Ürün Bilgisi
Yeşilex 020 Ardıçlı Bitkisel Karışım (5 Adet)
|
Ürün izin belgesini görmek için tıklayın>>
|
 |
|
Yeşilex’in Ardıçlı Bitkisel Karışımı ile egzama hastalığına bitkisel gıda takviyesinde bulunun. Egzama hastalığından kurtulmanıza yardımcı olur.
Yeşilex 020 Ardıçlı Bitkisel Karışım (5 Adet)
YEŞİLEX MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ
Yeşilex Yeşilex , tamamen Şifa Market güvencesi altındadır.
Ürünü satın aldığınız andan itibaren karşılaşacağınız hizmet kalitesinden etkileneceksiniz.
Şifa market bünyesinde bulunan uzmanlar size tedavi boyunca gerekli tüm desteği sunmaktadırlar. Şifa market uzmanlarınca gerçekleştirilen hasta takip programı çok etkin bir şekilde uygulanmaktadır. Belirli aralıklarla uzmanlarca gerçekleştirilecek geri dönüşlerde sağlığınızla ilgili tüm detayları öğrenebilirsiniz.
Şifa market uzmanları, önemli sağlık danışmanınızdır !
Etkileri :
>Egzamanın yardımcı tedavisinde bir çok etkiye sahiptir:
>Serum ıgE değerlerinde düşüş sağlanarak alerji şiddetinin azaltılmasında ve böylece bölgedeki kaşıntının giderilmesinde;
>Egzamalı deride oluşan iltihabın giderilmesinde;
>Karaciğerin onarılmasında ve karaciğerin toksinlerden arındırılmasında yardımcıdır.
Kullanım şekli :
Sabah, öğle, akşam aç karnına 2’ şer kapsül alınması önerilmektedir.
İçindekiler:
Ardıç:
İdrar söktürücü ve terletici özelliğiyle soğuk algınlığı, kalp yetmezliği gibi hastalıklarda kullanılır.Kanı temizler, bu etkisiyle genellikle dahili nedenlerden ortaya çıkan egzamalarda faydalıdır.
Ebegümeci:
Koruyucu ve yumuşatıcı etkisi vardır.Ülser, gastrit, mide, bağırsak ve mesane rahatsızlıklarında ve daha bir çok rahatsızlıkta faydaları vardır.Kireçlenmelerde, mafsal kireçlenmelerinde faydalıdır.Mide ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardımcıdır.
Lavanta Çiçeği:
Yatıştırıcı ve uyarıcıdır. İdrar ve gaz söktürür. Karın şişliği ve migren ağrılarında faydalıdır. Romatizma şikâyetlerini azaltır. Mikrop öldürücüdür. Kokusu vücuda kuvvet ve ferahlık verir. Ateşli hastalara iyi gelir. Özellikle Karaciğere çok faydalı olan Lavanta, karaciğerin düzenli çalışmasını sağlar.
Isırgan:
Egzemalar genellikle dahili bir nedene dayandıklarından, onları içerden, kan temizleyici bitkilerle iyleştirmek gerekebilir. Isırganotu, en başta gelen kan temizleyici ve aynı zamanda kan yaptırıcı bir tıbbi bitkidir.
Funda:
Egzama, cilt kızarıklıkları, yara ve çıbanlarda faydalı bir tıbbi bitkidir. Prostat büyümesi, göz hastalıkları ve böbrek üstü bezi hastalıklarında da faydaları olan bir tıbbi bitkidir.Her türlü iltihaplanmaya karşı kullanılabilir.
Şahtere:
Kanı ve böbrekleri temizler. Sarılığa karşı faydalıdır. Hazmı kolaylaştırır ve mide ağrısı şikayetlerini giderir. Sedef, uyuz ve egzama gibi cilt hastalıklarını gidermeye yardımcı olur. Basura karşı faydalıdır.
Adaçayı:
Çok iyi bir antiseptik olan adaçayı, kuvvet verici ve uyarıcı etkisi nedeniyle tercih edilir.Gece uyku düzenini sağlayıcı bir etkisi vardır.mikrop, mantar ve virüslerin oluşumuna karşı tedavi edici özelliği bulunur.Bu özelliğiyle egzama rahatsızlıklarında da etki gösterir..
Kitre:
Mide ve bağırsak iltihaplarında, ağrı ve şişmelerde, siyatikte, tansiyon rahatsızlıklarında faydalıdır.Göğüs hastalıklarında ve böbrek hastalıklarında da etkilidir.
