Ürün Bilgisi
YEŞİLEX 007 Ayrıkotlu Bitkisel Karışım
|
Ürün izin belgesini görmek için tıklayın>>
|
 |
|
Yeşilex'in böbrek taşı tedavisinde Yeşilex 007 Ayrıkotlu Bitkisel Karışım bitkisel tedaviye yardımcı olur.
YEŞİLEX 007 Ayrıkotlu Bitkisel Karışım
İdrar artırıcı etki :
idrar yollarında su konsantrasyonunu ( yoğunluğunu ) artırmak böbrek taşlarının suda çözünmesini kolaylaştırmaya yardımcıdır.
Taşlar suda çözünerek bileşenlerine ayrılır ve böylece taşların eritilerek vücuttan atılması sağlamaya yardımcı olur.
yeşilex bu başarıyı büyük oranda içeriğindeki mısırpüskülü,tavşanmemesi kökü ve ayrık otuna borçludur
Ayrıca idrarda su konsantrasyonunu artışı, taş oluşumuna neden olan bileşenlerin birikimini önler ve böylece taş oluşumuna engel olmasına yardımcıdır.
İdrar kanallarını gevşetici etki:
Yeşilex idrar kanallarının gevşemesini sağlayarak taşın kolayca,ağrısız bir şekilde vücuttan atılımını sağlamaya yardımcıdır.
Böylece böbrek taşlarından kaynaklanan şiddetli ağrıyı ortadan kaldırmaya yardımcıdır.
yeşilex içeriğindeki idrar kanallarını gevşeterek taşın kolayca vücuttan atılımını sağlayan en etkili bileşen atkuyruğu bitkisidir .
Kullanım şekli :
Sabah, öğle akşam aç karnına 2’ şer kapsül alınması önerilmektedir.
İçindekiler :
Ayrıkotu:Böbrek ve mesanede meydana gelen taşların düşürülmesinde etkili bir tıbbi bitkidir.Ayrıca idrar yolları iltihaplarının giderilmesinde faydalıdır.Köklerinde tricitin, uçucu yağ, müsilaj ve potasyum bulunur.Ağrı kesici özelliği de vardır.
Mısır Püskülü:Dahilen idrar yolları ve safra yolları hastalıklarında faydalıdır.İdrar sökücü, taş düşürücü, bağırsakları yumuşatıcı, idrar yollarındaki taşları düşürmede, böbrek ve mesane iltihabında gut ve romatizmada çok faydalıdır.
Kiraz Meyve Sapı :Bitkiler dünyasında C vitamini açısından en zengin bitkidir.100 gr kuşburnunda 1 sandık portakala eş değerde C vitamini bulunur.Ayrıca B2, K, P ve provitamin A’yı da bolca ihtiva etmektedir.Yüksek miktardaki şeker ve protein ihtivasıyla kilo almaya yardımcıdır.
Funda:Prostat büyümesinde, göz hastalıklarında, böbrek üstü bezi hastalığında, idrar yolları dezenfektanı, idrar yolları iltihabında, böbrek iltihabında, mesane ve böbrek taşlarının düşürülmesinde etkili bir tıbbi bitkidir.
Yakıotu: İshal kesici, iltihap giderici, idrar söktürücü ve vücuttaki zehirleri dışarıya atıcı etkileri vardır.Prostat şişliğinde, prostat iltihabında, prostat ve mesane kanserinde, böbrek ve mesane rahatsızlığında prostat ameliyatı sonrası meydana gelen yanma ve diğer şikayetlerde faydalıdır.
Tavşan Memesi: Basurda, menopozda,ödemde,bacak ödeminde, varis, flebit, sarılık, toplar damar yangısı, taş ve kum dökücü, iştah açıcı, idrar artırıcı, ateş düşürücü ve terletici olarak kullanılır.
At Kuyruğu : Saponin, %60-70 silistik asit, potasyum tuzları, tanen ve az miktarda alkaloitler içerir.Mesane ve böbrek rahatsızlıklarında, taş ve kum oluşumu durumlarında yeri doldurlamaz şifalı bir tıbii bitkidir.çok önemli bir böbrek ilacıdır.
