şey içmek istiyorsanız ılık süt veya bitki çayı içebilirsiniz. Yatmaya yakın az sıvı tüketmeye dikkat ediniz, çünkü tuvalete gitmek için uykunuz bölünebilir.
>Yatmadan Önce Yemek. Yatağa aşırı aç veya tok girmemeye özen gösteriniz.
>Yatmadan önce ağır yemekler yememeye dikkat edin, çünkü sindirim sisteminiz saatlerce faaliyetini sürdürmek zorunda kalacak ve sizi
>Rahatsız edecektir. Kendinizi aç hissettiğiniz zamanlarda yatmadan önce hafif yiyecekler tüketebilirsiniz.
Uykusuzluk?
Çoğu kişi yaşamlarının bir aşamasında uykusuzluktan muzdarip olur. Toplumun yaklaşık üçte birinde 1 yıl içinde en az bir kez uykusuzluk dönemi ortaya çıkar. Toplumda % 10-15 oranında kronik uykusuzluk görülür. Uykusuzluk tıbbi, ekonomik, sosyal ve psikolojik önemli sonuçları olan bir uyku bozukluğudur.
Uykusuzluk kişinin sadece uyuduğu süreyle ilgili değildir. Önemli olan uykunun kalitesidir. Sabahları kişi kendisini dinlenmemiş hissederek kalkar. Uykusuzluk; uykuya dalma güçlüğü, uykuyu sürdürme güçlüğü (gece sık sık uyanmalar) ya da sabah erkenden uyanıp tekrar uyuyamama şeklinde olabilir. Gençlerde daha çok uykuya dalma güçlüğü gözükürken yaşlılarda diğer ikisi sık ortaya çıkar.
Depresyon, yaşam değişiklikleri, yaşam olayları, stres etkenleri gibi birçok neden uykusuzluğu alevlendirebilir.
Uykusuzluk genel olarak birincil ve ikincil olarak ikiye ayrılabilir. Birincil olan uykusuzluk genellikle çevresel etkenlere ya da kişinin zihinsel süreçlerine bağlı olarak ortaya çıkar. Çevresel etkenler arasında ışık, ses ve gürültü sayılabilir. İkincil uykusuzlukta ise sağlık sorunları, ağrı, ilaçlar, alkol ya da psikiyatrik bozukluklar birincildir.
Uykusuzluk birincil olsa bile kişide huzursuzluğa, gerginliğe, depresyona, performansta azalmaya, günlük yaşantıda istenmeyen kazalara ve yorgunluğa yol açabilir.
Birincil uykusuzlukta kişide uyuyamayacağına ilişkin olumsuz şartlanmalar ve bilişsel çarpıtmalar vardır. Kişi gece yatağa yatmadan “yine uyuyamayacağını” düşünmeye başlar; bu belirgin bir huzursuzluğa yol açar; bu huzursuzluk nedeniyle kişinin uykusu tekrar kaçar ve sonuçta kişinin bir türlü kıramadığı bir kısır döngü ortaya çıkar. Bu aşamada bir profesyonel yardım kaçınılmazdır.
Uykusuzluk kadınlarda daha yaygındır. Menopoz, adet dönemi ve hamilelik bu yaygınlığa neden olan etkenlerdir.
Uykusuzluk tanısı kolay olan bir uyku bozukluğudur. Genellikle uyku laboratuarında uyku çalışması yapılmaya ihtiyaç duyulmaz ancak bazı durumlarda polisomnografi gerekebilir. Özellikle kişide horlama, gece uykusuzluğa karşın gündüz uykululuk hali, uykuda bacak hareketleri ya da uykuda bölünmelere neden olan başka durumlar varsa uyku laboratuarı tetkiki gereklidir.
Uykusuzluğun tedavisinde çok sayıda yaklaşım vardır. İlaçlar genellikle kısa süreli durumlarda verilebilir ancak kısa sure kullanılmalıdırlar. Belirgin huzursuzluk ya da depresyon varsa antidepresan ya da bunaltı giderici ilaçlar yardımcı olabilir. Uzun süreli uykusuzluk durumlarında ilaçlar, özellikle yeşil reçeteyle verilenler, faydalı değil; tam tersine zararlıdır. Bu durumlarda ilaçlara bağlı yan etkiler ve ilaca bağımlılık gelişebilir.