Safran:
Ateşi düşürür ve öksürüğü keser. Bu özelliği ile özellikle astım ve bronşitte faydalıdır. Safranın karaciğer hastalıklarında da faydası görülür. Ciltteki kaşıntıları ve sivilceleri giderir.
Yan etkileri :
Kullanımı güvenlidir. Hamile Bayanların Kullanmaması önerilir.
Uyarılar :
Tavsiye Edilen miktardan fazla tüketmeyiniz.
Doz Aşımı halinde lütfen doktorunuza başvurunuz.
Serin ve Çocuklarınların ulaşamayacağı yerlerde muhafaza edidiniz.
Ürünümüz ilaç değil bitkisel gıda takviyesidir.
Uzman Tavsiyesi :
Uzmanlar, egzama hastalığının tedavisi için şifa kaynağı bitkilerden yararlanılabileceğini belirtip egzamaya iyi gelen şifalı bitkileri ve bitki kürlerinin tariflerini veriyor. İşte egzama hastalığına karşı kullanılabilecek bitkisel kürler ve tedavi yöntemleri…
Ellerdeki egzamayı gidermek için bitkisel kür
Bir çorba kaşığı kına, bir tatlı kaşığı şap tozu, bir çorba kaşığı zeytinyağı ve aynı ölçüde suyu karıştırıp ellerinize sürün ve ellerinizde bir gece bekletin.
Ellerinizi kimyasal içerikli deterjanlardan koruyun. Günlük el bakımınızda el kreminin de faydasını görürsünüz, düzenli bakım ile sorununuz çözülecektir.
Egzama Hastalığı Nedir ?
Kronik kaşıntılı, iltihaplı deri. Deri çok kuru, kızarık ve pulludur.
Egzama rahatsız edici ve çirkin görünüşlü bir deri hastalığıdır ama tehlikeli değildir, basit bir tedaviyle kontrol altına alınabilir. Her on iki kişiden birinin, yaşamının herhangi bir döneminde egzama geçirdiği saptanmıştır. Egzama kaşıntı yapmasının ve rahatsızlık vermesinin yanı sıra, el kol ve yüz gibi açıkta kalan yerlerde oluştuğundan çirkin bir görünüme de neden olur.
Belirtileri
Egzamada iltihaplı deri bölgesi kızarır ve kaşınır. Aynı zamanda kurur ve üstünde sivilceye benzer oluşumlar bulunur; yer yer su toplar. Egzamalı bölge kaşınırsa, enfeksiyon yayılır, deri kanar ve iltihaplanıp ağrı yapabilir. Çatlaklardan giren mikroplar bedene yayılabilir. Kaşınarak tahriş edilmiş bir egzama bölgesi çok rahatsızlık verebilir. Egzama önce yüzde ve baş derisinde çıkar, sonra kollarda ve bacaklarda, özellikle derinin katlandığı ya da giysilerin sürtündüğü yerlerde oluşur. Hastalığın veridiği rahatsızlık daha çok kaşımaya ve oluşan çatlaklardan giren mikropların yaptıkları enfeksiyona bağlıdır.
Nedenleri
Egzama genellikle alerji nedeniyle oluşur ama duygusal sıkıntı da egzamaya yol açabilmektedir. Bazen de egzama görünür hiçbir neden yokken çıkmaktadır. En sık görülen egzama tipi, alerjik kökenlidir. Tıp dilindeki adı “atomik dermatit” olan bu hastalık çoğunlukla astımlılarda ve saman nezlelilerde görülür. Saman nezlesi, çiçek tozlarının neden olduğu alerjik bir hastalıktır
Astım ve egzama da solunum yoluyla olduğu kadar süt ya da yumurta gibi alerjan maddelerin yenilmesiyle de oluşur. Ne var ki durum hep böyle değildir, nöbetler çoğunlukla stress zamanlarında ortaya çıkar. Egzama en çok küçük çocuklarda ve bebeklerde görülür; ama çocuk büyüdükçe egzama genellikle kendiliğinden geçer. Egzama, astım ya da saman nezlesi gibi alerjik hastalıkların sık görüldüğü ailelerde, çocukların egzamalı olma olasılığı yüksektir. İnek sütü verilen bebeklerde egzama olasılığının arttığı görülmüştür. Bu yüzden, alerjili ailelerin çocuklarını bu hastalıktan korumak için, anne sütüyle beslemeye özen göstermeleri gerekir.