Altınotu : Tıbbi müdahalelerde çok kullanılan bir bitkidir.Bir çok hastalıkta tedaviye yardımcı olarak kullanılır.Böbrek taşlarını eritici etkisi vardır.
Yan etkileri :
Kullanımı güvenlidir. Hamile Bayanların Kullanmaması önerilir..
Uyarılar :
Hamile ve emzirme döneminde olan bayanların kullanması tavsiye edilmez.
Serin ve Çocuklarınların ulaşamayacağı yerlerde muhafaza edidiniz.
Ürünümüz ilaç değil bitkisel gıda takviyesidir.
Uzman Tavsiyesi :
Böbrek Taşı Şikayeti Olanlar DİKKAT !!!
Kalsiyum, oksalat, ürik asit gibi maddeler idrar içerisinde normalde beklenenden daha yüksek yoğunlukta bulunursa böbrek taşı oluşur. Bu maddeler kristaller halinde böbrekte çökebilir ve zaman içersinde büyüyerek böbrek taşını meydana getirir.
Böbrek taşı genetik bir hastalıktır, çevresel faktörler, fazla karbonhidrat ve protein alımı, geçirilen enfeksiyonlar taş oluşumunu arttırıyor.
Ailesinde böbrek taşı olanlar veya daha önce taş düşüren kişiler mutlaka altı ayda bir hekime muayene olmalı ve koruyucu önlemler almalı, böbrekte taş oluşmuşsa mutlaka tedavi edilmeli ihmal edilirse böbreğin kaybı söz konusu olabilir.
NOT :
>Koruyucu önlemlerin başında günde mutlaka 2,5 lt sıvı tüketilmesi gelmektedir.
>Maden suyu ve soda gibi ürünlerden mümkün olduğunca uzak durulmalıdır.
--------------------------------------------------------------------------------
Böbrek Taşı
>Genelde belirtiler taşların yerinden oynamasıyla ortaya çıkar
>Aralıklarla böbrekten veya böğürden başlayıp yayılan yoğun sancı
>Bulantı, kusma ve karmda şişkinlik
>Enfeksiyon varsa, titreme, ateş ve sık idrara çıkma
>Ultrasonla teşhis
İdrar yollarında taş oluşumu binlerce yıldır bilinmektedir, fakat geçtiğimiz yıllar içinde hastalığın biçimi ve sıklığı değişmiştir. Geçmişte taş oluşumu neredeyse yalnızca idrar kesesinde görülürdü; günümüzde ise taşların çoğu böbreklerde oluşmaktadır. Taş sıklığı çarpıcı bir şekilde artmıştır. Günümüzde Dünya da yaşayan erkeklerin yüzde onunun yaşamlarının en az bir döneminde böbrek taşlan sorunuyla karşılaşacağı düşünülmektedir. Böbrek taşlarının yıllık görülme sıklığının, toplam nüfusun yüzde 0,1- 6,0 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Dünya da hastaneye yatırılan her bin kişiden biri, böbrek taşları nedeniyle yatırılmaktadır. Bu sıklık, Batı tipi diyetle bağdaştırılan kalp hastalığı, yüksek tansiyon ve diyabet gibi diğer hastalıkların sıklığındaki artışa paralel olarak sürekli artmaktadır.
Dünya da böbrek taşları genellikle kalsiyum tuzları (yüzde yetmiş beş ila seksen beş), ürik asit (yüzde beş ila sekiz) veya strüvit (kalsiyum içermeyen kristaller, yüzde on ila on beş) yapılıdır. Sıklık, bölgeden bölgeye çevre etkenleri, beslenme tarzı ve içme suyunun yapısındaki farklılıkları yansıtacak şekilde değişiklik gösterir. Erkekler kadınlara oranla daha fazla etkilenmektedir ve hastaların çoğu otuz yaşın üzerindedir.
Kristal oluşumunu engelleyen salgılar ve pH denetimi sayesinde, insan idranndaki bileşenler normal koşullarda çözelti halinde kalır.