Özellikle uzun süreli uykusuzluk tedavisi için davranışsal ve bilişsel yaklaşımlar oldukça faydalıdır. Yapılandırılmış uyku hijyeni, uyku kısıtlaması, relaksasyon uygulamaları başarılı yöntemlerdir. Bu yöntemlerin uygulaması konusunda bir uzmandan yardım almak gereklidir.
Uyku sorunlarının tedavisi nasıl oluyor?
Uykusuzluğu olan kişilerin bir sonuç alamamalarına karşın uyumak için alkol vb. maddeleri kullandıkları dikkati çekmektedir. Bu şekilde, tabloya diğer sorunlar eklenmektedir.
Uykusuzluğun kaynağı olarak görülen bedensel ve psikolojik gerginlikle başetmek için gevşeme teknikleri ile gerginlik ortadan kaldırılmaya çalışılır. Bazı uykusuzluk tablolarında ilaç tedavisi kullanılmaktadır.
Uykusuz insanların bir bölümünde sadece uyku hijyeninin düzenlenmesiyle önemli ölçüde yarar sağlanabilmektedir. Uyku hijyeni için şu noktalara dikkat edilmelidir:
Çok aç ya da tok olmamak, kafeinli, alkollü, kolalı içeceklerden ve tütün kullanımından kaçınmak, düzenli egzersiz yapmak, ancak akşam saatlerinde heyecan oluşturacak aktivitelerden kaçınmak, uyku gelmeden yatağa girmemek, yatak odasını sadece uyku ve cinsel ilişki için kullanmak, uyuyamadığında uyumaya çabalamamak, yataktan ve yatak odasından çıkarak başka bir yerde zaman geçirip uyku gelince yatağa dönmek, ne kadar uyunursa uyunsun sabah belirli bir saatte kalkmak, gündüzleri uyumamak ve yatak odasını ses, ışık, ısı yönünden izole etmek.Aslında bunlar herkesin sağlıklı bir uyku için dikkat etmesi gereken kurallardır. .
Beklendiği üzere, lipoksijenaz inhibitörleri (örn. oenoksaprofen) iyileşme sağlarken, siklooksi-ienaz inhibitörleri (örn. aspirin ve diğer nonsteroid antiinflamatuar ajanlar) genellikle psoriasisin kötüye gitmesine neden olur. Bir flavonoid olan kersetin, E vitamini, soğan ve sarımsak gibi doğal maddelerin lipoksijenazı engellediği ve böylelikle yarar sağladıkları bilinmektedir.
Araşidonik asit sadece hayvan dokularında bulunduğu için, hayvansal gıdaları; özellikle et, hayvansal yağ ve süt ürünlerinin tüketimini kısıtlamak gerekir.
Uykusuzluk Problemine Bitkisel Destek
Dahilen Kullanılan Bitkisel İlaçlar:
Kediotu kökü: İnce kıyılmış 2 çay kaşığı kök fincana konur, üzerine 150 ml kaynar su ilave edilir, fincanın ağzı kapalı olarak 10 dakika demlenir, süzülerek içilir. İhtiyaca göre günde 1-3 fincan çayı taze hazırlanarak içilebilir. Bir fincan çayı akşam saatlerinde, bir fincan çayı yatmadan bir saat önce içilebilir.
Lavanta çiçeği: 1-2 çay kaşığı çiçek fincana konur, üzerine 150 ml kaynar su ilave edilir, fincanın ağzı kapalı olarak 10 dakika demlenir, süzülerek içilir. Çayı taze hazırlanarak ihtiyaca göre günde 2-3 fincan içilebilir.
Oğulotu (melisa) yaprağı: İnce kıyılmış 2 çay kaşığı yaprak fincana konur, üzerine 150 ml kaynar su ilave edilir, fincanın ağzı kapalı olarak 10 dakika demlenir, süzülerek içilir. Akşam saatlerinde 1-2 fincan çayı içilebilir.