Tedavi
Egzama tehlikeli sayılabilecek ağır bir hastalık değildir; ama rahatsızlık verebilir. Egzamalıların rahat etmek için almaları gereken önlemlerin başında yarayı kaşımamak gelir. Egzamalı bebeklerin ellerine pamuklu kumaşlardan dikilmiş parmaksız eldivenler geçirilerek egzamalı yerlerini kaşımaları önlenebilir. Egzamalı kişilerin uçuk hastalığı olanlardan özellikle uzak durmaları gerekir. Egzamalı deri, uçuk virüsü olan herpes simplekse karşı dirençsizdir; virüs alınırsa enfeksiyon yayılabilir. Egzamalıların çiçek aşısı da olmamaları gerekir. Normal insanlara hiçbir zarar vermeyen bu aşı, egzamalı bir çocukta, ölümcül olabilen ateşli bir hastalık yapabilir.
Egzamalı ya da egzama geçirmiş insanların derileri çok hassastır. Bu nedenle tahriş edici maddelerden sakınmalıdırlar. Bu tür maddelerle çalışmak zorunda kalanlar lastik eldiven ve yüz maskesi gibi basit önlemlerle korunmalı; genç insanlar meslek seçerken yağlar, boya maddeleri ve şampuan gibi malzemelerle çalışmak zorunda kalacakları meslekleri seçmemelidirler. Egzamanın nedeni olan alerji yapıcı madde bulunabilirse, hastanın o madden korunması yeterlidir. Egzamalı bir bebeğe, inek sütü veriliyorsa, inek sütünü kesip ya anne sütü verilmeli ya da keçi sütü (inek sütüne göre daha az alerjiye yol açtığı saptanmıştır) ve özel süttozu gibi bir besinle beslenmelidir.
Nedeni bulunamayan çocuk egzamalarında ise çocuğun giysilerinde yünlü kumaş kullanmamak, derisi kurumaya yatkınsa çok sık yıkamaktan kaçınmak, enfeksiyonları önlemek için hem kendini hem de çevresinin temizliğine özen göstermek ve özel sabun kullanmak yararlı olur.
Egzama tedavisinde yararlanılabilecek birçok ilaç vardır. Çinko bileşimleri ve kortizonlu deri merhemleri egzamalı yerlere doktor önerisine göre sürülür; ancak bu merhemler deriyi tahriş edeceği için uzun süre kullanılmamalıdırlar. Ayrıca antihistaminik merhemlerle kaşıntıyı azaltmak, üreli merhemlerle derinin su içeriğini artırarak egzamanın deriyi kurutup çatlatmasını önlemek deriyi kurutup çatlatmasını önlemek, astım tedavisinde kullanılan “sodyumkromoglikat” adlı maddeyi içeren ilacın alınmasıyla alerjiyi önlemek olanaklıdır. Egzamalı insanların kaşınmamaları neredeyse olanaksız olduğundan, tırnaklarını kısa, temiz ve bakımlı tutmaları, zararı biraz da olsa azaltır. Egzama hastane tedavisi gerektirecek kadar ağır bir hastalık değildir ama evinde yeterli bakım göremeyecek hastaların hastaneye yatmaları yararlı olabilir.
Egzamalı çocukların yüzde 50’si altı yaşına gelmeden, yüzde 90’i ise ergenliğe ulaştıklarında egzamadan kurtulurlar. Ne var ki, öteki alerjik hastalıklar gibi egzama da, iyileşmesinden yıllar sonra hiç beklenmedik bir zamanda yineleyebilir. Duygusal sorunlar, stress ve sıkıntı egzamanın yinelenmesine neden olabilir. Egzamalıların hastalıklarının fazla önemsenmesi, egzamalı çocuğun üstüne çok düşülmesi, stres yaratarak hastalığı büsbütün ağırlaştırabilmektedir. Günümüzde egzama tam olarak tedavi edilmemekle birlikte, rahatlatılabilmekte ve denetim altına alınabilmektedir.
En iyisi, fazla önemsemeyerek, hastalığın getirebileceği duygusal sıkıntılardan korunmaktır .