Bununla birlikte, taş bileşenlerinde bir artma veya koruyucu etkenlerde bir azalma olduğunda, böbrek taşlan oluşur. Böbrek taşlanna yol açan birtakım metabolizma hastalıklan vardır; hiperparatiroidizm, sistinüri (idrarda sistin düzeylerinin artması), D vitamini fazlalığı, süt-al-kali sendromu (antiasitlerin aşın kullanılması), yıkıcı kemik hastalıklan, oksalüri (idrarda ok-salik asidin artması), Cushing sendromu ve sarkoidoz (sarkoid birikimi ile tanımlanan siste-mik bir hastalık) bunlar arasındadır.
Teşhis
Uygun tedaviyi belirlemek için taşın türünü teşhis etmek kritik bir öneme sahiptir. Kimyasal analiz için taşın bir örneği elde edilemiyorsa, birtakım kriterlerin (beslenme; altında yatan metabolizma veya hastalık etkenleri; kan serumunda ve idrarda kalsiyum, ürik asit, kre-atinin ve elektrolit düzeyleri; idrar tahlili ve idrar kültürü) dikkatli değerlendirilmesi sonucunda genellikle taşın yapısı belirlenebilir.
Taş oluşumuna elverişli koşullar iki gruba ayrılabilir:
1. Taş kristaloitlerinin yoğunluğunu artıran etkenler
2. Normal idrar yoğunluğu içinde taş oluşumuna neden olan etkenler
Birinci grupta, idrar hacminin azalması (dehid-rasyon) ve taş bileşenlerinin atılmasında artış yer alır. İkinci grup etkenler, idrar akışının durması (idrar kanalında tıkanma yani üriner staz), pH değişiklikleri, yabancı maddeler ve taş öğelerini eritebilen maddelerde azalmayı kapsar.
Tedavi
Zengin toplumlarda kalsiyum içeren taşlara sık rastlanması doğrudan şu beslenme biçimlerine bağlıdır: düşük lifli beslenme, fazla rafine edilmiş karbonhidratlar ve fazla miktarda alkol tüketimi, çok miktarda hayvansal proteinler ve yüksek yağ alımı ve çok miktarda kalsiyumu yüksek, magnezyumu düşük ve D vitamini ile zenginleştirilmiş süt ürünleri tüketilmesi.Çoğu taşların “nedeni bilinmeyen” (idiyopatik) diye sınıflandırılması, taş oluşumuna yol açan beslenme etkenleri konusundaki cehaletin bir yansımasıdır. Böbrek taşı olgularındaki artışa nedeni, hiç kuşkusuz, bu beslenme etkenlerinin birikimli etkisidir.
Grup olarak, vejetaryenlerde taş oluşma riski düşüktür. Araştırmalar, et yiyenler arasında bile, fazla miktarda meyve ve sebze yiyenlerde böbrek taşı olgularına daha seyrek rastlandığını ortaya koymuştur.Kepek takviye ve beyaz ekmekten tam buğday ekmeğine geçiş gibi basit bir değişiklik, idrarda kalsiyum düzeylerinin azalmasına yol açmıştır.
Kilo Denetimi ve Şeker Alımı
Fazla kilolar ve insülin duyarsızlığı idrarda kalsiyum atılımını artırdığı ve Ufr oluşumu açısından risk etkeni oluşturduğa için, kilo denetimi ve karbonhidrat metabotoması sorunlarının çözümlenmesi önemlidir. Şeker alımının ardından idrarda kalsiyum düzeyleri yükseldiğinden, yüksek şeker içerikli bir yemek özellikle sorun yaratır. Sükroz ve diğer basit şekerlerin yenmesi, yineleyen böbrek taşı sorunu olan kişilerin yaklaşık yüzde yetmişinde, idrarda kalsiyum oksalat miktarının abartılı bir şekilde artmasına neden olmuştur.Yineleyen böbrek taşı sorunu olan kişilerin şekerden uzak durması gerektiği açıktır.
Magnezyum ve B6 Vitamini
Sıçanlarda böbrek taşı oluşmasını sağlamanın en kestirme yollarından biri magnezyumu eksik bir diyet uygulamaktır.Magnezyumun kalsiyum oksalatın eriyebilirliğini artırdığı ve hem kalsiyum fosfat hem kalsiyum oksalat taş oluşumunu önlediği saptanmıştır.İdrarda magnezyumun kalsiyuma oranının düşük olması taş oluşumu için bağımsız bir risk faktörüdür ve tek başına magnezyum takviyesinin böbrek taşı yinelemelerini önlediği saptanmıştır.Bununla birlikte, B6 vitamini ile bir arada kullanıldığında daha büyük etki sağlamıştır.