Şerbetçiotu çiçeği: İnce kıyılmış 1 çay kaşığı çiçek fincana konur, üzerine 150 ml kaynar su ilave edilir, fincanın ağzı kapalı olarak 10 dakika demlenir, süzülerek içilir. Çayı taze hazırlanarak bir fincan ikindi vakti, bir fincan akşam yemeğinden sonra içilebilir.
Haricen Kullanılan Bitkisel İlaçlar:
Kediotu kökü: İnce kıyılmış 50-100 gr kök üzerine 2 litre kaynar su ilave edilir, kabın ağzı kapalı olarak 15 dakika bekletilir, süzülür. Sulu kısım banyo suyuna ilave edilir, yatmadan 1 saat önce banyo yapılır, banyoda 20 dakika kalınır.
Oğulotu (melisa) yaprağı ve şerbetçiotu çiçeği ile birlikte kullanılabilir.
Sadece kediotu kökü kullanılacaksa, kokusu hoş olmadığı için banyoya az miktarda arzu edilen doğal koku maddesi ilave edilebilir.
Lavanta çiçeği: 100 gr lavanta çiçeği üzerine 2 litre kaynar su ilave edilir, kabın ağzı kapalı olarak 10 dakika bekletilir, süzülür. Sulu kısım banyo suyuna ilave edilir, yatmadan 1 saat önce banyo yapılır, banyoda 20 dakika kalınır. Oğulotu yaprağı ile birlikte kullanılabilir.
Oğulotu (melisa) yaprağı: Kıyılmış 20 gr yaprak üzerine 500 ml kaynar su ilave edilir, kabın ağzı kapalı olarak 10 dakika bekletilir, süzülür. Sulu kısım banyo suyuna ilave edilir, yatmadan 1 saat önce banyo yapılır, banyoda 20 dakika kalınır.
Kediotu kökü ve şerbetçiotu çiçeği ile birlikte kullanılabilir.
Yeşilex 012 Sarı Kantaronlu Bitkisel Karışım
Etkileri :
- Depresyon,stres ve panik atağa bağlı tüm şikayetlerin :
- İştahsızlık ya da kilo almanın yanı sıra iştahın açılması,
- Uykusuzluk ya da aşırı uyku alışkanlığı,
- Hareketsizlik ve aşırı fiziksel aktivite,
- Olağan aktivitelere karşı ilginin ve alınan zevkin azalması,
- Cinsel isteğin azalması,
- Enerji kaybı ve yorgunluk hissi,
- Düşünme ve konsantrasyon yetisinde azalma GİDERİLMESİNE YARDIMCIDIR..
Kullanım şekli :
Sabah, öğle, akşam aç karnına 2’ şer kapsül alınması önerilmektedir.
İçindekiler :
Sarı Kantaron :
Tam bir doğal antidepresandır.Depresan olarak kullanılmasının nedeni, içerisindeki başta hiperisin olmak üzere ve diğer bileşikler sayesinde, beyin içerisinde sinir uyarılarının iletiminde önemli seviye artışı sağlamasıdır.
Yoğurt Otu:
İştah açıcı, idrar artırıcı, böbrek, dalak, pankreas ve karaciğer hastalıklarında, böbrek büzülmesinde faydalıdır.Kan dolaşımı bozukluklarında, sara, histeri, sinir rahatsızlıklarının giderilmesinde etkili bir tıbbi bitkidir.
Alıç :
Kalp hastalığına karşı en yaygın doğal reçetelerden biridir.İçinde bulunan etken maddelerin kan ve dolaşım üzerine olumlu etkileri vardır.Aynı zamanda çok güçlü antioksidanlar olduklarından, dokuları serbest radikal hastalıklardan korurlar.Çok iyi bir beyin süzücüdür.Dinginlik ve rahatlama sağlar.
Çoban Çantası:
Böbrek sorunu nedeniyle kişinin bedeni sıvı tutuyorsa, çobançantası hafif bir şekilde idrar söktürür.Yara, burun, diş ve dişeti kanamalarına karşı iyileştirici ve kanı kesici etkileri vardır.Varis ve hemoroitte faydalıdır.Ağrılara iyi gelir.Vücuda zindelik verir.