Beslenme Unsurları
Çinko
Egzamalı hastalarda genelde çinko düzeyinin düşük olması ve çinkonun esansiyel yağ asitleri metabolizmasının düzgün çalışmasını sağlaması, egzama tedavisinde çinko takviyesinin gerekliliğine işaret eder (linoleik asitlerin gam-ma-linolenik asite dönüştürülmesini sağlayan delta-6-desaturaz enziminin oluşturulması için çinko gereklidir).
Meyan Kökü
Egzamanın tedavisinde bitkisel ilaç kullanımı, içeriden ve dışandan uygulama olmak üzere iki gruba ayrılabilir. Meyan kökünün (Glycyrrhiza glabrd) her iki grup uygulamada da yararlı olduğu görülmektedir. Meyan kökü içeriden kullanıldığında önemli iltihap önleyici ve antiallerjik etkiler yaratabilmektedir. Bu ya-rarlann belki de en güzel örnekleri yakın zamanda yapılan ve meyan kökü içeren bir Çin bitkisel formülünü esas alan çift kör araştırmalarda gözlenmiştir. Formül, meyan kökünün yanı sıra, Ledeboriealla seseloides, Potentina chinensis, Clematis chenisis, Clematis ar-mandi, Rehmania glutinosa, Paeonia lactif-lora, Lophatherum gracile, Dictamnus dasy-carpus, Tribulus terrestris ve Schizonepata tenuiflora içermektedir. Bir grup araştırmacının bu formüle ilgisi, egzamalı bir hastamn Çinli bir doktorun verdiği reçeteye göre hazırladığı dekoksiyonu (bitkisel maddeleri demleme yerine kaynatıp süzerek hazırlanan çay) içtikten sonra olağanüstü bir iyileşme göstermesiyle başlamıştır.
Birçok çift kör araştırma bu yararlan doğrulamıştır. Bir araştırmada, uzun süren ve tedaviye yanıt vermeyen egzamalı kırk yetişkin hastadan rastgele seçilen bir gruba etkili maddeleri içeren dekoksiyon, diğer gruba ise plasebo iki ay süreyle verilmiştir. Dört haftalık bir “arınma” döneminden sonra, gruplar arasında uygulama değiştirilmiştir.
Klinik değerlendirmede, gerçek formülü kullanan hastalarda plasebo verilenlere göre önemli üstünlük saptanmıştır. Ayrıca araştırmayı tamamlayan otuz bir hastadan yirmisi gerçek formülü tercih ederken sadece dört hasta plaseboyu tercih etmiştir. Birçok hasta dekok-siyonun tadının berbatlığından şikayet etse de, hiç bir yan etkiye rastlanmamıştır.
Çocuk hastalarla gerçekleştirilen bir diğer çift kör araştırmada da benzer sonuçlar elde edilmiştir. Olumlu sonuçlar veren bu ön araştırmaları, uygun dozajı ve belki daha farklı sunum şekillerini (örneğin, tadı kötü bulunan dekoksiyon yerine haplar, tabletler, kapsüller vb.) belirlemeye yönelik daha kapsamlı araştırmaların izleyeceğini umarız.
Çin kaynaklı bu bitkisel formülünün etkili olmasında kuşkusuz meyan kökünün rolü büyüktür. Şimdilik, diğer unsurların yararları doğrulanana kadar dozaj düzeyini, “Tedavi Özeti” başlığı altında tavsiye edildiği gibi, açığa çıkan meyan kökü içeriğine göre ayarlamak doğru olur.
Meyan kökünün lokal kullanımına gelince, büyük olasılıkla en iyi sonuçlar saf glisiretinik asit içeren ticari preparatlann kullanılması ile alınır. Bir takım araştırmalar, egzama, temas dermatiti (örn. zehirli sarmaşık), allerjik der-matit ve sedef hastalığı tedavisinde glisiretinik asitin lokal hidrokortizonun etkisine benzer bir etki yarattığmı göstermiştir. Bir araştırmada inatçı egzaması olan on iki hastaya glisiretinik asit içeren bir merhem lokal olarak uygulanmış, hastalardan dokuzu belirgin, ikisi hafif iyileşme göstermiştir. Egzamalı hastalan kapsayan bir başka araştırmada, glisiretinik asit uygulanan hastalann yüzde doksan üçü, kortizon kullanan hastalann ise yüzde seksen üçü iyileşme göstermiştir.
Egzamanın lokal tedavisinde yaygın kullanılan diğer preparatlar sarıpapatya ekstreleri veya hamamelis ekstreleri içeren merhemlerdir. Bu tür preparatlann egzamalı hastalarda iltihabı ve kaşıntıyı azalttığını gösteren sağlam kanıtlar vardır.