Yineleyen oksalat taşlan olan hastaların birçoğunda B6 vitamini eksikliğine ilişkin laboratuvar işaretleri saptanmıştır. Magnezyum gibi B6 vitamini eksikliği de böbrek taşlarına yol açar. B6 vitamininin, oksalatların üretilmesini ve idrarda atılmasını azalttığı bilinmektedir. Böbrek taşı yinelemelerini önlemede beslenme programının B6 vitamini ile
desteklenmesi önemlidir.
Glutamik Asit
İdrarda glutamik asit yoğunluğunun artması, kalsiyum oksalatın eriyikte devreden çıkmasına neden olduğundan, glutamik asit düzeylerinin (B6 vitamini eksikliği veya diğer nedenlerle) düşük olması böbrek taşı oluşumunda önemlidir. Glutamik asit takviyesi sıçanlarda böbrek taşı olgulannı önemli ölçüde azaltmaktadır ve aynı etkiyi insanlarda da gösterebilir.Bununla birlikte, B6 vitamini yeterli düzeylere ulaşmışsa glutamik asit takviyesine gerek kalmayabilir.
Kalsiyum
Hekimlerin pek çoğu hastalarına kalsiyum takviyesinden uzak durmalarını söyler; çünkü kalsiyumun sınırlandırılması gerçekte oksalat emilimini güçlendirir. Yani, kalsiyum alımı sınırlandırılınca oksalat emilimi artar ve kalsiyum oksalat taşlan yine de oluşur. Ayrıca yakın zamanlarda yapılan bir araştırma kalsiyum takviyesinin aslında oksalat atılmasını azalttığını ortaya koymuştur.
Araştırmada, kalsiyum takviyesinden ve oksalik asit verilmesinden sonra idrarla atılan oksalat ölçülmüştür. Kalsiyum, kalsiyum karbonat veya kalsiyum sitrat malat şeklinde. 300mg kalsiyum dozunda verilmiştir. Başlangıçtaki değerlendirmelerle karşılaştırıldığında, kalsiyum takviyesi, oksalat emilimini ve atılmasını önemli ölçüde azaltmıştır; bu da günlük (300 ila 1.000 mg) kalsiyum takviyesinin, kalsiyum oksalat böbrek taşlarına karşı etkili bir önlem olabileceğine işaret etmektedir.
Sitrat
Sitrik asidin (sitrat) idrarda kalsiyum oksalat ve kalsiyum fosfat doygunluğunu azaltma ve kalsiyum tuzlarının çekirdeklenmesini ve kristalleşmesini geciktirme yeteneği vardır. Klinik araştırmalarda, yineleyen kalsiyum oksalat taşlan tedavisinde potasyum veya sodyum sitrat kullanılmasının oldukça etkili olduğu ve hastaların yaklaşık yüzde doksanında taş oluşumunu durdurduğu saptanmıştır.Örneğin bir araştırmada, yineleyen taş oluşumu sorunu olan
hastalarda potasyum sitrat takviyesi taş oluşumunu yıllık 0,70’ten 0,13’e düşürmüştür.Bununla birlikte, potasyum veya sodyum sitrat yerine magnezyum sitrat kullanılmasının en fazla yaran sağlayacağı anlaşılmaktadır.
K Vitamini
K vitamini böbrek taşı oluşumunu engelleyen güçlü bir molekülün yapımı için gereklidir.Vejetaryenlerde böbrek taşı olgulanna daha az rastlanmasının nedeni, yeşil yapraklı sebzelerde K vitamini bulunması olabilir.