Kediotu:
Histeri, kore ve epilepside kullanılır.Önemli bir sinir yatıştırıcı tıbbi bitkidir.Baş dönmesi, taşıt tutması ve heyecanlanmalarda kullanılır.Bir çok hastalığın yanında etkili bir rahatlatıcıdır.
Santella:
Yara iyileştirici ve sikatrizan etkilidir.Cerrahi yaraların ve hafif yanıkların tedavisinde ve bacaklardaki venöz ülserlerin tedavisinde yardımcı olarak kullanılır.Venolemfatik yetersizliğe bağlı semptomları düzeltmek için kullanılır.
Köpekotu:
İmmün sistem üzerinde güçlendirici etkisi vardır.Ayrıca cinsel gücü artırıcı etkisi vardır.Bitkinlik,ağrı ve spazmlarda etkilidir.Yüksek derecede rahatlatıcı etkiye sahiptir.
Melisa:
Hafıza zayıflığına faydalıdır.Yatıştırıcı özelliği vardır.Aybaşı kanamalarını düzenler.Kalbi güçlendirir.Mide ağrılarını keser.Terleticidir.Baş ağrısı ve migrende kullanılır.Rahatlatıcı etkisi vardır.
Yan etkileri :
Kullanımı güvenlidir. Hamile bayanların kullanması tavsiye edilmez.
Uyarılar :
Hamile ve emzirme döneminde olan bayanların kullanması tavsiye edilmez.
Serin ve Çocuklarınların ulaşamayacağı yerlerde muhafaza edidiniz.
Ürünümüz ilaç değil bitkisel gıda takviyesidir.
Uzman Tavsiyesi :
Eğer depresyonda iseniz ;
- Kişiliğinize, ilgi alanlarınıza yönelik uğraşılarınıza devam edin. Kendiniz için bir hobi geliştirin.
- Yalnız kalmamaya, diğerleri ile iletişime özen gösterin.
- Olumsuz düşüncelerinizin farkına varmaya çalışın. Gerçeğe uygunluğunu sınayın.
- Alternatif düşünce tarzı geliştirmeye çalışın.
- Kendinizi daha iyi hissetmeye başlayana kadar evlilik, iş ya da para konularında önemli kararlar vermekten kaçının.
- Depresyonun bir hastalık olduğunu kabul edin, zayıflık ya da utanılacak bir durum olmadığını bilin ve bir uzmana danışın.
Depresyon Nedir ?
Depresyonun temelinde daha önceden isteyerek ve severek yaptığı günlük aktivitelere karşı isteksizlik ve hayattan zevk alamama durumu vardır. Ek olarak depresyondaki kişide kederli ve üzgün bir duygudurum ile birlikte görülen bazı değişiklikler zamanla oluşur. Bu durumda kişi her şeyi olumsuz olarak değerlendirerek karamsarlık düşünceleri ile geçmişi ve geleceği düşünmeye başlar. Bu düşünceler istemese de kişinin aklına gelir. Yani günlük yaşantıda her şeyin olumsuz taraflarını görür.
Yalnız normal sınırlarda kabul edilecek gün içerisindeki duygulanımdaki çökkünlükler depresyon sayılmaz. Depresyon diyebilmemiz için aşağıda sıralanmış belirtilerin gün içerisinde hemen hemen gün boyu ve en az son on beş gündür devam ediyor olması gerekir.
>Hemen her gün ve günün büyük bir kısmında gözlenen çökkün bir duygu-durum hali ( kendini mutsuz, ağlamaklı, kederli hissetme hali).
>Hemen her gün yaklaşık gün boyu süren tüm ya da çoğu etkinliğe karşı ilgi ve zevk almada azalma (daha önce keyif alınan işler, hobiler ve alışkanlıklardan artık hoşlanmama , bıkkınlık, cinsel isteksizlik ).