Diğer Faktörler
Egzaması olan hipotiroidizm hastalan, muhtemelen bağışıklık sistemlerindeki düzelme sonucu, tiroit tedavisine olumlu tepki verirler. Kaşımak, hem deriyi çatlatıp bakterilerin içeri işlemesine yol açar hem de derinin kalınlaşıp sertleşmesine (likenifi-kasyori) neden olur ve egzamayı kötüleştirir. Glisiretinik asit veya papatya ekstresi içerikli kremler gibi kaşınmayı azaltan faktörler bu nedenle iyileşmeyi hızlandınr ve tekrarını önler.
Duygusal gerilim egzama hastalarında kaşıntıyı körükleyip azdırabilir. Bazı araştırmalara göre, egzama hastalannda anksiyete, düşmanca tutum ve nevroz düzeyi, karşılaştırıldık lan kontrol grubundakilerden daha yüksektir Bu yüzden egzama hastalannın olumlu tutum ve uyum sağlama becerileri edinmesi önemli dir. leyip azdırabilir. Bazı araştırmalara göre, egzama hastalannda anksiyete, düşmanca tutum ve nevroz düzeyi, karşılaştırıldık lan kontrol grubundakilerden daha yüksektir Bu yüzden egzama hastalannın olumlu tutum ve uyum sağlama becerileri edinmesi önemlidir.
Soya ve soya ürünlerinin tüketimindeki artış, prostat kanserinin oluşma riskini azaltır. Bu korumanın büyük kısmı soyanın fıtoöstrojenleri olan, genistein ve daidzein izoflovonoidleri dolayısıyla gerçekleşir.
Östrojen reseptörleri üzerinde rol oynamalarına ek olarak, bu bileşikler
5-alfa-redüktazı da engellerler. Bu hareketin BPH tedavisinde açıkça yararlı etkileri vardır.
Beslenme
Başlıca alerjenleri beslenme programınızdan çıkarın (egzama olgularının yaklaşık yüzde seksen birinin süt, yumurta ve yer fıstığına allerjiden kaynakladığını unutmayın). Hayvansal yiyecekleri azaltın; somon, uskumru, ringa ve halibut gibi yağlı balıkları beslenme programınıza ekleyin.
Besin Destekleri
A vitamini: Günde 5.000 IU
E vitamini (karma tokoferoller): Günde 400 IU
Çinko: Günde 45-60 mg (durum iyileşince 30 mg’a indiriniz)
Flavonoidler (birini seçiniz): Kuersetin: Yemeklerden 20 dakika önce 400 mg
Üzüm çekirdeği ekstresi (%95 prosiyanidolik oligomer içerikli): Günde üç defa 50-100 mg Yeşil çay ekstresi (% 50 polifenol içerikli): Günde üç defa 200 300 mg (NOT: Bunun yerine bol miktarda yeşil çay içilebilir) Ginkgo biloba ekstresi: Günde üç defa80 mg
EPA ve DHA: Günde 540 ve 360 mg (veya günde 1 yemek kaşığı keten tohumu yağı). Üç ayın sonunda herhangi bir yanıt alınmazsa, günde 3.000 mg eşekotu yağı denenebilir.
Tıbbi Bitkiler
Aşağıdakilerden birini seçiniz (önerilen dozajı günde üç defa alınız).
•Meyan kökü (Glycyrrhiza glabra) Toz halinde kök: 1-2 gr Sıvıekstre (1:1): 2-4 ml
Katı (toz halinde) ekstre (4:1): 250-500 mg
•Dulavratotu (Arctium lappa) veya karahindiba (Taraxacum officinale) Kurutulmuş kök: Demleme veya kaynatma (dekoksiyon) çay olarak 2-8 gr Sıvıekstre (1:1): 4-8 ml
Tentür: Son derece yüksek dozaj gerektiğinden, alkol bazlı karahindiba tentür-leri önerilmemektedir. Taze kök suyu: 4- 8 ml (12 çay kaşığı) Toz halinde kök ekstresi (4:1): 250-500 mg
•Coleus forskohlii
% 18 forskolin içerecek şekilde standardize edilmiş: Günde iki veya üç defa 50 mg (9 mg forskolin)
Yan Etkileri : Kullanımı güvenlidir ve hiç bir yan etkiye rastlanmamıştır.