Ürik Asit Metabolizması
Besinlerle alınan pürin düzeyi idrarla atılan ürik asit miktan ile doğrudan bağlantılıdır.Ürik asidin pürin içeriği, yineleyen kalsiyum oksalat taşlara neden olan bir etken olduğundan, bu gerçek önemlidir. Pürin düzeyi yüksek besinler tümüyle denmelidir. Sakatat, kabuklu deniz ürünleri, maya (bira mayası ve ekmek mayası), ringa, sardalye, uskumru ve
hamsi bu besinler arasındadır. Orta düzeyde protein içeren besinler de azaltılmalıdır. Bu grupta, kuru baklagiller, ıspanak, kuşkonmaz,balık, tavuk ve mantar sayılabilir.
Böbrek Taşı Bitkisel Tedavi
Aloe Vera ve Sinameki
Sinameki ve Aloe vera gibi bitkilerden yalıtılan, antrakinonlar olarak bilinen bileşikler, salaksatif (ishal yapıcı) dozun altında ağız yolun kullanıldığında kalsiyuma bağlanır ve idrarda kristallerin büyümesini önemli ölçüde azaltır. Tavsiyemiz, Aloe vera veya sinamekiyi, laksatif bir etki yapabileceği düzeyin hemen altında kullanmanızdır.
Yaban mersini (Vaccinium maerocarpon)
Yaban mersini suyu içilmesinin, yineleyeıböbrek taşı sorunu olan hastaların idrarındaki iyonlaşmış kalsiyum miktarını yüzde ellinin üzerinde azalttığı saptandığından, yaban mersini suyu veya özütleri yararlı olabilir.İdranâı yüksek kalsiyum düzeylerinin böbrek taşı abusumu riskini artırması nedeniyle yaban mersini suyu önemli bir yarar sağlayabilir. Piyasadaki yaban mersini suyu ürünlerinin çoğuna yüklü miktarda şeker konulduğundan şifalı bitki pratisyenleri ve hekimler yaban mersininin hap biçiminde alınmasını önermektedirler. Yüksek riskli kişilerde böbrek taşlarını önlemek için 450 ml yaban mersini suyuna eşdeğer miktarda alınmalıdır.
Khella (Ammi visnaga)
1930’lu yıllarda yapılmış bir tıbbi araştırma,khella’nın idrar yolunu gevşeterek taşın geçmesine olanak sağlamada olağanüstü etkili olduğunu ortaya koymuştur.Bu eylem, idrar yolu üzerinde gevşetici etki yapmasından kaynaklanmaktadır. Benzer bileşikler içermesi nedeniyle gravel root (Ruta graveolens) da böbrek taşlan tedavisinde kullanılmıştır.
Diğer Hususlar
Birçok ağır metal (cıva, altın, uranyum ve kadmiyum) böbrekler için toksik olduğundan, saçta mineral analizi bir değer ifade edebilir. Özellikle kadmiyumun böbrek taşı olgularını büyük ölçüde artırdığı ortaya konulmuştur. Bakırcılarla ilgili yapılan ileriye dönük bir araştırmada, kan serumunda kadmiyum düzeylerinin yükselmesiyle bağdaşır biçimde, yüzde kırk böbrek taşları olgusu saptanmıştır.
Tıp literatüründe, kalsiyum oksalat böbrek taşlarının oluşumunda potansiyel bir etken olarak C vitamininin adı geçmektedir. Bununla birlikte, günümüzde çok sayıda araştırma, hemoliz, yineleyen böbrek taşı, şiddetli böbrek hastalığı ya da gut sorunu olmayan kişilerde yüksek dozda C vitamini terapisinin böbrek taşlarına neden olmayacağını ortaya koymuştur. Günde 10 grama kadar C vitamini verilmesinin idrardaki oksalat düzeylerine herhangi
bir etkisi olmamıştır.
Bir diğer beslenme tavsiyesi, tuz (sodyum klorür) tüketimini azaltmaktır. Normal yetişkinlerde besinlerle alınan sodyum miktarında her 100 mmol. (2.300 mg) artışa karşılık idrarda atılan kalsiyum miktarı yaklaşık 1 mmol. (40 mg) artmaktadır. Böbrek taşları oluşma eğiliminde olan kişilerde tuz alımının artması idrardaki kalsiyum miktarını daha da fazla artırmaktadır.
Yan Etkileri : Kullanımı güvenlidir ve hiç bir yan etkiye rastlanmamıştır.