>Diyet uygulanılmamasına karşın önemli derecede kilo kaybı ya da alımı ( bir ay içinde vücut ağırlığının %5 inden fazlasının artması ya da azalması) ya da hemen her gün iştahta artma yada azalmanın olması.
>Hemen her gün uykusuzluk yada aşırı uyku hali.
>Hemen her gün olağan beyinsel ve vücutsal işlevsellik, hareketlilik halinde azalma ya da huzursuzluk
>Hemen her gün halsizlik ,yorgunluk hisleri,daha önceki günler kadar enerjik hissetmeme.
>Hemen her gün kendini değersiz hissetme,küçük görme,kendini beğenmeme,suçlu ya da günahkar hissetme hali.
>Hemen her gün düşünme ya da konsantrasyon yeteneğinde azalma olması (konuşulanlara, okunan şeylere, izlenilen dikkatini verememe, gibi) ya da kararsızlık hali.
>Tekrarlayan ölüm düşünceleri,intihar planları veya eylemlerinin varlığı.
Depresyonun Nedenleri
Depresyon sık görülen bir hastalık olarak tanımlanmıştır. Bu sıklık yaklaşık her dört kişiden biri olarak ifade edilebilir. Depresyon tedaviye cevap verir ve kişilerin çoğunluğu iyileşir. Hiçbir neden olmaksızın depresyon başlayabilir. Nedenleri şöyle özetleyebiliriz :
> Olumsuz yaşam olayları ile karşılaşma
> Büyük üzüntülere neden olabilecek kayıplar ve yas
> İş yaşamı sorunları
> Partner, evlilik, aile sorunları
> Hamilelik ve lohusalık süreci
> Kalıtsal yatkınlık
> Fazla alkol kullanımı
> Bazı hastalıklar ( Kanser, Multiple Skleroz, Epilepsi, Aids vb. )
> Bazı ilaçlar ( Kardiyak ve hipertansifler gibi )
> Doğum ve hamilelik süreci
> Menapoz – Antrapoz dönemi
> Mevsim değişiklikleri
> Ülke, şehir değiştirme, yeni yaşam koşulları
İNSANLARIN DEPRESYONA GİRMESİNE NEDEN OLAN RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?
> Soy ağacında depresyon olanlar.
> Ağır ve zorlayıcı kabul edilecek yaşam koşullarına maruz kalmak.
> Sevilen birinin kaybı veya terk edilmek
> Kötü aşağılayıcı muameleye maruz kalmak
> Ağır bir fiziksel hastalık geçirmek.
> Uzun süreli bakım ve tedavi gerektiren fiziksel bir hastalığa yakalanmış olmak
> Baskıcı veya aşırı ilgisiz ailede yetişen pasif ve içe dönük kişiler.
Yukarda sayılan koşullara maruz kalan herkesin mutlaka depresyona yakalanacağı anlamını çıkarmak doğru olmaz. Bunlar risk faktörleridir ve bireysel farklılıklar önemlidir.
BİRÇOK KİŞİ BU TÜR OLUMSUZ OLAYLAR YAŞIYORKEN NEDEN YALNIZCA BAZILARI DEPRESYONA GİRMEKTEDİR?
Bugünkü bilgimize göre, depresyondaki en önemli yatkınlık nedenini kalıtım ve bazı kişilik özellikleri oluşturmaktadır. Bazı durumlarda kişi hayatında onu etkileyen önemli bir sorun olmadığı halde niçin kendisini “kötü” hissettiğine anlam veremez. Bu durumlarda sorunun kaynağı diğer hastalıklarda olduğu gibi (örneğin yüksek tansiyon, şeker gibi) biyolojik sebeplerdir. Yakın akrabalarında depresyon olan kişilerin depresyona girme oranı daha yüksektir.
Kişilik özelliği açısından baktığımızda kimseyi incitmemeye, herkesi hoşnut etmeye çalışan; duygularını düşüncelerini çevresindekilere “kırılır”, “benden uzaklaşır” kaygılarıyla (özellikle öfke, kırgınlık gibi olumsuz duyguları) ifade edemeyen kişiler depresif duygu ve düşüncelerle baş etmekte güçlük yaşayabilmektedirler.
