Alışveriş Sepeti
Okuduğunuz makale ile ilgili aklınıza takılan sorular için uzman kadromuz hizmetinizde.

Sorunuzu sorun, uzman kadromuz sorunuzun cevabını hemen e-posta adresinize göndersin.
Uzmana Sor
Türklerin Anadolu’ya Girişi ve Selçuklular
Konu ile ilgili uzmanımıza soru sormak için tıklayın
Türklerin Anadolu’ya Girişi ve Selçuklular
Türklerin Anadolu‘ya Girişi ve Selçuklular :

Türklerin Anadolu'ya adım attıklarında ilk karşılaştıkları manzara, her tarafa dağılmış yıkık hamam enkazları olmuştur. Başkent Constantinopolis 'Istanbul' yakınlarında, Bursa ve Yalova'da ayakta kalabilmiş birkaç kaplıca vardı ki, onlar da Bizans sarayına hizmet verebilmek amacıyla sağlam bırakılmıştı. O yıllarda, Anadolu'daki hamam enkazları üzerinde tipik Selçuklu mimarisinin hemen yükselmeye başladığı görülür. Roma ve Bizanslıların aksine, halka açık tutulan bir termalizm anlayışı ilk kez Türkler tarafından geliştirilmiş ve

'Sosyal termalizm' denilen bu kavram ilk kez Selçuklular tarafından yaygınlaştırılmıştır. Sosyal termalizmi, Türklerin müslüman olmalarına bağlayanlar olmuştur. Elbette ki bunun kabul edilebilecek yönleri vardır. Ancak, Araplar da müslüman olmalarına, hatta fetihler yoluyla Ispanya içlerine kadar gitmelerine rağmen, ne halka açık tesisler kurmuşlar, ne de normal suyla çalışan hamam inşasına girişmişlerdir. Bundan da şu sonucu çıkarmak mümkündür: Türklerin bu gibi konulara eğilimi müslüman olmalarından önce de vardı ve sosyal devlet anlayışında yer alması gereken kavramlar Türk toplumunda çoktan yerine oturmuştu. Bugün, tüm dünyada ün kazanmış bir

Türk hamamı varken, ayrıca Fin hamamı, Japon hamamı ya da Roma hamamlarından söz edilirken, dünyanın dört bir köşesine yayılmış İslam medeniyeti şemsiyesi altında bir Arap hamamının bulunmayışı bu görüşü destekler mahiyettedir. Genellikle akarsu başlarına konan ve oralara yerleşen Türkler, İslam dininin temizlik ve hastalara şifa aranmasıyla. ilgili emirlerini, kendi örf ve adetleriyle yoğurarak bünyelerine uydurmuşlar ve kendilerine has bir kültürün yeşermesine ön ayak olmuşlardır. Arapların toprakla abdest alma 'Teyemmüm' adetlerinden. suyu az kuyulardan ve akıntısız su birikintilerinden, batının leğen içinde yıkanma ve temizlenme yöntemlerinden çok farklı olarak, gürül gürül akan şadırvanlar ve çeşmeler inşa ederek, birer mimari şaheser sayılan ve

Avrupa'nın hayranlığını kazanan Türk hamamlarını devreye sokarak dünyaya ün salmışlardır. Gerçekten; sürekli akarsulu ve kurnalı hamamlar, Türklerin suya ve temizliğe olan düşkünlüklerinin sonucu oluşan çok önemli bir buluştur. Selçuklu döneminde, yüz binlerle gerçekleştirilen Haçlı seferleri sırasında yenilgiden kaçıp ülkelerine dönebilen şanslı kişiler, Türklerin temizliğe ve yıkanmaya verdikleri önemi üzerine basa anlatmışlardır. Işte, "Türklerin çelik gibi kuvvetli, sağlıklı ve yenilmez kudret sahibi olduklarını" söyledikleri bu dönem, Selçukluların Anadolu'ya ayak basar basmaz giriştikleri, Roma ve Bizanslılardan kalma enkazları işleyip büyük bir özenle yeniden işler duruma getirme ve halkın hizmetine sunma çalışmalarını hızla yürüttükleri zamana denk gelir.

Araştırmacı Turing, 'Şarkta Yıkanma Bilgisi' adlı kitabında, Selçuklu dönemindeki kaplıca anlayışı hakkında şunları yazmıştır: "Romalılar, Banyo bilgisini Tiler Nehri kıyılarından gittikleri her yere götürüp yaydılar. Fakat barbar Cermenler, buraları istila ettiklerinde bütün bu eserleri yok ettiler. Aynı istilayı yapan Selçuklular ise, girdikleri yerlerde bu müesseseleri muhafazaya olağanüstü bir gayret ve itina göstermişlerdir!" Turing‘in bu saptaması, aynı anlayışın bir kalıtım özelliği tarzında Osmanlı Trükleri‘ne de intikal ettiğini bize göstermektedir

En Çok Bu Yazılar Okunuyor
Sizin İçin En Son Bunları Yazdık
Yorumlar Konuya Yorum Yapın

Konu ile ilgili düşüncelerinizi paylaşın.

Türklerin

Anadolu’ya

Girişi

ve

Selçuklular