Ayrıca, depresyon bazı ilaçlara ya da fiziksel hastalıklara bağlı olarak da ortaya çıkabilir.
Son yirmi beş yılda toplumda depresyon görülme sıklığı on ile yirmi kat arasında artmıştır. Depresyon özellikle gençler arasında giderek yaygınlaşmıştır.
DEPRESYONDA OLAN KİŞİLERİN İNTİHAR RİSKİ NEDİR?
Depresyonda olan kişilerin intihar girişiminde bulunma riski çok yüksektir. Bu nedenle depresyonda intihar girişimlerine yönelik önlemler yaşamsal bir önem taşır. Eğer kişi kendisinde veya çevresindekilerde depresyon belirtilerini görüyorsa en kısa zamanda bir uzmana başvurmalıdır (psikolog, psikiyatrist).
DEPRESYONUN BİLİŞSEL BİLEŞENLERİ
1.Olumsuz üçlü: Kişinin kendine, çevresine ve geleceğe yönelik olumsuz değerlendirmelerde bulunması.
2.Olumsuz düşüncelerin otomatik olarak ortaya çıkması: Kişi daha önceden plan yapmadığı ve düşünmediği halde bu olumsuz düşünceler otomatik olarak ortaya çıkar.
3.Bilgi işlemede ve algılamada sistematik hataların olması:
> Seçici Olarak Olumsuza Odaklanma ve Olumlu Şeyleri Gözden Kaçırma
> Olumsuz Olayları Abartma
> Olumlu Olayları Küçümseme
> Olumsuz Olaylardan Yola Çıkarak Aşırı Genellemelerde Bulunma
> Ya Hep Ya Hiç Tarzında Düşünme
> Olaylardan Keyfi ve Kendine Göre Çıkarsamalarda Bulunma
4.İşlevsel olmayan şemalar : Bu işlevsel olmayan şemalar çocukluk döneminde başlayan ve yaşam boyu gelişen oldukça güçlü sayıtlılardır .
Örneğin: Kişinin ne kadar başarılı olursa olsun, kendini değerli hissedebilmesi için başkalarının onayının gerektiğine inanması.
Kişi kendini başarılı görmek için her alanda başarılı olmak gerektiği hissine kapılması. Bu tür düşünce ve inançlar sürekli olarak bilişsel çarpıtmalarla desteklenmektedir.
Tedavi
Depresyon tedavisi son zamanlarda oldukça kolay hale gelmiştir. Depresyon tedavisi duygular, düşünceler ve davranışlar üzerinde çalışmakla da olabilir, ilaç tedavisi ile de olabilir. Uygun olduğuna karar verilmesi için bir uzman (psikolog/psikiyatrist) tarafından değerlendirilmek yeterli olacaktır.
Uzman ile yüz yüze görüşmek tedavi başlangıcını oluşturacak ilk adımdır. Uzman, bilimsel ve ölçülebilir yöntemlerle sizi değerlendirecek ve en uygun tedaviyi size önerecektir. Bilişsel olumsuzlukları ve öğrenilmiş çaresizlik düşüncelerini gidermek için psikoterapiye ihtiyaç vardır. İlaç tedavisine de serotonin ve noradrenalin üzerinden etki yapan antidepresan dediğimiz ilaçlar kullanılır. Yine de ilaç tedavisinin hızlandırılabilmesi için psikoterapiye ihtiyaç vardır.
Depresyonu oluşturan nedenlere yönelik olarak psikososyal stres faktörlerinin de ortadan kaldırılması süreç içerisinde iyileşmeyi hızlandıracaktır. Bu dönem içerisinde kişinin hayatını mevcut depresyonun ez az şekilde etkilemesi için, durumun bir psikolog tarafından değerlendirilmesi ve vakit geçirilmeden tedaviye başlanması önemli olabilmektedir.
Depresyon tedavisi ilerledikçe kişiler bu değişiklikleri fark edebilmekte ve bu değişiklikler bilimsel yöntemlerle ölçülebilmektedir. Depresyonun tanısı ve tedavisi tüm dünyada uzmanlar tarafından üzerinde çalışılan ve üzerinde fikir birliğine varılmış uygulamaların yer aldığı bir alandır.
Beslenme
Triptofanı Etkin Hale Getirmek
Gıdaları kullanarak depresyonu tedavi etmek mümkün müdür?
Sizi biyokimyasal bir yolculuğa çıkaracağım şu birkaç dakikalık sürede bana sabır göstermenizi rica edeceğim.
Vücut karbonhidratları glikoza, kan şekeri de denen bir tür şekere dönüştürür. Glikoz pankreası uyararak ensülin salgılamasını sağlar. Ensülin beyindeki triptofan serotonin adlı sinir taşıyıcı kimyasalların hammaddesi adlı aminoasidin seviyesini yükseltir.
Sinir taşıyıcı kimyasallar, sinirler tarafından aralarında haberleşmek ve görevlerini uygun bir şekilde yerine getirmek için kullanılır. Yüksek serotonin seviyesi olağandışı bir etki yaratır: Sinir taşıyıcı moral durumunu yükseltir, huzur ve rahatlık hislerini artırır.
Eğer bu mantıksal sıralamayı bir adım daha ileri taşırsanız; ortaya yüksek oranlarda karbonhidrat içeren bir beslenme rejiminin depresyon tedavisinde büyük etkilerinin olduğu sonucu çıkar. Zaten yapılan bir araştırmada tam olarak bunu işaret ediyor. Yüksek oranda karbonhidrat içeren bir tane bisküvi yedikten sonra, hafif depresyon geçiren kişilerin -sigarayı bırakmaya çalışanlar ve adet öncesi dönemdeki kadınlar da dahil olmak üzere- çok daha yumuşak davranışlar gösterdikleri belirlenmiştir.
Öyleyse daha çok bisküvi, pasta yiyip kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayıp sağlamadığını kontrol edin. Bu arada, triptofan alımınızı da artırabilirsiniz. Ayçiçeği, kabak çekirdeği ve eşekotu tohumlan, kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan triptofan adlı aminoasit bakımından oldukça zengin kaynaklardır.
Vücuttaki serotonin seviyesini artırmak, depresyon tedavisinde kabul edilmiş tıbbi yaklaşımlardan bir tanesidir. Çok bilinen bir anti depresan olan prozac, vücuda içeriğindeki serotonini tutmasında yardımcı olur.
B vitamini açısından zengin besinler:
Sinir taşıyıcılar, yani sinirler tarafından aralarında haberleşmek ve görevlerini uygun bir şekilde yerine getirmek için kullanılan kimyasallar, depresyonda çok önemli bir rol oynarlar.
Beslenme uzmanları, yeterince B vitamini -folat ve B6 ile B12 vitaminleri- alımının, sinir taşıyıcı kimyasalların düzeyinin yüksek kalmasını sağladığını belirtmektedirler.
Folat benekli fasulye, kuru fasulye, kuşkonmaz, ıspanak, brokoli, bamya ve Brüksel lahanası gibi sebzelerde bolca bulunur. B6 vitamini ise en çok karnıbahar, suteresi, ıspanak, muz, bamya, soğan, brokoli, kabak kara lahana, lahana, Brüksel lahanası, bezelye ve turpta bulunur.
Gıdalarınıza fenilalanin adlı aminoasidi de ekleyebilirsiniz. Yapılan bir araştırmada; B6 vitamini ve fenilalanin tadaviyeleri verilen ileri derecede depresyon hastalarının % 75’inde oldukça hızlı bir iyileşme görülmüştür. Ben bu tür besinlerin genel olarak doğal yollarla alınması taraftarı olduğum için, size dört tane zengin kaynak önermek istiyorum:
Ayçiçeği, kuru fasulye, suteresi ve soya fasulyesi. Şimdi kuru fasulye, soya fasulyesi ve suteresiyle bir çorba hazırlayıp, üzerini de ayçiçeği ile süslemeye ne dersiniz?
Yan Etkileri : Kullanımı güvenlidir ve hiç bir yan etkiye rastlanmamıştır.